Nasıl sanatçı olunur?


Sizi budala bir amatörden kuşağının en yeteneklisine dönüştürecek

(ya da en azından daha yaratıcı bir hayat yaşamanıza yardımcı olacak)

33 ipucu

5146 kelime

İngilizceden çeviren: Merve Naz Yalçın

Salvador Dali olarak New Yorklu sanat eleştirmeni Jerry Saltz, Philippe Halsman Fotoğraf: Marvin Orellana İllüstrasyon: Joe Darrow

Sanat herkes içindir. Sadece herkese göre değildir. Bunu içtenlikle, kendini tüketmiş bir sanatçı olarak biliyorum. Geçen sene bu konuda bir yazı yazdığımdan beri bu konuda rahat bırakılmadım, verdiğim her derste, gittiğim her galeride sürekli benden tavsiyeler isteniyor. Gerçekte sordukları tek şey ise; “Nasıl sanatçı olabilirim?”

Geçen ay Banksy, bir müzayedenin yapıldığı esnada, çerçevesinde parçalanması üzere bir tablo yarattı, fısıltıları neredeyse duyabiliyordum: “Bu sanat mı?” Bu sonbahar, New York'taki en büyük müze etkinliği, Whitney'in Andy Warhol retrospektifi. Paradigmatik olarak kendi kendini yetiştirmiş, her şeyi-sanat-yap-ve- kendini-ünlü bir sanatçı yap. Bugün hepimiz Andy'nin çocuklarıyız, özellikle de insanoğlunu görsel olarak düşünmeye ve sıradan yaşamlarımıza estetik bir çıktı gözüyle bakmaya teşvik eden Instagram çağında.

Buradan gerçek sanata, harika sanat yapmaya nasıl ulaşabilirsiniz? Özel bir yol yok; herkesin kendi yolu var. Yine de, yıllar içinde kendimi hep aynı tavsiyeleri verirken buldum. Bu tavsiyelerin çoğu, sanata bakmaktan ve sanata biraz daha bakmanın sonucunda derlendi. Kalan kısmı da sanatçıların kendi çalışmalarını ve mücadelerini dinlerken... (Hepsi birer narsist.) Hatta eşimden bile biraz çaldım.

33 kural var ve bu kuralları kendinize sanatın içinde bir hayat kurabilmeniz için bilmeniz gerekiyor. Ya da 34, eğer “Her zaman güzel, cömert, başkalarına karşı açık ol ve dişlerine iyi bak” kuralını da sayıyorsanız. Ve başarana kadar –mış gibi yapmaya devam et”i de sayarsanız 35.

Adım bir: Tam anlamıyla bir amatörsünüz

Daha başlamadan beş ders.

Jerry Saltz, Otoportre esas alınarak Andy Warhol (1986) Fotoğraf-İllüstrasyon (New York Magazine için) Joe Darrow Fotoğraf kaynağı: Marvin Orenella

1. Ders: Utanmayın

Anlıyorum. Sanat yapmak küçük düşürücü, korkutucu, deli gibi, birinin karşısında ilk defa soyunuyormuş gibi hissettirebilir. Sık sık kendinizle ilgili başkalarının dehşete düşürücü, tuhaf, sıkıcı ya da aptalca bulacağı şeyleri ortaya koyabilirsiniz. İnsanlar sizin anormal ya da sıradan olduğunuzu düşünebilirler. Tamam. Ben çalışırken sürekli mideme kramplar sokan “Bunların hiçbir iyi değil. Hiçbir anlam ifade etmiyor,” gibi düşüncelere kapılıyorum. Ama sanatın bir anlam ifade etmesi gerekmiyor. Hatta iyi olması bile gerekmiyor. O yüzden zeki ya da “iyi” olmak konularında endişe etmeyin.

2. Ders: “Kendi hikayenizi anlatırsanız zaten ilginç olacaksınız.”

Louise Bourgeois

1975'te Louise Bourgeois Fotoğraf: Mark Setteducati Copyright: The Easton Foundation/VAGA at Artists Rights Society (ARS) NY

Amin, Louise. Başkalarının yetenek ya da güzellik sizi ele geçirmesin ya da sözde üstün ya da zayıf olanlara göre kendinizi bir kutunun içine kapatmayın. Kendi şeridinizde kalmayın. Belirlenmiş sınırlar içinde çizmek bebeklere göredir; bir şeyleri toplamak ve haklı çıkmak ise muhasebeciler için. Yeterlilik ve el becerisi sadece onlarla yaptığınız şey kadar iyidir. Ancak şunu unutmayın; sadece sizin hikayeniz diye bir izleyici kitlesine sahip olamazsınız. Bunu hak etmek zorundasınız. Bunu büyük bir proje üreterek elde etmeye çalışmayın. Küçük adımlar atın. Ve bu küçük adımlarla mutlu olun.

