top of page

Suyun hafızasına ağıt

Eda Şarman’ın Suyla Oyun isimli kişisel sergisi, 21 Haziran’a dek Bebek Sanat’ta devam ediyor. Suyun yokluğu etrafında şekillenen sergi, İstanbul’un kuruyan su yapıları ve dönüşen kent dokusu üzerinden ekolojik ve mekânsal hafızaya bakıyor


Yazı: Merve Akar Akgün



Eda Şarman, Suyla Oyun, Sergiden görünüm, 2026, Bebek Sanat


Geçtiğimiz ay, güneşli bir öğlen vakti, Bebek Sarnıcı’nın küçük kapısından içeriye girdiğimde etrafımı eksik olan bir şeyin ağırlığı sardı. Loş, taş duvarlarla kaplı mekânın bana ilk verdiği şey kuru, kurumuş bir boşluk hissi oldu. Şehre su sağlamak amacıyla inşa edilmiş ve yüzyıllar boyunca görevi suyu tutmak, korumak olan bir sarnıcın içindeyim fakat etrafımda su yok. Pardon var. Eda Şarman’ın Burun Akıntısı ismini verdiği mekanik yerleştirmesinden damla damla su akıyor. 


40'lı yaşlarımın getirdiği varoluşsal bir ağırlıkla, benden genç bir sanatçının şehrin biten sularını araştırarak ürettiği işleri inceliyorum. Eda uzunca bir süredir su ile çalışıyor. Bizim nesil, doğanın ve müştereklerin tahribatına bir süreç olarak tanıklık etti ancak Şarman’ın kuşağı, bu yıkımın ortasına, su krizinin ve ekolojik felaketin gerçekliğine doğdu. Bu yüzden Bebek Sarnıcı’nda izlediğim bu yerleştirmeyi genç bir insanın yeryüzüne ve kaybettiğimiz müştereklere yaktığı bir ağıt olarak okuyorum.


Eda Şarman, içilebilir suyu olmamasına rağmen yüzyıllardır yerleşik toplumların yaşayageldiği İstanbul kentini bedenleşmiş bir hafıza olarak okuyarak Bayramhan’dan Şerefiye Sarnıcı’na uzanan dehlizlerde, eski binaların dökülen sıvalarında suyu arıyor. İstanbul’un tarihsel dokusunda sıkça karşımıza çıkan, kireç ve kiremit tozunun birleşimi olan Horasan harcı, Şarman’ın ellerinde şehrin organik bir uzvu olmuş. Kendi ifadesiyle, o harcı kardığı, molozları bir araya getirdiği süreçte ortaya çıkan toz dumanı yatıştırmak için sürekli su kullanma zorunluluğu, sanatçının zihninde bir “çeşme yaratığı” imgeliyor. Su hem malzeme hem de yapıcı ve birleştirici bir fail. Ama yokluğu da çürütüyor.



Solda: Eda Şarman, nature pumps! ; Sağda: Eda Şarman, Çeşme Yaratığı


Şarman’ın pratiği, coğrafyalar ve katmanlar arası bir kazı çalışması gibi işliyor. Suyun izini sürerken aslında insanın yeryüzündeki tahribatının da haritasını çıkarıyor. Bebek Sarnıcı’ndaki bu yerleştirme, el değmemiş doğadan İstanbul’un betonlarına uzanan bir araştırmanın son durağı. Eda, Ağustos 2023’te Leitrim Sculpture Center’daki konuk sanatçı programında ürettiği nature pumps! serisinde, şelaleden aldığı kalıplarla insan bedeni ve doğanın organik akışını birbirine teyelliyordu. 2024’te Pasaj x Barın Han’daki Çeşme Yaratığı sergisinde ise nature pumps!’taki suyun şefkatli ve akışkan hali yerini kentsel ve sert bir gerçekliğine bırakıyordu. İrlanda'da doğal bir şelaleyle kurduğu bedensel temas, İstanbul'un vahşi dönüşümünde yerini molozların arasından sızmaya çalışan çaresiz bir suya bırakmıştı. 2025 yılında Non.Sight’ta gerçekleşen Su Ejderhası sergisinde ise İstanbul’un kurumuş derelerinin ve akmayan tarihi çeşmelerinin izini sürerek suyun kentsel hafızadaki yerini ve yeryüzüyle olan kadim etkileşimini araştırıyordu. Eda Şarman’ın ekolojik belirsizlik ve kuraklık kaygılarının ekseninde şekillendirdiği çok katmanlı anlatısı, suyu tüm canlıları birleştiren varoluşsal bir bağlaç ve geleceğin mitolojik koruyucusu olarak yeniden düşünmeye davet ediyordu.



