İhtiyacımız olan esnek yapılar ve daha fazla iş birliği


border_less ARTBOOK DAYS’in dördüncü edisyonu bu yıl Arter ev sahipliğinde 12-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleşiyor. border_less’in kurucuları Melek Gencer ve Huo Rf ile önceki yıllarda Kitap Fonu alan Didem Özbek, KartonKitap (N. Toros Mutlu, Umut Altıntaş), Metehan Özcan ve Esra Oskay’la geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz


Röportaj: Merve Akar Akgün


Melek Gencer ve Huo Rf, Fotoğraf: Elif Kahveci, BİL’S izniyle


2018 yılının ocak ayında Melek Gençer ve Huo Rf tarafından kurulan border_less’in ARTBOOK DAYS 2021 etkinliğine sayılı günler kaldı. Bu yıl üçüncü edisyonu düzenlenecek olan etkinlik, 26-28 Mayıs tarihleri arasında Şişhane’de yer alan Bilsart binasında gerçekleşecek. Yayını olan, metin üzerine çalışan sanatçıları ve inisiyatifleri; müze, galeri, kurum ve enstitüleri bir araya getirerek kitap üzerinden yeni bir ortak alan yaratmak üzere katılımcı olmaya davet eden oluşumun kurucuları Melek Gencer ve Huo Rf ile geçtiğimiz yıllarda Kitap Fonu alan Didem Özbek, KartonKitap (N. Toros Mutlu, Umut Altıntaş), Metehan Özcan ve Esra Oskay’a merak ettiklerimizi sorduk.


Sevgili Melek ve Ümit, ilk önce border_less adıyla oluşturduğunuz uluslararası sanatsal paylaşımlar platformu ve ardından border_less ARTBOOK DAYS, Kitap Fonu, EDITIONS, MECMUA/PAPER… Bu oluşumlarla Türkiye’de var olan çok büyük bir açığı kapama girişiminde bulunuyorsunuz. Sizin için bu girişim nasıl başladı? Bu adımları atmanızı tetikleyen nedenleri anlatır mısınız?


Melek: Bu girişim birlikte çalışmaktan, iş birliği içinde olmaktan keyif almamız ve ortak bir hayali paylaşmamızla başladı. İlk olarak 2018 yılında border_less, farklı coğrafyalardan sanat üzerine anlatı ve görüşleri bir araya getirmek üzere çevrimiçi bir platform olarak kuruldu. Bu platform aracılığıyla sanatçı ve yazarlara yeni içerik ve yayın desteği vermeyi hedefledik. O günden bu yana eski tarihli ve yeni yayınlanan metinler aracılığıyla border_less bağımsız bir arşiv platformu oluşturmaya devam ediyor. 2019 yılında ilk border_less ARTBOOK DAYS ve Kitap Fonu gerçekleşti. Her sene gerçekleşmesi hedeflenen etkinlik ile yayını olan, metin üzerine çalışan sanatçı ve inisiyatifleri; müze, galeri, kurum ve enstitüleri bir arayı getirmeye çalışıyoruz. Kitap Fonu ise yaklaşık üç ay süren açık çağrı sonunda gelen başvuruların her sene değişen uluslararası jüri tarafından değerlendirilmesi sonucu belirlenen projeye veriliyor. Projenin tamamlanma sürecinin takibini yapıyoruz ve etkinliğin bir sonraki edisyonunda mutlaka yer almasını sağlıyoruz. Bütün bu girişimler sanat yayınlarını, sanatçı üretimi yayınları/kitapları bir araya getiren bir organizasyonun eksikliğini yine aynı şekilde kitap projelerine verilen maddi ve manevi desteğin eksikliğini şahsi olarak hissetmemizle ortaya çıktı. İlk etkinliği gerçekleştirip, ilk kitap fonunu teslim ettikten sonra daha iyi anladık ki doğru bir yoldayız ve her sene gelişerek elimizden geldiğince bu ortama katkı sağlamaya, diyalog alanları oluşturmaya ve yeni üretimlere destek olmaya devam edeceğiz. MECMUA/PAPER ve geçtiğimiz Mart ayında başladığımız yeni seri EDITIONS için border_less oluşumunun sürdürülebilir olması için kurguladığımız, bizim çizgimize uygun şekilde geliştirdiğimiz farklı iş birliği modelleri diyebiliriz. MECMUA/PAPER senelik, görsel bir yayın, EDITIONS ise sanatçıların istedikleri baskı tekniğiyle ortaya çıkardığı sınırlı sayıda işler. Bu iki girişim bizi fazlasıyla heyecanlandırıyor ve hep farklı sanatçılarla çalıştığımız için bizi dinamik tutuyor.


Huo Rf: Melek bütün yapımızı özetledi aslında. Olabildiğince esnek olmaya çalışıyoruz. Farklı sesleri duymaya özen gösteriyoruz. Her şeyden önce iki kişilik bir ekibiz ve oldukça yorucu olabiliyor, fakat yakın çevremiz, arkadaşlarımız ve danışmanlarımızın her türlü değerli katkıları sayesinde üretme motivasyonumuz kırılmıyor. Biliyorsunuz kırılgan bir coğrafyadayız, özellikle geçirdiğimiz bu son yıllar. Kültür-sanat alanında bir şekilde bir mecra olmak hem yazıyla hem kitaplarla hem EDITIONS’la paylaşım alanı yaratmak 2018’den bu yana daha anlamlı gelmeye başladı. Nefes aldığımız alanlarımız daraldı. Kitap fonu bir sanatçı kitabına kaynak olmaya çalışırken, ARTBOOK DAYS sanat alanındaki farklı dinamikleri, kurumları, galerileri, sanatçıları, araştırmacıları, inisiyatifleri bir araya getiriyor. Bir etkileşim ortamı yaratıyor. Bu alanın yaratılması ve sürdürülebilir olmasında biz ne kadar çok çalışırsak çalışalım her bir katılımcının, izleyicinin, danışmanlarımızın, kitap fonu jürimizin ve destekçilerimizin çok büyük katkıları var.


Bu beş farklı oluşum aynı çatı altında birbirlerine nasıl eklemleniyorlar?


2018’den beri 40’tan fazla yazıya mecra olduk. Yazıların İngilizce ve Türkçe olmasına özen gösterdik. Ciddi bir çeviri sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Yazar ve çeviri telifleri de aynı şekilde hassas olduğumuz bir konu. Birbirinden farklı üretim pratiklerini dinleme, okuma şansımız oldu. Başka şehirlerde, kurumlarda gerçekleşen sergilere dair deneyimleri paylaştık. border_less Kitap Fonu ile yeni üretimlerin ortaya çıkmasını destekliyoruz, fon sağladığımız bu yayınların sanatçı kitabı konusuna eğilen kurumların arşivlerine girmesi için çabalıyoruz, fon anlamında sadece ekonomik bir aracı olmuyoruz. Melek’in bahsettiği gibi bütün süreci takip ediyoruz, birebir çalışıyoruz. ARTBOOK DAYS ile farklı yayınlara yer verip, yeni diyalogların gelişmesiyle başka projelerin önünün açılmasını hedefliyoruz. MECMUA/PAPER ve EDITIONS ile de bu yapıyı desteklemeye; çalıştığımız sanatçılarla fikir alışverişi yaparak içinde olduğumuz düzenin eksiklerini görmeye ve iyileştirmeye çalışıyoruz.


Sanat ve sanatçı kitapları dünya genelinde özellikle de son yıllarda popülerliği artmış vaziyette. Sanatı konu edinen kitaplarla sanatçıların yaptığı kitaplar veya sanatçılar tarafından tasarlanmış kitaplara yer verdiğiniz border_less ARTBOOK DAYS döneme özgü nedenlerle bol tarih değişikliklerinden sonra 26-28 Mayıs tarihlerinde Bilsart’ta yer alacak. İlk edisyonları şu an SAHA Studio olarak kullanılan Sıraselviler’de bir mekânda ve ardından Dirimart’ta yer almıştı. Bize etkinlik politikanızdan bahseder misiniz?


Melek: Her etkinlik için farklı bir mekân seçmek bizi hem daha özgür hissettiriyor hem de misafir olarak gittiğimiz mekanların ekipleriyle diyalog halinde olup, onların da etkinliğe katkısını hissetmek etkinliği daha dinamik ve gelişmeye açık hale getiriyor. Biz her türlü fikre, yapıcı eleştiriye açığız. Eğer bir gün sabit bir etkinlik mekânımız olacaksa bu konuyla ilgili de bazı hayallerimiz var. (Gülüyor)


BORDER_LESS ARTBOOK DAYS eski edisyonlarından görüntüler


Takip ettiğiniz kitap etkinlikleri hangileri? Ya da yapıları gereği enteresan bulduğunuz oluşumları paylaşır mısınız?


Huo Rf: Printed Matter, mekânı ve online shop’u ile öncelikle hem sanatçı yayınları hem de organize ettikleri sanat kitabı fuarlarıyla ilk sıramızı alıyor diyebiliriz. FLAT Art Book Fair’ı çok sevdik, katılımcısı olarak da deneyimledik. Paris Ass Book Fair çok sevdiğim başka bir etkinlikti hem bireysel hem de border_less aracılığıyla katılmayı çok isterim. Geçtiğimiz sene MISS READ: The Berlin Art Book Fair’a gidecektik fakat pandemi sebebiyle ertelendi. Yine Berlin’de Friends With Books’u takip ediyoruz. Sharjah’ta FOCAL POINT Art Book Fair’ı merak ediyoruz. I Never Read-Basel’e katılmayı çok isteriz. Asia Art Archive’ın çalışmalarını severek takip ediyoruz.


border_less ARTBOOK DAYS’e herkes başvurabiliyor mu?


Kültür-sanat alanında üreten herkese açık.


Kitap Fonu için fonu alacak projeler nasıl belirleniyor? Gözettiğiniz başat kriterler nelerdir?


Her sene border_less Kitap Fonu jürisinde yer alan sanat profesyonellerinin deneyimleri bizim için çok önemli, birlikte çalışmak istememizin en büyük sebebi de bu. Her bir jüri üyesi başvuruları önce kendisi inceliyor, sonrasında başvurular arasından en favori adaylarını belirliyorlar. Sonrasında jüriler arasında fikir alışverişi başlıyor ve oylamalarla fonu kazanan yayın seçiliyor. Başvurular için en öncelikli kriterlerden biri daha önce kapsamlı bir kitabı yayınlanmamış sanatçıların üretimleri olması bir diğeri de başvurunun da projenin de hem Türkçe hem İngilizce olarak hazırlanması. İki dilli olması hem uluslararası jüri adaylarının başvuruyu incelemesi hem de projenin görünürlüğü açısından elzem.


“İşimiz o kadar çok zamanımızı alıyor ve karşılığında üretmek istediğimiz kitabın maddi ihtiyacının o kadar azını karşılıyor ki çoğu iyi fikirler, basılamadan ve okuyucu karşısına çıkamadan yıllarca beklemek zorunda kalıyor.” diyordu Toros Mutlu, Umut Altıntaş ve Metehan Özcan T24’e verdikleri bir röportajda. Ulaşılması -görece- zor bir alanı yaygınlaştırma yolunda önemli bir adım attınız. Bu yoldaki stratejinizden ve amacınızdan bahseder misiniz?


Huo Rf: Bugünün şartlarında ekonomik olarak bir yayın üretmek, ortaya çıkartmak öncelikle ciddi bir bütçeyi beraberinde getiriyor. Toros, Umut ve Metehan’ı haklı buluyorum ve çok iyi anlıyorum. Kitap üretimi ekonomik olarak zor bir noktadayken bir de zaman işin içerisine giriyor. Kitabın baskıya uygun hazırlanması, kitabın tashihi, çevirisi… Hem birbirinden farklı profesyonellerin emekleri hem de telifleri... Yani söylemek istediğim zaman ve baskı maliyeti; bu dinamikler birçok yayının yıllarca fikirlerde dolanmasına ve gerçekliğe dökülememesiyle arada kalıyor. Biz kısıtlı bir imkanla bu fonu organize etmeye çalışıyoruz. Bizim buradaki asıl hedefimiz sanatçı yayınlarına kaynak yaratmak, aynı zamanda elimizden geldiğince görünürlüğünü arttırmak. Zor bir iş. Stratejiden daha farklı bir noktada imkânlarımız kısıtlı olsa da kimi zaman zorlansak da sorumluluk hissediyoruz. Sanatçı kitabı edisyonlu bir iştir. Bir işin parçası olmak ise ayrı bir motivasyon oluyor bize. Kitap fonu sayesinde şimdiye kadar hem destekçilerimiz hem jürilerimiz hem de fonu kazananlar giderek büyüyen bir ağ oluşturuyoruz. Birlikte öğreniyoruz, alternatif bulmaya ve geliştirmeye çalışıyoruz.


“Türkiye’de sanat galerisi ve müze yayıncılığının yeni yükseliş dönemindeyiz, daha oturduğunda daha fazla okur ilgisiyle buluşacaktır ve o zaman maliyetli işlere girmenin ticari kaygılar gütmek durumunda olan yayıncılar için de göze alınabilir hâle geleceğini tahmin edebiliriz, fazla iyimser bir beklenti değilse günün Türkiyesi düşünülünce.” Bu alıntı Süreyyya Evren’in Sanatkritik ile yaptığı bir söyleşiden. Siz günümüz Türkiyesinde sanat yayıncılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Bir önceki soruya çok içkin aslında cevap. Türkiye’de sanat ortamı, açılan sergiler, çıkartılan yayınlar çok limitli bir kitleyle buluşuyor. Süreyyya Bey de çok doğru bir durumun altını çiziyor aslında. Bu süreci veya durumu çok garip karşılamıyoruz ya da çalışırken beklentimizi düşük tutuyoruz diyelim. Özellikle son iki yıldır güvencesizlik, yaşam koşullarında her cephede zorluklar son derece artmışken sergi gezilmesi, yayınların beklenen ilgiye ulaşmaması uzun yıllar çok kolay olacak gibi görünmüyor. Diğer bir yanda tüm bu faktörler hâlâ sanat üretimini etkileyecek güçte değil. Üretim asla durmayacak. Her ne şekilde olursa olsun bu zeminin gelişmesi, çeşitlenmesi için çalışıyoruz biz de. Bu dönemde ve öncesinde uzun yıllardır Unlimited yayınları olarak siz de sürdürülebilirlik uğruna çok fazla ödün veriyorsunuz. Daha fazla, çeşitli işler çıkabilmesi için esnek yapılara, daha fazla iş birliğine ihtiyacımız var.


Ayvazovski ve Diğerleri: Resmi Makamların Resimli Bir İncelemesi

Esra Oskay

Kurulduğu yıldan bu yana bu topraklarda önemli bir açığı dolduran border_less ARTBOOK DAYS etkinliğini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?


border_less, kitabı bir mecra olarak kullanan sanat pratiklerini destekleyerek önemli bir alan açıyor. Sergilemenin fiziksel mekanlarına mesafelenirken teması sürdürmenin bir ihtimali olarak kitap formunun olasılıklarını önemsiyorum.


