top of page

Okulun dışında öğrenmek: Hayy Açık Okul üzerine

1 gün önce
11 dakikada okunur

Hayy Açık Okul birlikte öğrenme, deneyim paylaşımı ve kolektif üretim süreçlerini önceleyen bir “okul dışı okul” modeli sunma niyetiyle yılın başında İzmir’de etkinliklerine başladı. Okul, katılımcıların aynı zamanda okulun üreticisi, yürütücüsü ve kimi zaman paylaşımcısı olduğu bir anlayışı benimseyerek bütün bir yıla yayılacak şekilde bir dizi sunum, söyleşi ve atölye gerçekleştiriyor. İzmir Kemeraltı’nda yer alan bağımsız sanat mekânı Hayy Açık Alan’da ve yereldeki çeşitli mekânlarda hayata geçen Hayy Açık Okul’u 10 Ocak - 18 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği etkinliklerle değerlendirdik


Yazı: Ezgi Yakın & Duru Başer



Hayy Açık Okul, 2026. Fotoğraf: Berk Şenol, Güneş Arık, Saliha Yavuz


Bu yazı, okul dışı okul tecrübesine yaklaşırken farklı deneyimlerden gelen ve yolu öncelikle sanat okulunda/akademisinde hoca ve öğrenci olarak kesişmesiyle, sonrasında ise farklı jenerasyondan gelen iki sanatçının çeşitlenen perspektifi ve birlikte üretme süreci ile inşa edildi. Metnin yazarları olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünde 10 yılı geçen akademik tecrübesi sonrası kariyerine yoğun biçimde sanatçı, bağımsız sanat yazarı ve araştırmacı olarak devam eden Ezgi Yakın ile aynı üniversiteden yakın tarihte mezun olan sanatçı ve Hayy Açık Okul ekibinden Duru Başer, Hayy Açık Okul’un anlayışıyla paralellik taşıyan bir yöntemi benimsedi ve yazının kimi yerlerinde müşterek ifadelere başvururken kimi yerlerde ise kişisel görüşlere ve diyaloglara vurgu yaptı. O yüzden metni klasik bir yorum, eleştiri, röportaj türünden çıkaran hibrit bir dil oluşturma arzusuyla hazırlandığını söyleyerek başlamak yanlış olmaz. Ezgi mesafeli bir gözlemci ve bütüncül bir pozisyon alırken Duru içeriden deneyimleyen bunun doğrultusunda detaycı ve öznel bir bakışı yansıttı. 

Ezgi Yakın: Sanat okulu ve sanat pedagojisi üzerine düşünmek bunun alternatif modellerini incelemek kişisel olarak hem düşünsel ve duygusal yükü ağır hem de heyecan verici. Akademik öğrenim ve öğreticilik deneyimini aynı kurumda gerçekleştirdiğim süreçlerin yaratıcı ve entelektüel açıdan kimliğimi geliştirmedeki katkısı tartışmasız. Fakat sanatsal alanı, kişisel farkındalıkları teknik donanıma imkân verecek şekilde keşfederek “öğrenmek ve pedagojik olarak aktarmak” ve bunu kurumsal çatıda uygulamak çok katmanlı problemleri beraber yürütmeyi gerektiriyor. Sanat okulları günümüzde işlemeyen kurumsal gelenekler, yönetimsel yeni inşalar, üst yönetime bağlı ani değişikliklerden fazlaca etkilenen bir yapıda. Türkiye’deki eğitim kurumlarında politik bağlamıyla dikkat çeken üniversitelerin özgür, demokratik ve katılımcı rolüne ilişkin yaşadığı kriz bu konuyu daha da derinleştiriyor. Diğer yandan alternatif okul örneklerinin özgün modeller sunması, kimi ihtiyaçlara ve yeni tartışma alanlarına olanak sağlaması açısından dikkat çekici bir öneme sahip. “Okul dışı okul” iddiasıyla yola çıkan Hayy Açık Okul bu açıdan İzmir merkezli etkinlikleriyle dikkat çeken ve gitgide daralan imkânlarıyla güzel sanatlar eğitimindeki dışarıda kalan kimi konu ve yöntemleri tecrübe etmek için merak uyandırıcı bir girişim.


