top of page

Askıda kitap

30 Ekim - 27 Aralık 2025 tarihleri arasında Umut Altıntaş küratörlüğünde Hayy Open Space’te gerçekleşen Yapıt Kitap; Umut Altıntaş, Alparslan Baloğlu, Emirkan Cörüt, Daniel Eatock, Gizem Hız, Amir Jamshidi, Vedat Ozan, Yağız Özgen, Monica Papi, Sarah Belle Reid, Ulaş Uğur, Gül Yavuz, Saliha Yavuz ve Caner Yılmaz'ın üretimlerini bir araya getiriyor. Kitabı metnin taşıyıcısı olmaktan çıkarıp maddi, politik ve mekânsal bir varlık olarak yeniden konumlandıran sergiyi ele alıyoruz


Yazı: Esra Melike Çuluk

Fotoğraflar: Cevahir Akbaş & Umut Altıntaş



Yapıt Kitap, Sergiden görünüm, Hayy Open Space, 2025


Kitap, gündelik yaşamda çoğu zaman üzerine düşünülmeden karşılaşılan bir nesnedir. Okunur, taşınır, saklanır… Bu eylemler kitabın ne olduğu sorusunu sormayı akla getirmez. Okunup bitirilmiş bir kitabı neden hâlâ sakladığımızı, neden elimizde, evimizde tuttuğumuzu da pek düşünmeyiz. Oysa bu alışkanlık, kitabın yalnızca içerik taşıyan bir araç olmadığını sezgisel olarak bildiğimizi gösterir. Metinsel anlam sona erdiğinde, kitap bir anı objesine dönüşebilir. İçeriği geride kalır, nesnesiyle baş başa bırakır bizi. Ancak aynı nesne, başka bir bağlamda bambaşka anlamlarla iç içe geçebilir. Bir dönem kişisel hafızanın parçası olan bir kitap, başka bir dönemde yasaklanabilir, saklanması ya da imha edilmesi gereken bir nesneye dönüşebilir. Kitap hem dolaşıma sokulan kültürel bir meta hem de dolaşımı sınırlandırılan bir tehdit unsuru olabilir. Bu çelişkili durum, kitabın tek boyutlu bir nesne olmadığını, kendi mevcudiyetinde tarihsel ve politik bir yük taşıdığını hatırlatır. Kitabın biçimi, kapağı, baskı dili, malzemesi yalnızca estetik tercihler değil, kamusal alanda nasıl algılanacağını belirleyen kararlar hâline gelir. Elbette tüm bunlar tabii ekonomi ile de ilişkilidir. Baskı, maliyetli bir iştir. Kâğıt, baskı, dağıtım ve dolaşım; tümü maddi karşılığı olan süreçlerdir. Bir düşüncenin uçup gitmemesini, sözün kalıcı olmasını isteyen kişi ya da kurum, aynı zamanda bunu mümkün kılacak sermayeye de sahip olmalıdır. Kitap bu nedenle sadece düşüncenin değil, o düşünceyi sabitleyecek ekonomik gücün de göstergesidir. 


Hayy Open Space’te 30 Ekim - 27 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleşen Yapıt Kitap sergisi, küratörlüğünü Umut Altıntaş’ın üstlendiği ve Alparslan Baloğlu, Emirkan Cörüt, Daniel Eatock, Gizem Hız, Amir Jamshidi, Vedat Ozan, Yağız Özgen, Monica Papi, Sarah Belle Reid, Ulaş Uğur, Gül Yavuz, Saliha Yavuz, Caner Yılmaz’ın işlerini bir araya getiren bir seçki sunar. Sergi metninde belirtildiği üzere; “kitabı ‘okunan’ bir nesne olmaktan çıkarıp ‘izlenen’ bir varlığa dönüştürür.” İzleyiciyi, okuma eyleminin neye evrildiğini sorgulamaya davet eder. İzmir Kemeraltı’nda, bir çıkmaz sokakta yer alan Hayy Open Space, sokaktan geçenler için steril ve bilinmeyen bir beyazlık gibi algılanabilir. Ancak içeri girildiğinde, bu mekân tanıdık bir nesneyle, kitapla karşılaştırır bizi. Yine de bu tanışıklık yanıltıcıdır, çünkü burada kitap, alışık olduğumuz biçimiyle var olmaz.