Kitap Fonu’na başvuru ve gelişme sürecini nasıl yaşadığınızı anlatır mısınız?


Başvuru sonuçlarının açıklanmasından kitap projesinin basılı hale geldiği ana kadar geçen süre yoğun bir üretim ve öğrenme süreciydi benim için. Proje fikrinin kitabın mekanına aktarımına kadar geçen zamanda, tasarıyla materyal şartlar birbirini yeniden biçimlendirdi. Bu anlamda tasarım ve baskı süreçlerinde Ka Atölye ile yaptığımız yoğun mesailer ve Barın Han’daki beklenmedik karşılaşmalar kitaba dair farklı olasılıkları düşünme şansı verdi bana.



Bu tür fonların piyasaya katkılarını hangi boyutlarda önemsiyor ve nasıl değerlendiriyorsunuz?


Sanatçının üretimini destekleyen fonlar oldukça kısıtlı. Mevcut destekler belirli yaş aralığında sanatçıları hedefleyen ve bitmiş bir çalışmanın sunulduğu yarışma formatında oluyor çoğunlukla. Kitap fonunun üretim sürecini ön plana çıkarıyor oluşu sanatçıya yeni düşünme alanları açıyor. Yarışma formatlarının son ürün odaklı yaklaşımındansa üretim fonlarının süreci destekleyen yapısının öngörülemeyene açık ve özgürleştirici olduğunu düşünüyorum.


Son olarak Kitap Fonu’nu aldığınız projenizi bize anlatır mısınız?


Ayvazovski ve Diğerleri: Resmi Makamların Resimli Bir İncelemesi kitabı, makam odalarında bulunan tablolardan yola çıkarak kültürel miras problemine odaklanıyor. Resmi makamlardaki erişimi kısıtlı sanat eserlerini, internet taramasıyla edinilen düşük çözünürlüklü görüntüleri ile bir araya getirirken, kültürel mirasın kime ne kadar ait olduğu sorusunu tartışmaya açmayı deniyor.


Türkiye Bibliyoğrafyası

Didem Özbek


Kurulduğu yıldan bu yana bu topraklarda önemli bir açığı dolduran border_less ARTBOOK DAYS etkinliğini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?


border_less Art Book Days gibi sanatçı kitapları özelinde süreklik hedefleyen bir

sanat etkinliği bu alanda üretimde bulunan sanatçılarla ve bu basılı malzemelere ilgi duyanları tek bir çatı altında buluşturmayı hedefleyen enerjik bir girişim. Özellikle de Kitap Fonu bu alana dikkat çekmek adına önemli bence.


Kitap Fonu’na başvuru ve gelişme sürecini nasıl yaşadığınızı anlatır mısınız?


Ben bu fondan T24’deki bir röportaj sayesinde haberdar olmuş ve orada paylaşılan bilgi linki üzerinden başvurumu gerçekleştirdim. Uzun yıllardır sanat dünyasının içerisinde olmakla birlikte böyle bir fondan gündelik eylemlerimin bir parçası olan gazete okuyuculuğum sayesinde haberdar olmak sürpriz bir fırsat gibi gelmişti. Gerçekleştirmeyi çok istediğim ve inandığım bir proje olduğundan zaten destek aradığım bu projem için border_less’a başvurum da bir o kadar hızlı gerçekleşti


Bu tür fonların piyasaya katkılarını hangi boyutlarda önemsiyor ve nasıl değerlendiriyorsunuz?


Bu tarz fonların sağladığı maddi destekten ziyade bir destek mekanizmasının moral yönünü önemli bulmuşumdur hep. Sanatçının gerçekleştirmeyi hedeflediği bir projeye bir jürinin güvenini kazanarak destek bulması “mutluluk ve gurur” verici bir andır. Piyasaya bence en önemli katkısı bunun bir nevi prestij ödülü gibi işlev görmesi ve aslen sanatçıyı motive etmesidir. Benim kazandığım yıl bu ödülü Metehan Özcan’la paylaştık ve bir değil, iki projeye birden inandı o yılki jüri. Kitap Fonu sürekliliğini sürdürdükçe ve bu destek yapısıyla üretilen sanatçı kitapları kendi arşivini/kütüphanesini geliştirdikçe bahsettiğim prestijin değeri de destek gören sanatçılar ve ürettikleri işler anlamında daha çok önem kazanacaktır.


Son olarak Türkiye Bibliyoğrafyası aracılığıyla politik bir duruşa vurgu yapmaktan ziyade geçmişle gelecek arasında “cızırdayan eleştirel bir hatırlatma, yüzleşme” sağlamayı hedeflediğiniz ve Kitap Fonu’nu aldığınız projenizi anlatır mısınız?


Türkiye Bibliyoğrafyası ömürlük bir ütopya, bir nevi iğneyle kuyu kazma çalışması. 1940’lardan günümüze Türkiye cezaevlerinde sözel, işitsel ve görsel sanat alanlarında kim, hangi cezaevinde, ne zaman, hangi işleri üretmiş sorularına cevap arayarak cezaevini bir nevi misafir sanatçı programı olarak kullanmış sanatçıları ve işlerini bir araya getirmeyi amaçlıyor. İçerik için var olan araştırmaların, arşivlerin, yayınların, çalışmaların peşine düştüm. Yayın için kütüphanelerde, özel arşivlerde çalıştım ve bireysel görüşmeler, yazışmalar yaptım. Covid-19 pandemisinin içe kapanma hali süreci zorlaştırdı maalesef… Hedeflediğim içerik için bir ekip çalışmasına ihtiyaç duymuyor değilim. Ancak zamanla daha geniş ve zengin bir içerik oluşturabilirim. Konu üzerine çalışmış edebiyat, sanat ve müzik tarihçilere ulaşmak beraberinde karşıma tesadüfen çıkan kitaplar ya da makaleler ilerlememe hız katabiliyor. Ve kaynağı ne olursa olsun tüm arşivlerin sübjektifliğine inanıyorum. İlk baştan beri 1928 tarihli orijinal Türkiye Bibliyoğrafyası’ndan yola çıkarak şekillendirmek istediğim bu sanatçı kitabımı, Türkiye cezaevlerinde üretilmiş sanat işlerini alfabetik ve kronolojik gruplar halinde listeleyerek bir ihtisas bibliyografisi formatında ve dönemsel fasiküller halinde yayınlamayı hedefliyorum. Bu iş hem kendi başına bir sanatçı kitabı formatında hem de bir yerleştirmenin temel detayını oluşturan bu çalışma gibi ayrı ayrı isimleri bilinen ancak bir bütün olarak sergilendiğinde ceza yasalarının ülke yaratıcılığına ne denli şekil verdiğine dikkat çeken etkileyici bir bütüne dönüşsün istiyorum. border_less desteğiyle ilk fasikülünü 2021’de yayınlayacağım bu iş aslen bir başlangıç bölümü olacak. Ve inanıyorum devamı da birbiri ardına gelecek.


Resimli Bilgi -Ek

KartonKitap (N. Toros Mutlu ve Umut Altıntaş) x Metehan Özcan


Kurulduğu yıldan bu yana bu topraklarda önemli bir açığı dolduran border_less ARTBOOK DAYS

etkinliğini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?


Metehan Özcan: Güncel yayınlar ve yaratıcıları ile karşılaşabilmek adına olumlu buluyorum. Maalesef ilk edisyonu görememiştim. Ancak pop-up etkinlikte bile kitapları yeniden görüp karıştırmak, sanatçılarla konuşmak çok iyi geldi.