3. Ders: Taklit etmekten çekinmeyin

Fotoğraf: Zohar Lazar/Jason M. Kelly

Hepimiz, diğer insanların çalışmalarının pastişini yapan insanlar, taklitçiler olarak işe başlıyoruz. Güzel! Bunu yapın. Bununla birlikte, fikirler, araçlar ve hareketler diğer sanatçılardan gelse bile, tüm bunları kendinizin de yapma olasılığınız olduğunu hissetmeye başlayın. Bir şey yapacağınız zaman kendinizi fikirler, caddeler, yollar, araçlar ve materyallerle ve olasılıklarla dolu devasa bir stadyuma giriyor olarak hayal edin. Hepsinin sizin olmasını sağlayın. Burası artık sizin eviniz.

4. Ders: Sanat ne anlamak hakkında. Ne de ustalık.

Sanat yapmak ve deneyimlemekle ilgili.

Kimse Mozart'ın ne anlama geldiğini sormuyor. Bir Hint ragasını ya da Fred Astaire ve Ginger Rogers'ın Top Hat’teki Cheek to Cheek dansını da. Herkesin anlayabileceği şeyler yapmayı unutun. Abba'nın ne anlama geldiğini bilmiyorum ama seviyorum. Hayal sizin inancınız; duygusallık ve hissizlik ise düşmanınızdır. Bütün sanat sevgiden gelir -bir şey yapmanın sevgisinden.

5. Ders: Çalış, çalış, çalış

Ruh hastalıkları hastanesinde bile Yayoi Kusama üretken. Fotoğraf: Jeremy Sutton-Hibbert/Getty Images

Rahibe Corita Kent, “Tek kural iştir. Çalışmak seni bir yere götürür. Her zaman tüm işleri yapan insanlar, nihayetinde mutlaka bir şeyi tuttururlar.”

İşte bloke olma ya da çalışma ve başarısızlık korkusunu yenmek için dünyadaki her yolu denedim. İşe yarayan tek bir yöntem var: Çalışmak. Ve çalışmaya devam etmek.

Her sanatçı ve yazar uykusunda çalıştığını iddia eder. Ben bunu her zaman yaparım. Jasper Johns, “Bir gece, büyük bir Amerikan bayrağı çizdiğimi hayal ettim ve ertesi sabah kalktım ve dışarı çıkıp malzemeleri almaya başladım” der. Rüyalarınızda kaç kez kariyer yaptınız ve bunu dikkate almadınız? Ne kadar korktuğunuz önemli değil; herkes korkuyor. Çalış. Çalışmak, korku lanetini alan tek şey.

Adım iki: Aslında nasıl başlanır?

Atölye kullanım kılavuzu.

Jerry Saltz, otoportresi esas alınarak, Frida Kahlo, Dr Eloesser (1940) Fotoğraf: Marin Orenella Foto-illüstrasyon: Joe Darrow (New York Magazine için)

6. Ders: Bir kalemle başlayın

Çiziminiz hakkında endişelenmeyin. Sadece çizikler yapın. Kendinize sadece şema çizdiğinizi, oynadınızı, deneyimlediğinizi söyleyin ve ortaya çıkan şeyin neye benzediğine bakın. Eğer yazabiliyorsanız, nasıl çizileceğini zaten biliyorsunuzdur; zaten kendinize ait bir stiliniz var; harfler ve sayılar ve özel karalamalar. Bunlar da birer çizim şekli. Çizikler atarken ve çizim yaparken, elinizden, bileğinizden, kollarınızdan, kulaklarınızdan, koku duyunuzdan ve dokunuşlarınızdan aldığınız tüm fiziksel geri bildirimlere dikkat edin. Kalemi kaldırmaya ve farklı bir çizik oluşturmaya ihtiyaç duymadan önce çiziminiz ne kadar sürebildi? Şimdi bu çizikleri daha kısa veya daha uzun yapın. Onları yapma şeklinizi değiştirin, dokunuşunuzu değiştirmek için parmaklarınızı kumaşa sarın, ne yaptığınızı görmek için diğer elinizi deneyin. Bütün bunlar size bir şey anlatıyor. Kendi içinizde çok sessiz olun ve tecrübe ettiğiniz her şeye dikkat edin. İyi ya da kötü şeyler düşünmeyin. Faydalı, zevkli, tuhaf şeyler düşünün. İşinize sırlar saklayın. Bu deneyimlerle dans edin ve onlarla işbirliği yapın. Onlar lider; siz onları takip edin. Yakında adım da atıyor olacaksınız çünkü -biçimsiz, garip, ya da değil- tüm görsel kalipsoları yapıyorsunuz. Kimin umrunda? Sanatın müziği ile siz dans edeceksiniz.