Hayy Açık Okul, İzmir Kemeraltı’nda yer alan bağımsız sanat mekânı Hayy Açık Alan’ın hayata geçirdiği kültür-sanat alanında alternatif öğrenme biçimlerine odaklanan bir eğitim ve paylaşım programı. Sanat ve yaratıcı üretim alanlarında çalışanları ve bu alanlara ilgi duyanları bir araya getiren bu platform, birlikte öğrenmeyi ve kolektif üretimi merkeze alan bir “okul dışı okul” modeli sunuyor.


Ezgi Yakın: Günümüzde Türkiye’deki üniversitelerin ve sanat okullarının; ülkenin genel politik ikliminden, ekonomik zorluklarından ve sosyal dinamiklerinden bağımsız düşünülmesi pek de mümkün değil. Kurumların içinden geçtiği bu süreçte, sanat eğitimine dair idealist, çağdaş ve öğrenci merkezli çabalar maalesef her zaman yerleşik bir kültür üretemiyor ve çeşitli yapısal basınçlarla karşılaşıyor. Hayy Açık Okul, tam da bu noktada alternatif ve bağımsız bir model olarak önem kazanıyor. Kurumların kendi iç dinamikleri sebebiyle yaratmakta zorlandığı o esnek ve yenilikçi kültürü, sivil bir zeminde herkesin katılım sağlayabileceği şekilde hayata geçiriyor.


Bu modelin temel amacı; kültür-sanat alanındaki üreticilere ihtiyaç duydukları pratik donanımı, saha deneyimini ve sürdürülebilir bir dayanışma ağını sağlamak. Birlikte düşünmeyi, deneyimlemeyi ve alandaki kişilerin birbiriyle temas edip yeni bağlar kurmasını önceliklendiriyor. Programın temelleri üreten kişilerin bir araya geldiği, görünürlük, sürdürülebilirlik ve ilişkiler ağı gibi sektörel dinamiklerin tartışıldığı ortak buluşmalarla atılıyor. Bu yapıda katılımcılar, mekânın üreticisi, tartışmacısı ve sürecin doğrudan yönlendiricisi konumundalar.



Hayy Açık Okul, 2026. Fotoğraf: Berk Şenol, Güneş Arık, Saliha Yavuz


Duru Başer: Konuşmak için bir araya geldiğimizde Saliha (Hayy Açık Alan eş kurucusu) bize açık okul projesinden kısaca bahsetti. "Böyle bir şey olsa katılır mıydınız? Sürecin nasıl ilerlemesini isterdiniz? Akademide eksik kalan veya sizin merak ettikleriniz neler?" gibi birçok konu hakkında fikir alışverişi yaptık. Aynı zamanda İzmir'de sanat ortamı hakkında, İstanbul ve bu gibi konularda da iş imkanları, sürdürülebilirlik, görünürlük, ilişkiler, bağlar gibi birçok konu üzerine konuştuk. Kendi haricimizde sürece dahil olmak isteyebilecek kişileri de değerlendirerek bir iletişim listesi oluşturduk, bu iletişim listesi ilerleyen süreçte herkese açık hale geldi. Daha sonra listedeki bu kişilere de ulaşıldı. İhtiyaçlarımızın, ilgi duyduğumuz veya öğrenmek istediğimiz konuların belirlenmesi için herkese açık dosyalar oluşturuldu. Katılımcılar ve sürece dahil olan birçok kişi almak istedikleri eğitimleri, duymak ve tanışmak istedikleri kişileri ortak bir bulut dosyasına ekledi.


