• Art Unlimited

Palimpsest metinler III: Eleştirmen ölmeli mi?

Kıvrım Barış Acar’ın metinleri üzerinde durmaya devam ediyor. İlker Cihan Biner bu sefer dümeni kırarak eleştirmenin konumuna değiniyor


YAZI: İLKER CİHAN BİNER


Ekpharsis: Görünür ve Söylenir Arasında Geçitler, Barış Acar, 2018, Corpus Yayınları

“En güzeli, icat edilecek bir biçim içinde düşünmek olur.”

Paul Valéry


Geçtiğimiz sayıda Barış Acar ile bir söyleşi yapmıştım. Sanatçının hayatıyla eserleri arasındaki ilişki, sanat eleştirmeninin konumu gibi bıçak sırtı konuları konuşmuştuk.


Acar’ın metinleri üzerine bir yazı dizisi hazırlarken aniden röportaj yapma sebebine geldiğimde gündemle birlikte önemli mevzuları işaretlemenin kıymetli olduğunu düşündüm.


Bu bölümde ise kimi zaman söyleşideki bazı yerlere değinirken yazarın farklı metinlerine temas etmeyi unutmayarak başka bir meselenin üzerinde durmaya gayret edeceğim.


Sorunu tartışmam şu sualler üzerinden gidecek: Tanrı'nın, insanın, yazarın ölümü gibi çokça tartışılan başlıklara sanat eleştirmenini eklemeli miyiz? Veya eleştiri metnini yazanından bağımsız yerlere koyabilir miyiz?


Röportajın bir yerinde Barış Acar, Evrim Altuğ’un bir etkinlikte sarf ettiği “sanat eleştirmeni, sanat tarihinin muhabiridir,” cümlesine değinmişti. Yazarın bu ifadeler üzerine söylediklerini tekrar alıntılamak istiyorum: “Bence bu çok değerli bir sözdür. Ayrıcalık üretme mekanizmasını devreye sokarak sanat muhabirliğiyle sanat yazarlığını birbirinden ayırmaya çalışan eleştirmene karşı, sanatın bugün eylemcilik demek olduğunun altını çizdi. Bu sözün yeri önemlidir. Zira herkesin politika üzerine söz aldığı ama çok az kişinin gerçekten bir şeyler söylediği bir ortamda, birileri sanata değer katmaktan bahsettiğinde eylemci olmak gerektiğini söylerseniz bu sözün anlamı kat be kat artar.


Bütün bunları eleştirmenin söze başladığı yeri göstermesi açısından anlatıyorum. Önce en çıplak olduğun yerden başlarsın ve her adımında acaba yanlış mı konuşuyorum diye dönüp attığın adıma bakarsın. Bu belki yürümeyi zorlaştırır ama en azından yolun sonunda Handke gibi kendini kendi hayaletine dönüşmüş olarak bulmazsın.”


Muhabirliği güncelin fotoğrafını çekmek olarak anlıyorum. Lakin elimde olan iğne/iplikle (iki nesneyi birbirine dolayarak ele alabiliriz) persona biçiminde belirip gazeteciliği imleyen bu durumu biraz daha saptırmak, anlamını genişletmek istiyorum. Muhabirlik kumaşsa palimpsest kavramını iğne/iplik biçiminde ele alıp çeşitli inşalar geliştirebilirim. Öyle ki; Barış Acar’ın eylemci diye işaret ettiği eleştirmenlik mevzusundan hiç de uzak değilim.


Palimpsestin iğne/iplik olmasına şaşıranlar olacaktır. Daha serinin ilk bölümde mefhumun tarihselliğine gönderme yaptım. 19. yüzyılda tek bir yetki alanına ait olmak yerine yayılmayı, genişlemeyi ifade ettiğini söyledim. Disiplinler arası kesişim sahasını işaret eden bir kavramın güncelliğini vurgulamaya gayret ettim.


Bıraktığım yerden devam ettiğimde; sanat eleştirmenini muhabir biçimine getirirken onun palimpsestini veya işleyiş mekanizmalarını, temayüllerini yoğun bir biçimde düzenleyebiliriz. Eylemci olan eleştirmen böylelikle tek bir disiplinle kalmak yerine sınırları bulandırarak yeniden çerçeve kurmaya girişebilir.