Her zaman yanınızda bir eskiz defteri taşıyın. Her bir kağıdı çiziklerle doldurun. Ancak tüm sayfayı kenardan köşeye doldurmayın. (Bu çok kolay bir yol.) Hangi şekillerin, formların, yapıların, konfigürasyonların, detayların, kıvrımların, birikimlerin, dağılımların ve kompozisyonların size cazip geldiğini düşünün.

Şimdi bunu, hangi malzemenin size hitap ettiğini bilmek için başka herhangi bir yüzeyde yapın. Kaya, metal, köpük çekirdek, kahve fincanları, etiketler, kaldırımlar, duvarlar, bitkiler, kumaş, ahşap, her neresi olursa olsun çizin. Sadece çizikler atarak bu yüzeyleri süsleyin. Daha fazlasını yapmak için kaygılanmayın. Her tür sanat, bir dekorasyon biçimidir. Şimdi, birine, yaptığınız şey hakkındaki fikirlerini sorun. Daha önceden yaptığınız işler hakkında fazlaca bilgi aldınız. Eğer bu kişi işinizde bunları görüyorsa, olmuştur.

Sonra, önünüzdeki bir metrekarelik alanı çizin. Bu sıkı, gevşek, soyut, gerçekçi olabilir. Nesneleri, dokuları, yüzeyleri, şekilleri, ışığı, karanlığı, atmosferi ve kalıpları nasıl gördüğünüzü görmenin bir yolu. Görmeyi özlediğiniz şeyi anlatıyor. Bu sizin ilk şaheseriniz olacak. Şimdi aynı metrekarelik alanıdiğer taraftan çizin. Zaten artık çok daha iyi gören bir makine haline geliyorsunuz ve bunu fark etmiyorsunuz bile.

7. Ders: Uygulama biçimleri geliştirin

Örneğin, metroda, beklerken veya otururken, kendi ellerinizi çizerek pratik yapın. Aynı sayfada birçok el, diğer ellerin üzerinde eller. İsterseniz başkalarının elleri. Vücudunuzun gördüğünüz diğer bölümlerini de çizebilirsiniz. Ama önce bakmalı, sonra kaleminize ne gördüğünüzü anlatmalısınız. Uyduruktan yapmayın! Aynalar sadece yanağınızla ağzınızın birleştiği yeri çizmek isteseniz bile iyidir. Farklı ölçeklerle oynayın, işleri büyütün, küçültünn, bükün.

Egzersiz: Bir dahi olmayı unutun ve becerilerinizi geliştirin

Bence tüm sanatçılar şunları yapmalı:

  • Kilden tencere yapmak.

  • Kumaş parçalarını birbirne dikmek.

  • Ağaç budamak.

  • Tornada oyarak tahta kase yapmak.

  • Litografi, gravür veya tahta baskı yapmak.

  • Kafanızdan atmak için Dalivari bir resim ya da minik bir Kusama ışık yerleştirmesi yapmak.

Şimdi kadim bir bilgiye sahipsiniz.

8. Ders: Şimdi, yeteneği tekrar tanımla

Sanatsal becerinin teknik yeterlilik, taklitsel doğruluk veya iyi çizim denen şeyle hiçbir ilgisi yoktur. Her büyük sanatçı için farklı bir beceri tanımı vardır. İsterseniz çizim dersleri alın; “ustalar gibi” çizmeyi öğrenin. Yine de bunu özgün bir şekilde yapmak zorundasınız.

Pollock, gerçekçi çizimler yapmadı ama tuvalini yukarıdan aşağı lekelerle boyayarak sanat dünyasının en değerli ustalıklarından birini yarattı. Sen de aynısını yapabilirsin – her neyi farklı yapıyorsan, becerin o olacak.

Piet Mondrian'ın erken dönem çizimleri

Piet Mondrian'ın tamamen maharetsiz ama delicesine maharetli olgunluk dönemi işlerinden

9. Ders: “Düşünceni materyale göm”

Roberta Smith

Bu ne demek? Bir obje fikirleri ifade etmelidir; sanatın içinde duygu olmalıdır. Ve bu fikir ve duygular -karmaşık olsalar da olmasalar da- kolay anlaşılır olmalıdır.