Bu alanın işleyişi, katılımcıların istek ve taleplerine göre, organik olarak şekilleniyor ve işliyor. Programda yer alacak eğitimler ve davet edilecek isimler sürece dahil olan herkesin erişimine açık ortak bir dosya üzerinden, katılımcıların ilgi duyduğu ve tanışmak istediği kişilere göre belirleniyor. Buradaki en temel kriter ise alan fark etmeksizin üreten herkesin dahil olabileceği güvenli, sağlıklı ve kapsayıcı bir alan yaratmak. Sürecin mutfağında iletişim ağlarından arşive kadar pek çok aşama, katılımcıların dayanışmasıyla ilerliyor. Bu katkıların karşılıksız kalmaması adına uygulanan sembolik kaşe ve telif sistemi, emeği görünür kılmayı ve bu pratiği de alana yayarak kalıcı bir parçası haline getirmeyi hedefliyor.¹


Teorik buluşmalar hem Hayy’ın mekânında hem de çevrimiçi olarak yürütülüyor. Atölye çalışmaları ise bir kısmı yine Hayy’da, bir kısmı da İzmir’deki farklı atölyelerle/oluşumlarla yapılan iş birlikleri² sayesinde şehrin farklı mekânlarında gerçekleşiyor. Ayrıca bu süreçte Hayy'ın üst katı, yine yapılan bu ortak fikir alışverişleriyle kurgulanarak, katılımcıların sürekli kullanımına açık ortak bir atölye ve sergileme mekânı olarak işlev görüyor.


Okul, tüm yıla yayılan programını bu fiziksel ve çevrimiçi ağ üzerinde, isimleri doğrudan katılımcılarla birlikte belirlenen dört ana başlık etrafında kurguluyor: Sanatçıların sürdürülebilir bir üretim pratiği kurabilmesi için portfolyo hazırlama, fon başvuruları ve sergi yönetimi, sansür ve ifade özgürlüğü gibi profesyonel hayatta kalma araçlarına odaklanan, Temas Halleri; beden ve iletişim üzerinden kendini ifade, küratoryal düşünce ve kolektif üretim üzerinden bir üretimi ya da sergiyi "karşılaşma alanı" olarak yeniden düşünmeye davet eden Temsil Halleri; heykelden yeni medyaya, ileri dönüşümden ses ve baskı tekniklerine uzanan uygulamalı atölyeleri kapsayan Yaratıcı Haller ve kültür-sanat profesyonelleri ile alana yeni giren aktörleri buluşturarak deneyim aktarımını ve bağ kurmayı merkezine alan Tanışalım mı?.


Çeşitli konuşmalar, atölye çalışmaları ve sunumlar üzerinden şekillenen bu başlıklarda yürütücü rolünü üstlenen sanatçılar, küratörler ve yazarlar; kendi süreçlerini paylaşıma açıyor. Bazı dersler çevrimiçi düzenleniyor, bazı atölyeler ise iş birlikleriyle yürütücülerin mekânlarında gerçekleşebiliyor. Hayy Açık Okul, tüm bu yapısıyla İzmir ve İzmir dışındaki katılımcılar için bir buluşma, karşılaşma, birlikte üretme ve düşünme alanı sunuyor. Bu doğrultuda şimdiye kadar yapılan etkinlikler üzerinden öne çıkan içerikleri inceleyebiliriz. Hayy Açık Okul'un kavramsal üst başlıkları ve zamansal çizelgesi yerine birbiriyle konuşan, tamamlayan veya yeni gündem maddeleri yaratan etkinlikleri birlikte ele aldık. İçeriği okulun kendi isimlendirmeleri ile değil kesiştikleri, yakınlaştıkları dört odakla kümelendirdik: Sanat ekosisteminde profesyonel pratikler, ifade biçimlerini genişletme, sanatsal üretimin kişisel kaynakları, alternatif öğrenme ve kolektif yapı.