Solda: Umut Altıntaş, İmkânsız bir kitap için kapak önerisi, 25 edisyon, 300 gr gri karton, 17 × 24 × 2 × 0 cm, 2025


Sağda: Ulaş Uğur, Tek sayfa kitap, Kapak: 21 × 29,7 cm, 590 g siyah karton, Sayfa: 120 cm, 200 g 1. hamur, 2024


Serginin çıkış noktası Umut Altıntaş’ın akademik üretimiyle doğrudan ilişkilidir. Altıntaş’ın yüksek lisans tezi, author / yazar / müellif ayrımı üzerinden grafik tasarımcının konumunu tartışır. Bu çalışmada yazar, metni kaleme alan kişiyken, müellif yapıtın bütününden sorumlu olan özne olarak ele alınır.  Author ise etimolojik olarak authority ile ilişkilidir. Üretim sürecini baştan sona kuran, yöneten ve taşıyan figürdür. Türkiye’de grafik tasarımcı 1990’lara kadar daha çok bir “operatör” olarak konumlanırken, 2000’lerle birlikte kitabın mevcudiyetini kuran bir author figürüne evrilme süreci yaklaşımının ilk adımıdır. Altıntaş’ın 2018 yılında tamamladığı ve bu serginin de temelini oluşturan Yapıt (olarak) Kitap: Kitabın Fiziksel Varlığı Üzerine Kavramsal Okumalar başlıklı Sanatta Yeterlilik tezi ise bu hattı başka bir soruya taşır: “İçeriğini çıkardığımızda kitaptan geriye ne kalır?” Bu çalışma, kitabı bilgi taşıyan bir araç olarak değil, malzeme, form, baskı, hacim ve mekânsal varlığı üzerinden ele alır. Altıntaş’ın sergide yer alan İmkânsız Bir Kitap İçin Kapak Önerisi adlı işi, tezinde ortaya attığı sorunun mekânsal bir karşılığıdır. İç sayfaları hiçbir zaman var olamayacak, omurgası kendi içinde sıfırlanan bir kapak denemesi, kitabın yalnızca içeriğiyle değil, yapısal özellikleriyle de tanımlandığını gösterir. Kapak burada bir temsilden çok, imkânsız ve tamamlanamayacak bir bütünlüğün işaretidir. Yapıt Kitap sergisi, tüm bu soruları doğrudan yanıtlamak yerine onu mekân içinde, 13 sanatçının farklı üretim pratikleri ile açıklar. 



Solda: Gizem Hız, Tasnif , Mekâna özgü yerleştirme, 2025 (Bu yerleştirme, Gizem Hız’ın 2019 tarihli Zamanla adlı eserinin, Hayy Açık Alan arşivindeki kitaplar kullanılarak Yapıt Kitap sergisine özgü olarak yeniden uyarlanmış bir versiyonudur.)


Sağda: Vedat Ozan, “Kokular Kitabı”nın Kokusu, Metin, 29,7 × 42 cm, 2025


Mekâna girildiğinde sağ tarafta yer alan, duvara yedirilmiş bir kütüphane ile karşılaşırız. Sergiden bağımsız olarak da galeri mekânında bulunan, erişim ve okunurluk vaat eden bu kütüphanede yer alan kitaplar, Gizem Hız’ın Tasnif başlıklı müdahalesiyle ters çevrilmiştir. Raflardaki kitaplar oradadır ancak sırtları rafın iç yüzüne bakar, okunamaz. Bilgi vardır fakat erişim yoktur. Kitaplar rastgele değil, renk tonlarına göre en açıktan en koyuya doğru sıralanmıştır. Okunurluğun askıya alındığı bu düzen, kitabı metinsel içeriğinden koparırken, onu görsel ve algısal bir bütün olarak yeniden kurar. Bu jest kitabı yok etmez, onu bilinçli biçimde işlevsizleştirir. Kitabın en temel niteliği olan okunurluk askıya alındığında, yerine renk, yüzey ve düzen gibi fiziksel özellikler geçer. Kitabı bu kez okunacak bir metin değil, bakılacak bir nesne hâline getirir ve başka bir soru ortaya çıkar: Okunamayan bir kitap hâlâ kitap mıdır? 


