top of page

Birlik, şeffaflık, dayanışma: USGD sahnede

Türkiye çağdaş sanat dünyasında uzun süredir ihtiyaç duyulan bir birlik adımı atıldı. Pi Artworks, SANATORIUM, MERKUR, GALERİST, Versus Art Project, Martch Art Project ve Öktem Aykut’un öncülüğünde kurulan Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD), kısa sürede Galeri Nev İstanbul, .artSümer, PİLOT ve Ambidexter’in katılımıyla genişleyerek kapsamlı bir yapıya dönüştü. USGD, galeriler arasında dayanışmayı kurumsal bir zemine taşırken, sanatçılar, küratörler ve kurumlarla şeffaf ve etik bir ilişki ağı kurmayı hedefliyor


Röportaj: Merve Akar Akgün



Galeriler çoğu zaman birbiriyle görünmez duvarlarla ayrılırken, USGD bu duvarlara bir pencere açmayı vaat ediyor. Ancak “birlik” söylemi, çağdaş sanat ortamında çokça kullanılıp hızla aşınan bir retoriğe dönüşebiliyor. Sizce USGD, bu birlikte hareket etme çağrısını yapısal ve uzun vadeli kılmak için hangi araçlarla kendini denetleyecek? Birbirinize karşı nasıl sorumlu olacaksınız?

Sanat dünyasında “dayanışma” ya da “birlik” sözleri çok dile getiriliyor ama çoğu zaman gerçekte karşılığını bulmuyor. USGD de tam olarak bu eksiklikten, birlikte duramamanın yarattığı boşluktan doğdu. Çağdaş sanat ortamında birlik fikri kulağa romantik gelse de aslında çok somut ve acil bir ihtiyaç. Çünkü bu alan, dışarıdan ya da devletten hiçbir destek almadan ayakta kalmaya çalışan galerilerden oluşuyor. Yan yanalık ve birbirine sahip çıkmak belki de bir mesleğin en temel ihtiyacı. Bizim için birlik, aynı fikirde olmak değil, farklılıklarımızla yan yana durabilmek demek. Birbirimize karşı şeffaf ve dürüst davranmayı, gerektiğinde uyarmayı ve destek olmayı önemsiyoruz. Bu dernek, kusursuz bir çözüm sunmaktan çok, birlikte hareket etmenin mümkün olduğunu gösterecek bir başlangıçtır. Bugün elimizdeki araçlar sınırlı ama artık bu adımı atmanın zamanı geldiğine inandığımız için derneğimizi kurduk. Geçmişte galericiler birliği kurmak için birçok girişim olmuş, tüzükler yazılmış ama herhangi bir yapı hayata geçirilememiş. Bugün, iki yılı aşkın bir süredir çok farklı galerilerin aynı masada bir araya gelip saygıyla fikirlerini tartışabilmesi, ortak kararlar alabilmesi, oy birliği ya da oy çokluğuna rağmen süreci birlikte sürdürebilmesi başlı başına çok değerli bir kazanım.

USGD’nin amacı soyut bir uzlaşı yaratmak değil. Her galerinin sorumluluk aldığı, birbirini gözettiği ve gerektiğinde birbirine hesap sorabildiği, yani kolektif şekilde işleyen bir yapı kurmak. Buradaki sorumluluğumuz sektörün bütünlüğünü, ortak emeği ve kırılganlıkları sahiplenmek. Bu yapısal ve etik bir taahhüt. Zaten derneğin kuruluş sürecinde en çok zaman ayrılan konulardan biri tüzük diğeri de etik ilkelerdi. Şeffaflık ve karşılıklı denetim, USGD’nin işleyişinin temel dayanakları oldu.


Türkiye’de galericiliğin hâlâ kurumsal karşılığını bulamadığı, meslek olarak tanınmadığı bir ortamda, USGD’nin yalnızca bir “temsil” üretmesinden çok bir “meşruiyet” yaratması bekleniyor. Bu derneğin kamusal kurumlarla, yasalarla ve kültür politikalarıyla kurmayı planladığı ilişki biçimi nasıl olacak?

Türkiye’de galericilik aslında uzun bir geçmişe sahip olmasına rağmen hâlâ resmî bir meslek olarak tanınmıyor. Tanımı yapılmamış, standartları belirlenmemiş, kamunun gözünde muhatabı bile yok. Oysa galericiliğin meslek olarak tanınması hem sektörün gelişimi hem de çağdaş sanatın geleceği için çok kritik.

Avrupa’da konunun örneklerine bakınca aradaki fark daha belirgin oluyor. Örneğin, pandemi sırasında İngiltere’de Culture Recovery Fund (Kültür Kurtarma Fonu) kapsamında tiyatrolardan galerilere kadar tüm kültür kurumlarına 1.57 milyar Sterlinlik destek sağlandı. Yine aynı dönemde pek çok galeriden kira alınmadı. Almanya’da federal hükümet, çağdaş sanat koleksiyonunun bütçesini 105.000 Avrodan üç milyon Avroya çıkardı; bu, hem sanatçılara hem de galerilere doğrudan destek anlamına geliyordu. İngiltere’de ayrıca sergi ve mekân geliştirmeye dönük vergi avantajları getirildi.

Bizim ülkemizde ise -ne yazık ki- bir destek mekanizmasından söz etmek mümkün değil. Fuar ve uluslararası görünürlük için diğer birçok sektörün yararlandığı gibi kamudan fuar desteği alamıyoruz ya da uluslararası taşımalar yaparken sanat vergisi ödüyoruz. Bu durumun lüks tüketimden çıkarılması için çalışmamız gerek. Vergi konusu kurumsal koleksiyonerliğin gelişimine ve sanatın uluslararası dolaşıma girmesine büyük bir engel teşkil ediyor. Tam da bu yüzden USGD’nin resmî bir dernek olarak kurulması çok değerli. Böylece kamunun da tanıdığı bir yapı olarak hareket edebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla, belediyelerle ve diğer kamusal kurumlarla diyalog kurmayı, mesleğimizin tanınması ve desteklenmesi için adımlar atmayı planlıyoruz.

Unutulmaması gerekiyor ki galerilere sağlanacak her destek aslında bütün ekosisteme dokunacak. USGD’nin en önemli motivasyonu galericiliği yalnızlaştıran koşulları dönüştürerek alanın nefes alabileceği zemini yaratmaya katkıda bulunmak.

Meşruiyeti yalnızca yasal tanımlarla değil, sanatçılarla, kurumlarla ve toplumla kurulacak şeffaf ve adil ilişkilerle inşa edebiliriz. Bu nedenle kamusal kurumlarla açık diyalog kurmayı önemsiyoruz. Galerilerin ortak bir etik çerçevede buluşmasının hem mesleki standartlarımızı hem de toplumsal sorumluluğumuzu görünür kılacağına inanıyoruz.


Art Basel, FIAC ya da Frieze gibi uluslararası sanat fuarlarıyla ilişkili yapıların temel gücü hem sanatsal hem de ekonomik bir ağa erişim sunmaları. USGD, Türkiye’deki sanatçılar ve galeriler için bu tür bir “sanatsal ekonomi ağı” kurmak istiyor?

USGD’nin temel amaçları arasında Türkiye’deki sanat galerilerinin ve sanatçılarının uluslararası sanat piyasasına dahil olmalarını sağlamak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak yer alıyor. Bu kapsamda, uluslararası fuarlara katılımı teşvik etmek, yurt dışındaki galeri dernekleri ve kültür kurumlarıyla iş birlikleri geliştirmek ve Türkiye’den sanatçıların küresel platformlarda daha fazla temsil edilmesini sağlamak öncelikli hedeflerimiz arasında. Aynı zamanda, yurt içi ve yurt dışındaki farklı derneklerle iş birliği yapmak ve bu iş birliklerini anlaşmalarla somutlaştırmak istiyoruz. Amacımız, yalnızca fuarlara katılımı artırmaktan ziyade, galeriler ve sanatçılar için sürdürülebilir ekonomik mo deller oluşturmak, telif hakları, sözleşmeler ve sanat eserlerinin uluslararası dolaşımı konularında ortak standartlar geliştirmek. Bu sayede, Türkiye’deki sanatın hem uluslararası sanat haritasında hak ettiği yeri sağlamlaştırması hem de ekonomik değer zincirinde yer almasını hedefliyoruz.


KAGA, BVDG ya da ADAA gibi örgütlerin kamuyla kurdukları ilişkilerde önemli bir nokta, sanatçıların üretim koşullarını iyileştirmeye yönelik somut girişimlerdi. USGD’nin bu tür bir kültürel altyapı kurmak için, özellikle sanatçılara dönük koruma, sigorta, sözleşme ya da fon geliştirme gibi başlıklarda öncelikli planları var mı?

USGD olarak sağlıklı bir sanat alanının ancak sanatçı hakları ve refahı korunduğunda mümkün olabileceğinin bilincindeyiz. Sanatçıları merkeze alan ve onların üretim koşullarını iyileştirmeye yönelik somut adımlar atmak, derneğimizin kuruluş felsefesinin ve uzun vadeli stratejisinin ayrılmaz bir parçası.

Türkiye’nin sanat ortamı, Almanya veya Fransa’daki gibi, devlet ve belediyelerin oluşturduğu bir ekosisteme dayanmıyor. Çağdaş sanat alanındaki destek ve teşvikler, koleksiyonerlerden, özel sektörden, bankalar, kurum ve kuruluşlarından geliyor. USGD olarak, genç ve yetenekli sanatçıları desteklemek, üretimlerine kaynak yaratmak ve sergi projelerini fonlamak amacıyla ortak fonlar veya destek programları oluşturulması için çalışıyoruz. Alternatif fon yaratma ve adil bir şekilde bu fonları dağıtma konusunda düşünmek/çalışmak, önceliklerimiz arasında. Ayrıca, uluslararası fon kaynaklarına erişim konusunda üyelerimize ve onların temsil ettiği sanatçılara rehberlik edeceğiz. Bu kapsamda, konunun uzmanı kişilerle ortaklıklar geliştirmek ve onları eğitim amaçlı Türkiye’ye davet etmek gibi planlarımız var.

Üyelerimiz arasında sanatçı-galeri ilişkilerini düzenleyen, hak ve sorumlulukları netleştiren standart sözleşme modelleri oluşturacak ve yaygınlaştıracağız. Bu tür sözleşmeler hem sanatçıyı hem de galeriyi koruyan şeffaf bir ilişki zemini yaratarak uzun vadede ekosistemin sağlıklı şekilde işlemesini sağlayacak.

Eserlerin nakliye, sergileme ve depolama süreçlerinde karşılaşılabilecek risklere karşı ortak sigorta modelleri geliştirmek için de çalışmalar yürütmeyi planlıyoruz. Bu konuda ortak çalışmalar yapmanın, tekil galeriler olarak hareket etmekten çok daha etkili ve verimli olacağı kanaatindeyiz. Uzun vadede, sanatçıların sosyal güvenlik sistemine erişimleri konusunda çözüm önerileri geliştirmek de gündemimizde yer alıyor.


USGD’yi kuran galeriler, genellikle sahada yerleşik, belirli bir görünürlüğü olan yapılar. Peki dernek, merkez dışı ya da daha deneysel çalışan küçük galerilerle nasıl bir ilişki kuracak?

USGD’nin kurucu üyelerinin sahada köklü ve görünür galeriler olduğu doğru. Bu birlikteliğin başlaması da doğal bir şekilde gelişti. Öncelikle birbirini yakından tanıyan, takip ve takdir eden galericiler olarak bu vizyon etrafında bir araya geldik. Türkiye’deki her yeni girişimin herkesi ve her şeyi kapsama misyonunda olması gibi tuhaf bir beklenti olabiliyor. Açıkçası bu yaklaşımın gerisinde, bu türden dayanışma temelli yapıların sayısının az ve devamlılığının da zayıf olması var sanki. Başlangıçta geniş bir yapı kurmak yerine, her an temas edebildiğimiz, ayda bir toplantılarla birbirimizle yüz yüze gelebildiğimiz galericilerle başladık ancak tüzüğümüz ve vizyonumuz, derneği İstanbul merkezli veya yalnızca büyük ölçekli galerilerle sınırlı bir yapı olarak konumlandırmıyor. Tam aksine, derneğin amaçları ve çalışma ilkeleri Türkiye’nin dört bir yanındaki nitelikli galerileri kapsayacak şekil de tasarlandı. Üyelik kriterlerimiz, galerinin bulunduğu coğrafyadan ziyade, belirli bir sanatsal birikimi, uluslararası perspektifi ve mesleki istikrarı şart koşuyor. Bu kriterler, Anadolu’nun farklı şehirlerinde faaliyet gösteren veya İstanbul’da daha deneysel işlere odaklanmış genç galeriler tarafından da karşılanabilir. Bu anlamda USGD’nin amacı belirli bir grubu temsil etmek asla değil, Türkiye’deki nitelikli galericilik pratiğinin tamamını temsil etmek, güçlendirmek ve bir ağın parçası haline getirmek. Deneysel ve merkez dışı galeriler, bu ekosistemin vazgeçilmez ve değerli bir parçası.


