Ters Perspektif | Bir zamanlar Moskova’da


İki haftada bir Cuma günleri unlimitedrag.com’da yer bulan Ters Perspektif başlıklı yazı dizisi devam ediyor. Oğulcan Yiğit Özdemir’in Panofsky ve Florensky gibi isimlerin izinden giderek, sanat tarihinin resim sanatından ödünç aldığı bir “aygıt” olan perspektifi sembolik yüküyle beraber kenara alarak sanat tarihinin olaylarına "tersten" ya da alışılmadık açılardan yeniden baktığı serinin bu haftaki yazısında şair Velimir Khlebnikov’a, bıraktığı ize ve dilin doğasına uzanıyoruz


Yazı: Oğulcan Yiğit Özdemir

Velimir Khlebnikov, 1916


Bugünlerde otoriter ve savaş yanlısı bağırış çağırışın yankılandığı Moskova’da, Kremlin’in hatırası önünde nükseden imparatorluk iştahının yerine, bir zamanlar Saint Petersburg şehrinde öğrenim görmüş bir şair dolaşıyordu. Genç yaşta pek çok ürün vermiş bu mucit, adını Bolşevik devriminin gerçekleşmesinden önce ve sonra dünya edebiyat tarihinin yüksek yerlerine yazdırmış, belki tam da bu yüzden bugünlerde görüş menzilimizin dışarısındaki bir isim. Etkili dil bilimci Roman Jakobson’un “asrın en önemli dünya şairi” diyerek selamladığı, içlerinde Mayakovski’nin de olduğu çağdaşlarının “şairlerin şairi” diyerek andığı Velimir Khlebnikov’dan bahsediyorum.

Lenin’le benzer tarihlerde Kazan Üniversitesi’nde bulunan, daha sonra tam zamanlı bir yazar olma kararı alarak Saint Petersburg’daki okulunu yarım bırakan Khlebnikov, adını çağdaşları arasında dil ve folklor konusunda geliştirdiği karmaşık kuramlar ve yazdığı şiirlerle duyuruyor. 1912’de David Burliuk, Vladimir Mayakovski ve Vasily Kamensky ile, Rus edebiyat zevkinin klişelerine saldırdıkları Kamu zevkinin suratında bir şaplak’ı (A Slap in the Face of Public Taste) kaleme alıyorlar. Metin yankı uyandırıyor, dönemin Gorki başta olmak üzere pek çok yazarı tarafından şaşkınlık ve beklenti hisleriyle karşılanıyor.


Aleksei Kruchenykh’in zaum şiir örneği Dyr bul shchyl’ının ilk baskısı, 1913


1912 Aralık’ında Moskova’da yayınlanan manifesto şu sözcüklerle başlıyor:


“Yalnız biz, zamanımızın yüzüyüz. Sanat dünyasında zamanın borusu bizimle ötüyor.

Geçmiş fazla kalabalık. Akademi ve Puşkin hiyerogliflerden daha az anlaşılır.

Puşkin’i, Dostoyevski’yi, Tolstoy’u ve bütün benzerlerini Modernlik gemisinden atın gitsin.

İlk aşkını unutamayan kimse son aşkını da bulamaz.” ¹


Günümüzde manifestolara ve “kopuş”lara ne kadar mesafeli durursak duralım, tarih nehrinin akışında sıçramalar olmuş olduğunu kabul etmek gerek. Yüzlerce yılı aylar içerisinde yürüyen bir pik, bizi işbu nehrin akışı karşısında şaşkına düşeceğimiz bir debiye sürükleyebilir.


