Zaman doğarken


Galeri Nev, 2018 yılının sonunda, Nejad Devrim’e ait bulunabilen tüm bilgi, belge ve fotoğrafları derlediği bir sergi gerçekleştirdi: Nejad’ın En Büyük Erdemi Nejad Olmasıdır. Bu sergiden hareketle, sanatçının Polonya yıllarına ve bu ülkeyle olan ilişkisine, 2015 yılında Polonya’nın Nowy Sącz kentindeki Muzeum Okregowe’de düzenlenen Nejad Devrim sergisi vesilesiyle kaleme alınan bu yazıyla ışık tutuyoruz

2872 kelime

Nejad Devrim, Chateau de Chambord, Symetrie Française, 1954, Tuval üzerine yağlıboya, 162 x 96 cm, Galeri Nev’in izniyle

1923 Temmuz’unun güneşli bir gününde, adı daha sonra Nejad konacak oğlan çocuğu, çığlıklar atarak dünyaya gözlerini açtığında, kimse onun hayatının neredeyse üçte birini Polonya’da geçireceğini tahmin edemezdi. O zamanlar, Polonya yüz elli yıllık bir parçalanma sürecinden yavaş yavaş uyanıyor, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da “yeni” bir ülke haline geliyordu. Dönemin dostane Polonya-Türkiye ilişkilerine rağmen, Türkiye’de az sayıda insan Polonya hakkında bilgi sahibiydi. Türkiye için de yeni bir dönemin başlangıcıydı. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun devamı olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin, uluslararası planda tanınmasına yol açtı. 1923 yılında, yeni doğan bu çocuğun ailesi huzurlu ve müreffeh bir hayat sürüyordu. Aile 11. yüzyıla kadar izi sürülebilen, Şirin Devrim’in kendi sözleriyle “mümtaz bir şehir olan İstanbul’un imtiyazlı bir sınıfına” aitti. Nejad’ın sıklıkla ziyaret edip, yazlarını geçirdiği Büyükada’daki büyükbabasının evi birbirinden güzel mobilyalar, resimler, halılar, kilimler, semaverler ve sofra takımlarıyla donatılmıştı. Ev âdeta geçmiş zamanlardan kalma bir kaleydi. Evde çalışan bir kahya, hizmetkârlar, yabancı dadılar ve siyahi bir hadımla, örf ve âdetlerine bağlı bir aileydi.

Nejad’ın babası İzzet Melih Devrim (1887-1966) Paris’te hukuk okumuş, Fransız edebiyatına âşık bir çevirmen ve yazardı. Geçimini büyük firmalarla iş yaparak sağlıyordu. Annesi Fahrünnisa, Sultan Reşad zamanında İstanbul’da kadınlar için açılan bir sanat okulundan mezundu. Nejad hoşlanmasa da, yakın ailesi, teyzeleri, amcaları ve anne-babasının yüksek zümreden arkadaşlarının uğrak yeri olan evlerindeki sohbetler, konu edilen ilgi alanları ve dünya görüşü kişiliğine yön veren önemli etkenler olacaktı.

Nejad Devrim, Otoportre, 1949, Kağıt üzerine guaj, 32 x 24 cm, Galeri Nev’in izniyle

Nejad lise mezuniyetinin ardından, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Burada, Paul Cézanne’dan etkilenmiş akademik bir ressam olan Léopold Lévy’nin asistanı olur; Lévy Türkiye’ye 1936’da, gelmiş ve eskinin yıkıntıları üzerinde yeni Türk sanatını inşa etmek göreviyle Akademi’nin başına geçmiştir. Nejad, 1946’da, eğitimini henüz tamamlamadan ve ailesinin onayını almadan Akademi’yi bırakır, bir gemiye atlar ve Paris’e gider. Montparnasse’de bir stüdyo kiralar; grup sergilerine katılır, özellikle de Galerie Allard’da açtığı solo sergi ile hızlıca sanat camiasına girer. Bu sergi, Türkiye’den bir sanatçının Paris’te açtığı ilk kişisel sergidir. Harvard’lı Bizans ve Eski Mısır uzmanı Thomas Whittemore aracılığıyla, Gertrude Stein’ın hayat arkadaşı Alice Babette Toklas ile tanışır ve çok geçmeden onun himayesine girer. Alice sık sık Nejad’ı stüdyosunda ziyaret eder ve onu zamanın avangardlarıyla tanıştırır: Picasso, Sonia Delaunay, Madame Kandinsky, Roger Bissière, Serge Poliako, Paul Éluard, Tristan Tzara, Amerikalı besteci ve eleştirmen Virgil Thomson ve şair, yazar, sanat tarihçi, grafiker, mücellit, eleştirmen ve film yönetmeni Georges Hugnet. Alice hayatının sonuna kadar Nejad’ın hamisi ve dostu olarak kalır. Nejad ise Alice’ye hayrandır ve mektuplarını bir kutsal emanet gibi saklar.

