top of page

Doğa, insan ve ikisinin amalgamı

Galeri 77, Karen Arakel, Roman Babakhanian, Mehmet Resul Kaçar, Roman Kakoyan, David Martirosyan, Sergey Narazyan ve Arthur Tonakanyan’ın işlerini bir araya getirdiği Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü isimli sergiye 5 Mayıs 2024'e kadar ev sahipliği yapıyor


Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü, Sergi görünümü, Galeri 77


Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü, doğa ve insan arasındaki karmaşık ve sömürü üzerine kurulu olan ilişkiyi inceleyen ve insanın ayak izlerinin yok olma serüvenini tasvir ediyor. Sergi, eserler aracılığıyla izleyicilerini gezegenimizin ekosisteminin hassas dengesi üzerindeki derin etkimizi ve Dünya'nın sakinleri olarak rolümüzü yeniden değerlendirmeye çağırıyor. Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü, insanların artık var olmadığı bir dünyayı hayal etmek, olası sonuçları keşfetmek ve doğanın kaderini şekillendirmedeki rolümüz üzerine düşünsel bir deneyim sunuyor.


Günümüzde sürdürülebilir uygulamaları benimsemek ve tüm yaşamın hassas bir denge içinde devam etmesine olanak tanıyan biyolojik çeşitliliği korumanın aciliyetini anlatmanın birden fazla yolu var. Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü ise bunları muhtemel tehlikeleri bir tehdit şeklinde bağırıp göstererek değil, yaşanmışlıklar üzerinden bir anı defteri veya doğanın bir biyografisi gibi gerçekleştirmeyi seçiyor.


İnsanın kibrinin, hırsının ve aksiyonlarının kümülatif bir yansıması olan sergideki işler herhangi bir figür içermiyor. Çoğunlukla peyzaj eserlerden oluşan seçki, yer yer karanlık renkler, distopik bir hava ve insanlığın ayak izlerini içerirken diğer bir yandan canlı, rengarenk ve eski kudretini yeniden kazanmış bir ütopyayı anlatıyor. Bir tarafta doğa, bir tarafta insan ve ikisinin amalgamı.


Sergi, anlatmak istediği geleceğin veya alternatif bir gerçekliğin nedenini sanayileşme, tüketim toplumu ve antroposantrizm ana kavramları altında bir araya getiriyor.


Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü sergisi sanatçıları


David Martirosyan, Khustup, 2023, Tuval üzerine yağlıboya, 80x90 cm

Çocukluğundan beri hayal gücü yoluyla çizmekte zorlanan, çevresindeki yaşamdan ve gördüklerinden yola çıkarak resim yapmanın kendisi için daha kolay olduğunu belirten David Martirosyan’a göre resimdeki en önemli unsur kompozisyondur. Resim yaparken bir fotoğrafçı gibi düşündüğünü belirten Martirosyan, yaşamdan alınmış birer sahneyi andıran işlerinde, doğa ve insan ürünü unsurlarının ahenk ve simetrisinin ideal halini yakalamaya çalışır. Sanatçı, doğum yeri olan Kapan’ın coğrafik yapısını kullanarak insanların bu araziye nasıl uyum sağladığını resmeder. Bu tasvirin sonucu olarak izleyici karşısına doğa ile insanın girift yapılanması ve bu yapılanmanın ardında kalanlar çıkar.


Mehmet Resul Kaçar, Nuşa Ağanın Köyü Xarbetto, 2023, Tuval üzerine yağlıboya, 120x150 cm

Resimlerindeki özgün tekniğine ve kullandığı sarı tonlarına aşina olduğumuz Mehmet Resul Kaçar, eserlerinde aidiyet ve özlem gibi konuları işliyor. Güney Doğu Anadolu’nun altın renkli bozkır manzaraları izleyiciyi sakinleştirici bir düşünsel ve duygusal serüvene çıkarıyor. Mehmet Resul Kaçar için bozkır; yalnızlık, sonsuzluk ve hüznü anımsatır haldedir. Bu melankolik durum; doğanın bozulan dengesi, kaybolan canlı türleri ve insanın doğa ile olan ilişkisinin bir zamanlardaki uyumlu haline dair bizlere ip uçları sunarken bir yandan da eskiye duyulan büyük bir özlemi dile getirir. Mehmet Resul Kaçar’ın “noktalama” ve “tarama” adını verdiği teknikleriyle yaptığı ton geçişlerindeki vurgu, doğanın hareketliliğine dair bir gönderme yaparak hayatın döngüselliği ve yenilenmesi üzerinde durur.


Roman Babakhanian, Sevan’da Sonbahar, 2021, Tuval üzerine yağlıboya, 40x55 cm

Resimleri fotogerçekçi olan Roman Babakhanian, eserlerinde objeleri öyle bir bakış açısıyla ele alır ki izleyiciye abidevi gözükürler. Dolayısıyla bu hal imgelerin görsel algısını çok daha ilgi çekici kılar. Maddelerin gerçekçi ifadesi ve plastisitesi sanatçı için büyük bir önem arz etmektedir. Resme duyduğu büyük sevgi, resimlerin boyamasına gösterdiği önemde yatmaktadır. Sanatçı, objeleri kompozisyonunun merkezine alır ve onları kusursuz şekilde betimler. Boyalı objelere özel bir gizem katan renkler seçip, onları eserin ana fikri haline getirir. İster bir taş ister bir meyve olsun, Babakhanian’ın eserlerinde objeler her zaman günlük hayatta algılamaya alışık olduğumuzdan fazlasıymış gibi dururken renkler ve ışık geçişleri imgeleri daha da kutsallaştırır.


Roman Kakoyan, Ayçiçeği Muhafızı, 2023, Tuval üzerine yağlıboya, 120x100 cm

Eserlerinde içinde yaşadığımız mekânlara odaklanan Roman Kakoyan, ağırlıklı olarak tek kaçışlı perspektifle oluşturduğu iç mekân kompozisyonlarını Hockney’vari çarpıcı renk paleti, ışık, gölge ve çeşitli kontrastlıklarla zenginleştirerek yarattığı illüzyonik etkiyle derinlik algımızı şaşırtan işleriyle ön plana çıkıyor. Sanatçı için strüktür çizme düşüncesi bina ve iç mekânların kendi sanatını anlatmakta arzu ettiği izlenimi yaratmanın en iyi araçları olduğunu keşfetmesiyle ortaya çıkan bir durum. Eserlerinde çoğu zaman iç ve dış mekanların doğa ile olan etkileşimi üzerine unsurlar veya hikâyeler izlenmektedir. Sergideki serisinde ise insanlığın kalıntılarının doğa tarafından geri alınma sürecine tanıklık edilir. Kakoyan’ın kullandığı tek kaçışlı perspektifle verdiği ilave derinlik hissi ise sanki bir yol haritası gibi bir yandan doğanın kendi iyileştirme sürecini tasvir ederken diğer yandan insanlık tarihinin başında beri doğayla yaşadığı ileri ve geri alışverişi anlatır.


Arthur Tonakanyan, Terk Edilmiş Köy, 2023, Tuval üzerine yağlıboya, 95x121 cm

Arthur Tonakanyan, kırsal yaşama dair sahneler ile gündelik hayattan kesitler sunan kompozisyonlarıyla abartılı perspektif ve rengin ön plana çıktığı, yer yer soyut detaylarla bezeli eserler üretmektedir. Resimlerinde ya tamamen sükûnet ve huzurun hüküm sürdüğü uçsuz bucaksız köy manzaralarıyla, ya da iç ve dış alanların birbirine karıştığı hayali hibrit mekânlarla karşılaşıyoruz. Sanatçının dış alan resimlerinde insan yoktur, sadece dramatik iniş ve çıkışların hâkim olduğu hareketli bir coğrafyaya sahip abartılı ve kısmen karikatürize edilmiş köy manzaraları resmedilmiştir. Eserlerinde insanların eksikliğine rağmen insanlığın kalıntıları eksik değildir.


Sergey Narazyan, Moskvich, 2020, Kâğıt üzerine pastel, 65x80 cm

Sergide kâğıt üzerine pastel işleri olan Sergey Narazyan, çalışmalarında teknik olarak sadece bu malzemeyi kullanan bir sanatçı. Özellikle monokrom işlerinde sanatçı pasteli füzen ve karakalem gibi çok farklı algılanabilecek şekilde kullanır. Narazyan genelde eserlerinde hayatın yavaş yavaş dönüşerek uykuya çekilmeye başladığı sonbahar tonlarını tercih eder. Tamamen yaşamdan yoksun veya tek tük canlının hayal meyal seçilebildiği puslu ve dingin uçsuz bucaksız doğa manzaraları ile eskimiş, terkedilmiş ve belki de çoktan unutulmuş hayalet kasabaların hüzünlü görüntülerinin yer aldığı pastoral resimler, insanlığın mekanik kalıntılarının kaybolma serüveninin ilk aşamalarını gösterir. Aynı zamanda ise hayatın olgunluk evresi ve doğanın insan elinde gerçekleşen bir fiziksel yaşlanmasını merkezine alır. Bu resimler, hayatın yükü altında gittikçe ezilen ve yaşlanmanın getirdiği tüm tahribatı üzerinde taşıyan kırılgan bedenlerine rağmen hala daha buruk bir mutluluk ve derin ifadeler taşıyan bir dünyayı tasvir eder.


Karen Arakel, Manzara, 2023, Ahşap panel üzerine tempera, 32x51 cm

Karen Arakel, sanat tarihinin farklı dönemlerine ve çeşitli uygarlıklara ait estetik algılarını eserlerinde bir araya getirir. İlhama oldukça açık olan sanatçı; ruh, sanatsal yaklaşım, vizyon ve estetik değerler açısından kendisine yakın olan teknikleri, dönemleri ve sanatçıları eş zamanlı ve bilinçli olarak belirlemiş ve tanımlamıştır. Farklı çağlardan kültürlerle karşılaşmalar ve bu kültürlerin gündeme getirdiği konuların incelenmesi kendi yaratıcılığının ipuçlarını edinmesinde önemli bir araç haline gelir.


Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü, Sergi görünümleri, Galeri 77


Sonrası: İnsan İzlerinin Çözülüşü, 5 Mayıs'a kadar Galeri 77'de ziyaret edilebilir.



コメント


コメント機能がオフになっています。
bottom of page