Sergideki diğer işler, bu soruyu farklı yönlerden genişletir. Kimi işler kitabın henüz yazılmadan önceki hâline, kimileri okunup bittikten sonra geride kalanına, kimileri ise kitabın üretim, dolaşım ve temsil süreçlerine odaklanır. Bu çok yönlü yaklaşım, kitabın anlamını içerikten bağımsızlaştırarak onu bir yapı, bir süreç ve bir deneyim olarak ele alır.



Solda: Yağız Özgen, untitled (master pages), Tuval üzerine asamblaj, Diptik: Her biri 174 × 136 × 4 cm, 2025

Sağda: Emirkan Cörüt, Konfeti, Video, 58’56’’, 2025


Yağız Özgen’in İsimsiz (master pages) adlı çalışması, kitabın henüz tek bir kelimeyle bile karşılaşmadan önce sahip olduğu düzeni görünür kılar. Dizgi şablonları ve boş sayfalar kitabın anlamının metinden önce gelen yapısal kararlarla şekillendiğini hatırlatır. Burada kitabın müellifi bir kişi değil, sayfa oranları, boşluklar ve sistemlerdir. Emirkan Cörüt’ün Konfeti adlı videosunda ise kitabın üç kenarından kesilerek -tamamlanma- süreci izlenir. Kitabın nihai formu estetik bir tercihten ziyade makinenin ve endüstriyel standartların dayattığı bir zorunluluğun sonucudur. Otorite, yazarın ya da tasarımcının elinden çıkar, üretim bandına devredilir.



Solda: Alparslan Baloğlu, 16 Günlük Karbon Ayak İzim, Tek edisyon kitap, Aktif karbon tozu, Üzerine aktif karbon tozu fikse edilmiş cilt bezi, Birbirine sıvanmış 2 × 120 g, 1. hamur kâğıt,, 2,5 mm gri mukavva, Adler / Daktilo, Daktilo için karbon kopya kâğıdı, 90 g 1. hamur kâğıt, Windsor & Newton fiksatif, Talens fiksatif, İki çift çorap, Üç çift ayakkabı, 45 numara çıplak ayaklarım, 2025


Sağda: Caner Yılmaz, a i k p t, Kâğıt üzerine mürekkep, el yapımı kitap, Tek edisyon, 11,7 × 17,7 cm, 2025


Bu üretim sürecinin bedensel ve çevresel boyutu Alparslan Baloğlu’nun 16 Günlük Karbon Ayak İzim adlı işinde belirginleşir. Kitap, burada düşüncenin taşıyıcısı olmaktan ziyade, tüketilen enerji, harcanan emek ve bırakılan izlerle ilişkilenen bir nesneye dönüşür. Anlatı yerini kayda ve ölçüme bırakır.



Solda: Daniel Eatock, Sergi Kataloğu 3, Kitap, 28 sayfa, 18 × 24 cm, 12 edisyon, 2025

Sağda: Gül Yavuz, Birim, 140 edisyon kitap, Beyaz dosya kâğıdı, karbonsuz kopya kâğıdı, su kontrası, 42 × 59,2 × 90 cm, 2025


