top of page

Terakki Vakfı Sanat Galerisi kapılarını yeniden açtı

Güncelleme tarihi: 13 May

Terakki Vakfı Sanat Galerisi, pandemi döneminde verdiği aranın ardından Selçuk Artut’un Otonomi: Akışkan Geometri isimli sergisiyle kapılarını yeniden açmıştı. Galeri şimdi ise Bilal Yılmaz’ın sergisi Form-Zanaat-Aktivizm'e ev sahipliği yapıyor



Bilal Yılmaz, Form-Zanaat-Aktivizm, Sergiden görünüm, 2026, Terakki Vakfı Sanat Galerisi


Terakki Vakfı Sanat Galerisi, 2020 yılında pandemi nedeniyle verdiği aranın ardından kapılarını yeniden açtı. 2000 yılından bu yana faaliyet gösteren galeri, sanatı eğitimle ve gündelik hayatla temas eden bir üretim ve paylaşım zemini olarak konumlandırıyor; bu yaklaşım doğrultusunda, sanatçıları öğrencilerle, izleyicilerle ve daha geniş bir kültürel çevreyle buluşturmayı hedefliyor. Galerinin yeni döneminde gerçekleşen ikinci sergi Bilal Yılmaz’ın Form-Zanaat-Aktivizm başlıklı kişisel sergisi.


Form-Zanaat-Aktivizm, zihnin analitik yapısı ile malzemenin doğası arasında kurulan ilişkiyi odağa alıyor. Nazlı Pektaş küratörlüğünde gerçekleşen sergi, zanaatı toplumsal hafızayı taşıyan bir düşünme ve üretim biçimi olarak ele alıyor.


Bilal Yılmaz’ın pratiği, sanat, tasarım, mühendislik ve zanaat arasında kurduğu disiplinlerarası ilişki üzerinden şekilleniyor. Sanatçı; ışık, ses, hareket ve etkileşim aracılığıyla geliştirdiği yerleştirmeler ve mekanik kurgularla, üretim süreçlerinin görünmeyen katmanlarını araştırıyor. Uzun süredir sürdürdüğü çalışmalarında ise özellikle birlikte üretim biçimlerine, alternatif üretim modellerine ve zanaatin güncel toplumsal karşılıklarına odaklanıyor.



Bilal Yılmaz, Seri Zanaat - KIT, 2024, Kinetik heykel - eğitim seti, Plywood, akrilik, pirinç, kauçuk, 40x50x56 cm


Sergi boyunca çizimler, notlar, ses yerleştirmeleri, prototipler ve mekanik düzenekler bir araya geliyor; galeri mekânı da üretim süreçlerinin görünür hâle geldiği bir araştırma alanına dönüşüyor. Sanatçının farklı malzemeler ve üretim biçimleri arasında kurduğu ilişkiler, sergide düşüncenin biçim alma sürecini açığa çıkaran katmanlar olarak karşımıza çıkıyor. El işçiliği, tekrar ve mekanik ritim arasındaki gerilim ise üretimin hem fiziksel hem düşünsel tarafını görünür kılıyor.


Yılmaz’ın başlattığı CraftNet projesi de bu araştırma alanının önemli uzantılarından biri olarak öne çıkıyor. Şehirlerin zanaat ekosistemini haritalandırmayı amaçlayan platform, görünmez hâle gelen zanaatkârlara dijital bir görünürlük alanı açarken; zanaatkârlarla tasarımcıları, sanatçıları ve farklı yaratıcı aktörleri ortak üretim süreçlerinde bir araya getiriyor. Sanatçının Crafted In Istanbul isimli projesiyle başlayan zanaat araştırmaları da zaman içinde CraftNet çatısı altında genişleyerek, zanaatin toplumsal değeri ve güncel üretim potansiyeli üzerine odaklanan uluslararası bir araştırma ağına dönüşüyor.


“Nihayetinde sergide sanatçının zihnindeki katmanların bir dökümü yer alıyor. Zanaatın birikimini çağdaş anlatının merkezine yerleştiren sanatçı; hepimize sürecin kendisini, yani bitmek bilmeyen ‘oluş’ halini sunuyor. Sergi; üretimin laboratuvarında düşüncenin form kazanma anını tüm berraklığıyla önümüze koyuyor. Karşımıza çıkan; fikrin, kolektif emeğin, zamanın ve mekânın ruhuyla nasıl şekillendiğinin bireysel kaydı.”