Kültür sanat alanında yaratıcı düşünsel/operasyonel aşamalar ve kültür endüstrisi ile ilişkisi


Hayy Açık Okul’da gerçekleşen bu içeriğe sahip etkinlikler sanatsal üretimin izleyiciyle buluşacağı, atölyeden çıkan sanat işi ve sanatçının varlık gösterdiği ortama odaklanıyordu. Sanatçının kendini ifade etmesinde aracı faktörleri ve sanatçının bu ortam içinde sahip olduğu hakları anlatmak üzere Saliha Yavuz iki sunum gerçekleştirdi. Portfolyo, niyet mektubu, proje yazımı gibi pratikte karşılığı olan tanımlama ve düzenlemelerin amaçları ve hedefleri üzerinde duruldu. Sanatçı hakları üzerine bilgi verilerek haklarının bilincinde olmanın kültür endüstrisinde belki de sınırları en muğlak görsel/plastik sanatlar özelinde ilişkiler ağı ve ekonomisindeki önemi paylaşıldı. Sevim Sancaktar ile iki etkinlik gerçekleşti, Bir Serginin Anatomisi isimli konuşma bir serginin fikir aşamasından uygulamasına geniş yelpazedeki çalışma alanları hakkındaydı; kurulum süreci ve teknik noktalar, iletişim ve iş tanımları, sponsorluklar, proje yönetimi ve yayın hazırlığı gibi birçok konuya değinildi. Verilen örnekler kişisel deneyimlere dayanıyordu ve Sancaktar farklı özelliklere sahip mekânlarda sergi yapmak ve bunlar için en uygun sergileme teknikleri üzerine düşünme ve bu anlamda materyaller hazırlama, oluşturma süreçlerinden örnekler gösterdi.


Duru Başer: Sanat eğitiminin doğası gereği, okullar bir meslek veya doğrudan istihdam sunan yapılar değil. Mezun olduğunuzda kendinize nasıl bir yol çizeceğinizin, işlerinizi dolaşıma nasıl sokacağınızın önceden belirlenmiş hazır bir formülü yok. Akademiden ne kadar beslendiğiniz ve sonrasında ne yapacağınız tamamen kendi tutkunuza, insiyatifinize ve üretim heyecanınıza dayanıyor. Akademi birçok konuda güçlü zemin sağlasa dahi sanatçının kültür endüstrisinde haklarını nasıl koruyacağı veya ekonomik gerçekliğini nasıl inşa edeceği gibi hayatın daha içinden alanları kendi haline bırakıyor, Bunlar da kişinin çevresindeki imkânlar dahilinde ilerliyor. Bu yüzden Hayy’da portfolyo okumaları, sözleşme hakları gibi bir serginin kurulum sürecine dair teknik konular hakkında gerçekleştirdiğimiz atölye ve konuşmalar, eyleme geçme halini temsil ediyor. Bu buluşmalar teknik bir bilginin yanı sıra alanın aktörlerinin deneyimleri hakkında bilgi edinerek kendimize bir yol haritası çizebilmemiz için Hayy tam da ihtiyaç duyduğumuz o ortamı ve alternatif okul modelini sağlıyor.



Hayy Açık Okul, 2026. Fotoğraf: Berk Şenol, Güneş Arık, Saliha Yavuz


Bu paralellikte küratoryal tecrübelerini aktaran Nilüfer Şaşmazer’in sunumundan başlayalım. Şaşmazer küratoryal yaklaşımını, kariyerindeki adımları, bağımsız projeler, işbirlikleri ve Arter çatısı altındaki hazırladığı sergilerin kurum-sanatçı ilişkilerini, eser kurgularını ve içeriği yayın oluştururken özgün bağlamlarını örnekleriyle açıkladı. Hazırlanan yayınlar hakkında; bir sergiyi belgelemenin yanı sıra o serginin kavramsal altyapısını da dahil ederek nasıl kurgulandığı üzerine durdu. Merve Elveren ve Meriç Öner ise Bulaşmak Yerleşmek sunum ve katılımcılarla diyalogla ilerleyen atölyeyi gerçekleştirdiler. Bu atölye daha önce Yunt da açılan VarYok programında gerçekleştirilmiş daha sonra Hayy’a taşınmış. Bağımsız ve ikili çalışma pratiklerinde küratörlük alanındaki kişisel ilgi alanlarını, profesyonel bakış açılarını ve birlikte çalışma süreçlerini paylaştılar. Ebru Nalan Sülün’ün Geçmişten Güncele Türkiye'de Çağdaş Sanat Koleksiyonerliği sunumu, Türkiye’de çağdaş sanat koleksiyonerliği tarihine dairdi. Ayça Bayrak Uluğ’nun Müze Karşıtı Düşünceler Atlası sunumu ve ardından gerçekleştirdiği atölye ise müzeye neler giriyor veya girmeye değer, sanat eseri statüsü neye göre belirleniyor gibi sorular etrafında gelişti. Okulun birinci döneminin son etkinliği olarak Beral Madra sunumu ile uzun yıllara ve farklı coğrafyalara yayılan sanat ortamındaki deneyiminden hareketle günümüz sanat dünyasının sosyal, politik ve ekonomik kurumsal bağına ilişkin güncel tartışmaları katılımcılarla paylaştı. 


Yaratıcı ifade alanlarını genişletmek


  • Beden ile farkındalık


Disiplinlere dayalı örgün eğitimde plastik sanatlar bünyesindeki atölye pratiklerine pek dahil edilmeyen beden-performans-sahne ilişkisi bedenle kurulan içsel kavrayışlar, bir başkasıyla kurulan temas ve bağ egzersizleri oyun, hareket ve nefes gibi araçlarla deneyimlendi. Fatih Gençkal ve Tuba İmik iki farklı başlıkta bu doğrultuda atölyeler gerçekleştirdiler. Tuba İmik ile gerçekleşen atölye daha çok kendini tanıma üzerine ve düşünsel anlamda ilerlerken Fatih Gençkal’ın atölyesi ise beden, sahne-performans ile bağlantılı gerçekleşti. Bu atölyelerdeki amaç yakınlık alanlarını gözlemlemek ve kolektif ortamı canlandırmaktı. Bunun için katılımcılar kişisel pratiklerini aktararak duyular yoluyla gelişen iletişim için içsel olanı yansıtmaya çalıştılar.


  •  Yayın ve tasarım



Hayy Açık Okul, 2026. Fotoğraf: Berk Şenol, Güneş Arık, Saliha Yavuz


Sanatsal verilerin yayınlaştırılması sanat okullarında yoğunlukla tasarım bölümlerinin çalışma sahası olurken Hayy Açık Okul’da katılımcıların sanatçının üretimlerinin dolaşıma geçmesinde destekleyici, yorumlayıcı veya birebir sanat üretiminin ana unsuru olacak şekilde gündemine girmesini ve alanında profesyonel aktörlerden faydalanabilmelerini sağladı. Kitap tasarımına dair, Yaratıcı Haller Umut Altıntaş'ın programladığı üç oturumdan oluşan konuşma dizisi ve bir atölye dersinde oluşuyordu. Program, kitap tasarımını yalnızca grafik tasarım açısından değil; editoryal süreçler, sanatçı, editör, küratör ve kurum arasındaki iş birlikleri, üretim ve basım süreçleri ile sanatçı kitabının kavramsal ve maddi boyutları üzerinden şekillendi.


