Cinsiyetsiz memeler

Eda Sütunç'un 6 Kasım - 27 Aralık 2020 tarihleri arasında Sanatorium'da yer alan kişisel sergisi Gelecek Tezgahları'nda çeşitli "hikayeler dokuyor”. Aylin Sunam, Sütunç'un sergisinde yer alan Cinsiyetsiz Memeler isimli eserinden yola çıkarak hem serginin kavramsal altyapısı, hem de cinsiyet rollerinin dijital aktarımları üzerine yazdı


Yazı: Aylin Sunam



Eda Sütunç, Cinsiyetsiz Memeler, 2020, Yerleştirme: Işık kutusu enstalasyonu

(H alüminyum profil, şerit led, 21 adet ışık kutusu: beton al.ısı, duratrans baskı),

235 x 223 x 2 cm, Fotoğraf: Zeynep Fırat


Eda Sütunç, siberfeminist akımın isim annesi Sadie Plant’in The Future Looms: Weaving Women and Cybernetics (1995) makalesine referansla Gelecek Tezgahları olarak adlandırdığı kişisel sergisini hazırlarken kendisini bir “hikaye dokuyucusu” olarak gördüğünü söylüyor. Hangi kadınlar tarafından dokunduğunu bilmediğimiz ve üzerine basıp geçtiğimiz halıların ve kilimlerin hikayeleri Sütunç’un sanatsal üretiminde önemli bir çıkış noktasını oluşturuyor. Mart 2020’de, Sónar+D’de Oculus Quest'te Tilt Brush programını kullanarak kilimlerdeki geleneksel motifleri yeniden yorumlayarak dijital kolaj haline getirdiği çalışmasından sonra Sütunç, bu sergide de teknoloji aracılığı geleneksel motifleri yeniden yorumlayarak şekillendirdiği iki dokuma işini sergiliyor. Eda Sütunç’un Cinsiyetsiz Memeler isimli dokuma çalışması, hem isimsiz kadınların kültüre olan katkılarını ve müellifliklerini düşünmemize, hem de kadın ve teknoloji ilişkisini tarih boyunca fazla önem atfedilmeyen ve kadına özgü bir yapma-etme biçimi olarak görülen örme etkinliği üzerinden yeniden sorgulamamıza olanak veriyor. Sütunç’un bu dokuma işi ile birlikte sergide yer alan çalışmaları diğer bir yandan da, siber feminizmin yirmi üçüncü yılında (Walsch, 2017) bu feminist akımın ortaya çıkmasına yol açılan kavramları hatırlamamıza ve zaman içinde etkisini kaybeden bu akımın sağladığı olanakları yeniden değerlendirmemize imkan sağlayan zengin bir zemin sunuyor. Sütunç’un Cinsiyetsiz Memeler işini incelerken ilk olarak tarih boyunca örme/dokuma pratiğini gerçekleştiren isimsiz kadınları ve bu pratiğin insanlık tarihindeki yerini yeniden hatırlamanın bu okumaya katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Perez’in de Invisible Women kitabında (2020) altını çizdiği gibi kaydedilen insanlık tarihinde büyük bir veri açığı vardır. Geçmişin tarihçileri tarih yazımında kadınlara çok az yer ayırmış ve neredeyse insanlığın öteki yarısının hayatına dair sessiz kalmışlardır. Kadınların tarihi temsilinin, “erkek yazarlar tarafından ve erkeklerin çıkarları üzerinden şekillenmesinde” bilimi de kapsayacak şekilde kültürel ve ideolojik aygıtların önemli etkileri olmuş (Çakır, 2011) ve bu durum feminist tarih yazımının hız kazandığı 1970’lere kadar neredeyse kesintisiz devam etmiştir. Freud’un (1933) kadınların keşifleri ve icatlarıyla uygarlık tarihine çok az katkıda bulunduklarını söylemesini de bu geleneksel tarih yazımı pratiğinin devamı olarak görebiliriz. Freud’a göre insanlık tarihi boyunca kadınların icat etmiş olabileceği tek teknik, Sütunç’un işlerinde de sıkça karşımıza çıkan örme/dokuma teknikleridir. Freud, bu tekniği kültürü örgütleyen önemli bir buluş olarak değil, bir eksiklik metaforu olarak görür. Her ne kadar teorisini ispatlayamadığını itiraf etmiş olsa da, Freud, penis eksikliği yüzünden kadınların ilk olarak cinsel organlarının çevresindeki kılları örmeye başladıklarını ve bu sayede örme tekniğini geliştirdiklerini iddia eder. 1970’lere geldiğimizde insanlık tarihindeki bu veri açığı biraz olsun kapanmaya başlar. Kadınlara ve erkeklere atfedilen farklı özelliklerin doğal, evrensel ve değiştirilemez olduğu düşüncesine karşı, bu rollerin belirli tarihsel bağlamlar içinde toplumsal olarak inşa edildiğini gösteren feminist tarih yazımı bu dönemden itibaren geleneksel tarihsel uzlaşıya meydan okuyarak, kadınların farklı alanlara katkılarını bize göstermeye başlamıştır.



Eda Sütunç, Gelecek Tezgahları sergi görüntüsü, Fotoğraf: Zeynep Fırat



Bu yeni tarih yazımına yakın zamandan iyi bir örnek de, Kruger’in Weaving the Word: The Metaphorics of Weaving and Female Textual Production (2001) isimli kitabıdır. Kruger’in de altını çizdiği üzere örme/dokuma pratiği kültürün, dilin ve sembollerin oluşumunda ve yeniden üretiminde önemli bir yeri olan bir pratiktir. Bu bağlamda, Roland Barthes’ın (1975) etimolojik olarak açımladığı gibi tekstil ürünlerine birer metin (text) olarak bakmaya başladığımızda örme edimi, dil ve kültür arasındaki bağlantılar da bize görünür olmaya başlar. Yanı sıra, sanatçının sergisinin ismini aldığı Gelecek Tezgahları makalesinin yazarı olan, teknoloji ve kadın ilişkisine dair feminist tarih yazımına önemli katkılar sunan Plant’in (1995) örme edimi ve sibernetik arasında kurduğu ilişki ve Haraway’in 1985 yılında yazdığı Siborg Manifesto’da (2018) batı kültürünün başlangıç mitlerini yıkmak için önerdiği taktikler, Sütunç’un işlerinin okumasında bize ayrı bir katman sunar. Bilgisayarın mucidi olarak Ada Lovelace’ın teknoloji tarihine katkısını vurgulayan Plant, bilgisayarın ve sibernetik makinanın gelişimini örme sürecinin hızlandırılması, minyatürleştirilmesi ve kompleks hale gelmesi olarak tarif eder. Sanatçının yapay zeka ve dijital teknolojiler aracılığı ile gerçekleştirdiği dokumalar bize bir yandan örgü pratiğinin Plant tarafından yakın tarihte ortaya konulan bu yeni referansını hatırlatırken, bir yandan da Haraway’in izinden giden bir şekilde, mevcut düzenin olumladığı hikayeleri bozmak için sanatçı tarafından geliştirilen taktikleri göstermektedir.


Sütunç, Cinsiyetsiz Memeler çalışmasında, ilk olarak dokumasına koç boynuzu ve eli belinde motiflerini taşıyarak Anadolu kadınlarının dokumalarında örülen hikayeleri bize gösterir. Ancak erkek gücünü ve kadın doğurganlığını simgeleyen bu motifleri doğallaştırılmış kimliklerin hiyerarşik düalizmini koruyan semboller olarak gören sanatçı bu düalizmi tersine çevirmek amacıyla hikayeleri yapay zeka aracılığı ile yeniden kodlar. Bu çalışmada öne çıkan başka bir müdahale ise, kadınların cinsel organının çevresindeki kıllarla penis eksikliklerini gizlemek için örme pratiğini icat ettiklerini iddia eden Freud’u bize bir kez daha hatırlatacak ve bu referansı bilen izleyicinin yüzünde bir gülümsemeye yol açacak cinsiyetsiz meme uçları görselleridir. Sütunç bu dokumasında, porno sitelerinden ve Google arama motorundan temin ettiği ve yapay zeka kodlaması ile cinsiyetsiz bir biçimde sunduğu kadın ve erkek meme uçları görsellerine koç boynuzu ve eli belinde motiflerinden ürettiği alçı kalıpların içinde yer verir.



Eda Sütunç, Cinsiyetsiz Memeler, 2020 Işık kutusu: beton alçısı, duratrans baskı,

19,5 x 21 cm, Fotoğraf: Zeynep Fırat



Paasonen’in belirttiği gibi (2011) çağdaş medya sanatları pratiğinde “siber teriminin giderek tekno-ütopyacılık ile özdeşleşmeye başlaması” ile birlikte siberfeminist akıma olan ilgi giderek azalmış ve kendini siberfeminist olarak tanımlayan sanatçıların sayısında gözle görülür bir azalma yaşanmıştır. Bununla birlikte, 23 yıl önce ortaya konan siberfeminist tahayyülden oldukça farklı olarak, ağırlıklı olarak dijital kapitalizm tarafından şekillendirilen yeni teknolojilerin toplumsal, kültürel etkilerini ve bireysel deneyimlerdeki rolünü düşündüğümüzde, bu alandaki sorgulamaların ve müdahalelerin sürmesine olan ihtiyaç da devam etmektedir. Dijital medyada toplumsal cinsiyet normlarının ve cinsler arasındaki hiyerarşik düalizmin sürekli yeniden üretimine tanık olduğumuz günümüzde, Sütunç’un çalışmasını bu dijital iklime bir cevap olarak okumak da mümkündür.



Eda Sütunç, Cinsiyetsiz Memeler, 2020, Yerleştirme: Işık kutusu enstalasyonu

(H alüminyum profil, şerit led, 21 adet ışık kutusu: beton al.ısı, duratrans baskı),

235 x 223 x 2 cm, Fotoğraf: Zeynep Fırat



Kaynakça

- Barthes, R. (1975). The Pleasure of the Text. Translated by Richard Miller. New York: Farrar, Straus and Giroux.

- Criado-Perez, C. (2020). Invisible women: Exposing data bias in a world designed for men. London: Vintage.

- Çakır, S. (2011). “Feminist Tarih Yazımı: Tarihin kadınlar için, kadınlar tarafından yeniden inşası” der. Serpil Sancar, 21. Yüzyıla Girerken Türkiye'de Feminist Çalışmalar, Koç Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

- Freud, S. (1933). New introductory lectures on psychoanalysis. Lecture 33: Femininity. Standard Edition, v.22

- Hannam, June. Women's history, feminist history. Making History. 18.10.2020. https://archives.history.ac.uk/makinghistory/resources/articles/womens_history.html

- Haraway, D. J. (2018). Cyborg manifesto. Victoria, British Columbia: Camas Books.

- Kruger, K. S. (2001). Weaving the word: The metaphorics of weaving and female textual production. London: Rosemont Publishing & Printing.

- Paasonen, S. (2011). Revisiting cyberfeminism. Communications, 36(3). doi:10.1515/comm.2011.017

- Plant, S. (1995). The Future Looms: Weaving Women and Cybernetics. Body & Society, 1(3-4), 45-64. doi:10.1177/1357034x95001003003

- Walsh, J. (28.11.2017). Post-Cyber Feminist International 2017: Twenty years after the First Cyberfeminist International at Documenta X, what does Cyberfeminism look like in 2017? Frieze. https://www.frieze.com/article/post-cyber-feminist-international-2017

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon