Sözden öte


Mardin, üç yıl aradan sonra hem bienaline hem de dünyaca tanınmış sanatçı Ai Weiwei'nin yapıtlarına kucak açtı. Döne Otyam direktörlüğünde 10. yılına koşan bienal bu yıl, Fırat Arapoğlu, Nazlı Gürlek ve Derya Yücel küratörlüğünde 50 dolayında sanatçı ve inisiyatifin çalışmalarını tarihi kente taşıdı. Beraberinde alternatif açılış ve oluşumlara da kapı açan bienali Evrim Altuğ değerlendirdi

Fotoğraf: Elif Kahveci

Medeniyet ve inançların oyma taştan zarafet labirenti Mardin, yürürlükteki olağanüstü hal (OHAL) uygulamasına rağmen, Mayıs ayının ilk haftasını çoğunluğu İstanbul, İzmir ve Ankara ile Diyarbakır'dan kültür ve sanata adeta 'koşa koşa' gelen yüzlerce insanla karşıladı. Bu insan yağmuru, ovayı taştan bir sabırla izleyen tespih cenneti Mardin'in bol şimşekli, gök gürültülü yağmurlarından farksızdı. Kente gelen imzalar arasında Çatalhöyük eski kazı başkanı, bugünkü Stanford Üniversitesi hocası Prof. Ian Hodder'dan Ankara Fransız Kültür Merkezi Müdürü Sebastian de Courtois'ya, Sotheby's Türkiye yetkilisi Oya Delahaye'den Müze Evliyagil kurucusu, koleksiyoner Sarp Evliyagil'e ve Ali Akay-Seza Paker ikilisinden Seyhun Topuz, İpek Duben ve Siyah Beyaz Sanat Galerisi'nden Fulya Sade'ye değin bir çok sima göze çarptı.

Kültür-sanat destekçileri, bizatihi sanatçılar, akademisyenler ve koleksiyonerler ile, yerli ve yabancı kültür kurumlarının yetkilileri, Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi'nde 4 Mayıs'ta ziyarete açılan Ai Weiwei Mardin'de sergisi ile, aynı günlerde açılışı yapılan 4. Uluslararası Mardin Bienali için tarihi kente geldi. Tabii bu iki belli başlı etkinlik, beraberinde bağımsız, hatta alternatif olma niyetindeki başka sergileri de Mardin'e getirdi.

Nasan Tur, Kimim Ben?, 2017,

Ayna, 100 x 80 cm, 5 edisyon,

Fotoğraf: Elif Kahveci

Yaşamı ve çalışmalarını halen Berlin'de bir tür kültürel sığınmacı olarak sürdüren Çinli Ai Weiwei'nin Akbank desteğiyle Emirgân'daki Sabancı Müzesi'nde izlenen 'uzatmalı' İstanbul sergisi Ai Weiwei Porselene Dair'in macerası, bu kez Mardin'de, Sakıp Sabancı’nın vasiyeti üzerine Sabancı Vakfı tarafından restore edilerek müze ve sanat galerisine dönüştürülen mekânda karşımıza çıktı.

Ai Weiwei bilindiği gibi, İtalya ve Yunanistan gibi başka pek çok ülkede olduğu gibi, Suriyeli sığınmacıların Türkiye'de bölge civarında bulunduğu kamplara da giderek, çeşitli doküman ve izlenimler edinmiş, bunları gerek kavramsal, gerekse teknik ve estetik yönleriyle yapıtlarına 'katık' etmişti. Ancak sanatçı, bu tür insanî meseleleri birer ticari meta olarak da alınabilecek yapıtları üzerinden piyasaya büyük rakamlar karşılığında sevk ettiği için de, ağır bir eleştiriye maruz kaldı. Hoş, sanatta toplumsal ve siyasal hakikat ile içerik ve bunun 'markete' sevki, sanat tarihi kadar eski ve çelişkili bir konu olarak, halen onlarca akademik tez ve kitaba konu olmayı da sürdürmüyor değil.