Bazı işler kitabı doğrudan mekânla eşitleyerek düşünür. Daniel Eatock’un Sergi Kataloğu 3 adlı işi, kitap sayfalarının köşeleriyle galeri mekânının köşelerini çakıştırır. İki kattan oluşan galeri mekânında ilerlerken beklenmedik köşelerde kitabın parçalarıyla yolumuz kesişir. Kitap, sergiyi temsil eden bir araç olmaktan çıkarak serginin kendisiyle eşdeğer bir varlık kazanır. Bu eşleşme, kitabın bizzat serginin uzantısı olabileceğini düşündürür. Gül Yavuz’un Birim adlı çalışması ise kitabın mekânla kurduğu ilişkiyi ölçü, ölçek ve tekrar üzerinden ele alır. Kitap, okunacak bir yüzeyden çok, yer kaplayan, sınır çizen bir cisme dönüşür. Monica Papi’nin Cilt Olacak Mushaf adlı çalışması, kitabı oluşturan parçaları bir araya getirmek yerine ayırarak düşünür. Sayfalar, kapak ve cilt bir bütün oluşturmadan önceki hâlleriyle sergilenir. Baktığımız parçalar kitabın fiziksel varlığını oluşturmak için ne denli emek gerektirdiğini hatırlatır. Bugünün baskı teknolojisi bile hızlı yöntemlerle kitabı hazırlayabilirken cilt her zaman el oyalayan ve arkasındaki kültür ve deneyimi devam ettirmeden sürdürülemez bir adımdır. Saliha Yavuz’un işinde ise kitap tamamen ortadan çekilir. Geriye yalnızca boşluk, düzen ve iz kalır. Bu yokluk, kitabın maddi varlığına ihtiyaç duymadan da onun etrafında kurulan iktidar biçimlerinin sürdüğünü gösterir.



Solda: Monica Papi, Cild Olıcak Mushaf, [Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354], [1] Kesilmiş dana derisi, [2] Vegetal deri, renkli hamur kâğıt, ham pamuk bez, bitkisel boyalı ciltleme bandı, [3] Kuzu derisi, bitkisel boyalı pamuk bez, keçi derisi, iplik dikişli hamur kâğıt, [4] Boyanmış kuzu derisi, [5] Üç parça kuzu derisi, 2025


Sağda: Saliha Yavuz, Kitaplık, Mekâna özgü yerleştirme, Kitaplık, çeşitli kişisel nesneler, 150 × 150 cm, 2025


Amir Jamshidi’nin Filistin bağlamında ürettiği işi, kitabı yalnızca estetik ya da biçimsel bir nesne olarak değil; hafıza, tanıklık ve direniş aracı olarak ele alır. Burada kitap, her ne kadar klasik anlamda içeriğinden arındırılmış olsa da tarihsel bir yük ve politik bir sorumluluk taşır. Tüm işler birlikte düşünüldüğünde, Yapıt Kitap sergisi, kitabı bir tanıma sabitlemez ya da onu yüceltmez, askıya alır. Kitabın yazılmadan önceki düzeniyle, üretim sırasında maruz kaldığı süreçlerle, okunamaz hâle getirildiğinde kazandığı anlamlarla ve hatta tamamen yok olduğunda geride bıraktığı izlerle ilgilenir. 



Solda: Amir Jamshidi, Filistin Nasıl Yazılır?, Şeffaf akrilik levha üzerine lazer kesim, 20 × 30 × 2 cm, 2025

Sağda: Sarah Belle Reid, Eğrelti Benzetisi, Dört kanallı ses yerleştirmesi, 39’18’’, 2025


13 Aralık’ta Hayy’ın sergi mekânında Süreyyya Evren’in katılımıyla gerçekleştirilen bir etkinlik, bu tartışmayı canlı bir örnek üzerinden genişletir. Evren’in, bu buluşmayı bir “konuşma performansı” olarak tanımlaması; bu tanımın izleyiciyle birlikte müzakereye açılması, bir eylemin ne olduğuna karar veren şeyin içeriğinden çok bağlamı olduğunu düşündürür. Konuşmanın statüsü, onu adlandıran çerçeveyle belirlenir. Bu durum, bir soru olarak kitabın kendisinden çok onu çevreleyen kurumlara da yöneltilebilir. Kütüphaneler, kitapların herkes için erişilebilir olduğunun simgesidir. Ancak aynı kitabı bir kütüphaneden alıp bir kurumun arşivine taşıdığımızda, ona “matbu eser” dediğimizde, bir demirbaş numarası verdiğimizde kitabın statüsü değişir. Okunması değil, korunması beklenir. Burada belirleyici olan kitabın içeriği değil, nerede durduğu, kim tarafından sınıflandırıldığı ve hangi bağlamda sunulduğudur. Yapıt Kitap, kitabı yalnızca içerikten değil; onu tanımlayan bu otorite ağlarından da ayırır. 



Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page