Zangezi, Velimir Khlebnikov, 1922

İcat edilmesi gereken bir gelecek


1885 yılında Hazar Denizi yakınlarında ornitolog bir aileye doğan Khlebnikov, adeta Rimbaud’nun modern şaire iliştirdiği kahinlik görevini olağan en yüksek haddine taşımış. Bugünkü video-billboard ve İnternet gibi icatları önceden muştuluyor, kitapların herkesçe aynı anda okunabileceği dev ekranlar ve bilgiyi ücretsiz olarak sınırsızca yayacak bir radyo vericisi hayal ediyor. Yanı sıra 1917’de büyük bir imparatorluğun devrileceği yönünde tekinsiz bir de kehaneti var.


Kuramsal icatları arasında, Aleksei Kruchenykh’le beraber geliştirdikleri zaum şiiri de yer alıyor. Daha sonra Avrupa kıtasında yapısalcılık tartışmaları içerisinde göreceğimiz argüman ve önermelerin pek çoğu, esasen bu şiir dilinin teorisi içerisinde mevcut. Zaum şairlerine göre, ki 1990’lı yıllara kadar, 1960’larda fluxus hareketine de etkide bulunarak ortaya çıkmayı başaracaklar, dilin farazi ve belirlenemez yapısını ön plana çıkartan, kimi zaman “anlamsız” sayılabilecek ancak evrensel bir dil geliştirmek elzem. Bu çaba, aynı zamanda bizi dilin de kökenlerine aşina kılacak, insan ile insan arasındaki anlaşmazlıkları ortadan kaldıracak. İspanyol yazar Unamuno’nun da desteklediği meşhur Esperanto çalışmalarından farkı ise bu ereği konuşma pratiğinden, dilin gelişiminden ayrı bir laboratuvar ortamına havale etmemiş olması.

Khlebnikov’u güncel kılan özelliklerden biri, işte tam olarak yalnızca edebiyatında değil, edebiyatında da meyvelerini verdiğini gördüğümüz dilin doğasına dair bu tartışmalarında yatıyor. Şiirini ve kuramlarını beslediği ilgi alanlarından olan Slav mitolojisinin yanı sıra, “kuşların dili”, “tanrıların dili” ve “yıldızların dili” olmak üzere birbirlerinden ayrı mıntıkalarda dillerin yapısı üzerine çalıştığı edebi eserleri de var.


Zaum ya da bir diğer adıyla trans-rasyonel şiirin örnekleri, daha sonra sürrealist şiiri de etkisi altına alacak ve oradan Latin Amerika edebiyatına uzanacak.


Kısa bir hayat


1922 senesinde, yani devrim sonrasına yayılan savaş komünizminin bitiminden yaklaşık bir sene sonra, kısa bir İran yolculuğunun ardından Krestsi şehrinde hayata gözlerini yuman şair, arkasında büyük bir nüfuz ve eser toplamı bırakıyor. Zamanın Kralı, üç ciltlik Toplu Eserler’i İngilizce’de bulunmasına rağmen dilimize yalnızca Güneşin Zaptı adlı eş-yazar olduğu bir eser çevrilmiş. Öyleyse şiirlerinden seçtiğim tadımlık bir çeviriyi sunmakta bir sakınca görmüyorum:


Rus’, sen donmuş bir öpücükten başka nesin


Rus’, sen donmuş bir öpücükten başka nesin!

Geceyarısı yollar mavişir.

Dudaklar mavi bir şimşekte buluşur,

Kenetlenmiş, her ikisi de mavişir.

Kimi zaman geceleri şimşek kıvılcımlanır

İki ağzın birbirine şefkatinden.

Ve mavileşen, mahzun bir şimşek

Hızlıca iki cekete hatlarını çizer,

Ve gece parıldar, zeki ve karanlık.²


Dil bilimci Necmiye Alpay’ın deyimiyle “şiir yüzyıllarla düşünür”. Şairlerin attığı adımları da böylesi devasa birimlerle ölçmek gerek.


 

¹: Ss. 46, Vladimir Markov, Russian Futurism: A History, University of California Press, 1968

²: İngilizceden çeviri yazara aittir, https://mypoeticside.com/show-classic-poem-14851