Günümüzde bir sanatçı, tamamen kahverenginden oluşan bir tabloyu, tuvalini 1990'ların Sırp katliamının anmak için Kosova'ya götürüp gözlerini bağlayarak iki saat boyunca yerdeki kirleri ovuşturduğunu söyleyen bir duvar yazısıyla sergileyebilir. Geçtiğimiz günlerde, bir galeride gökyüzündeki bulutların çekildiği sıkıcı siyah-beyaz fotoğraflara bakarken galerici bana yaklaştı ve büyük bir ciddiyetle: “Bunlar, polis şiddetinin protesto etmek amacıyla çekilmiş Ferguson, Missouri'deki bulutların fotoğrafları.” “Hayır! Bunlar sadece aptal bulut fotoğrafları ve hiçbir şeyle alakası yok.

Duchamp'ın Çeşme'si (Fountain) bir sanat eseri mi yoksa bir fikir mi? İkisi de!

Farklı bir yol daha var. 1917 kışında, Marcel Duchamp, 29 yaşındayken, Beşinci Cadde’deki J.L. Mott Demir İşleri mağazasından bir pisuar satın aldı. “R. Mutt 1917” diye imzaladı ve Fountain (Çeşme) diye adlandırarak Bağımsız Sanatçılar Topluluğu Sergisi’ne teslim etti.

Fountain etten bir kelimenin estetik karşılığıdır, hem fikir hem objedir -her şey sanat eseri olabilir. Fountain bugün hâlâ 20. yüzyılın en etkili sanat eserleri olarak anılıyor.

Dünya algısını değiştirmek için düşünceyi materyale gömme projesi yeni bir gelişme değil. Mağara resimlerine baktığımızda, türümüz tarafından bugüne kadar tasarlanan en gelişmiş ve karmaşık görsel işletim sistemlerinden birini görmüş oluyoruz. Bu işleri yapanlar gerçek dünyada kafalarında olan bir şey tasvir etmek ve bu bilgiyi başkaları tarafından da okunabilir hale getirmek istemişler. Bu on binlerce yıl sürmüş. Bunu aklınızda tutarak…

Egzersiz: Bir yaşam totemi oluşturun

Herhangi bir yüzey üzerinde herhangi bir malzeme kullanarak, hayatınızın 1,2 metre uzunluğundaki totem kutbunu yapın, çizin ya da ifade edin. Bu totemden, sizin hakkınızda neye benzediğiniz veya kaç kardeş olduğunuzdan başka şeyler de anlamalıyız. İstediğiniz her şeyi ekleyin: Kelimeler, harfler, haritalar, fotoğraflar, nesneler, işaretler. Bu süreç bir haftadan uzun sürmemeli. Bir hafta sonra bitmiş olmalı. Bu kadar. Şimdi toteminizi sizi en iyi tanıyan insana gösterin. Onlara sadece şunu söyleyin; “Bu şimdiye kadarki hayatımın totemi.” Hepsi bu kadar. Beğenmeleri önemli değil. Onlardan bu totemin sizin yaşamınızla ilgili ne anlam ifade ettiğini söylemelerini isteyin. İpucu yok. Sadece size söylediklerini dinleyin.

10. Ders: Kendi sesinizi bulun

Sonra abartın.

© Estate of Philip Guston, Hauser & Wirth izniyle Fotoğraf: Genevieve Hanson

Philip Guston bir AbEx'ti sonra Philip Guston oldu Fotoğraf: © Estate of Philip Guston, Hauser & Wirth izniyle. Fotoğraf: Genevieve Hanson

Birisi işinizin başkasının işi gibi olduğunu ve sanat yapmayı bırakmanız gerektiğini söylüyorsa, ben yapmayı bırakma derim. Yeniden yap. 100 kez veya 1.000 kez yap. Sonra, güvendiğiniz bir sanatçı arkadaşınıza çalışmanızın başkasının sanatına benzeyip benzemediğini sorun. Eğer çok benziyorsa, başka bir yol deneyin.