Bahsedilen muhabir bir kumaş parçasıysa palimpsestle beraber yeni bir forma kavuşur. Bu durum sabit bir çizgi üzerinde durmayan farklı biçimlerin oluşumuna tekabül eder. İstikrarlı, otoriter eleştirmen kimliği yapı bozuma uğrar. Bedenini direnişe çeviren eylemci eleştirmen dışarıda bırakılan sınır vakalarını tartışma olanaklarını açmaya gayret eder. Erişilmesi zor, bastırılmış anlatıları gün ışığına çıkarmaya çalışır. Kaleme aldığı metinlerle ya da yaptığı söyleşilerle alışıldık yüzeylerin ritmini değiştirmeye uğraşır.


Pratiklerin ayrıntılı haritasını çıkaran, çizik ve yarıkların izini süren eylemci eleştirmen bir fırfırlı kumaş formunda kaygan, şeffaf ve hız kesmeden yol alabilir. Artık temsil hakkını elinde bulunduran, kendini merkeze yerleştiren eleştirmen kimliğinden daha farklı bir konuma geliyoruz. Tam da bu bağlantılarla birlikte Barış Acar Ters Dönmüş Bir Kaplumbağa ile Sanat Üzerine Konuşmalar kitabının sonsözünde bahsettiğim konumla paralel bir yerden seslenirken şöyle bir yere işaret ediyor: “Çağdaş/güncel sanatçıların problemler karşısında aldıkları tavırlardan gazeteciliğin sanat tarihi yazımına etkisine kadar, yeri geldiğinde tekil yapıtlar ya da sanatçı değerlendirmeleriyle, yeri geldiğinde sosyo-kültürel olguların getirdiği açmazlarla kavramsal yaklaşımın farklı yüzleri ele alındı.” (1)

Yazarın çizdiği çok katmanlı çerçevenin sözünü ettiğim palimpsest duruma

gönderme yaptığını söyleyebilirim. Muhabirliği tek boyutlu sınırlardan daha şeffaf konumlara yerleştiren Barış Acar böylelikle görülmeyeni kayda alan, tarihsel bakışı değiştiren, metinde de eylemini sürdüren bir konuma selam çakıyor.

O halde baştaki soruya gelelim: Eleştirmenin ölümüne mi geliyoruz? Yalnızca metni mi dikkate alacağız?


Ölümü bir başlık halinde ele almamıza gerek yok. Eserle kurulan ilişki mutlaka onu analiz edeni ya da eleştireni öldürmez. Aksine sanatın külliyatı cesetlerden ziyade henüz yeterince keşfedilmemiş başka alanlara yönelmeyi sağlar. Böylelikle eylemci eleştirmen personayla bezeli merkezi kimliğini kırarak kendine de yönelebilen bir açıklığı yaratabilir. Ters Dönmüş Bir Kaplumbağa ile Sanat Üzerine Konuşmalar kitabının sonsözünden alıntıladığım cümlelerdeki gerek tarih yazımı gerekse de sosyokültürel olgulara göndermeler bahsettiğim açıklığa dair yeni bir perspektif ortaya koyuyor.


Bu yaklaşımlarla beraber Barış Acar’ın Ekphrasis üçlemesine geliyoruz. Bir kolaj üçlemesine sahip bu serinin Görünür ve Söylenir Arasında Geçitler cildinde bir metin var. Karşı Sanatın Genç Bir Adam Olarak Portresi adındaki yazıda üzerine uzunca konuşmamız gereken fragmanı alıntılamak istiyorum: “Karşı-sanat hiçbir şey değilse, bir sesler ormanıdır; Baudelaire’in yıllar önce fısıltısını duyduğu orman...” (2)


Metindeki eylemci eleştirmenin fırfırlı bir kumaş parçası olarak nerelere göç ettiğine bir sonraki yazıda değineceğim.


(1) Barış Acar, Ters Dönmüş Bir Kaplumbağa ile Sanat Üzerine Konuşmalar, Sonsöz, Syf. 276, Sel Yayınları

(2) Barış Acar, Ekphrasis: Görünür ve Söylenir Arasında Geçitler, Syf. 37, Corpus Yayınları

TAPADUYURU-D.jpg

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon