top of page

Karşılaşmaların getirdikleri

4 dakika önce
5 dakikada okunur

Meşher’de Makbule Merve Uca küratörlüğünde 23 Mayıs 2027 tarihine dek ziyaret edilebilecek Seyahat Sanatı sergisi, üç yüzden fazla eseri 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan Osmanlı coğrafyasındaki seyahat motivasyonları üzerinden bir araya getiriyor. Seyyahların yolculuk anlatıları ve nesnelerle kurdukları bağdan hareketle, karşılaşmaların, rotaların ve merak duygusunun izini sürüyoruz


Yazı: Neslihan İmamoğlu



Portolan Haritası, Portekiz, 17. yüzyıl, parşömen üzerine renkli mürekkep ve boya, 50 × 150 cm, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu, Çiğdem Simavi bağışı


Umberto Eco’nun Gülün Adı romanındaki kahramanı 1320’lerde “biraz aylaklıktan, biraz da öğrenme isteğinden”¹ Toscana’da dolaştıktan sonra ünlü kentlere ve manastırlara gitmek üzere Rahip William ile seyahat etmeye başlar. Rahip William’ın dini ve siyasi bir saikle yola çıktığı, Adso’nun ise öğrenmek için kendisine eşlik ettiği bu seyahatte genç rahip gördükleriyle, duyduklarıyla şaşkına döner; yollara düşen kimi grupların farklı motivasyonlarını öğrendikçe dünyayı dolaşıyor olmasından kaygıya kapılır.


Ortaçağ’da geçen bu hikâyeden iki yüz küsur yıl sonra Salomon Schweigger, aynı Adso ve William gibi dini ve diplomatik bir vesileyle yola çıkar. “Uzak ülkelere gitmek, dünyayı, insanları tanıyarak deneyim kazanma merakı”² ile fırsatları kovalayan Schweigger’a elçilik heyetinde vaizlik görevi teklif edildiğinde bu yolculuğun yıllarca sürebileceğini göze alması gerektiği hatırlatılır ve karar vermeden önce iyice düşünmesi tembihlenir.³ Tehlike olasılığı Schweigger’in gözünü korkutamaz; “Uzun zamandır bu ülkeleri görmeyi ve yeni şeyler öğrenmeyi çok arzu ettiğini” söyleyen vaiz, Konstantinopolis’e gelir ve gezip gördüklerini Sultanlar Kentine Yolculuk ile kendinden sonraki gezginlere bırakır.


1852 yılında İstanbul’a bir seyahat yapan ve bu seyahatin anılarını 1854 yılında Londra’da Constantinople of To-day adıyla yayımlayan Fransız yazar ve şair Théophile Gautier ise “Seyahat belki de bir insanın hayatına girmesi tehlikeli bir unsurdur, çünkü bir durum ya da görev sizi ayrılmaktan alıkoyarsa, göç sırasında kapana kısılmış kuşlarınkine benzer şekilde derinden rahatsız eder ve kaygıya neden olur,” diyerek seyahatin başka bir tehlikesinden bahseder. Bu tehlike seyahatin doyumsuzluğu, seyyahın yeni bir yolculuğa çıkma isteğidir: “Görme susuzluğu, diğer susuzluklar gibi, tatmin edilerek giderilmek yerine tahriş olur.”⁴ Öyle bir arzudur ki seyahat, kendi derdine çare olamasa da teselli olmaya çalışır.


1874 yılında İstanbul’a ayak basan Edmondo de Amicis, bu kente seyahat etmeyi nasıl arzuladığını kuvvetli ifadelerle aktarırken “Avrupa’nın yarısını, sırf diğer yarısını göremediği için teselli bulmak arzusuyla gezdiğinden”⁵ bahseder.


Çağlar boyunca insanların seyahat nedenleri, araçları, kaygıları değişse de Ortaçağ’da geçen romanın kurgu karakterinin, Yeni Çağ’ın gezgin din insanının, Yakın Çağ’ın edebiyatçılarının ve günümüz gezginlerinin ortak bir motivasyonu var: Merak.



