top of page

Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman üzerine

Yeşim Akdeniz ve Andrea Knezović’in son dönem çalışmalarını bir araya getiren ve ilk ayağı Amsterdam’da izleyiciyle buluşan Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman başlıklı serginin ikinci bölümü 25 Nisan - 30 Mayıs 2026 tarihleri arasında Àngels Miralda küratörlüğünde Kasa Galeri’de gerçekleşti. Amsterdam’dan İstanbul’a taşınan anlatıyı, mekânla ilişkisi ve üretimler arasında kurulan yeni diyalog üzerinden ele aldık


Yazı: Elâ Atakan



Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman, sergiden yerleştirme fotoğrafı, Andrea Knezović & Yeşim Akdeniz, Küratör: Àngels Miralda, 2026, KASA Galeri, Fotoğraf: Ozan Çağman


Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman sergisinin ilk bölümü, Àngels Miralda küratörlüğünde Kasım - Aralık aylarında Amsterdam’da bulunan PAKT Foundation’da Yeşim Akdeniz ve Andrea Knezović’in emek, zaman ve değer arasındaki ilişkileri odağına alan işleriyle izleyiciyle buluşmuştu. Serginin İstanbul’daki ayağında ise bu narin denge, Kasa Galeri’de yeniden anlam kazanarak daha yoğun bir bağlamda kurgulanıyor. Zamanın farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde akması gibi, sergi, anlamını çoğaltarak eserlerin yeni okuma ihtimallerine alan açıyor. İki sanatçının işleri arasındaki diyalog, burada yalnızca bir karşılaşma değil; mekânın eski bir banka kasası olmasıyla birlikte, zamanın ve emeğin dolaşımdaki değerleri içinde giderek gerilen ve derinleşen bir ilişkiye dönüşüyor.



The Hard Edge of the Labour of Time, Sergiden yerleştirme fotoğrafı, Andrea Knezović & Yeşim Akdeniz, Küratör: Àngels Miralda, PAKT Foundation, Amsterdam. 1 Kasım - 7 Aralık 2025, Fotoğraf: Frank Kleinbach, Bart Lunenburg


Serginin Amsterdam’da gerçekleşen ilk ayağında, Andrea Knezović ile Yeşim Akdeniz’in eserleri, birbirleriyle kurdukları güçlü diyalog içerisinde ve iç içe geçmiş bir biçimde ilişkileniyordu. Her iki sanatçı, farklı materyaller kullanarak popüler kültürün ve emeğin kapitalizm tarafından sömürülmesini; bireyin kimlik politikalarıyla çerçevelenmesini, baskılanmasını, uyutulmasını ve yaşamın doğal ritminden çıkarılarak zamansız bir boşluğa sürüklenmesini kendilerine özgü sembolik dilleriyle ifade ediyorlardı. Bu bölüm, kendi coğrafyasının getirdiği gerçeklikleri öne çıkararak, Avrupa bağlamında göç, bürokrasi ve genel seçim atmosferinin öteki kimliği üzerindeki baskılara değinirken, kurumların kendi anlatılarını nasıl araçsallaştırdığının da altını çiziyordu.


Serginin ikinci ayağında ise, Kasa Galeri’nin eski banka kasası olan mekânında, küratör Àngels Miralda’nın da işaret ettiği gibi zaman, para ve iktidar arasındaki ilişki daha da yoğun bir metafora dönüşüyor. Bu dönüşümle birlikte sergi, konumlandığı coğrafyanın getirdiği kendine özgü gerçeklikler tarafından şekilleniyor. Bu yeniden okumada, Yeşim Akdeniz emeğin cinsiyetle kurduğu ilişkiyi ve hizmet sektörünün kültürel olarak taşıdığı anlamı, teknolojik sembollerle iç içe geçirerek farklı bir görünüm kazanmasını vurgularken, Knezović’in yeni çizimlerinde yer alan tekrar eden el yazısı notasyonları aracılığıyla ise vaktin farklı kullanımları ve bireysel kararların tarihsel etkilerini sorgulatıyor.


Andrea Knezović’e göre, “Bedende deneyimlenen zamanın parçalarını, kaybolan zamanı, sahip çıktığımız zamanı ve henüz yaşanmamış olanı düşündüğümüzde, zaman özel bir rol üstleniyor. Kolektif olarak gerçeklik diye kabul ettiğimiz öngörülerin kırılgan yapısını koruyan bir bekçiye dönüşüyor.” Bu perspektifle sanatçının kinetik yerleştirmesi In Our Time’ı ele aldığımızda, sallanan sivri uçlu metal metronomlardan oluşan yapı, hem çıkardığı sesle hem de varlığıyla yoğun bir gerginlik hissi yaratıyor. Metronomların hepsi farklı yönlere savrulurken aralarından geçmeye çekinmemize neden oluyorlar. Bu metalik, tehditkâr figürlerin her biri, nasıl bireyin farklı ama eşzamanlı savrulan zaman gerçeklikleri içinde bir cambaz gibi tek bir hayatı sürdürmeye çalıştığını görünür kılıyor. Knezović, tekno-kültürel bir yapının dayattığı zamansal çeşitliliğin, fenomenolojik, jeolojik, tarihsel, duygulanımsal ve emek-zamanının tüm katmanları içinde var olmaya çalışan bireyin, kendi içsel zamanına erişemeyerek ezilmesini anlattığından bahsediyor. Aynı zamanda bu eserin okuması, kinetik yerleştirmeyi çevreleyen duvarlardaki şematik diyagramlar ve orada karşıt kavramlarla kurulan gerilim tarafından da destekleniyor.