Mardin'deki serginin basın ve protokole yönelik 3 Mayıs'taki ön açılışı, bellerindeki Glock marka silahları, kulaklarındaki kulaklıklar ve tişört-gömlekli sivil özel harekat mensuplarının son derece yoğun güvenlik önlemleri altında, Vali Mustafa Yaman başta olmak üzere, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Dr.h.c. Dilek Sabancı ve Sabancı Müzesi Müdiresi Dr. Nazan Ölçer'in katılımıyla gerçekleşti. Sergide, sanatçının İstanbul'daki sergisinden özel bir seçki izleyenlere sunulurken, bir müjde de Dilek Sabancı ve Dr. Ölçer tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

Müzenin kurulmasının merhum Sakıp Sabancı’nın sözü olduğunu hatırlatan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Dr.h.c. Dilek Sabancı, “Sabancı Vakfı,bu tarihi yapıyı aslına uygun olarak restore etti. 2009 yılının Ekim ayında Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nin açılışını hep birlikte yaptık. Ne mutlu ki, müzemiz açıldığından bu yana 700 binden fazla ziyaretçiyi ağırladı. Eğitim programlarıyla, on binlerce Mardinli çocuğa ve gence kültür-sanat bilinci kazandırdı. Bugün sizlere Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’nin, 49 yıl süreyle Sabancı Vakfı’na tahsis edildiği müjdesini veriyorum. Biz Sabancı Vakfı olarak, müzemize her zamanki gibi en iyi şekilde sahip çıkacağız. Yeniden Mardin’de olmaktan, Mardin’e katkıda bulunmaya devam etmekten mutluluk duyuyoruz. Mardin, Mezopotamya’nın en görkemli şehirlerinden biri. Bu müzeyi açarken hem şehrin kültür yaşamının bir parçası olmayı, hem de şehrin mirasını dünyaya tanıtmayı hedeflemiştik. Bugün sevinçle görüyoruz ki; Sabancı Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi, Mardin’i kültür ve sanatın önemli bir merkezi haline getirdi,” dedi.

Parastou Forouhar, Portreler, 2018,

İllüstrasyon dijital çizim serisi,

Fotoğraf: Elif Kahveci

Ardından söz alan Dr. Nazan Ölçer ise, yeniden kapılarını açan mekânla ilgili olarak, özetle şu vurguyu yaptı: "Binanın mülkiyetindeki belirsizlikler nedeniyle, yeni sergilerin açılması mümkün olmadı. Üç yıl süren bu belirsizliğin ardından, Müze binası 49 yıllığına Sabancı Vakfı’na verildi. İstanbul’da açıldığı günden bu yana büyük coşkuyla ziyaret edilen Ai Weiwei sergisini, Mardinlilerle buluşturmayı arzu ettik. Umuyorum, ziyaretçilerimiz Mardin’in bu büyülü atmosferinde sergilenen eserleri izlerken Ai Weiwei gibi bir sanatçıyı tanıma fırsatı bulacaklar.” Ölçer ayrıca, bu sergiyle birlikte artık Sabancı Müzesi imzalı nice etkinlikle de bölgeye yeni sürprizler yapacaklarının altını çizdi, bir bakıma bunun da sözünü verdi.

Yakın zaman önce ABD, Avustralya ve Avrupa'da da kapsamlı sergilere imza atan Ai Weiwei'ye ait sergide, günümüz sosyal ve siyasal çelişkilerini nazik Çin porselen işçiliğiyle harmanlayan yapıtlar başı çekti. Sabancı Müzesi'nden alıntılayacak olursak, kültürel ve tarihi önemi büyük olan porselen, sanatçının sahicilik, değer sistemlerinin tarihteki dönüşümü ve sanatın toplumsal değişimi etkilemekteki rolü konusunda ortaya attığı temel sorulara bir kapı açma görevi üstleniyor.

Diğer yandan, Özgürlük için Çiçekler projesine dair yerleştirme ve duvar işlerinin, sanatçının tarihsel değerdeki Urn hanedan vazosunu parçalama anını/1995 tarihli performansını ayrıca tasvir ettiği Lego ürünü devasa triptik/üçleme duvar çalışması veya üst üste, yine devasa çömleklerden menkul çalışmaları da izleyenlerin ilgisine sunuluyor.

İki ayrı galeri halinde kurumun yeraltındaki mekânlarına dağılan ve 29 Temmuz'a dek görülebilecek kapsamlı sergide bunun yanı sıra, sanatçının Nehir Yengeci (He Xei) projesinden de bir bölüm, galerinin köşesindeki yerini aldı. Bu çalışma, Çin iktidar partisine dair cüretkâr bir tavrın yansıması olarak alındığı kadar, toplumsal bir sembol olarak sanatçının kariyerinde önemli bir yere sahip.

Öte yandan, serginin Mardin'e taşınması da, Ai Weiwei'nin atölyesinden 12 kişilik bir ekip başta olmak üzere, Sabancı Vakfı'ndan Zerrin Koyunsağan, İsmail Kemal Gürleyik, Hilal Yöney ve Kenan Gökduman'ın katkıları sayesinde gerçekleşiyor. Sergi konseptini Ai Weiwei'nin Dr.