“Kültürel bir platform oluşturmak istiyoruz” diyorsunuz. Bu platformda yalnızca galeriler mi var? Eleştirmen, sanat tarihçisi, küratör, bağımsız araştırmacı gibi figürler nerede konumlanıyor? Sanat alanının diğer hafıza taşıyıcılarıyla eş düzlemde bir ortaklık kurma hedefiniz var mı, yoksa bu sadece galericilik merkezli bir zemin mi olacak?

USGD temelde galeri/galerici odaklı bir platform ve bu alanın mensuplarının kendi aralarında ve sanat ekosistemini oluşturan tüm paydaşlarla ilişkilerini düzenlemek, geliştirmek, iyileştirmek, adil ve kapsayıcı bir birliktelik kurmak amacında. Ancak bu kapsayıcılık, bizim her alanı kapsamak/içermek zorunda olduğumuz anlamına gelmesin. Özellikle sanat eleştirisinin olabildiğince bağımsız kalması çok önemli, bu anlamda derneğe angaje bir basın/eleştiri alanı yaratmak istemiyoruz. Sanatçıların ifade özgürlükleri kadar, basının ifade özgürlüğünün korunması bizim için başat bir meseledir.


Nasıl ki SIYAD, sinema yazarlarının kurduğu ve yönettiği bir dernek ise, USGD de galericilerin kurduğu ve üye olduğu bir dernek. Bu tabii ki alanın paydaşlarını dışladığımız anlamına gelmiyor. Galericilik yalnızca ticari bir faaliyet değil, bizler kültürel aracılar olarak, küratörler, eleştirmenler, sanat tarihçileri ve akademisyenler de dahil olmak üzere tüm paydaşlarla iş birliği içinde yürütülen kültürel bir sürecin parçasıyız. Kendimizi, bu paydaşların üzerinde değil, içinde/arasında konumluyoruz. İş birlikçi proje ve etkinliklerimizde, tüm bu paydaşlarla ortaklıklar geliştireceğiz. Örneğin ilk projemiz olan Istanbul Art Week için, eleştirmenler, küratörler, akademisyenler ile görüşmelerimize başladık. Ortak çalışma grupları oluşturarak, sadece sanat ekosisteminden değil, hukuk, ekonomi gibi farklı alanlardan uzmanları da katarak sağlam bir yapı oluşturmak amacındayız. Galericiliği merkeze alan ancak tüm sanat camiasını güçlendiren, dayanışmaya dayalı, çoğulcu ve canlı bir kültürel platform inşa etmek istiyoruz.


USGD’nin ortaya çıkışı aynı zamanda Türkiye’de çağdaş sanatın kendi kendine duyduğu güvenin bir tezahürü olarak da okunabilir mi? Sizce USGD, bir mesleki örgüt olmasının ötesinde bir dönemin ruhuna karşı geliştirilen etik bir karşı duruş mu? Bu çağda, bir dernek romantik olabilir mi?

Evet, USGD’nin ortaya çıkışı, Türkiye çağdaş sanat ortamının önemli bir olgunluk ve özgüven göstergesi olarak okunmalı. Bizler yıllarca farklı isimlerde benzer yapılar oluşturmaya çalıştık ancak belki çıkar çatışmaları, belki ego savaşları belki de olgunlaşmamış şartlar sebebiyle bunu başaramamıştık. Nihayetinde USGD dışarıdan bir dayatmayla değil, ihtiyaçtan doğarak sektörün içindeki aktörlerin, uzun yıllara dayanan bireysel mücadelelerin ardından, kolektif bir irade ve sorumlulukla bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir dernek, mesleki bir örgüt. Bu mesleki örgüt, sanat ekosistemini sağlıklı bir zemine çekmeyi amaçlıyor, şeffaf ve kapsayıcı olmayı şiar ediniyor. Kısa vadeli kazançlar yerine, kalıcı yapısal dönüşümler yaratmayı arzuluyor. Tek başına başarılması güç pek çok konuda, birlikteliğin fark yaratacağına ve uzun vadede hem sanatçılarımızın ulusal ve uluslararası görünürlüğü/bilinirliği, sanatsal ve ticari ilişkilerinin düzenlenmesinde bir itici güç olacağına inanıyoruz.

USGD zorlu koşullara rağmen bir arada durmanın, ortak bir dil ve etik inşa etmenin ve sanatın değerini kolektif bir akılla savunmanın sorumluluk ve kararlılık gerektiren birlikteliğini fiziksel bir platform kurarak göstermiş bir yapı. İlkeli, dayanışmacı, etik bir karşı duruş. Bu anlamda fazlasıyla gerçekçi olduğunu söyleyebiliriz.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page