top of page

Temâşagâh-ı intizâr

Çağrı Dizdar’ın ARAF isimli kişisel sergisi, 11 Aralık 2025 - 8 Şubat 2026 tarihleri arasında Yasemin Green küratörlüğünde Nelumbo Studios’ta gerçekleşiyor. Sergi, minyatür ve tezhip geleneğini çizgi roman estetiği ve güncel imgelerle buluşturuyor


Yazı: Ceylân Önalp



Çağrı Dizdar, Self Control, Tek kanal video yerleştirmesi, 10 saniye, 4K (3840x2160px), 2025


Bazı sergiler vardır, içeri adımınızı attığınız anda neyle karşılaşacağını az çok bilirsiniz. Duvarlar, işler, metinler… Düzenli bir akış, tanıdık bir mesafe. ARAF onlardan değil. Çağrı Dizdar’ın Nelumbo Studios’taki kişisel sergisi, daha ilk anda küçük bir duraksama yaratıyor. Bakılan şey mi daha çok izliyor, yoksa izleyen mi bakmaya çalışıyor, bir an için yer değiştiriyor. Göz, alıştığı konforu kaybediyor. 


Sergi, baştan sona bir emin olamama hâliyle açılıyor; neye baktığından çok, bakma biçiminin sürekli yer değiştirdiği bir alan kuruyor. Sanatçının üretimi minyatür ve tezhip gibi köklü kitap sanatlarının içinden geliyor. Ama bu kökler burada sabitlenmiş değil, sanki yerlerinden hafifçe oynatılmışlar. Çizgi roman estetiği, çağdaş illüstrasyon ve dijital arayüzler geleneksel olanın üzerine eklemlenmiyor. Daha çok onunla birlikte, aynı zeminde dolaşıyor. Ne biri diğerini süslüyor ne de fazladan bir açıklama yapıyor. Zaman çizgisi düz değil; dönemler birbirine değiyor, bazen de bilerek çarpıyor.  


Bu noktada sanatçının görsel dili, ünlü Fransız çizer Jean Giraud ya da bilinen adıyla Mœbius’un evrenini hatırlatan bir açıklık ve akış hissiyle temas ediyor. Figürlerin yerçekimine tam olarak teslim olmadığı, mekânın hem tanıdık hem de yabancı kaldığı o hâl. Ancak burada bilimkurguya açılan sınırsız bir özgürlükten çok, sıkışmış bir eşik duygusu var. Boşluklar ferahlatmak yerine düşündürüyor. Çizgi ilerliyor ama nereye vardığı hiçbir zaman tam olarak netleşmiyor. 



Solda: Çağrı Dizdar, Karnaval 13, Kâğıt üzerine guaj, akrilik ve altın, 57x30 cm, 2025

Sağda: Çağrı Dizdar, Karnaval 12, Kâğıt üzerine guaj, akrilik ve altın, 76x31 cm, 2025


Karnaval serisinde bu çarpışma daha görünür hâle geliyor. İmgenin altında anlatacak bir masalı olan figürler, ilk bakışta neredeyse sevecen. Renkler canlı, yüzler tanıdık. Ama bakış uzadıkça bir şeyler değişiyor. Gülümsemeler tam yerinde durmuyor, bakışlar olması gerekenden biraz fazla oyalanıyor. Masal, anlatılmaktan çok tekrarlanıyor. Ve her tekrar, masumiyet hissinden küçük bir parça daha eksiltiyor. Çocukluğa ait olduğu düşünülen imgeler, güvenli bir alan olmaktan çıkıp hafifçe tekinsizleşiyor. Tanıdık olan, rahatlatmak yerine huzursuz etmeye başlıyor.



Çağrı Dizdar, İsyan, Gravür, 60x80 cm, 2025


Sanatçının İsyan isimli çalışmasında ise aynı dil, bu kez daha soğuk bir yüzeyde karşımıza çıkıyor. Mavi tonların içinden geçen figürler, bir hareket vaadi taşıyor ama bu hareket hiçbir zaman tamamlanmıyor. Burada isyan, yüksek sesli bir kopuş değil; daha çok, sürekli ertelenen bir refleks gibi. Olacakmış hissi var ama hep yarım kalıyor. Bu hâl, çizgi roman ve anime anlatılarından tanıdık bir döngüyü çağrıştırıyor: Her seferinde yeni bir başlangıç vaadiyle açılan ama sonunda aynı noktaya dönen bir hikâye yapısını. İlerleme hissi mevcut fakat yön belirsiz. Sır altı çini tekniğiyle üretilmiş işlerde ise bu yarım kalmışlık başka bir forma bürünüyor. Yüzey son derece temiz, neredeyse törensel. Simetri ve düzen, ilk anda bir güven hissi yaratıyor. Ama içerideki anlatı, o düzenle tam örtüşmüyor. Geleneksel bir teknik, güncel bir huzursuzluğu taşıyor. Sanki tarih, bugünü sakinleştirmiyor da onunla birlikte geriliyor. Kontrol arttıkça, masumiyet daha da bulanıklaşıyor.



Solda: Çağrı Dizdar, CC1, Sır altı çini tekniği, 100x100 cm, 2025

Sağda: Çağrı Dizdar, CC2, Sır altı çini tekniği, 125x100 cm, 2025


Sergi boyunca tekrar eden figürler, oyun alanlarını andıran kurgular ve seçmeli yapılar var. İlk bakışta hafif bir eğlence hissi beliriyor; tanıdık bir şey, belki çocukluktan, belki ekrandan. Ama bu his uzun süre tutunamıyor. Çünkü burada oyun, rahatlatan bir alan olmaktan çok, herkesin zaten içinde olduğu bir döngüyü hatırlatıyor. Seçenekler var gibi ama sonuçlar birbirine fazlasıyla yakın. İlerleme hissi var ama nereye doğru olduğu belirsiz. Bu noktada ARAF kelimesi yalnızca serginin adı olarak kalmıyor. Tasavvufta araf, iki yer arasında kalmaktan çok, bilmenin ağırlığını taşıyıp henüz geçememenin hâlidir. Çağrı Dizdar’ın işleri de tam olarak bu aralıkta duruyor: Görünenle sezilen, seçilenle dayatılan arasındaki o huzursuz eşikte. Serginin kurgusunda üzerinde durulan Jacques Rancière’in duyumsanabilir olanın paylaşımı meselesi de bu sayede sadece teorik bir başlık olmaktan çıkıyor. Onun yerine, hangi görüntüye ne kadar bakabildiğimizde, hangisini hızla geçtiğimizde, hangisinin gözümüze takılıp kaldığında kendini hissettiriyor. 


ARAF, neyin görünür olduğuna dair net bir cevap vermiyor. Ama çağımızın en popüler kaygılarından biri olan görünürlük fikrinin de ne kadar kaygan, ne kadar kolay yer değiştirebilir olduğunu da durmadan hatırlatıyor. Belki de serginin en güçlü yanı tam burada; izleyiciyi bir ara yerde bırakmasında. Ne tamamen geçmişte, ne tam olarak bugünde. Ne oyunun dışında, ne de oyuna hâkim. Sanatçının işleri büyük iddialar kurmuyor; bunun yerine bakma hâlinde küçük sapmalar yaratıyor. Ve bu sapmalar, sessiz ama ısrarcı. 


Sergiden çıkarken akılda imgeler yerine zihinde asılı kalan hafif bir soru beliriyor: Herkes aynı oyunu oynuyorsa, bunu fark etmek gerçekten bir şey değiştirir mi?



Çağrı Dizdar, ARAF, Sergiden görünüm, Küratör: Yasemin Green, Nelumbo Studios, 2025

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page