Philip Guston'un iç sesini takip ettiğinde duyduğu korkuyu hayal edin: 1950'lerde ilkeli bir Soyut Dışavurumcu olmaktan çıkıp, tıknaz, çizgi filmvari figürler çizen, puro içen ve üzeri açık araba sürerken KKK maskesi taktığını hayal edin! Bunun için uzak durdu. Yine de sesini takip etti. İşleri bugün döneminin en çok saygı duyulanlardan. Çalışmadığınız zamanlarda…

Egzersiz: Bir arkeoloji çalışması

İlgi alanlarınızın dizin, soy ağacı, grafik veya şemasını oluşturun. Her şey için; görsel, fiziksel, manevi ve cinsel. Boş zaman, hobiler, yiyecekler, binalar, havaalanları dahil her şey. Kitap, film, web sitesi gibi. Bu kendini ifşa etme süreci biraz korkutucu ya da iç karartıcı olabilir. Ama iç sesiniz burada. Bu hayatınızın geri kalanına dönmek ve eklemeler yapmak için bir kaynak olacak.

11. Ders: Kafanızdaki çılgın sesleri dinleyin

Kafamda kendi tarzımda bir Atina Okulu var. Bir takım rakiplerim, arkadaşlarım ve beni etkileyen ölü ve diri tüm insanlar (orada). Çalışırken omzumdan beni izliyorlar ve hiçbiri acımasız değil. Hepsi gözlemler yapıyorlar ve tavsiyelerde bulunuyorlar. Ben müziği çok kullanırım. Şöyle düşünürüm: “Tamam bu parçaya gerçek bir güç ile başlayalım! Beethoven gibi. Ya da kafamın içindeki Barbara Kruger’in “Bu cümleyi kısa, etkili, deklaratif, agresif yaz” demesi gibi. Ya da Led Zeppelin, “Uyum içinde riskli bir şey dene ve hepsini göstermekten çekinme.” Gördüğüm tüm Sienese resimleri bana yalvarıyordu; “Güzel yap.” D. H. Lawrence masanın üzerine vuruyor, Alexander Pope beni gerçekçi olmaya itiyor, Wallace Stevens benim dilimi dinliyor, bana kelimeler öneriyor, Whitman beni zorluyor, içimdeki Melville görkemli bir hale geliyor ve Proust beni kırılacak kadar uzun cümleler kurmak için yönlendiriyor –ve bu cümleler editörüm tarafından sekize bölünüyor ya da bire indirilene kadar editleniyor. (Yazarların editörlere ihtiyacı vardır. İstisnasız.) Bu sesler, işler daha da zorlaştığında her zaman orada var olacaktır.

12. Ders: Neden nefret ettiğinizi bilin

Bu, muhtemelen kendinizsiniz.

Egzersiz: Bir sanat listesi yapın

İşini küçümsediğiniz üç sanatçının listesini yapın. Her bir sanatçıda sevmediğiniz beş şeyi belirtin; mümkün olduğunca spesifik olsun. Çoğu zaman, bu sanatçılarla paylaştığınız bir şeyler vardır. Bunun üzerine gerçekten düşün.

13. Ders: Çöp toplayın

Hayat sizin müfredatınız: Her yerden bir araya getirin.

Claes Oldenburg Floor Cone ile, 1963 Fotoğraf: Oldenburg van Bruggen Atölyesi izniyle

Andy Warhol, “Her zaman kenara atılan, herkesin yeteri kadar iyi bilmediği ... şeyler üzerine çalışmak isterim” demiş. Ayrıca, “Büyük mağazaların (department stores) müze haline geleceğini” de anlamıştı, bu da optik bilginin her yerden, hatta bir Celestial Seasonings paketinden bile gelebileceği anlamına geliyordu.

Özgünlük siz ve sizin jenerasyonunuz artık var olmadığı konusunda ısrar ettiğiniz için ölmedi. Sadece onu bulmanız gerek. Bunu, sanat tarihinin gözden kaçmış dönemlerini, sevilmemiş, itibarsız bulunmuş stilleri ve unutulmuş fikirleri, görüntüleri ve nesneleri tarayarak yapabilirsiniz. Daha sonra tüm bunları kendi sanatınıza katmaya çalışın, 100 ya da 1000 kez.

Adım üç: Nasıl bir sanatçı gibi düşünüleceğini öğrenin

Bu eğlenceli kısım.

14. Ders: Kedileri ve köpekleri karşılaştırın.

Evet, bu kulağa saçma geliyor ama köpeğinizi çağırın; size doğru geliyor, kafasını kucağınıza yerleştiriyor, salyaları akıyor, kuyruğunu sallıyor: Başka bir türle mucizevi bir doğrudan iletişim. Şimdi kedinizi çağırın. Size bakabilir, biraz seğirebilir, belki kanepeye geçebilir, sürtünebilir, bir kez daire çizebilir ve tekrar uzanabilir. Ne diyorum ben?

