top of page

Temasın izleri, arzunun yayılımı

Şafak Şule Kemancı’nın Yaslan Bana Yeryüzü Ağacı başlıklı kişisel sergisi 5 Kasım - 10 Aralık tarihleri arasında Ankara’da yer alan Ka Atölye'de izleyiciyle buluştu. Sergiyi “şiir”le kurduğu yakın temas, sunduğu kuir sanat ve imge dünyası üzerinden ele aldık


Yazı: İlker Cihan Biner

Şafak Şule Kemancı, İsimsiz, 20x20 cm, cam boyası, cam, 2022


Şafak Şule Kemancı, Yaslan Bana Yeryüzü Ağacı adlı Ka Atölye'deki sergisinde Arkadaş Z. Özger'in şiirlerinden ilham alarak eserler ortaya koyuyor. Mekâna girerken vitrinde sanatçının akrilik boyayla yazdığı şairin Hüzün Mevsimi’nden dizeler var:


“Elbet geçer bu hüzün mevsimi

Bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün

O gün size sevinci de anlatıcam

Bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün

O gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım.” (1)

Ka Atölye’nin önünden geçen ve Hüzün Mevsimi’ni okumamış biri dahi hareketli duvar üzerine yazılmış şiir ile bağlantı kurabiliyor. Dizelerden dökülen yaşam gücü hemen fark edilecek seviyede.


Şafak Şule Kemancı, Yaslan Bana Yeryüzü Ağacı sergisinden yerleştirme görüntüsü, Oğuz Karakütük


Sergide Şafak Şule Kemancı'nın Arkadaş Z. Özger'i nasıl okuduğu da değerli. Bu açıdan Annie Ernaux'nun Okumak, Anılar ve Notlar (2) metnini gündeme getirmek kıymetli olabilir. Yazar okuma eylemi ile benlik, zihinsel ayrılık ya da kopuş arasında ilişkiler kurar. Ernaux yazısının bir yerinde “Okumak, kişinin varlığının tamamını görünmez bir şekilde işin içine katan bir deneyimdir: Öyle ki tüm duyular, hayal gücü tarafından oyuna çağırılır.” der.


Sanatçının Arkadaş Z. Özger’e bakışında böyle bir yaratıcı perspektif hemen fark ediliyor. Hatta çalışmalarını oluştururken oyun ve hayal gücü düşüncelerinin başlangıç noktası sayılabilir.

Şafak Şule Kemancı, İsimsiz, 20x32 cm, polimer kil, reçine, cam fanus, 2022

Başka bir deyişle, Şafak Şule Kemancı'nın şairin düşünce dünyasıyla dolaşık olduğu belirginleşiyor. Şiirlerden alınan etkileşim farklı sahnelerin oluşmasına kapı aralayacak nitelikte.

Ka Atölye'nin büyülü mekânının girişi bu katmanlaşma ile değişik bir atmosfere bürünmüş. Eserlerin isimsiz olması, biçim açısından çeşitliliği eril baskı rejimlerinden kopuşun altını çiziyor. Büyülü mekân dediğim husus ise mistizm ya da aşkınlık yerine alternatif düzenlemeler yaratma ile ilişki.


İlk bakışta cam fanusta bir eser göze çarpıyor. Kil malzemelerden oluşmuş, özgül görünüm oluşturan çalışmada Gezgin şiirinin şu kısmının etkisi büyük:




“Hüzün: hep bilinir bir afyon çiçeğidir önceleri

Dalayan bir ısırgan yoncası olur sonra

Dalayan ve uyandıran o afyon uykusundan…” (3)


Mısralardan da anlaşılacağı üzere çiçeklerin karmaşık evrimleri olduğu bir gerçek. Elbette kuir mevzusu gündeme geliyor.(4) Çünkü tür olarak her zaman açıklıkları, akışkanlıkları var. Yarattıkları manzaralar hep dönüşmeyle bağlantılı. Eserde şiir ile beraber afyon çiçeği ve ısırgan yoncasına göndermeler yapılması kuir oluşunun yansımaları.