Nejad, bir süre Montparnasse’de yaşadıktan sonra Cité Falguière’de bir atölye kiralar ve Paris’in elit sanat hayatının içine hepten dalar.

Nejad Devrim, Semerkand, Haziran 1960, Kağıt üzerine kara kalem, 30 x 40 cm, Galeri Nev’in izniyle

Polonya, Polonya...

Nejad’ın Polonya hikâyesi Paris’te, Alice B. Toklas ile tanışmasıyla başlamaktadır. Alice’in kökleri Polonya’dadır. Amerikalı bir öncü olan annesinin babası Polonyalıdır. 1863 Polonya Ocak Ayaklanması gazisi vatanperver babası Ferdinand Toklas da Polonyalıdır. Aynı yıllarda Nejad müstakbel Polonyalı eşi Maria Tarlowska ile de tanışır. Maria,1944 Varşova Ayaklanmasında irtibat subayı ve hemşire olarak görev yaparken ciddi şekilde yara almıştır. Savaştan sonra elindeki problem devam etmektedir ve tekrar ameliyat olması gerekir. Ancak ameliyat Polonya’da yapılamayacak kadar karmaşıktır ve doktor yurtdışında tedavi olmasını önerir. O da babasıyla beraber Fransa’ya gelir. Ameliyattan sonra Maria ve babası Polonya’ya dönmeme kararı alırlar. Babası Amerika Birleşik Devletlerine göç edecek, Maria ise okulunu Paris’teki Institut d’Etudes Politiques’te bitirecektir.

Maria ve Nejad karşılaştıktan altı yıl sonra, 28 Aralık 1952’de, Maria hâlâ öğrenciyken evlenirler. Törende baş nedime olarak Alice B. Toklas ve sanat eleştirmeni Jacques Lassaigne de vardır. Evlendikten sonra Maria, Cité Falguière’deki atölyeye taşınır. 12 Ekim 1955’te Nejad ve Maria’nın kızları Véronique dünyaya gelir.

Nejad Devrim, Maria Devrim’in portresi, 1952-55, Tuval üzerine yağlıboya, 73 x 60 cm, Galeri Nev’in izniyle

İlk defa Polonya

Nejad 1959’da Varşova’ya geldiğinde tanınmış bir sanatçıdır. Tristan Tzara’nın Le Temps Naissant ve Paul Éluard’ın Sens de tous les Instants kitaplarını desenlemiştir. Birçok Avrupa şehrinde ve New York’ta solo sergiler gerçekleştirmiş, Brüksel’de büyük bir retrospektifi açılmıştır. Nejad zamanının öne çıkan çoğu sanatçısını bizzat tanır. Sanat eleştirmenleri Jacques Lassaigne, Claude Roger Marx ve Charles Estienne’den coşkulu eleştiriler alır ve Michelle Sauphore’un Dictionary of Abstract Painting’inde (Soyut Resim Sözlüğü) yer alır. Gerçek bir dünya vatandaşıdır. Bütün bu başarılarına rağmen, 1960’ların sonu Nejad için zor bir dönem olur. Mali sorunları vardır ve Maria ile derin anlaşmazlıklar yaşarlar. Muhtemelen bu sebeplerle mekân değiştirmeye karar verirler. Her daim sosyalist eğilimleri olan Nejad, Polonya çağdaş sanatına ilgili duymaktadır ve Maria da memleketini özlemiştir. Maria’nın aile bağlantıları sayesinde hayatlarını Polonya’da planlamak zor olmayacaktır, ancak Maria Fransa’ya geldikten sonra Polonya vatandaşlığından çıkarıldığı için, başta vize almaları çok kolay olmaz. Nihayet Maria’nın Nejad ile evlendikten sonra Türk vatandaşlığı da almış olması sayesinde Polonya’da bir yıllık kalma izni edinirler.

O zamanlar Polonya II. Dünya Savaşı sonrası Bierut döneminden yavaş yavaş ayağa kalkan zayıflamış, gri, komünist bir ülkedir (1948-1956). Savaş sırasında Polonya topraklarının neredeyse yüzde kırkı zarar görmüş ve bu ülkeyi Avrupa’nın en yoksul yeri haline getirmiştir. Bir Sovyet uydu devletidir ve “halkın demokrasisi” adı verilen bir sistemle idare edilmektedir. SSCB tarafından kontrol edilen ve hiçbir direnişe müsamaha göstermeyen Polonya Birleşik İşçi Partisi yönetimdedir. Sovyet ordusu sadakati sağlamak amacıyla birçok Polonya kentinde askeri üsler kurmuştur. Her türlü muhalefet tutuklama, işkence ve gözaltıyla karşılık bulmaktadır. Medya, edebiyat, televizyon, sinema ve tiyatrolar ağır sansür altındadır. Özel sektördeki şirketler çoğunlukla tasfiye edilmekte ve sayıları en aza indirgenmektedir. Serbest pazar yoktur; endüstri, merkezi olarak planlanmış bir ekonominin kurallarını kabul etmek zorundadır. Tarım ise oldukça ilkel koşullarda yapılmakta ve çok yavaş ilerleme kaydetmektedir. Sokaklarda at arabalarını görmek şaşırtıcı değildir.