-Nazlı Pektaş


Bilal Yılmaz, Elhamra: Zanaattan Öğrenmek. Fotoğraf: Onagöre
Bilal Yılmaz, Elhamra: Zanaattan Öğrenmek. Fotoğraf: Onagöre

Sanatçının zanaat, üretim süreçleri ve birlikte düşünme pratiklerini odağına alan Elhamra: Zanaattan Öğrenmek isimli bir yayını da bulunuyor. Bilal Yılmaz ve Lydia Chatziiakovou’nun Kütahya’daki Elhamra çini atölyesinde yürüttükleri araştırmadan yola çıkan yayın; Julia Bryan-Wilson, Theaster Gates, Yasemin Özcan ve Artan Sadiku’nun metinlerini bir araya getirirken, zanaatin çağdaş sanat ve kültür içindeki güncel potansiyeline odaklanıyor. Elhamra: Zanaattan Öğrenmek, Yılmaz'ın 2024 yılında Art On İstanbul’da gerçekleşen aynı isimli sergisine paralel olarak yayımlanmıştı. Sanatçı, söz konusu sergide çini zanaatının sosyal, kültürel ve estetik dönüşümlerini; pirinç, buluntu malzeme, hareket, ışık ve gölge gibi farklı malzeme ve teknikler aracılığıyla ele alırken, zanaati güncel üretim biçimleriyle birlikte dönüşen canlı bir yapı olarak düşünmeye açıyordu.



Bilal Yılmaz, Form-Zanaat-Aktivizm, Sergiden görünüm, 2026, Terakki Vakfı Sanat Galerisi



Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nin yeniden açılış sürecindeki ilk sergisi Selçuk Artut’un Otonomi: Akışkan Geometri isimli sergisi olmuştu. Nazlı Pektaş küratörlüğünde gerçekleşen Akışkan Geometri, galerinin yeni dönem programının yönünü işaret ederken; dijital üretim ile tarihsel referanslar arasında kurulan ilişkiyi odağa almıştı.



Selçuk Artut’un pratiği, insan ile teknoloji arasındaki ilişkinin algısal, estetik ve düşünsel boyutlarını araştıran disiplinlerarası bir zemin üzerinde gelişiyordu. Sanatçı, özellikle algoritmik sistemler ve yaratıcı kodlama süreçleri üzerinden geliştirdiği işlerinde, üretim sürecinin kontrolünü tekil bir özneye ait olmaktan çıkarıyordu. Başlangıç koşullarını ve kuralları belirleyen bir çerçeve kurmasına rağmen ortaya çıkan form, bu çerçevenin içinde sistemin kendi dinamikleri, rastlantısallık ve makinenin “karar” mekanizmaları doğrultusunda şekilleniyordu. Bu yaklaşım, Artut’un hem sanatsal hem de akademik üretiminde süreklilik gösteriyordu. Medya, sanat ve teknoloji kesişiminde çalışan sanatçı; uluslararası sergi ve etkinliklerde yer alırken, aynı zamanda yaratıcı kodlama ve hesaplamalı sanat alanında yürüttüğü araştırmaları eğitim pratiğiyle birlikte sürdürüyordu.


Otonomi: Akışkan Geometri ise bu üretim hattını tarihsel bir referans alanıyla birlikte düşünmeye açmıştı. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu mimarisinde karşılaşılan geometrik düzenler, sergide doğrudan alıntılanan motifler olarak sınırlı kalmıyor; biçim üretme mantığının sürekliliği üzerinden ele alınıyordu. Sanatçı, taşın ve yüzeyin katılığına içkin olan bu geometrik dili kodun akışkan yapısı içinde yeniden işlerken, formu sürekli değişen bir yapı olarak kurguluyordu. Böylece Selçuk Artut’un geometrisi, zamanın ve algoritmanın içinde otonom bir varlık kazanıyordu.


Otonomi: Akışkan Geometri, matematiğin saklı şiirselliğine ve formun sonsuz dönüşümüne tanıklık etme çağrısı. Yapıtlar, geçmiş ile gelecek arasında kurulan doğrusal bir köprüden çok; geometrinin, otonominin ve akışkanlığın kesiştiği yeni estetik dilin manifestosu niteliğinde ve formlar da sürekli değişen, her an yeniden tanımlanan ve makinenin ruhuyla harmanlanan canlı bir sürecin kendisi oluveriyor. Böylece Artut, geometrinin mutlak sessizliğini dijital bir gürültüyle bozmak yerine, otonom bir zekânın zarafetiyle bizi yeni bir görme biçimine zorluyor.

-Nazlı Pektaş


Bu bağlamda sergi, farklı zaman katmanlarının aynı üretim düzleminde iç içe geçtiği bir alan öneriyordu. Geleneksel geometrinin kesinlik ve tekrar üzerine kurulu yapısı, burada olasılık, varyasyon ve belirsizlikle birlikte düşünülüyordu.



Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page