İlk oturum, Süreyyya Evren'in Kitap Tasarımı – Editoryal Bakış başlıklı konuşması oldu. Tarihsel vizyon ve güncel pratikler üzerinden sorunsallaştırılan sanat kitabı, Evren’in düşünsel perspektifiyle editörün rolünü gündeme taşıdı. Oturum, sanat içerikli kitap üretiminde editoryal kararlar, editörün sanatçı, kurum ve küratörle kurduğu ilişkiler ile bu süreçlerin kitap tasarımına etkisi üzerine, tasarımcının pratiği ile örneklendirildi. İkinci oturum, Esen Karol ile çevrimiçi olarak gerçekleştirilen Katalog mu, Kitap mı? başlıklı konuşmasıydı ve ihtiyaç duyulan yayın türüne nasıl karar verildiğiyle ilşkili malzeme seçimleri ve boyut gibi biçimsel ve teknik konulara yer verildi. Üçüncü oturumda ise Umut Altıntaş'ın Editoryal Kitap Tasarımı sunumu gerçekleşti. Sunumda Altıntaş tasarımcının sanat içerikli bir kitaba nasıl yaklaştığını, editoryal tasarımda içeriği kitaba dönüştürme sürecindeki aktörlerin eş zamanlı çalışma biçimlerini örnek kitaplar üzerinden açıkladı. Atölye ise sanatçı kitabı yapma fikri ve üretim süreci odaklıydı. Bir kitabın maketi pratikte nasıl düşünülür sorusuna tasarımın yanı sıra üretimin tüm aşamaları dikkate alınarak cevap arandı; düşünsel ve maddi üretim koşulları Umut Altıntaş’ın getirdiği örnek nüshalar ve katılımcıların bu anlamda hali hazırda olan üretimleri üzerinden tartışıldı. (İlerleyen tarihlerde 2. atölye düzenlenecek, bu da doğrudan uygulamalı olarak sanatçı kitabı yapma atölyesi olacak)


  • Yaratıcı araçlara başka yönden bakmak


Hayy Açık Okul bünyesinde güzel sanatlar alanının dışındaki katılımcıları kapsayan ve deneysel uygulamalara imkân veren etkinlikler de yapıldı. Renk, baskı ve yeni medyaya ilişkin bu konuşma ve uygulamalar farklı bakış açılarını geliştirmeyi ve keşifleri mümkün kıldı. Gizem Hız’ın sunumu ve atölyesi temel sanat eğitiminin başat unsuru olan renk konusunda fizyolojik, psikolojik okumalar sundu ve bu yaklaşımla çeşitli uygulama alanları oluşturdu. Emre Yıldız ve Atakan Tuna’nın birlikte yürüttüğü kaşe, klişe ve mühür gibi hazır kalıplar ve Tipo baskı malzemeleri üzerinden gelişen tipo baskı, kolografi ve serigrafi atölyeleri ise İzmir Basmane/Umurbey/Kemeraltı mahalleleri üzerinden bir kavram haritası görselleştirmek üzere kolektif çalışma imkânı sağladı. Diğer yandan Yeni Medya ve Jeneratif Düşünce ismiyle gerçekleşen Candaş Şişman, Daniele Savasta ve Ege Canpolat’ın sürdürdüğü yüz yüze ve çevrimiçi görüşmeler ile işlerin ortaya çıktığı bir atölye hayata geçti. Etkinlik, kavramsal düşüncenin dijital düşüncelerle genişletilmesi amacıyla katılımcılara imkansız veya olası görünen konseptleri tartışıp speküle ettikten sonra, yeni medya araçlarıyla bu fikirleri fiziksel yerleştirmelere dönüştürme pratiğini hedefledi. Tüm uygulamalı atölyelerde gerçekleşen çalışmalar, yereldeki bağımsız atölyelerle işbirliği yapmak, İzmir’in kent kültürüne ve deneyimine yaratıcı yoldan diyalog kazandırmak ve biçimsel alanı (renk, baskı, yeni medya) akademi sınırlarından çıkarmak için ilgi uyandırıcı bir girişim olarak düşünülebilir. 


