top of page

Oluşum ve dönüşüm

Ahmet Çerkez'in Dönüşümün Metaforları isimli kişisel sergisi 5 Mart - 4 Nisan 2026 tarihleri arasında Bosfor'da gerçekleşti. Sanatçıyla pratiğinde doğayla kurduğu ilişki ve beslendiği kaynaklar üzerine konuştuk



Ahmet Çerkez


Serginizin başlığı Dönüşümün Metaforları. Burada kastedilen dönüşüm neye ilişkin? Sizin için dönüşüm kişisel olarak neyi ifade ediyor?

Burada kastedilen dönüşüm doğanın dönüşümüdür. Hem doğanın kendi içindeki dönüşümü, yani onun sürekliliği ve kırılmaları, hem de insanın doğaya müdahale biçimleri. Doğayı sabit bir varlık olarak değil; doğum, yıkım ve yeniden kuruluşu aynı anda içinde barındıran dinamik bir yapı olarak görüyorum. Bu anlamda dönüşüm benim için yalnızca dışarıda gözlemlenen bir olgu değil, pratiğimin de temeli. 


Doğanın oluşumu ve dönüşümü ile insanın onu anlama çabası arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz?

Doğanın oluşumu ve dönüşümü ile insanın onu anlama çabası arasında karşılıklı bir etkileşim var. İnsan, bu değişimi anlamak için ilkel benliğinden itibaren metaforlar üretir. Bu metaforlar anlam kazandıkça doğayı basitleştirir; ona hükmetmeye, kendini merkeze koymaya ve yüceltmeye başlar. Bu da geri dönüşü olmayan bir yolun başlangıcıdır. 



Ahmet Çerkez, Dönüşümün Metaforları, Sergiden görünüm, 2026, Bosfor


Bu sizin dördüncü kişisel serginiz. Dönüşümün Metaforları önceki sergilerinizle nasıl bağlanıyor?

Bu sergi diğerlerinden farklı görünse de aynı düşünce ve teknikleri içinde barındırıyor. Yurtsuz Haritalar ölüm ve yaşam zıtlığını araştırıyordu, Yeryüzüne Yerleşmek sınırların belirsizliğiyle ilgileniyordu, Doğanın Dokuması insanlık tarihi ve doğanın evrimi üzerine kuruluydu. Geriye dönüp baktığımda bu sergilerin hepsinin aynı soruya farklı bakışlardan yaklaştığını görüyorum: Şeyler nasıl dönüşür? Bu sergiyi bir dönüşüm sergisi olarak tarif ediyorum. Hem konu bakımından hem de pratiğimdeki sürekliliğin bir ifadesi olarak.


İşlerinizdeki doğa referansları nasıl ortaya çıkıyor?

İşlerimdeki doğa referansları, doğayı bir süreç ve hafıza alanı olarak algılamamla ortaya çıkıyor. Bu çocukluğuma kadar giden bir süreç. Doğayı gözlemlemek, temas halinde olmak, deneyim biriktirmek. Resimlerim doğayı betimlemiyor; basınç, sızma, tortulaşma ve çökme gibi süreçleri kendi oluşum biçimleri hâline getiriyor. Referans dışarıdan getirilen bir şey değil; zaten bende olan, bu gözlemlerin getirdiği birikimin yüzeye çıkması.



Ahmet Çerkez, Dönüşümün Metaforları, Sergiden görünüm, 2026, Bosfor


Malzeme ile ilişkinizi nasıl ifade edersiniz? Üretim süreciniz nasıl başlıyor, ilerliyor ve son buluyor?

Sabit bir malzemede kalmayı kısıtlayıcı buluyorum. Malzeme ile ilişkimi kontrol ve rastlantı arasında kurulan bir diyalog olarak tarif edebilirim. Üretim süreci de çok net bir şekilde başlamıyor; zihnimde canlandırdığım anlık bir görsel, bir başlangıç noktası olabiliyor. Daha sonra bu görsel yoğunlaşıyor ya da sadeleşiyor. Resmi tamamlamaktan ziyade onun kendi dengesine ulaşmasını bekliyorum. Yüzeyle karşılıklı bir alışveriş içerisindeyim ama genelde sonucu yüzeye bırakıyorum.


Zamanın etkisini resimlerinize nasıl taşıyorsunuz?

Zamanın etkisini işlerime katmanlar, akmalar, çizgiler, pas lekeleri gibi elemanlar aracılığıyla yüzey üzerinde birbirine uygulanan bir kuvvet olarak oluşturmaya çalışıyorum. Bazen üst üste, bazen yan yana gelen bu unsurlarla bir yapı kuruyorum. Serbest akmalara izin veriyorum, izleri bırakıyorum, kenarlar sınırsız, daha geçirgen kalıyor. Zaman, yüzeyde kalıyor; dönüşüm görünür oluyor. Zamanın soyut bir kavram olarak hızla değil yavaşlıkla ilişki kurmasını istiyorum.


Pratiğinizde süreklilik mi yoksa değişim mi hâkim?

Her ikisinin de birbirini içinde barındırdığını düşünüyorum. Şöyle ki; bir düşünce sürekliliğim var, buna düşünce pratiği de diyebilirim. Bu süreklilik, aynı zamanda değişimle ilgili düşüncelerimle de örtüşüyor; birbirlerini mümkün kılıyorlar. 



Ahmet Çerkez, Dönüşümün Metaforları, Sergiden görünüm, 2026, Bosfor


İlham kaynaklarınız arasında neleri sayabilirsiniz? Resminizi, kendinizi nelerle besliyorsunuz?

İlham kaynaklarım zaman içinde doğada dönüşüm geçiren yapıların hâlleri… Bu bir taş olabilir, bir yaprak, bir ağaç, bir koç boynuzu olabilir. Bunların yanı sıra bir şiir, bir fotoğraf, mimari bir detay olabilir. Tüm bunları zamanla biriken bir toplama biçimi olarak açıklayabilirim. Bu anlamda ilham, süreklilik isteyen bir algılama ve biriktirme hâlidir; tek bir kaynaktan değil, birikmeden beslenir.


Sanatsal pratiğinizde sizi dönüştüren kırılma anları oldu mu?

Kırılma anları, çocukluk hatıralarıyla şimdinin arasında kurulan ilişkilerin çıkarımlarıdır. Doğayla kurduğum ilişkinin değişmesi, pratiğimin yapısal bir parçası hâline geldi. Doğayı resmetmekten çok doğanın işleyiş biçimini, yani dönüşümünü, aşınmasını, döngüselliğini resmime aktarmaya başladım. Malzemeyle ilişkim de dönüşüme uğradı, kontrol etme isteğimden malzemeyle birlikte hareket etmeye doğru bir geçiş yaşadım. Zamanla kurduğum ilişki de değişti; beklemeyi ve sürecin kendi ritmini bulmasını olanaklı kılan bir pratiğe dönüştü.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page