N. Toros Mutlu: Bir kitabın sanat eseri olarak görülmesi ve/veya algılanması Türkiye’de çok da yaygın bir anlayışın içinde diyemiyorum ne yazık ki. Sadece böyle bir kapı açması ve farkındalık yaratabilmesi açısından dahi oldukça olumlu bir girişim olduğunu ve önemli bir iş yaptığını düşünüyorum. Özellikle sürdürülebilir bir etkinlik haline gelmiş olması çok sevindirici.


Umut Altıntaş: Neredeyse 90’lardan beri

ağızlara dolanan “basılı kitabın bittiği” gibi saçma bir anlayışın aksine, bir kitabın neden basılması gerektiğinin belki de en nitelikli cevaplarını görmemizi sağlayan bir etkinlik. Daha çok iyi kitap yapmalıyız, üzerine tartışmalı, yazılar yazmalıyız ki bir süre sonra border_less’e bile sığamayalım.


Kitap Fonu’na başvuru ve gelişme sürecini nasıl yaşadığınızı anlatır mısınız?


MÖ: Resimli Bilgi -Ek bizim daha önce üzerinde çalıştığımız ve bitirdiğimiz bir projeydi. Arada çeşitli denemeler yapıp farklı maketler üretiyor ve test ediyorduk. Bütçe olmadığı için neler yapabiliriz diye konuştuğumuz bir dönemde fon başvurusundan haberdar olduk.


NTM: Aslında bir anlamda tüm gezegenler aynı hizaya geldi diyebiliriz. Uzun zamandır üzerine çalışıp, çözümler geliştirdiğimiz kitabımız, tam da border_less’ın sağladığı Kitap Fonu’nun ilk senesinde nihayete ermişti. Elbette burada kitabın sadece biçimsel açıdan bir sonuca ulaşması değil, aynı zamanda hepimiz için kavramsal bir olgunluğa erişmesinden de bahsediyorum.


UA: Sanatçı kitabı gibi bireysel çabalarla üretilmiş bir mecranın basım ve dağıtımını birey - ler olarak üstlenmek çok zor. Kaldı ki mevcut sanat fonlarının beklentileri, yalnızca bir kitap basmaktan daha fazlası. Açıkça söylemek gerekirse KartonKitap olarak o beklentileri karşılamak için şişkin bir proje yazıp kitabı o projenin bir yerine yedirmekten, kısacası fonların beklentilerini karşılama fikrinden çok uzaktık. border_less’in ise “kitabı basmak” dışında başka hiçbir dayatması olmaması, sanatçıyı söz gelimi koşulsuz desteklemesi, bizim bu fona başvurmaya karar vermemizdeki en önemli tetikleyici unsurdu.


Bu tür fonların piyasaya katkılarını hangi boyutlarda önemsiyor ve nasıl değerlendiriyorsunuz?


MÖ: Kültür kurumlarının çalışma grupları ya da konuşma, atölye gibi kolektif etkinlikler için paylaştığı fonlar umut verici. Sergi ya da etkinlik yayını olmadan bir kitabın tek başına proje olarak görülüp fon verilmesi ise yeni bir durum. border_less gibi açık fikirli oluşumların kültür kurumlarına örnek olmasını ve onların da kendi yayınları dışında bağımsız kitap projelerine de fon ayırmalarını diliyorum.


NTM: Özellikle tam da bu tip fonların çok daha değerli olduğunu düşünüyorum. Sanatçıya keskin süreler içinde, belli üretim metotlarını ve takvimleri dikte etmeyen, işin içine bir sürü belirsiz bağlayıcılık katmadan, hukuki anlamda çerçevesi çizilmiş, hakları ve sorumlulukları net bir fon border_less Kitap Fonu. Başvuru sürecinde de zaten sanatçıdan oldukça net ve detaylı bir çalışma görmek istiyorlar. Fonlar, özellikle ülkemizde, sanat üretiminin en büyük destekçilerinden biri, fakat sanatçıları beyaz yakalılara çevirmeden, mümkün olduğunca fonu alan sanatçının çalışma anlayışına da adapte olarak, iki tarafın da haklarını ihlal etmeyen bir no strings attached anlayışı geliştirmelerini çok önemli buluyorum.


