Performans sanatı müze içinde nasıl var olur?
- Unlimited

- 23 saat önce
- 3 dakikada okunur
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Suzanne Lacy'nin Birlikte/Togæther isimli sergisine paralel olarak Performans Konuşmaları: Canlı Tutma Stratejileri başlıklı uluslararası bir konuşma serisi düzenliyor

Suzanne Lacy, Fısıltı, Dalgalar, Rüzgâr, Performans, 1983-1984
Sabancı Üniversitesi Dijital Müze Uygulamaları Uzmanı Osman Serhat Karaman’ın moderatörlüğünü üstlendiği, 24 Şubat Çarşamba ve 5 Mart Perşembe tarihlerinde çevrim içi olarak gerçekleşecek Performans Konuşmaları: Canlı Tutma Stratejileri, performans sanatının müze içinde nasıl var olabileceğine ve izleyiciyle nasıl yeniden ilişkilendirilebileceğine odaklanacak. Kamusal alan ve müze arasındaki geçişi bir “çeviri meselesi” olarak tanımlayan Suzanne Lacy’nin yaklaşımından hareketle hazırlanan program, performansın yalnızca belgelenmiş bir geçmiş deneyim değil; ziyaretçiyle her karşılaşmada yeniden anlam üreten canlı bir üretim alanı olduğunu vurgulayacak.
24 Şubat’ta gerçekleşecek Performasın Korunmasında Yaşamsallık isimli ilk konuşmada University College London’dan Doç. Hélia Marçal, performans sanatının korunmasına ilişkin yerleşik “canlılık” anlayışını eleştirel bir çerçevede ele alacak. Performansın yalnızca kayıt ve canlı sunum arasındaki karşıtlık üzerinden değil, yapıtların maddi, zamana yayılan ve ilişkisel yönleri üzerinden “yaşamsallık” kavramıyla değerlendirilmesi; performansın müze koleksiyonlarına dahil edilmesiyle gündeme gelen sahiplik ile kurumsal sorumluluk meseleleri politik ve toplumsal boyutlarıyla tartışılacak.
5 Mart’ta düzenlenecek Performanstan Sonra: Koruma, Zaman ve Bakım Emeği isimli ikinci konuşmada ise Bern University of the Arts’tan Araştırma Profesörü Hanna B. Hölling, çağdaş sanatın olay, bedenlenmiş eylem ve zamana dayalı süreçler biçiminde ortaya çıkmasının geleneksel koruma modellerini nasıl dönüştürdüğünü ele alacak. Performansın korunmasının yalnızca belgeleme ya da yeniden icra ile sınırlı bir teknik görev olmadığı; bedenler, kayıtlar, nesneler, arşivler ve kurumlar arasında şekillenen çok katmanlı bir süreç olduğu tartışılacak. Konuşmada ayrıca bakım emeği, zamansallık ve çevresel kırılganlık kavramları üzerinden performans sanatının sürekliliği daha geniş bir etik çerçevede değerlendirilecek.
Suzanne Lacy, Birlikte / Togæther, Sergiden görünüm, Sakıp Sabancı Müzesi, 2025. Fotoğraf: Canberk Ulusan. Sanatçının ve Sakıp Sabancı Müzesi'nin izniyle
Konuşmalar İngilizce gerçekleştirilecek ve tüm katılımcılar için ücretsiz olacak. Katılım için kayıt Sakıp Sabancı Müzesi’nin İnternet sitesi üzerinden yapılabilecek.
Konuşmacılar hakkında
Hélia Marçal, güncel akademik araştırmalarında feminist yeni materyalizmler, aktivist sanat yapıtlarının maddi tarihleri, kültürel mirasın etik boyutları ve edimselliği, zamana dayalı medya ile performans sanatının korunumu, çağdaş sanatın maddeselliği ve bu maddeselliğin müze, miras ve konservasyon pratiklerince nasıl konumlandırılıp müzakere edildiğine odaklanır. University College London’da (UCL) Sanat, Malzemeler ve Teknoloji Tarihi alanında Doçent olarak görev yapmaktadır.
Hanna B. Hölling, konservasyonu dinamik, dönüştürücü ve politik angajman taşıyan bir pratik olarak yeniden düşünen; onun değişim, yenilenme ve yeni bilgi biçimleri için taşıdığı üretken potansiyeli görünür kılan bir akademisyen, eğitimci ve yazardır. Hem konservatör (MA) hem de sanat tarihçisi (PhD) olarak eğitim alan Hölling’in araştırmaları, yayınları ve pedagojik çalışmaları; maddi kültür çalışmalarından konservasyonun tarih ve kuramına, savaş sonrası ve çağdaş sanata uzanan geniş bir çerçevede şekillenir. İsviçre Araştırma Konseyi tarafından fonlanan Critical Conservation (2025–30), Natureculture Lab (2025–), Activating Fluxus (2022–26) ve Performance: Conservation, Materiality, Knowledge (2020–25) projelerine liderlik etmektedir. Bern University of the Arts’ta (HKB) Araştırma Profesörü ve ETH Zurich bünyesindeki Collegium Helveticum’ta Senior Fellow olarak görev yapmaktadır.Art Unlimited'ın Ocak-Şubat 2026 sayısında, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde gerçekleşen Birlikte/Togæther isimli sergisi vesilesiyle Suzanne Lacy'yi kapağımıza taşıdık. Bu kapsamda geçtiğimiz aylarda görevine başlayan Müze Müdürü Prof. Dr. Ahu Antmen ile serginin arkasındaki kurumsal ve küratöryal vizyonu konuştuk. Okumak için;
Estetik ve etiğin kesişiminde: Suzanne Lacy ile Birlikte Müze ile mozole arasındaki ses benzerliğini aşmak
Feminist sanatın ve katılımcı performansın öncü ismi Suzanne Lacy, Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisi Birlikte / Togæther ile Sakıp Sabancı Müzesi’nde. Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla 8 Mart 2026 tarihine kadar izlenebilecek olan sergi, sanatçının yarım asrı aşan üretimini; yaşlanma, şiddet ve dayanışma ekseninde bir araya getiriyor. Sanatı müze duvarlarından çıkarıp “sosyal pratik” olarak hayatın tam içine yerleştiren Lacy ile etiğin estetikle buluştuğu o hassas çizgiyi, kolektif hafızayı ve bir müzenin nasıl toplumsal bir öğrenme alanına dönüşebileceğini konuştuk
Röportaj: Merve Akar Akgün
Sakıp Sabancı Müzesi, yeni döneminde “müze” kavramının bizzat kendisini tartışmaya açıyor. Göreve gelir gelmez, katılımcılığı ve sosyal adaleti merkeze alan Suzanne Lacy sergisiyle net bir tavır ortaya koyan Müze Müdürü Prof. Dr. Ahu Antmen ile konuştuk. “Müzelik olma” kavramını tersten okuyan, kurumu bir otorite değil bir “paydaş” olarak konumlayan ve sergi salonlarını yaşayan bir “agora”ya dönüştürmeyi hedefleyen Antmen, SSM’nin yeni yol haritasını, koleksiyonun geleceğini ve dijital çağda “birlikte” olmanın direnişini Unlimited'a anlattı. Bu röportaj, Suzanne Lacy’nin Birlikte / Togæther sergisinin arkasındaki küratoryal ve kurumsal vizyonu anlamak için kritik bir tamamlayıcı











Yorumlar