Farklı kültürlerin izdüşümünde: Crossroads


Türkiye’nin ilk çağdaş sanat belgeseli olarak izleyiciyle buluşan ve 33. Ankara Film Festivali'nde En İyi Ulusal Belgesel Film ödülünü alan Crossroads, sanatçılar Seçkin Pirim, Gülay Semercioğlu, Candaş Şişman ve Sinan Logie’nin üretim pratiklerine tanıklık ediyor. Belgeselin yapımcılarından Vanessa Medini ile Crossroads’un hikâyesini ve gelecek projelerini konuştuk


Röportaj: Merve akar Akgün


Crossroads belgeseli fragmanı



Vanessa Medini

Crossroads belgeseliyle yolunuz nasıl kesişti?

Böyle bir projeyi destekleme fikri nereden ortaya çıktı? Belgeselin fikri bana ait. 2017-2019 yılları arasında hem yurt içinde hem de yurt dışında bizi başarıyla temsil eden, Türk Çağdaş Sanatı alanında önemli eserler üreten çok değerli 15 sanatçının atölyelerine yapmış olduğum ziyaretler hakkında yazdığım yazıları aldığım olumlu yorumlar sonrasında bir kitap altında toplamaya karar verdim. Kitap üzerinde düşünürken yazılı bir kaynağa ek olarak neden görsel bir kaynak da olmasın diye düşündüm çünkü çok dijital bir çağda yaşıyoruz malumunuz ve bu şekilde bu sanatçıların hikâyeleri daha çok insana ulaşır diye düşündüm. Belgeseli kiminle, nasıl çekerim diye araştırırken ortak bir dostumuz vasıtasıyla yapımcı Bulut Reyhanoğlu’yla tanıştım. O zaman tesadüf olduğunu düşündüğümüz bu karşılaşmanın daha sonra tesadüf olmadığını anladık çünkü nasıl bir belgesel çekmek istediğimi çok iyi anladı ve bize müthiş bir yapım ekibi kurdu. Beni ondan başka kimse bu kadar iyi anlayamazdı. Hem kendisine hem de yapım ekibimize tekrar teşekkür ediyorum.

Daha evvel Bulut Reyhanoğlu ile yaptığımız söyleşide kapsamlı olarak konuşmuştuk ancak şimdi belgesel ödül alınca tekrar hatırlamanın faydası olur düşüncesiyle sizinle de görüşmek istedik, sizden de dinlemek istedik. Reyhanoğlu belgeselin konusunun çağdaş sanat olmasının sebebinin siz olduğunu söylüyor. Bu noktadan hareketle proje nasıl gerçekleşti, sanatçı seçimlerini nasıl yaptınız?

Sanatçı seçimi kolay olmadı çünkü bu alanda üreten birbirinden kıymetli çok sanatçımız var. Yıllar içerisinde yapmış olduğum atölye ziyaretleri ve sanatçılarla kurduğum dostluklar sonrasında hem hayat hikâyelerine hem de üretim pratiklerine aşina oldum. Belgeselde de birbirleriyle bu noktalarda bağlantılı olduğunu düşündüğümüz sanatçıları seçtik. Hepsi birbirinden sanat üslubu anlamında çok farklı fakat belgeselin adı gibi kesiştikleri yollar olduğunu gördük.


Bize aldığınız sanat eğitiminden ve bu eğitimin bu projede size nasıl katkı sağladığından bahsedebilir misiniz?

Üniversiteyi New York’taki Parsons School of Design’da okudum. Design & Management bölümünden mezun oldum. Lisedeyken okumayı hayal ettiğim tek okuldu ve böyle bir imkânım olduğu için gerçekten minnettarım çünkü o okulda aldığım eğitim ve vizyon bugün olduğum kişi olmamı sağladı. Orda öğrenmiş olduğum her şeyi gerek geliştirdiğim sanat projelerinde, gerek lojistik sektöründe faaliyet gösteren aile şirketimizde hala kullanıyorum. Ödev ve projelerimizi Metropolitan, MoMa gibi müzelerde ve Chelsea’deki sanat galerilerinde yapıyorduk. Çok güzel yıllardı. Bu eğitim, çocukluğumdan bu yana meraklı olduğum sanatın benim için bir tutku haline gelmesinde büyük rol oynadı.

Sol üstte: Gülay Semercioğlu, Crossroads filminden ekran görüntüsü

Sağ üstte: Candaş Şişman, Crossroads filminden ekran görüntüsü

Sol altta: Seçkin Pirim, Crossroads filminden ekran görüntüsü

Sağ altta: Sinan Logie, Crossroads filminden ekran görüntüsü


Seçtiğiniz dört sanatçıyı ve bu sanatçıların neyi temsil ettiğini açıklayabilir misiniz?

Aslına bakarsanız bu dört sanatçı Türkiye’yi temsil ediyor. Ülkemiz inanılmaz bir kültür mirasına sahip. Birçok farklı kültür katmanını bünyesinde barındırıyor ve bu özelliği onu biricik kılıyor. Bu topraklarda yaşayan sanatçılarımızın da kimi Doğu’dan, kimi Batı’dan ilham alıyor, kimi ise iki tarafı da harmanlayarak eserlerine yansıtıyor. Ülkemizin tarihi ve kültürel dokusundan besleniyorlar.

Crossroads yolculuğunda en son bir ödül aldı. 33. Ankara Film Festivali'nde En İyi Ulusal Belgesel Film seçildi.

Evet. Hem Boğaziçi Film Festivali’nde hem de son olarak Ankara Film Festivali’nde En İyi Ulusal Belgesel Film seçilerek belgesel kategorisinde birinci oldu. Ekip olarak çok mutlu ve gururluyuz çünkü bu belgeseli çekmek kolay olmadı. Araya pandemi girdi, sponsor bulamadık ve kendi imkanlarımızla çektik. Crossroads alışılagelmiş belgesel formatından içerik ve kurgu anlamında çok farklı. Belgesel gibi değil, film gibi. Hızlı ve dinamik bir akışı var. Seyirci de zaten bunu fark etmiş ve çok sevmiş. Festivallerdeki gösterimlerden sonra yaptığımız söyleşilerde seyirciden hep “Devamı çekilecek mi? Lütfen bunu bir seri haline getirin ve devamını çekin.” gibi yorumlar aldık. Yapmaya çalıştığımız şey fark edildiği için, seyirci anlatmaya çalıştığımız şeyi tam da olması gerektiği gibi anladığı için ve amacımıza ulaştığımız için çok mutluyuz.


Vanessa Medini & Bulut Reyhanoğlu


Türkiye'nin "ilk çağdaş sanat belgeseli" olarak lanse edilen Crossroads'un ilham aldığı yabancı belgeseller var mı?

Yabancı sanatçılarla alakalı çekilmiş birçok belgeseli seyrettim ve çok etkilendim ama onlar daha çok biyografik ağırlıklı belgesellerdi. Kimisi dizi kimisi film formatında çekilmişti ama Crossroads formatında bir belgesele denk gelmedim açıkçası. Sadece hayalimde hızlı ve dinamik bir kurgusu olan, film gibi bir belgesel çekmek vardı. Sanatçıları doğdukları, büyüdükleri, çalıştıkları, yaşadıkları ve ilham aldıkları semtlerde izlemek istiyordum. Crossroads’ta da tam anlamıyla bunu yaptık.

Yakın gelecekte yine böyle yapımcılık projeleriniz olacak mı? Belki de bu alanı kurmaya ve geliştirmeye ihtiyacımız vardır…

Sanatçı Atölyelerinde isimli kitabımın ana dağıtımcısı Patika Kitabevi oldu. Kitabevine ek olarak Arter ve Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) satılıyor. Satış noktalarını genişletmek için kitabeviyle çalışmalarımız sürüyor. Crossroads’da İstanbul Film Festivali’nde prömiyerini yaptı. İstanbul, Adana, Boğaziçi ve Ankara film festivallerinde yarıştı ve bahsettiğim gibi iki birincilik ödülü aldı. Şu anda uzun zamandır hayalini kurduğum iki projeyi aynı senede gerçekleştirmiş olmanın verdiği mutluluğu yaşıyorum ve tadını çıkarıyorum. Bu projelerin yolculuğu devam ediyor. Şu anda onlara odaklanmış durumdayım ve daha görünür olmaları, daha çok insana ulaşmaları için çalışmalarım devam ediyor çünkü hem kitap hem de belgesel, hiçbir ticari amaç gütmeden, sadece Türk Çağdaş Sanatı'na ve sanatçısına kendi imkanlarım dahilinde destek olmak, onları yurt içinde ve yurt dışında tanıtmak, bilinirliklerini arttırmak için gönülden geliştirdiğim projeler. Bu yolculuk beni nerelere götürecek, nelere vesile olacak yaşayıp göreceğim.