UA: “Bu tür fonların” diyebileceğimiz çok az fon var ne yazık ki. Çünkü Metehan ve Toros’un da söylediği gibi mekânsal sürdürülebilirlik veya uzun bir zamana yayılan proje fonlarından ayrı, bireysel üreticilerin ve niş üretimlerin destek alabileceği daha fazla fona ihtiyacımız var. Hatta yayınevleri bile kendi bünyelerinde bu tür özel üretim kitaplara destek sunabilirler.


Son olarak Kitap Fonu’nu aldığınız projenizi bize anlatır mısınız?


MÖ: 2013 yılında gerçekleşmiş Resimli Bilgi projesine adını veren Resimli Bilgi Ansiklopedisi 60’lı yıllarda Fratelli Fabbri Editori tarafından basılan Conoscere adlı İtalyan çocuk ansiklopedisinin Türkçeleştirilmiş versiyonu idi. O dönemlerde yabancı çocuk ansiklopedilerinin özgün içeriği yayıncılar tarafından Türkçeye ve Türk kültürüne uyarlanıp yoğun bir görsellikle sunulurdu. Evlerin bir nevi demirbaşı olan bu ansiklopediler çocuklar için tekrar tekrar bakılan uzun ömürlü görsel kaynaklardı. Konularından bağımsız, alfabetik bir dizine göre yan yana düşmüş bu “tanımlayıcı” imgeler, tesadüfi birliktelikleriyle “tanıma direnen” çoklu anlatıların türemesine aracı olurlardı. Resimli Bilgi serisi de böylesi bir algıya atfen oluştu; bilinçle değil, sezgiyle kurulmuş bir dizi olarak.


NTM ve UA: Resimli Bilgi -Ek ise bizim Metehan’ın Resimli Bilgi serisine kitap formatında sunduğumuz bir “Ek” önerisi. Resimli Bilgi projesinde Metehan’ın çektiği fotoğrafları, buluntu imajları ve farklı kaynaklardan topladığı illüstrasyonlardan oluşan kolajları bu kitapta parçalarına ayırdık ve sökülmüş olan imgelerin bir çeşit haritası, dizinsel rehberi ortaya çıktı. Resimli Bilgi -Ek’in ardındaki fikir, kitabın “kitap olma” yolculuğunda kendi kendisini tasarlamasına izin vermekte yatıyor. Resimli Bilgi Ansiklopedisi’ndeki tesadüfi anlam katmanlarını yeniden yaratmak için Metehan’ın kendi imgelerini bir duvar yüzeyinde bir araya getirmesi alışkanlığını temel alarak, matbaa dilinde “forma” adı verilen 100x70 cm’lik beş tabaka kağıdı birer “duvar” gibi düşünüp, imgeleri bu yüzeyler üzerinde bir araya getirdik. Formanın sayfa olmadan önceki halini, yani kitabın “kitap olmadan önceki” halini tasarladık. Beş adet forma katlanıp kesilerek iç içe yerleşip kitaba dönüştüğü anda tüm imajlar parçalanıp, kitabın bütününe yayıldı. Hesaplanmış rastlantısallık olarak adlandırdığımız bu yöntem ile sayfalar üzerindeki mizansen ve mizanpajı tersine çevirerek kitabın kendi görsel dilini kendi başına yaratmasına imkân tanıdık. Kitabın sayfaları yalnızca bir lastik aracılığıyla bir arada durduğu için okuyucu istediği sayfayı istediği yönde ve sırada dizerek kendi olası kurgusunu kendisi yaratabiliyor, isterse tüm sayfaları açıp bir yap-boz gibi birleştirerek kitabın en başta olduğu öz, bütün haline ulaşabiliyor.