Kedinin nasıl tepki verdiğini görerek, sanatçıların nasıl iletişim kurduğuna çok yakın bir şey görmüş oluyorsunuz. Kediler direkt iletişimle ilgilenmez. Kedi sizinle arasında üçüncü bir şey bırakır ve bu üçüncü şey aracılığı ile sizinle iletişim kurar. Kediler soyut, dolaylı olarak iletişim kurarlar. Carol Bove'un dediği gibi, “Sadece güzelliğe doğru gidip onu dudağından öpmezsin!” Sanatçılar kedidir. (Ve ehlileşmezler.)

15. Ders: Sanatın sadece bakmak için olmadığını anlayın

Sanat bir şey yapar.

Navajo kum resimleri aynı zamanda Tanrı'ya yalvarma anlamına geliyordu Fotoğraf: Geoffrey Clements/Corbis/VCG via Getty Images

Geçtiğimiz 100 yıl içinde sanat, öncelikle temiz, beyaz, iyi aydınlatılmış sanat galerileri ve müzelerde baktığımız “şeye” indirgenmişti. Sanat bu şekilde sınırlandırıldı ve pasif bir şeye dönüştü: Dikkat çekmek üzere yapılan farklı bir turistik cazibe; önünde bir resim çekilin ve devam edin.

Fakat neredeyse tüm tarihi boyunca sanat, size ya da sizin için işler yapan ve işleri olduran bir fiil olmuş, Dünyadaki tüm kiliselerde kutsal kalıntıların iyileştirdiği söyleniyor. Sanat, savaşın içine taşındı; kendimizi korumada, komşumuzu lanetlemede, birini öldürmekte, hamile kalmak ya da hamile kalmaktan korunmakta bize yardımcı oldu. Tanrılardan yardım isteme törenlerinde kullanılan, çok güzel, renkli, karmaşık yapılandırılmış Navajo kum resimleri vardır. Mısır lahitlerindeki boyanmış gözler, bizim onları görmemiz için orada değil; defnedilen kişi sizi izleyebilsin diye oradadır. Mezarların içindeki resimler, sadece kişinin sonraki yaşantısında görmesi için oradadır.

Hiç bir sanat eserinin önünde ağladınız mı? Sizi ağlatan altı işi yazın. Listeyi atölye duvarınıza yapıştırın. Bunlar sizin için büyülü abrakadabralar.

16. Ders: Ana fikir ve içerik arasındaki farkı öğrenin

Burada en önemli derslerden biri var!

Bu resim Papa ile mi yoksa delilikle mi alakalı? Fotoğraf: Copyright Francis Bacon Estate Bütün haklası saklıdır DACS/ARTIMAGE 2018

Francis Bacon’un, 1953 Study After Velázquez’s Portrait of Pope Innocent X’inde ana konu; şeffaf bir çeşit kutuda oturmuş olan Papa’dır. Bu kadar. İçerik ise bir isyan ya da dini itham olabilir; klostrofobi, histeri, dinin ve ya medeniyetin çılğınlığı da olabilir.

Michelangelo’nun Davud’unun konusu, giysisi omzunda, ayakta duran bir adamdır. İçerik lütuf, güzellik -sadece 17 yaşındaydı, ne dediğimi anlıyorsanız- taviz, fiziksel farkındalık, zamansızlık, sonsuz şeyler, kusursuzluk, kırılganlık olabilir. İçerik tamamıyla Yüksek Rönesans. 120 yıl sonra yapılan Bernini’nin Davut’u ise Barok'tur -tamamıyla aksiyon ve drama.

Sanata bakarken, ana konuyu gördüğünüz ilk şey yapın ve daha sonra ononu görmeyi bırakın.

Michalengelo'nun Davut'unun içeriği güzelliktir Fotoğraf: CM Dixon/Print Collector/Getty Images

1950’lerden beri neredeyse tamamen beyaz çalışmalar yapan Robert Ryman’ın içeriğini bir resminde bulmaya çalışın. Ryman’ın (ya da herhangi başka bir sanatçının) fikirlerinin ne olduğunu ve boyayla, yüzeyle, uluslararası ölçekle (çalışmada hangi büyüklükte fırça darbesi kullanıldığı) ya da renkle olan ilişkisini sorgulayın. Ryman için beyaz nedir? Şu tarihi not edin: 1960.

