Merkez bölge
- Ceylan Önalp
- 12 dakika önce
- 3 dakikada okunur
Gözde Mulla’nın Bir Peyzaj Olasılığı başlıklı kişisel sergisi, 13 Aralık 2025 - 17 Ocak 2026 tarihleri arasında Galeri Siyah Beyaz’da izleyiciyle buluşuyor. Sergi, peyzajı algının yer değiştirdiği bir olasılık alanı olarak düşünmeye davet ediyor. Sanatçının üretim pratiğinde gece, karanlık ve bakma hâli etrafında şekillenen sessiz sürekliliği takip ediyoruz
Yazı: Ceylân Önalp

Gözde Mulla, Gece Serisi XIV, 2024, asitsiz kâğıt üzerine kurşun kalem, 58x78 cm
Gözde Mulla’nın işlerine bakarken, insan kendini çoğu zaman bir manzaranın karşısında değil, bir eşiğin ucunda buluyor. Tıpkı Caspar David Friedrich’in resimlerindeki o figür gibi, uçurumun kenarında duran, manzaraya hâkim olduğunu sanırken aslında kendi konumunun kırılganlığıyla yüzleşen bir bakış.
Gözde Mulla’nın pratiğinde doğa, seyredilecek bir görüntü olmaktan çok, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin sınandığı bir alan olarak belirir. Bu nedenle doğaya bakmak, onun işlerinde hiçbir zaman masum bir eylem değildir. Renklerin katmanları, yüzeyde beliren boşluklar ve ışığın kararsız hâli, izleyiciyi güvenli bir mesafede tutmak yerine bakışın kendisini açığa çıkarır. İçeriyle dışarı arasındaki çizgi burada netleşmekten çok silikleşir; bakmak, bir hâkimiyet jesti olmaktan çıkar, bedensel bir duraksamaya dönüşür.
Bu bakışın izleri, sanatçının önceki sergilerinde de sürülebilir. 2023 yılında Goethe-Institut Ankara’nın alternatif sanat mekânı Galeri Vitrin’de gerçekleşen Dışarıda Bir Yerde’de doğa, hâlâ mesafesi korunmaya çalışılan bir alan olarak karşımıza çıkmıştı. 2024’te CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Yermekân Ankara’da izleyiciyle buluşan Sesimi Duyan Var mı? ise bu mesafeyi, duyma ve duyulmama hâlleri üzerinden daha hassas bir zemine taşımıştı. Bir Peyzaj Olasılığı, bu sürekliliğin bir yerinde, bakışın artık kendini geri çekemediği bir yere işaret ediyor. Bu noktada, kâğıt, karakalem, pastel ve akrilik, görüntünün hızını ve belirsizliğini belirler. Yüzey sabitlenmez; geri dönülür, silinir, yeniden açılır.
Soldan sağa:
Gözde Mulla, Gece Serisi I, 2025, asitsiz kâğıt üzerine kurşun kalem, pastel, 75x103 cm
Gözde Mulla, Gece Serisi II, 2025, asitsiz kâğıt üzerine kurşun kalem, pastel, akrilik, 75x103
Gözde Mulla, Gece Serisi III, 2025, Asitsiz kâğıt üzerine kurşun kalem, pastel, akrilik, 75x103
Sanatçının pratiğinde mekân da bu sürecin dışına düşmez. İşler, sergilendikleri alanla uyum sağlamak için değil; o alanın ışığına, boşluklarına ve dolaşımına göre yeniden konumlanmak için var olurlar. Üretim süreci, atölyede tamamlanan bir aşama olmaktan çok, mekânla karşılaşma anında yeniden açılan bir ilişkiye dönüşür. Bu duygu, Galeri Siyah Beyaz’ın Özel Şeyler isimli alanına inen merdivenlerde kendini hissettirmeye başlar. İzleyici, sergi alanına doğru ilerlerken aynı zamanda yavaşlar. Alt kata ulaşıldığında sergi, geniş bir alana yayılmak yerine küçük bir köşede, neredeyse çekilerek var olur. Bu sınırlı alan, serginin etkisini azaltmak yerine yoğunlaştırır. Işık, mekâna eşit biçimde dağılmak yerine işlere göre yerleştirildiği için yüzeylerin içindeki karanlık ancak bu dikkatli aydınlatmayla kendini gösterir.
Sergide ışık, görüntüyü açıklığa kavuşturan bir araçtan çok, görmeyi mümkün kılan kırılgan bir eşik olarak çalışır. İzleyici, bakmak için ilerlemek zorundadır; hareketi yavaşça mekânın ritmine eklemlenir. Bu karşılaşmayla birlikte, peyzaj sabit bir manzara olmaktan çıkar. Serginin adı da tam olarak bunu ima eder; görüneni tanımlamak yerine algının henüz yerleşmediği bir hâli. Burada, görmenin koşulları değişir ve bakmanın alışkanlıkları çözülür. Karanlık, bakışı gizlemez. Onu yavaşlatır. Bu anlamda sergi, insan merkezli bir hâkimiyet duygusunu askıya alır; peyzajı seyredilecek bir görüntüden çok, içinde kalınan bir duruma dönüştürür. Tıpkı La Région Centrale’de olduğu gibi.
Soldan sağa:
Gözde Mulla, Gece Serisi IV, 2025, asitsiz kâğıt üzerine kurşun kalem, pastel, 75x103 cm
Gözde Mulla, Gece Serisi V, 2025, asitsiz kâğıt üzerine kurşun kalem, pastel, akrilik, 75x103 cm
Gözde Mulla, Gece Serisi VI, 2025, asitsiz kâğıt üzerine kurşun kalem, pastel, 75x103 cm
Sergideki Gece Serisi başlıkları, bir ilerleme ya da kronoloji duygusu üretmekten özellikle kaçınır. I’den XIV’e uzanan numaralandırma, bir başlangıç ve varış noktası önermez. Aynı noktaya farklı yoğunluklarla geri dönme hissi yaratır. Bu dolaşma hâli işlerin yüzeyinde de belirir. Gece Serisi’ndeki işler ilk bakışta birbirine yakın yüzeyler gibi durur; yaklaşıldıkça küçük sapmalarla ayrışırlar. Birinde çizgi yüzeyin ortasında tereddütle asılı kalır, diğerinde karanlık kenarlardan içeri sızarak formu neredeyse bütünüyle ele geçirir. Ancak hiçbirinde görüntü tamamlanmış hissi uyandırmaz. Bu nedenle sergide bakılan kadar, bakılamayan; karanlığın içinde askıda kalan ayrıntılar da belirleyici hâle gelir. Ağaç, yol ya da ufuk çağrışımı yapan formlar tanıdık bir manzara kurmaz; daha çok hatırlamanın eşiğinde oyalanır. Peyzaj, dış dünyaya ait bir temsilden ziyade, her bakışta yeniden kurulan ama hiçbir zaman tam olarak yerleşmeyen bir ihtimal gibi belirir.
Sergiden çıkıldığında geriye kalan şey imgelerin kendisi değildir. Daha çok, bakmanın kısa bir an için yerinden oynadığı o hâl kalır. Bir Peyzaj Olasılığı, bir hâli tanımlamaz; sadece ona eşlik eder.




























Yorumlar