Andrea Knezović’in As Above, So Below (The Constellation Series) adlı yerleştirmesine ait olan işlerin temelinde ise, karar alıcının “öteki”, sömürülenin ise “biz’’ olmamız yatıyor. El yazması notasyonlardan oluşan çalışmalarında, cümleler performatif çizimlere dönüşüyor. Sanatçının kâğıt üzerindeki bu işaretlemeleri, bireyin parçalanmış çoklu zamansallıklarla başa çıkma çabasının izlerini taşırken, emeğin ve zamanın bedensel ritimlerle kaydedildiği bir tür haritalama işlevi görüyorlar. El yazısının doğrudanlığı, ziyaretçiye yazılmış açık bir mektup gibi, günümüzde dayatılan kültürel, politik ve sosyal kalıpların altında hissettiğimiz zayıf çaresizliğimizi ortaya koyuyor.



Solda: Yeşim Akdeniz, GUTE NACHT #1, 2025. Kumaş, silikon, boya, metal, dikiş, ahşap, 150 x 190 cm, Fotoğraf: Frank Kleinbach, Bart Lunenburg

Sağda: Andrea Knezović, Your Space, Your Measure. Your Words, Your Rhythm (detay), 2025. Kağıt üzerine kırmızı tükenmez kalem, diptik. 21 x 29,7 cm (her biri), Fotoğraf: Frank Kleinbach, Bart Lunenburg


Yeşim Akdeniz, eserlerinde çatışma alanlarını, kültürel ve sosyo-politik kavramları teorilerle sağlamlaştırarak; kumaş, silikon ve metal yerleştirmeleri aracılığıyla toplumsal cinsiyet, sınıf ve kimlik farklılıkları üzerinden üretilen adaletsizlikleri ele alıyor. Sembolik dili, Knezović’in zaman ve emek ekseninde kurduğu gerilim hattına yakın bir düzlemde konumlanırken, zaman kavramına yaklaşımı, bürokrasiyle doğrudan ilişki içinde. Devlet tarafından gönderildiği anlaşılan mektuplar ve seçim kabinlerini anımsatan unsurlar, bireyin tüm bu sistemler içinde özgür bir içsel yaşamdan ziyade, sürekli geç kalmaya ve seçimsiz bırakılmaya zorlandığı bir düzenin akışına itildiğini gözler önüne seriyor. Aynı şekilde, pembe ve mavi tonlarında açık pastel renklerle boyanmış kumaş üzerine silikon ve metal yerleştirmelerden oluşan Gute Nacht serisi, çocukluğa gönderme yapan ay motifiyle, bürokratik, sosyo-politik sistemlerin yarattığı kültürel ve ekonomik dengesizlikler karşısında hepimizin içine çekildiği kolektif uyku hâline işaret ediyor.


Yeşim Akdeniz’in serginin ilk ayağında yer alan Loop adlı, psikanalitik bir dille kurguladığı yerleştirmede, erkek kemerlerinin içine özenle yerleştirilmiş ve yer yer düğümlenmiş kadın saçları; sivri, metalik, fallik zamana karşı dişiliğin akışkanlığını, sürekliliğini ve direnme biçimlerini görünür kılıyor. Kasa Galeri’de ilk defa sergilenecek yeni yerleştirmesi Kolay Gelsin’de ise sanatçı, aynı malzeme olan kadın saçını farklı bir biçimde yeniden yorumluyor. Loop eserinin bir devamı niteliği taşıyan bu eser, en yerleşik erkek iktidar simgelerinden biri olan bıyığı, kadın saçından oluşturarak, emeğin kime ait olduğu ve nasıl görünür ya da görünmez kılındığını sorgulatıyor. Aydınlatma öğeleri kullandığı beş eserden oluşan, Hizmet adlı serisinde ise, emeğin dijitalleşmeyle görünmez kılınmasını, dijital arayüz sembollerinin kumaşa işlenmesiyle açığa çıkarırken emek-katılım ilişkilerinin dengesizliğini ortaya koyuyor.



Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman, sergiden yerleştirme fotoğrafı, Andrea Knezović & Yeşim Akdeniz, Küratör: Àngels Miralda, 2026, KASA Galeri, Fotoğraf: Ozan Çağman


Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman sergisi, yeni mekânın anlamıyla birlikte düşünüldüğünde, zaman, emek ve toplumsal cinsiyet ekseninde sıkışan bireyin görünmez baskılarla kurduğu ilişkiyi eski bir banka kasasının içinde yeniden düşünmeye davet ediyor. Bu bağlamda sergi, yalnızca zamanın farklı kullanım biçimlerini değil, aynı zamanda görünmeyen emek karşısındaki kırılganlığını ve muhafaza edilemezliğini de açığa çıkarıyor.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page