Sanatsal üretim sürecinin kişisel temas alanları


Farklı jenerasyondan, arka plandan, kariyer aşamalarından gelen tanınmış ve alanında yeni sanatçıların süreçlerini paylaştıkları sunumlara Şubat ayı itibariyle çeşitli periyotlarla yer verildi. Bu sunumları özel kılan ise yaratım yolculuğundaki içsel duraklara ve kolektif etkileşimlere daha çok vurgu yapılmasıydı. Sanatçılar kendi pratiklerini ve kariyer inşalarını oluştururken faydalandıkları, etkilendikleri kişiler, olaylar, kaynakları paylaştılar. Bunları ifade ederken etrafında dolaştıkları sorulardan bazılarına- nereden buraya geldim, ilham kaynaklarım, müştereklerim, bağ kurduğum kişiler, yerler, olaylar, popüler kültür örnekleri, seçimlerim ve zorlandığım konular neler gibi- kişisel deneyimleriyle cevaplar verdiler. Taner Ceylan ve Özgür Demirci alanında tanınmış, mesleki pratiğini yerleşik hale getirmiş ve sektörel bağlarla güçlendirmiş sanatçılar olarak kendi merkezinden çevreye genişleyen temas alanlarını aktardı. Farklı eğitimden, arka planlardan gelen ve alanda yeni üretimler vermeye başlayan Derya Bulut Uhri ve Güneş Arık ise; kendi araştırma süreçlerini, odaklandıkları kavramları ve bu yoldaki keşiflerini paylaşıma açtılar. 


Alternatif okul ve kolektif örgütlenme

 


Hayy Açık Okul, 2026. Fotoğraf: Berk Şenol, Güneş Arık, Saliha Yavuz


Hayy Açık Okul faaliyetleri sayesinde akademik bilgi aktarımından farklı olarak deneyim merkezli kaynaklar ile deneysel çıktılar sunduğu bir dönemi geride bıraktı. Son olarak halihazırdaki programda tekil örnek olarak görebileceğimiz Betül Aksu’nun Açık Okullar, Açık Sorular isimli sunumu Hayy Açık Okul’ın pozisyonunu tartışmaya elverişli bir içerik sundu. Aksu alternatif okullar üzerine hem kendi katıldığı hem de haberdar olduğu, dünya genelinde gerçekleştirilen örnekleri katılımcılarla paylaştı. Açık okullara neden ihtiyaç duyuyoruz ya da bu tür yapılar bize neler veriyor-vermeli sorularına yoğunlaşırken Türkiye dışındaki bu tarz oluşumların koşulları, programların sağladığı bütçe ve buna dair sorunlar da dile getirildi. 


Diğer yandan Hayy Açık Okul hayata geçmeden önce İzmir’de bu anlamdaki alternatif öğrenme metodları ve okul örnekleri de yer almaktaydı. Eğitim süreci bitiminde kendini var etme arzusu, kimi zaman sisteme entegre olmadan üretmenin ve sosyal karşılaşmaların, paylaşımların oluşabileceği bağımsız mekânları yarattı ve bu ihtiyaçları hedefleyen kimi kültür-sanat üreticileri profesyonel alandaki deneyimlerini aktarma arzusunda yeni alanlar kurdular. 2000'lerden bu yana farklı üretim ve dayanışma biçimleri ortaya koydular. Bunlar eylemselliğe dayalı, deneyime özgü öğrenme yollarıydı; güçlerini ve kaynaklarını ortak bir vizyon için birleştirdiler. Mesela kâr amacı gütmeyen bir inisiyatif olan Kendine Ait Bir Oda (KABO) pek çok geçici mekânda genç sanatçılarla mentorluk desteği kurabilecek ikilikler oluşturdu ve faaliyetleri arasında İzmir-Şırnak şehirlerindeki sanat okullarındaki öğrenciler ve yeni mezun katılımcılarla ortak üretim ve bireyler arası bağların gelişmesini önceleyen bir karşılaşma ve dolaşım alanı mevcut. Özgün varlığı ve kapsayıcılığı ile Şirince'deki Nesin Sanat Köyü, İzmir’de on yıldan fazladır bir alternatif okul modeli. Bünyesinde çeşitli içerikler ve yürütücüler ile farklı periyotlara yayılan eleştirel, sorgulayıcı ve bağımsız atölyeler, yaz okullarıyla ortak ilkeleri savunan bir konumda yer alıyor. Dolayısıyla Hayy Açık Okul kentteki kolektif örgütlenmeye dair eğilimin bir izdüşümünü de içinde barındırıyor.


Duru Başer: Hayy gibi alternatif yapılar, benim idealimdeki modele çok yakın. Notun, imzanın, zorunluluğun olmadığı sadece "isteyenlerin" bir araya gelip o paylaşım alanını kendi niyetleriyle var ettiği yerler. Elbette her alternatif okulun modeli ve katılımcı profili farklıdır, hepsi için tek bir doğru tanım yapılamaz; ancak benim idealimdeki akademi dışı okul, kişisel inisiyatifin ve yan yana gelme arzusunun kurumların yerini aldığı esnek bir alan, hatta akademi ile beraber işleyen daha geniş sistemler anlamına geliyor.


Ezgi Yakın: Hayy’in (Ayşe Gür ve Saliha Yavuz’un kültür-sanat yönetimi alanındaki deneyimleri göz önünde bulundurulduğunda) iletişim ve organizasyon kapasitesini imkânlar alanına çevirmesi söz konusu. Merkeze uzak olmanın da etkili olduğu ekonomik, fiziki koşullara, sosyal ve mesleki statüye bağlı zorlukları hafifletecek ve diyalog için potansiyel oluşturacak kişilere ulaşmak, bu kişilerin mesleki birikimlerini ve bunu geliştirme süreçlerini dinleyebileceği, atölye çalışmalarıyla uygulanabilir alanları keşfedebileceği bir planlama bu. Bu iyi niyetli ve özverili çalışmanın ilerleyen süreçlerde yarattığı etkileşimin kalıcı ve organik diyaloglara, kariyerinde farklı ya da benzer eşiklerde olanların birbiriyle yatayda da üretmeye evrilmesini yani karşılıklı öğrenme ve ortak eylemselliğe imkân sağlamasını umuyorum.


Hayy Açık Okul³, Türkiye sanat ortamından beslenerek hiyerarşik olmayan bir düzen kurma gayretiyle genç sanatçıların ya da sanatsal yaratıcı bakışa sahip kişilerin taleplerine, beklentilerine, müşterek niyete göre bir program ve işleyiş kurgulama arzusu ile dikkat çekiyor. Bu açıdan bağımsız çatıya olan aidiyet bağının katılımcıların karar verme ve uygulama etaplarında yer almasıyla gelişmesi anlamlı bir yere oturuyor.


1. Programa katılım tamamen ücretsiz gerçekleşiyor ve kaşe, telif gibi emeklerin, programın hayata geçmesi için temel bazı ihtiyaçların fon ve sponsorluk ilişkisiyle karşılanıyor. Detaylı bilgilere ise www.hayyacikalan.com adresinden ulaşabilirsiniz.

2. İzmir’deki mekân ve oluşumlardan; Kazı Print Studio, Darağaç Karargah, Yokuşun Başı ve Defxane ile iş birliği yapıldı.

3. İlk dönemini geride bırakan Hayy Açık Okul’un programı yıl sonuna kadar devam ediyor. Bu süreçte hayata geçmesi düşünülen uygulamalı atölye çıktılarından oluşan bir sergi ile ilk yılını tamamlamayı ve ekonomik-emek destekleri ile sürdürülecek programın bir dizi etkinliklerini gelecek yıl gerçekleştirmeyi planlıyor. Detaylı programa ve katılım bilgilerine www.hayyacikalan.com adresindeki Hayy Açık Okul başlığına tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page