top of page

Anselm çağrışımları

Yazı: Nevzat Sayın


Hangi işini görsem kendisini (de) hatırlamadan edemediğim Anselm Kiefer -filmlerinin bir yerlerinde az çok görünen Hitchcock gibi, gölgemsi de olsa- işlerinin içinde bir yerde hep var olduğu için işleriyle kendini (de) mi inşa ettiği yoksa işlerini kendisiyle mi inşa ettiği gitgelli bir düşüncedir benim için.


Söyleşileriyle, işleriyle ve mekânlarıyla bir bütünlük oluşturduğunu düşünürken nihayet Wim Wenders’in Anselm filmini - “otobiyografik” bir anlatıymış gibi- pür dikkat izlediğimde bütünlüklü değil, bölük pörçük olduğunu anladığım bendeki Anselm Kiefer izleri bu filmle biraz daha bütünleştiyse de kendisinin ve işlerinin “mistik” kapalılığı daha da kapandı ama başka bir kapı aralandı... Bu aralıktan görünen filmin Anselm’in çocukluğuna dair bölümlerinden birinde, içine girip hayranlıkla izlediği yapının zemin kaplamasına işlenmiş iskambil kâğıtlarını gördüğümde Begüm Özden Fırat’ın bir süredir Instagram hesabında* yayınladığı iskambil kâğıtlarını hatırladım. Wenders’in filmindeki görkemli yapının salonunda, zemin kaplamasına işlenmiş iskambil kâğıtlarının dürtüsüyle, genellikle sokakta oraya buraya saçılmış gibi duran Begüm’ün “iskambillikareler”i çıkıp geldiler zihninsel kayıtlarımın bir yerlerinden.


Filmi geriye sarıp, iskambilli karenin ekran görüntüsünü büyüttüğümde öndeki beşli karo dizide 7, 8, 9, 10 ve as’ın iyi bir el olabileceği, hepsi maça gibi görünen dizide ise 7’nin yanı sıra üç as olmasının hileli bir durum olduğu gibi savruk şeyler düşünerek filmi izlemeyi sürdürdüm.


Filmin en etkileyici görüntülerinden olan karelerde “pala”yla resimlerine dalıp parçalar koparan Kiefer’in “tarih bir kildir” söyleşisinde “Sergimde bir konservatör vardı (…) Sergi bittiğinde bana sigara kutusuna benzer bir kutu verdi. Kutunun içinde sergi boyunca tablolarımdan düşen malzemeler bulunuyordu (…) Benim için ilginç olan şey eserlerimin zaman içinde değişmesidir. Bu böyle olmalı” dediğini hatırlayınca Selda Asal geldi aklıma; kâğıt hamuru ve kâğıtlarla ürettiği işlerinden bazı parçaların ayrışıp koptuğunu söylediğimde “neden olduğu gibi kalsın ki, değişiyor işte, daha ne istiyorsun?” demişti…


Yine bir söyleşisinde “devam eden sanat eseri sergide ve müzede dondurulmuştur oysa atölyede canlıdır. Müzede kalıntı olan atölyede gerçekliktir. Üstelik geçmişi, şimdisi ve geleceğine dair hem sanatçının hem tanıkların öngörüleriyle” diyen Kiefer’in stüdyosuyla Begüm’ün sokaklarının zaman-mekânındaki nesneler belli ki az önce başka bir şeydi, şimdi daha başka bir şey ve sonra bambaşka bir şey olacaklar.


“Tanık, meşruiyetini yakınlık yoluyla kazanır, izleyicinin gözü dokunabilen bir gözdür” diyen Kiefer’in atölyesinde “tanık” gözleriyle çekilmiş filmin yanı sıra, Danielle Cohn’un Anselm Kiefer Studios kitabına ve Begüm’ün sokaklarda çektiği fotoğraflara bu hatırlamalarla bakarken onların tanıklıklarına bu kez ben tanık oldum…Her ikisinde de tam o andaki durumu görmekteyken az sonra başka bir şey olacak ya da başka bir yerden baksaydık başka bir şey görecektik hissi beni Kiefer’in atölyesinden Begüm’ün sokaklarına götürdüğünde bütün bu nesneler “kalıntı” olmaktan çıkıp gerçekliğe dönüştü. Her ikisinde de güçlü “distopik” simgesellikler var. Kullandıkları nesnelere ve mekânlara bakarak doğrudan bir şey anlamak zor çünkü “metaforik” olsalar da kapalı bir anlatımları var. Biz faniler “kapalı anlatımlı açık yapılar” diyebileceğimiz “alegorik” işlerle daha “sıkı bir bağ” kurabiliyor olmalıyız ki tam olarak ne anlatmak istediklerini, bir şey anlatmak isteyip istemediklerini bilmesek bile her ikisinin de kendilerine ait, nesnelere gömülü hikâyelerini hissediyor ve daha da önemlisi kendi hikayemizi kurabilecek “kışkırtıcı” kapı aralıkları bulabiliyoruz. İşlerinde her zaman bu aralıkları bulabildiğim Canan Tolon’un “biz insanlar, tıpkı bir bulmacanın ipucunu arar gibi, kaos içinde tanıdık bir şeyler bulma dürtüsüyle hareket ediyoruz. Göz derhal tuvalin yüzeyinde bir arayışa koyuluyor ve tanıdık bir şeyler buluncaya dek durmuyor. Öyle bir şeye rastladığında da bir tasavvur ya da imge inşa etmeye başlıyor. Zihinde bir hikâye beliriveriyor. Bu kaçınılmaz bir seyir ve kontrol etmesi imkânsız bir dürtü” dediği yerdeyim ve çıt çıkarmadan sessizce duran bu işlerin olduğu stüdyolarda gezinen kamera benim gözlerimmiş gibi; çıt çıkarmadan kaydediyorum… Sessizler mi gerçekten? Bilmediğim bir dilde fısıltıyla konuşuyor da olabilirler ama eminim “dile gel(e)meyen şeylerin görüntüleri” bunlar. Üstelik “açık” duruyorlar, dondurulup, mühürlenmemişler... Tamamlanmamışlar ki mühürlenebilsinler...


Anselm’de Begüm’ü zemin kaplamasında iskambiller olan salondaki şaşkınlığıyla çocuk Anselm gibi hayal ederken içimden bir cümle geçti; kendi içlerinde oldukları kadar ötekilerle ilişkileriyle de olsalar ve sürseler bile geçip gidecekmiş gibi duruyor bu anlamı içlerinde gömük “ezoterik” nesneler de…

İlgili Yazılar

Hepsini Gör
SANATHAYAT

Yazı: Nevzat Sayın Sanatın mı hayatı, yoksa hayatın mı sanatı içerdiğine dair tartışmalarda, bu ikisinin gerçekliklerinin birbirinden çok farklı oldukları konuşulagelmiştir. Günlerin köpüğüyle bu tart

 
 
İmkân, mekân, müşterek

Yazı: Nevzat Sayın 2002 yılında Fulya Erdemci’nin küratörlüğünde Nişantaşı’nda gerçekleştirilen Yaya Sergileri’ne davet edilen mimar, tasarımcı ve sanatçılar arasında ben de vardım. Arkabahçe+Arkabahç

 
 
Hesaplar, tesadüfler ve tevafuklar

Yazı: Nevzat Sayın Alt başlığı Macaristan Ulusal Bankası Koleksiyonu’ndan Algoritma Sanatı olan Hesaplar ve Tesadüfler sergisini -sergi hakkında hiçbir fikrim olmadan, sadece kışkırtıcı isminin çağr

 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page