Terakki Vakfı Sanat Galerisi kapılarını Selçuk Artut sergisiyle yeniden açıyor
- Unlimited
- 26 dakika önce
- 2 dakikada okunur
Terakki Vakfı Sanat Galerisi, pandemi döneminde verdiği aranın ardından Selçuk Artut’un Otonomi: Akışkan Geometri isimli sergisiyle kapılarını yeniden açıyor. 25 Mart - 24 Nisan 2026 tarihleri arasında izlenebilecek sergi, formu sürekli dönüşen bir yapı olarak ele alıyor

Selçuk Artut, İç içe Desenler, Video, 4K, Yaratıcı kodlama, 3 Dakika, 2025
Terakki Vakfı Sanat Galerisi, 2020 yılında pandemi nedeniyle verdiği aranın ardından kapılarını yeniden açıyor. 2000 yılından bu yana faaliyet gösteren galeri, sanatı eğitimle ve gündelik hayatla temas eden bir üretim ve paylaşım zemini olarak konumlandırıyor; bu yaklaşım doğrultusunda, sanatçıları öğrencilerle, izleyicilerle ve daha geniş bir kültürel çevreyle buluşturmayı hedefliyor.
Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nin yeniden açılış sürecindeki ilk etkinliği, dijital sanatın Türkiye’deki önemli temsilcilerinden Selçuk Artut’un Otonomi: Akışkan Geometri isimli sergisi. Nazlı Pektaş küratörlüğünde gerçekleşen sergi, galerinin yeni dönem programının yönünü de işaret ederken, dijital üretim ile tarihsel referanslar arasında kurulan ilişkiyi odağa alıyor.

Selçuk Artut, Geomart, Yaratıcı kodlama ile tasarlanmış alüminyum heykel, 180 cm x Ø 4 m, 2025
Selçuk Artut’un pratiği, insan ile teknoloji arasındaki ilişkinin algısal, estetik ve düşünsel boyutlarını araştıran disiplinlerarası bir zemin üzerinde gelişiyor. Sanatçı, özellikle algoritmik sistemler ve yaratıcı kodlama süreçleri üzerinden geliştirdiği işlerinde, üretim sürecinin kontrolünü tekil bir özneye ait olmaktan çıkarıyor. Başlangıç koşullarını ve kuralları belirleyen bir çerçeve kurmasına rağmen, ortaya çıkan form bu çerçevenin içinde, sistemin kendi dinamikleri, rastlantısallık ve makinenin “karar” mekanizmaları doğrultusunda şekilleniyor. Bu yaklaşım, Artut’un hem sanatsal hem de akademik üretiminde süreklilik gösteriyor. Medya, sanat ve teknoloji kesişiminde çalışan sanatçı; uluslararası sergi ve etkinliklerde yer alırken, aynı zamanda yaratıcı kodlama ve hesaplamalı sanat alanında yürüttüğü araştırmaları eğitim pratiğiyle birlikte sürdürüyor.
Otonomi: Akışkan Geometri bu üretim hattını tarihsel bir referans alanıyla birlikte düşünmeye açıyor. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu mimarisinde karşılaşılan geometrik düzenler, sergide doğrudan alıntılanan motifler olarak sınırlı kalmıyor; biçim üretme mantığının sürekliliği üzerinden ele alınıyor. Sanatçı, taşın ve yüzeyin katılığına içkin olan bu geometrik dili, kodun akışkan yapısı içinde yeniden işlerken, formu sürekli değişen bir yapı olarak kurguluyor ve Selçuk Artut’un geometrisi, zamanın ve algoritmanın içinde otonom bir varlık kazanıyor.
“Otonomi: Akışkan Geometri, matematiğin saklı şiirselliğine ve formun sonsuz dönüşümüne tanıklık etme çağrısı. Yapıtlar, geçmiş ile gelecek arasında kurulan doğrusal bir köprüden çok; geometrinin, otonominin ve akışkanlığın kesiştiği yeni estetik dilin manifestosu niteliğinde ve formlar da sürekli değişen, her an yeniden tanımlanan ve makinenin ruhuyla harmanlanan canlı bir sürecin kendisi oluveriyor. Böylece Artut, geometrinin mutlak sessizliğini dijital bir gürültüyle bozmak yerine, otonom bir zekânın zarafetiyle bizi yeni bir görme biçimine zorluyor.”
-Nazlı Pektaş
Bu bağlamda sergi, farklı zaman katmanlarının aynı üretim düzleminde iç içe geçtiği bir alan öneriyor. Geleneksel geometrinin kesinlik ve tekrar üzerine kurulu yapısı, burada olasılık, varyasyon ve belirsizlikle birlikte düşünülüyor.