Eda Şarman, Su Ejderhası, 2025, Non.Sight


Ben, bugün, Bebek Sarnıcı’nda, yolculuğun işlevsiz kalmış bir durağındayım. Sarnıçlar, kentin yanlış yapılaşması sonucu “azalan su geçirgenliği” yüzünden artık felç olmuş durumda. Sergi metninde de yazdığı gibi, sarnıç kurak olsa da suyun tekinsizliğini ve yokluğunu, ona yakınlığımızı hatırlatan martılardan ya da susuzluğun gerginliğini imleyen kedilerin huzursuzluğundan okunuyor. Bir zamanlar Dereboyu Caddesi’nin gürül gürül akan dereleri bugün nerede?


Hikâyenin koptuğu yer, suyun bugünkü politik ve toplumsal karşılığı. Bir zamanlar Dereboyu Caddesi’nden gürül gürül akan, yağmur sularını topraktan taşıyan dereleri bugün betonun boğduğu bir kent vesilesiyle kurumuş durumda. Su, artık ortaklaşa paylaşılan, mahallelinin gidip çeşmeden doldurduğu bir hak olmaktan çoktan çıkmış. Şarman’ın pratiği, tam da bu gasp edilişi, suyun şirketleşmiş bir meta, bilançolarda bir veri ve en nihayetinde pet şişelere hapsedilmiş bir tüketim nesnesi haline gelişini sorguluyor. Tasarım, toplum ve teknolojinin kesişiminde yürüttüğü akademik araştırmasının beslediği bu bakış açısı, insanoğlunun suyu yönetme (ya da yönetememe) kibrine doğrudan bir eleştiri sunuyor. Suyu depolayamayan, onu kendi döngüsünde özgür bırakamayan bir organizasyon sisteminin, aslında kendi sonunu nasıl tasarladığını izliyoruz sanatçının yapıtlarında.



Eda Şarman, Burun Akıntısı, 2026, Gözenekli seramik, inşaat iskeleti, moloz, su pompası, su


Yerleştirmedeki figürlere yakından baktığınızda, bu varoluşsal krizin bedensel tezahürlerini de görebilirsiniz: molozların, sürekli ve acımasız bir kentsel dönüşümün yarattığı yıkım hissinin ortasında duran, burnunun ucundan damla damla ter damlayan insan figürü; suyu tutmaya çalışan ama bardağın yarısı dolu yarısı boş çarkında sürekli başa dönen, bir türlü dolamayan, hiç su tutamayan kinetik umutsuzluk… 


Şarman, suyla ilişkisi tekinsizleşmiş, suya temas etmekten korkar hale gelmiş günümüz insanının psikolojik panoramasını çıkarıyor.


Bu sergi bir ağıt, evet. Çünkü gideni geri getiremeyeceğimizin, Dereboyu’nun altındaki dereleri betonları kırarak yeniden özgür bırakamayacağımızın ağır bir kabullenişini barındırıyor içinde. Ama aynı zamanda, kurumuş bir sarnıcın ortasında durup “Su olmasa nasıl bir şey olabiliriz?” sorusunu soracak kadar da cesur bir yüzleşme anı yaratıyor. 



Eda Şarman, Su Yakın Olmalı


Eda Şarman bize kurumuş çeşmelerin, işlevsizleşmiş su yapılarının ve metalaşmış doğanın ortasında, kendi yansımamıza bakabileceğimiz, aynadan daha berrak bir yüzey sunuyor. Farklı bir ifadeyle, suyun durduğu yerde hayatın akışına (ya da akamayışına) dair sert sorgulamayı sarnıcın duvarlarına yazarak, hepimizi kendi payımıza düşenle yüzleştiriyor.


Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page