Nejad Devrim, Otoportre, 1950-55, Tuval üzerine yağlıboya, 46 x 38 cm, Galeri Nev’in izniyle

Nejad’ın Polonya’ya geldiği 1959 yılında, sertlik yanlısı Stalinciler görevden alınmış, Polonyalılar daha geniş entelektüel ve dini özgürlüklere sahip olmuştur. Ancak zaman kötüdür. İnsanlar umutsuz ve mutsuzdur. Pasaport almak, seyahat etmek oldukça güçtür. Dükkânlarda yalnızca birkaç ürün bulunur ve insanlar zaten az olanı satın alabilmek için uzun kuyruklarda beklemek durumundadır. Maaşlar karın doyurmamaktadır. Ancak Demir Perdenin ötesinden gelen bir ziyaretçi için yaşam koşulları yine de idare edilebilir düzeydedir; parayı kara borsada bozdurmak koşuluyla, birkaç dolarla bir ay boyunca yaşanabilmektedir. Nejad ve Maria için durum tam da böyledir. Nejad Polonyalı avangard sanatçılarla ve sanat tarihçileriyle hemen tanışır ve eşinin bağlantılarının da sayesinde eserlerini Polonya’da sergiler. İlk sergisi 1960 yılında Polonyalı Sanatçılar ve Tasarımcılar Birliği Galerisi’nde açılır. Sergi, Varşova Üniversitesi sanat tarihi profesörü Juliusz Starzyński ile Polonyalı heykeltıraş ve Krakow Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör Xawery Dunikowski tarafından düzenlenmiştir. Starzyński, serginin katalog metnini de yazmıştır. Nejad burada daha ziyade 1950’lerin ortalarında ve sonunda ürettiği elli adet eserini sergiler. Starzyński, Nejad’ın bir ülkenin çok renkli ve aydınlık atmosferini gözlemleme, sentezleme ve kendine özgü bir görsel iklim yaratma yeteneğini fark etmiştir. Nejad Varşova’da müzikle içsel bağlarını gösteren Suites adlı erken dönem işlerinin bir devamı olarak, Chopin’e ve o zamanlar popüler olan bir dansa göndermeyle Polonaise başlıklı resimlerine başlar. Bu resimler, Polonya kırsalı ve renklerinin atmosferini ve görsel karakterini niteleyen renkli izlenimlerdir. Nejad kısa süre sonra çağdaş sanat konusunda uzman olan Helena Blum ile yakın dost olur ve onun vasıtasıyla birçok Polonyalı sanatçıyla tanışır. Anlattığı hikâyeler ve politik engeller yüzünden uzak kaldıkları uluslararası sanat dünyasından verdiği haberler dolayısıyla herkes Nejad’la sohbet etmeyi ister. Sanatçı dostları onu içtenlikle bağırlarına basar, evlerinde, atölyelerinde ağırlar. Maria, Polonya’da geçirdikleri o yılı hayatının en güzel yılı olarak anımsar. Çift Varşova’da bir ev kiralar, birbirinden ilginç insanlarla tanışır, konserlere gider ve sık sık seyahat eder. Nejad’la Maria’nın ilişkisi düzelmiştir.

Nejad Polonya’dan sonra Moskova ve Orta Asya’yı ziyaret eder ve resimleri için yeni ilhamlar edinir. Aynı sıralarda Polonya’yı da yeniden gezer, Tatra Dağları’nda ve Vistula Nehri civarındaki düzlüklerde dolaşır. Neredeyse gördüğü her şeyi çizmekte, daha sonra bunları resme dönüştürmektedir. Nejad 1961’de Paris’e döndükten sonra, ona ikinci bir karısı olup olmadığını sorduğunda, Alice Toklas’a şöyle yazar: “Varşova ve Polonya’ya gittiğimizden beri her şey yolunda. İnsanlar kendi ülkelerinde ya daha farklılar ya da yeniden kendileri oluyorlar. Ama şayet ikinci bir eşim olacaksa, kesinlikle Polonyalı olacaktır.” Yazdıklarının daha sonra gerçek olacağını muhtemelen o sırada tahmin etmemiştir.

Nejad Devrim, Otoportre, Kağıt üzerine guaj, 32 x 24 cm, Galeri Nev’in izniyle

İkinci bir sefer ve daima Polonya...

Nejad Polonya’ya sekiz yıl aradan sonra tekrar gidecektir. Bu arada Çin’i ve farklı coğrafyaları ziyaret etmi