Erotik konumuyla sınırları deşen bir heykele bakarken tavana asılı yerleştirmeyi görmemek imkânsız. Boncuk, pul, tül malzemelerden yapılmış yerleştirmede Elbet bir gün yıldızları sayacağım (5) dizelerinden alınan etkileşimle beraber mekândaki ışık çalışmanın bir kısmına yansıtılıyor.

Şafak Şule Kemancı, Yaslan Bana Yeryüzü Ağacı sergisinden yerleştirme görüntüsü, Oğuz Karakütük


Yıldız göstergeli eserin hemen karşısında saten, suni deri gibi karışık kumaştan Yaslan Bana Yeryüzü Ağacı (6) mısralarının sızdığı bir yerleştirme yer alıyor. Eserde görülen damla izleri özgür cinselliğin izleri olarak ortada.


Yerleştirme, heykel gibi eserlerin yanında cam altı resimleri de anmak gerek.


Ağzıma konacak kış kuşları nerede (7) mısrasından yola çıkarak kuş ve dudağın iç içe geçtiği çizim, Çekerim küreklerimi saçlarının kumsalına (8) dizesinden yola çıkarak temas göndermeli serüveni andıran resim... Serginin bütününe bakıldığında eserlerin imge dünyalarında çift düğümlenme mevcut. Görünümler metaforlarla ayaktayken onların kaynakları arzunun akışkanlığını işaret ediyor. Ayrıca Arkadaş Z. Özger'in şiirlerinin etkisi Şafak Şule Kemancı'nın eserlerinde bir taklit unsuru değil. Aksine yoldaşlık ilişkisi yaratırken şiirlere katkı noktasında fikir bahçesine dönüşüyor.


Şafak Şule Kemancı, İsimsiz, 20x25 cm, cam boyası, cam (2022)


Sergiye dair yapılan iki ayrı konuşmayı bu anlamda anmak lazım. İlki Aylime Aslı Demir'in moderatörlüğünde Bitopya'nın kurucusu Umut Erdem ve yazar Mertcan Karakuş tarafından gerçekleşti. İkincisi ise Arkadaş Z. Özger şiirinde Arzu ve İdeoloji başlıklı Serhat Celal Birdal'ın konuşmasıydı.


Yalnız serginin demokratik perspektiflerde oluşunun sadece konuşmalarla değil aynı zamanda arzu ile dolaşıklığı var. Bugün mikro ve makro seviyelerde neoliberal norm olarak evrilen ekonomik rasyonalite, toplumsal cinsiyet, ırk gibi kafes formlar bedenleri tek bir boyuta indirgiyor. Oysa dinamik, inşa edici, hazla bağlantı kuran arzunun bozucu etkisinin bu sınırları aşındırdığı bir gerçek.


İşte sergi bu konumda yer alırken Şafak Şule Kemancı estetik dalgalanma da denilebilecek ve Arkadaş Z. Özger'i hatırlatmaktan geri durmayan tavrıyla kuir dayanışmanın ağını örüyor.

O halde şairden bir şiirle bitirerek yazıyı okuyucuya bırakmanın zamanı:


“Pencereyi aç

Sesin sarsın dünyayı

Duyulur elbet ta ötelerden

Yürek kendini tanır.” (8)


 

1) ve 5) Arkadaş Z.Özger-Hüzün Mevsimi: https://www.antoloji.com/huzun-mevsimi-2-siiri/

2)Annie Ernaux/Okumak, anılar ve notlar: https://www.punctumdergi.com/post/okumak-anilar-ve-notlar_annie-ernaux (Çeviri: Murat Erşen)

4)Emmanuele Coccia-Bitkilerin Yaşamı/Bir Karışım Metafiziği Sayfa 125 (İş Bankası Yayınları. Çeviri: Kağan Kahveci)

6 ve 7) Arkadaş Z. Özger’in bu şiiri aynı zamanda serginin de ismi: https://www.siir.gen.tr/siir/a/arkadas_zekai_ozger/yeryuzu_agaci.htm

8) Arkadaş Zekai Özger-Kurdeşen adlı şiir (Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası kitabından. Sayfa.45/Ve Yayınevi)

9) Arkadaş Zekai Özger-Pencere isimli şiir: https://www.siir.gen.tr/siir/a/arkadas_zekai_ozger/pencere.htm


Comments


bottom of page