Solda: Fenerci Mehmed, Osmanlı Kıyâfetleri Albümü, Osmanlı, İstanbul, 1811, 97 resim, filigranlı kâğıt üzerine suluboya, Rahmi M. Koç Koleksiyonu

Sağda: Evli Rum Kadın ve Koç, Jacopo Ligozzi, 1580–1585, kâğıt üzerine tempera ve altın varak, 28 × 23 cm, Ömer Koç Koleksiyonu


Merak gezgini yola koyuyor ama bununla görevini tamamlamış olmuyor. Çıkılan yollarda farklı coğrafyaların kültürünü, sanatını, geleneklerini gören gezgin heyecanla bu merakını başkalarına aktarmanın yollarını arıyor. Meşher’de yer alan Seyahat Sanatı (Ars apodemica) isimli koleksiyon sergisi de “merak”la başlıyor ve aynı bir gezgin gibi ziyaretçiye seyahatlerin birikimlerini göstermek, bu deneyimden edinilen bilgileri aktarmak ve biraz da hayal kurdurmak istiyor.


15. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan bir zaman dilimine odaklanan ve Osmanlı topraklarında gerçekleşen yolculukları seyahat motivasyonları üzerinden inceleyen sergi, adını bir seyahatin nasıl yapılacağını detaylarıyla aktaran, çizimlerle, krokilerle, notlarla kendinden sonraki seyyahlara yol gösteren rehber niteliği taşıyan seyahat yazımı geleneği Ars apodemica’dan alıyor⁶. Yunanca evden ayrılmak, yabancı diyarlara gitmek anlamına gelen apodemein fiilinden türetilmiş olan bu yazım türü serginin ana odağı olsa da seyahatnamelerin yanı sıra Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonları’nda bulunan ve seyahat ile farklı bağlamlarda ilişki kuran üç yüzden fazla nesne Makbule Merve Uca’nın küratörlüğünde bir araya geliyor.


Seyahat motivasyonları üzerinden kurgulanan sergide merak, inanç, savaş, diplomasi, ticaret ve turizm temaları kapsamında derlenen eserler kronolojik bir sıralama ile yerleştirilmemiş olsa da farklı motivasyonların tarihin farklı dönemlerinde oynadıkları rolün ağırlığı tematik kurgunun sıralamasını belirleyen unsurlardan biri olmuş. “Tekil bir hikâye anlatmamayı, sabit yargılar yerine karşılaşmaların karmaşıklığına davet etmeyi tercih eden” küratoryal yaklaşımda temaların iç içe geçme, alt temalar oluşturma ve tarihsel katmanlar içinde farklı biçimlerde okunabilmesi mümkün.⁷



Solda: Hartmann Schedel, Liber chronicarum (Nürnberg Kroniği), Nürnberg: Sebald Schreyer ve Sebastian Kammermeister adına Anton Koberger, 12 Temmuz 1493. Latince ilk baskı, Ömer Koç Koleksiyonu

Sağda: Gemi Kandili, Osmanlı, 1570’ler, tombak, yükseklik 64 cm, çap 47 cm, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu


Serginin ilk durağı, yola çıkma fitilini ateşleyen “merak”. Bu ilk bölüm serginin tematik sınıflandırmasının başlangıç noktası olmakla birlikte, içerik ve biçimin uyumuyla mekânsal anlamda öne çıkan bölümlerden biri. Naturalia, artificialia, scientifica, biblioteca ve mirabilia başlıklarıyla ayrılmış vitrinler aracılığıyla bu prolog bölümü serginin nadireler kabinesi olarak tasarlanmış. Dönemin sınıflandırma, kaydetme ve gösterme arzusunun temsili olan nadireler kabinesinin bugün ziyaretçiyi hâlâ hayrete düşürme etkisi sergi için güçlü bir başlangıç oluyor. Bu bölüm doğanın yarattıklarına duyulan hayranlığın ve onu anlama isteğinin geliştirdiği bilimsel çalışmaları, uzak diyarlara giden insanın farklı olanı keşfetme, sahiplenme ve sergileme arzusunu vitrinlerin arkasındaki nesneler aracılığıyla gösterirken koleksiyonun kendi varlığına dair de bir katman açıyor.


Gösterme ve paylaşma arzusu seyahat anlatıları üzerinden de yayılıyor. Kendilerinden sonra gelecek olanlara yol göstermesi için hacılar tarafından yazılmış notlar ilk seyahatname örneklerini oluşturuyor. Nadireler kabinesi tanrısal ile fani olanın ikiliğine vurgu yaparken serginin ikinci bölümü olan inanç da bir anlamda kutsal ve dünyevi ikiliğine işaret ediyor.


Temaların izinde dolaşıp seyahatlerle farklı şekillerde ilişkilenen nesnelere baktıkça uzağın, yakının, kutsalın, korkunun, modanın seyahatler aracılığıyla nasıl inşa edildiğini, nasıl değişime uğradığını, nasıl yıkıldığını ve yeniden üretildiğini görmek mümkün. Her ne kadar tematik bir ayrım yapılmış olsa da küratörün “karşılaşmaların karmaşıklığı” uyarısı bu anlamda önemli. Karşılaşmalar, seyyahları şaşırtırken sergi ziyaretçisini de farklı bağlamlar içinde farklı anlamlar kurmaya davet ediyor.


Yazının başında alıntılanan Edmondo de Amicis ve Théophile Gautier’nin seyahatnameleri ile bu sergide karşılaşmak mümkün. John Murray tarafından 1876’da yayımlanan ve modern rehber kitapların habercisi olan kılavuz, 1815’e tarihlenen, Young Albümü olarak da bilinen Osmanlı padişahlarının portrelerini ve biyografilerini içeren gravür dizisi, Yirmisekiz Mehmed Çelebi Efendi’nin 1721’deki Fransa elçiliğine dair sefaretnamesinin Fransızca çevirisi sergide karşılaşılabilecek basılı eserlerin bir kısmı.


Hac seferlerinin ve sonrasında da diplomatik seferlerin oluşturduğu yazın külliyatı belirli inanç ve görüş çerçevesinde aktarılan bilgiyi, savaşlar ise Doğu’ya dair korkunç imgeleri çoğaltırken özellikle diplomatik ziyaretler ve ticaret doğrudan nesneleri seyahat ettiriyor. Elçi heyetlerinin ziyaretlerini gösteren tablolar, Doğu’ya adım atmamış Dürer gibi sanatçıların oryantalist resimleri, üzerlerine padişahların portreleri işlenen hediyelik yastık kılıfları ve Doğulu kadınların kıyafetlerinden uyarlanan Batı modasından örnekler seyahat eden imge ve nesnelere örnek olarak sergide farklı temalarla ilişkileniyor.


Doğu’ya seyahat için turistleri davet eden posterler, farklı malzeme, renk ve boyutta, üzerlerinde yaptıkları yolculukların izlerini taşıyan onlarca bavul, Doğu’dan Batı’ya özel kutularıyla taşınan fesler, yolculuklar sırasında yazılmış mektuplar, notlar, hediyelik eşyalar… Tüm bu nesneler ise serginin son bölümünde “turizm” başlığıyla yer alıyor. Bu son bölümü başlangıçtan yani meraktan ayrı düşünmek pek de mümkün değil.


Bir anlamda Gautier’nin bahsettiği gibi seyahat seyahati çekiyor. 23 Mayıs 2027 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan sergi koleksiyondaki nesneler cazibesi ile merak uyandırırken tematik arka plan, Türkçe basılmış seyahatleri okuma, başka koleksiyonları gezme, tarihi araştırma ve alıp başını bilinmeyen bir şehre gitme gibi tehlikeli arzularla geliyor. Ne sergide odaklanılan tarih aralığında geçmesine ne de bir Doğu hikâyesi olmasına rağmen karşılaşmaların etkisiyle Umberto Eco ile başladığım bu yazıyı yine onunla bitirmek istiyorum: “Yatağıma yatarken, babamın beni dünyayı dolaşmaya göndermemesi gerektiği, dünyanın sandığımdan daha karmaşık olduğu sonucuna vardım. Gereğinden çok şey öğreniyordum.”⁸



Seyahat Sanatı, Sergiden görünüm, 2026, Meşher


1. Umberto Eco, Gülün Adı, Can Yayınları, İstanbul, 2014, sf. 37 2.  Salomon Schweigger, Sultanlar Kentine Yolculuk 1578-1581, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2004, sf. 19 3. Ae. sf. 21

4. Théophile Gautier, İstanbul, Dorlion Yayınları, 2024, İstanbul, sf.5 5. Edmondo de Amicis, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2026, İstanbul, sf. 9 6. Sergi metni, SEYAHAT SANATI: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından, Meşher, 08 Mayıs 2026 - 23 Mayıs 2027

7. Sergi metni, SEYAHAT SANATI: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından, Meşher, 08 Mayıs 2026 - 23 Mayıs 2027

8. Umberto Eco, Gülün Adı, Can Yayınları, sf. 227


Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page