O dönemde neden bu tabloyu yaptı? Bu iş o dönemde başka sanatlara benzeyecek miydi? Nasıl farklı olabilirdi? O zamanlar başka neler yapıldığını kendinize sorun. İş duvarda nasıl asılıydı? Bir çerçevede miydi? Tuval yüzeyi kalın, ince ya da duvara yakın mıydı? Bu iş, Ellsworth Kelly, Barnett Newman, Agnes Martin veya Ad Reinhardt'ın monokrom çalışmalarına benziyor muydu, benzemiyor mu? Görüntü duyusal mıydı, entelektüel mi? Ressam işi tek seferde mi veya parçalar halinde mi görmenizi istiyor? Bazı parçalar diğerlerinden daha mı önemli? Görüntünün her kısmı eşit derecede önemli mi? Sanatçının zanaat ve beceri hakkındaki düşünceleri neler? Bu sanatçı resim yapmayı seviyor mu, yoksa buna karşı bir üretim yapmaya mı çalışıyor? Bu sanat karşıtlığı mı? Ryman'ın malzeme, araç, markalama ile ilişkisi nedir? Bu işi nasıl yaptığını düşünüyorsun? Nasıl orijinal veya yenilikçi olabilirdi? Bu iş neden bir müzede olmalı? Ya da neden bir müzede olmamalı? Onunla yaşamak ister misin? Neden evet ya da neden hayır? Neden resmin bu boyutta olduğunu hayal ediyorsun? Şimdi aynı şeyi bir Frida Kahlo eseri için de dene.

Egzersiz: Bu sekiz nüyü karşılaştırın

Konuyu unutun - bu resimlerin her biri aslında ne diyor?

17. Ders: Olabildiğince çok görün

Eleştirmenler ayakta durarak, yakınlaşarak, yukarı ve geri adımlar atarak, sanat sergisinin bütününe bakarak, bir işi diğeriyle kıyaslayarak; sanatçının geçmiş çalışmalarını göz önüne alarak, gelişmeleri, tekrarları, gerilemeleri, başarısızlıkları, özgünlük eksikliğini ve benzeri şeyleri değerlerindirirler.

Sanatçılar ise çok daha farklı görürler: Bir işe çok yaklaşırlar, her detayı, dokularını, materyallerini, yapılışını inceler; dokunurlar, kenarlara ve nesnenin arkasına bakarlar.

Sanatçılar ne yapıyor? “Nasıl yapıldığını görmek” diyecekler. Ben ise “çalmak” diyebilirim.

Her şeyden çalabilirsin. Çalmalısın da! Çalsan iyi edersin! Kötü sanat da iyi sanat kadar öğreticidir. Hatta belki daha fazla! Yüksek sanat genellikle iyinin düşmanıdır; çalman için yeterli alan bırakmaz.

18. Ders: Her sanat kimlik sanatıdır!

Bunun nedeni insanlar tarafından yapılmasıdır.

Yeterince “politik” olmaktan çekinmeyin: Kazimir Malevich, I. Dünya Savaşı sırasında kareler çizdi; Mark Rothko, II. Dünya Savaşı sırasında bulanık kareler yaptı; Agnes Martin, Vietnam Savaşı sırasında tuvallere gridler çizdi. Sanat bir itiraftır, az ya da çok dolaylıdır.

Sanatın bizim için güzel olması gerektiğini iddia eden sanatçılar, artık sanat eserlerinin olduğu kadar sanatın “bizim için iyi” olacağını görmeliler.

19. Ders: Bütün sanatlar bir zamanlar çağdaş sanattı

Bunu asla unutmayın, tüm sanatlar sanatçıların kendi zamanlarına tepki göstermesiydi. Böyle düşünmek sizi daha az alaycı ve az kapalı; daha çok gördüğünüz her şeyi anlamaya açık hale getirir. Lütfen bunu yapın! Bu, hepimiz için geçerlidir.

Adım dört: Sanat dünyasına girin

Yılan çukuru rehberi.

Alice Neel ısıtması olmayan ev-atölyesinde, 1979 Fotoğraf: Fred W. McDarrah/Getty Images

20. Ders: Büyük ihtimalle yoksul olacağınızı kabul edin.

Sanat dünyasında bu günlerde gördüklerimiz sadece astronomik fiyatlar, şatafat, cazibe ve uyuşturucu bağımlısı gibi davranışlardan ibaret olsa da, tüm sanatçıların sadece yüzde birinin yapıtlarından zengin olduğunu unutmayın. Göz ardı edilmiş, yeterince tanınmamış ve az kazanıyor hissedebilirsiniz. Evet bu çok kötü. Ama kenndiniz için üzülmeyi bırakın; sanatı bu yüzden yapmıyorsunuz.

21. Ders: Başarıyı tanımlayın.

Ama dikkatli olun. Tipik cevaplar; para, mutluluk, özgürlük, “istediğimi yapmak”, bir sanatçı topluluğuna sahip olmak, insanların yaptığım şeyi görmelerini sağlamak.

Ama… Eğer zengin biriyle evlenirseniz ve çok paranız olursa, sadece para ile mutlu olur musunuz? Ayrıca, Subway çok sayıda sandviç satıyor, ama bu onların sandviçlerini iyi yapmıyor.

“Mutlu” olmaktan ne haber? Aptal olmayın! Bir çok başarılı insan mutsuzdur. Ve çok sayıda mutlu insan başarılı değil. “Başarılıyım” ve kafam karışmış, korkmuş, güvensiz hissediyorum ve her zaman fakirim. Başarı ve mutluluk yolun farklı taraflarında yaşar.

Gerçek başarı tanımını ister misiniz? Başarının en iyi tanımı zamandır - işinizi yaparkenki zaman.

Paranız yoksa nasıl zaman kazanırsınız? Uzun süre tam zamanlı çalışacaksınız. Bu yüzden uzun zamandan beri bunalmış hissedeceksiniz - kırgın, sinirli, kıskanç. Üzgünüm, durum bundan ibaret.

Siz sinsi, becerikli bir sanatçısınız! Yakında haftada sadece dört gün çalışmanın bir yolunu bulur ve daha az depresif olmaya başlarsınız. Ama sonra Pazar gecesi, yine çok fazla zaman ayırmaya devam ederek, hiçbir yere varmayacak yolculuğunuza geri dönersiniz.

Ama siz gerçekten sinsi ve beceriklisiniz; ve bu tam bir ölüm kalım meselesi. Sonunda - ve bu şimdiye kadar bildiğim sanatçıların tam olarak yüzde 80'ine denk geliyor - sadece üç günlük bir işte çalışmak için bir yol izlersiniz. Bir galeride çalışabilirsiniz; bir sanatçı ya da müze için çalışabilirsiniz, bir öğretmen, bir sanat eleştirmeni, bir sanat uzmanı, bir muhasebeci, bir redaktör olabilirsiniz, her neyse.

Artık artık depresyonda değilsiniz: Çalışmanızı yapmak ve daha fazla takılmak için zamanınız var; Artık başarının ilk ölçütü sizsiniz. Şimdi işe koyulun. Ya da sanatçı olmaktan vazgeçin.

22. Ders: Bir kariyer yapmak için sadece birkaç kişi gerekir

Tam olarak kaç tane? Haydi sayalım.

Sanat tacirleri? Sadece bir satıcıya ihtiyacınız var - size inanan, sizi duygusal olarak destekleyen, ödemenizi hemen yapan, size çok fazla zihin oyunu oynamayan biri; çalışmalarınızı yaymak ve ondan para kazanmaya çalışmak için mümkün olduğunca fazla çaba harcayan, berbat ya da harika olan sanat eserleriniz hakkında size karşı dürüst olanlar. Bu satıcının illa New York'ta olması gerekmiyor.

Koleksiyonerler? Çalışmalarınızı zaman zaman ve yıllar içinde satın alacak olan beş ya da altı koleksiyonere ihtiyacınız var, gerçekten neyin peşinde koştuğunuzu anlayan, inişler ve çıkışlardan geçmeye istekli olanlar. “Bunları şu şekilde yap” demeyenler. Bu altı koleksiyonerden her biri, işinizle ilgili bir diğer altı koleksiyonere ulaşabilir. Sadece altı koleksiyoneriniz olsa bile, işinizi yapmak için zamana sahip olmanız ve gereken parayı kazanabilmeniz için yeterlidir.

Eleştirmenler? Yaptığınız şeyi gören iki ya da daha fazla eleştirmen olması güzel olabilirdi. Bu eleştirmenlerin benim gibi ilginç ihtiyarlardansa, sizin kuşağınızdan olması en iyi opsiyon olurdu.

Küratörler? Kendi kuşağınızdan ya da biraz daha yaşlı ve zaman zaman sizi sergilere dahil eden bir küratörün olması iyi olurdu.

Bu kadar! On iki kişi.

İşte bu! 12 kişi. Elbette berbat sanatınız 12 aptal insanı kandırabilir!