top of page

Ama: Mitten emeğe

18 Ekim 2025 - 8 Şubat 2026 tarihleri arasında Amsterdam’daki Huis Marseille, Museum for Photography’de Sonia Voss küratörlüğünde gerçekleşen Shima no Ama isimli sergi, Japon fotoğrafçı Kusukazu Uraguchi’nin Shima’daki ama dalgıçlarını otuz yılı aşkın bir süre boyunca izleyerek oluşturduğu fotoğraf arşivini yeniden görünür kılıyor. Ama’ların gündelik yaşamına, bedenle ve denizle kurdukları ilişkiye odaklanan sergi üzerine küratörü Voss ile konuştuk


Röportaj: Elâ Atakan

 


Sonia Voss. Fotoğraf: Anne Immelé


Huis Marseille’de Sonia Voss küratörlüğünde gerçekleşen Shima No Ama sergisi, küratörün “ama” kavramıyla kurduğu özgül ilişkiden yola çıkıyor. Bu terim, Japonya’nın kıyı bölgelerinde, özellikle Shima’da yaşayan kadın balıkçı ve dalgıçları ifade eder. Ama’lar nefeslerini tutarak suyun altına iner, deniz yosunu ve abalone toplarlar. Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi birikimleri, ritüelleri ve fiziksel dayanıklılıklarıyla Japon kültürel hayal gücünde kendilerine özgü bir yer edinmişlerdir.


Voss bu konuya yönelmeden önce ama’ların Japon edebiyatında, görsel kültüründe ve sanat tarihinde nasıl temsil edildiğini kapsamlı biçimde araştırdı. Şiirlerden baskı resimlere, folklorize edilmiş imgelerden modern ikonografiye uzanan bu geniş temsil alanı içinde zamanla yerleşmiş görme biçimlerini inceler. Tam da bu noktada başka bir hikâye anlatma isteği belirir. Ama’ları idealize eden, erotize eden ya da onları zamanın dışında donmuş figürlere dönüştüren imgelerin ötesinde, yaşanan bir dünyaya yaklaşma arzusu.


Bu arayış Sonia Voss’u Japon fotoğrafçı Kusukazu Uraguchi’nin fotoğraflarına götürür. Uraguchi, 1950’lerin ortalarından itibaren ve yaklaşık otuz yıl boyunca, doğduğu yer olan Shima bölgesindeki ama’ları fotoğrafladı; onların çalışmalarına mümkün olduğunca yakından ve uzun süre eşlik etti. Hem dikkatli hem de derin bir saygı taşıyan bakışı, kaybolma sürecindeki bir dünyaya tanıklık ederken onu nostaljik bir idealizasyona hapsetmez. Fotoğrafçının 1988’deki ölümünden sonra oğlu geniş bir arşivi korudu, ancak bu malzeme uzun süre büyük ölçüde keşfedilmeden kaldı. Bu arşive erişim, projede belirleyici bir dönüm noktası oldu ve daha önce görülmemiş genişlikte bir araştırma alanı açtı.


Sonia Voss’un bu arşive yaklaşımı serginin merkezinde yer alır. Kendisine emanet edilen negatifler basit bir görüntü deposu olarak değil, zaman, dikkat ve sorumluluk gerektiren canlı bir malzeme olarak ele alınır. Daha önce görülmemiş binlerce fotoğraf aylar süren sabırlı bir çalışmayla dijital ortama aktarıldı. Uraguchi’nin bıraktığı notlar, belirli motiflere dair düşünceleri ve fotoğraflar üzerinde yaptığı yeniden çalışmalar da dikkatle incelendi. Bu titiz çalışma, fotoğrafçının bakışındaki farklı katmanları gözeten ve onun ruhuna sadık kalan bir okuma geliştirmeyi mümkün kıldı. Ortaya çıkan sergi yalnızca bir fotoğraf seçkisi değildir; dinleme, dikkat ve saygıya dayanan uzun soluklu bir küratoryal sürecin ürünüdür.


Bu sergi sayesinde ama’ların dünyasına hem yakın hem de idealizasyondan uzak bir perspektiften bakmak mümkün olur. Uraguchi’nin fotoğrafları tekrarlanan hareketlerden, fiziksel emekten, yoğunlaşma ve dinlenme anlarından oluşan gündelik bir yaşamı gösterir; gösterişli ya da folklorize edilmiş temsillerden uzaktır. Aynı zamanda Sonia Voss’un dikkatli çalışması, otuz yıldan fazla süre önce hayatını kaybetmiş bir fotoğrafçının üretimini yeniden görünür kılar. Sanki derinliklerden çıkarılan arşivler gibi yeniden su yüzüne çıkan bu imgeler, tesadüfün değil sabırlı bir dikkatinin sonucudur. Bir kadının başka kadınların dünyasına yönelttiği bu dikkat, gecikmiş bir karşılaşmanın insani boyutunu da görünür kılar.


Bu yaklaşım içinde beden merkezi bir yer tutar. Ancak bir bakış nesnesi olarak değil, bilgi, ritim ve çevreyle kurulan bir müzakere alanı olarak. Nefesi ayarlamak, suyun sıcaklığına uyum sağlamak, deniz yosunu ormanları arasında yol bulmak, dar kaya yarıklarından avı çıkarmak… Bu teknik ve fiziksel bilgi Uraguchi’nin fotoğraflarında doğrudan bir konu olarak görünmez. Bunun yerine imgelerin dokusunda, ışığın yansımalarında, siyahların derinliğinde ve kadrajın kırılgan dengesinde hissedilir. Deniz tabanı neredeyse ağırlıksız bir mekân gibi görünür; bilinen dünyanın kurallarının kısa süreliğine askıya alındığı bir eşik.


İlk kez 2024 yılında Rencontres d’Arles kapsamında sunulan sergi, bugün Huis Marseille’de yeni bir mekânsal düzenleme ile yeniden yorumlanıyor. Bu versiyon projeye özel olarak hazırlanan bir video ve ek fotoğraflarla zenginleştirildi. Ayrıca Japonya’daki ilk sunumlarda kullanılan, yakın zamanda restore edilmiş dönem ahşap panelleri de sergiye dahil edildi. Bu tarihsel unsurların Amsterdam bağlamına yerleştirilmesi, küratörün Uraguchi’nin çalışmalarının üretim ve sunum koşullarına duyduğu saygıyı gösterir. Amaç bir sergileme düzenini yeniden kurmak değil, onun ruhunu sürdürmek ve imgeler, onların tarihi ve sergi mekânı arasında dikkatli bir diyalog kurmaktır.


Bu projeye daha yakından bakabilmek için serginin küratörü Sonia Voss’a söz vermek istedik. Aşağıdaki sorular onun araştırma sürecine, Kusukazu Uraguchi’nin arşiviyle karşılaşmasına ve Shima no Ama sergisini şekillendiren küratoryal tercihlere geri dönüyor. Böylece zamana yayılan ve imgelerle mümkün olduğunca yakın bir ilişki kurmaya çalışan bu yaklaşım üzerine düşünmek için bir alan açıyor.




Kusukazu Uraguchi, Shima no Ama, Sergiden görünüm, Küratör: Sonia Voss, 2025, Huis Marseille, Museum for Photography


Uraguchi’nin fotoğraf arşivinin varlığını nasıl keşfettiniz? Onlarla ilk karşılaşmanız nasıldı? 35.000 negatiften oluşan bir koleksiyonla karşılaşmak sizin için ne ifade ediyordu? Japon kökenlerinizin bu malzemeyle kurduğunuz ilişkiyi etkilediğini düşünüyor musunuz?

Ama’lara, yani Japonya’nın kıyılarında yaşayan bu deniz kadınlarına duyduğum ilgiye karşılık verebilecek fotoğrafik bir malzeme bulmak için uzun süre araştırma yaptım. Ama’lar çok sayıda fotoğrafta yer aldı; çoğu zaman egzotikleştirici bir bakışın içinde. Sonunda çevrimiçi bir sahaf kitapçıda bulduğum bir kitap sayesinde Kusukazu Uraguchi’nin çalışmalarını keşfettim. Ardından 1988’deki ölümünden beri babasının arşivini koruyan oğlu ile iletişime geçebildim.

O sırada arşivin büyüklüğünden ya da fotoğrafçının zaten kaybolmakta olan bu dünyaya ne kadar uzun süre eşlik ettiğinden haberdar değildim. Yaklaşık 15.000 negatiften oluşan bir bölüm yerel bir müze tarafından taranmıştı. Bu ilk grup fotoğrafa baktıktan sonra oğluna başka malzeme olup olmadığını sordum. Bunun üzerine bana yaklaşık 20.000 negatif daha verdi. Bunlar Uraguchi’nin ölümünden beri kimse tarafından görülmemişti ve hepsini ben kendim taradım.

Japon kökenlerimin bu çalışmaya duyarlılığımı artırıp artırmadığını bilmiyorum. Paris’te büyürken annem gibi Japonya’dan ayrılıp hayatını başka bir yerde yeniden kuran pek çok Japon kadın tanıdım. Hepsinde güçlü bir bağımsızlık duygusu ve büyük bir cesaret vardı. Belki de Japon kadınına dair, mükemmel ev kadını ya da erotik bir ilham perisi imgelerinden farklı bir anlatı kurma isteği vardı. Ama bunun temel motivasyonum olduğundan emin değilim. Ama’ların dünyası hem tarihleri hem de birbirleriyle ve denizle kurdukları ilişkiler açısından son derece etkileyici. Bu ilham yalnızca Japonya bağlamıyla sınırlı değil.



Kusukazu Uraguchi, Shima no Ama, Sergiden görünüm, Küratör: Sonia Voss, 2025, Huis Marseille, Museum for Photography


Ama’ların dünyasının farklı katmanlarını serginin kurgusuna nasıl dahil ettiniz?

Sergiyi bir yandan ama’ların gündelik yaşamını yeniden kurmaya çalışarak tasarladım. Bir iş günü genellikle sahile gelişle başlar: çalışma araçlarının hazırlanması, suya giriş, dalışlar ve sahilde ateş başında ısınarak verilen düzenli molalar… Günün sonunda ise ürünler toptancı pazarında satılır.

Oldukça basit görünen bu düzen aslında mevsimlerin ritmine, aşırı avlanmayı önlemek için ama’ların kendi koydukları kurallara ve bedenlerinin fiziksel kapasitesine bağlı bir tempoya dayanır. Bu bölümde günün akışını, bu kadınların enerjisini ve hareketin ritmini görünür kılmak istedim. 1950’lerin ortalarından bir fotoğrafla başlayıp 1980’lerden bir fotoğrafla bitirerek Uraguchi’nin otuz yılı aşan çalışmasının zaman içindeki gelişimini de izlemek mümkündü.

Öte yandan projeyi ama’ların yaşamının farklı yönlerine odaklanan bölümler halinde kurguladım: Budist ve Şinto inançlarıyla ilişkileri, köy festivalleri (matsuri), küçük kızların su oyunları (mizuasobi) aracılığıyla öğrendikleri ilk balıkçılık hareketleri ve yalnızca kadınlara ait dinlenme mekânı olan amagoya. Elbette su altı dalışları da vardı; Uraguchi’nin Nikonos ile çektiği büyük boyutlu fotoğraflar. Amacım Uraguchi’nin hem etnografik hem de estetik ilgisini görünür kılmak ve ama’ların dünyasının zenginliğini ifade edebilecek bir görsel dil nasıl geliştirdiğini göstermekti.



Kusukazu Uraguchi, Shima no Ama, Sergiden görünüm, Küratör: Sonia Voss, 2025, Huis Marseille, Museum for Photography


Hokusai veya Utamaro gibi sanatçılarda ama’lar çoğu zaman erotize edilmiş biçimde temsil edilir. Uraguchi’nin fotoğraflarında ise fiziksel emek ve işin zorluğu öne çıkıyor. Bu fark hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu soru beni çok mutlu ediyor. Çünkü bu arşivle çalışmaya karar vermeme neden olan şey tam olarak buydu. Uraguchi, ama’lara yaşamlarını, çevrelerini ve karşılaştıkları zorlukları gerçekten anlayan bir bakışla yaklaşmıştı. Onları idealize edilmiş bir dünyanın son temsilcileri olarak görmedi. Gerçek yaşamlarıyla ilgilendi.

Onların enerjisini, ruh hâllerini ve kişiliklerini görünür kıldı; onları hiçbir zaman modelleştirmedi.

Neopren dalış kıyafetlerine gelince, dönemin fotoğraflarında nadiren görülen bu değişimle ilgili Uraguchi geleneksel beyaz pamuk giysinin kaybolmasına üzülmenin anlaşılabilir olduğunu kabul eder. Ancak neopren ama’ların fiziksel yükünü azaltıyordu ve onun için bu her şeyden önemliydi. Fotoğraflardaki güzellik çıplaklıkta değil, özgürlükte, canlılıkta ve belirli bir modernlikte ortaya çıkar.



Kusukazu Uraguchi, Shima no Ama, Sergiden görünüm, Küratör: Sonia Voss, 2025, Huis Marseille, Museum for Photography


Ama’lar Japon kültüründe saygı duyulan bir mesleği icra ediyor. Beden ve çıplaklıkla kurdukları ilişki Batı toplumlarından oldukça farklı. Onların bağımsız olduğunu söyleyebilir miyiz?

Şinto kültüründe insan ile diğer canlılar arasında keskin bir ayrım yapılmaz. Bu nedenle beden Batı’daki birçok gelenekte olduğu gibi aynı utanç kavramlarıyla yüklenmez. Bunun Konfüçyüsçülük ile değiştiği söylenir. 20. yüzyılda Japonya’yı ziyaret eden Batılıların sayısı arttıkça bu gerilim daha da belirginleşmiştir.

Ama’ların bedenleriyle ilişkilerinde belirli bir özgürlük olduğunu söyleyebilirim. Güçlüdürler, kimsenin ulaşamadığı bir su altı dünyasına erişirler. Aralarında rekabet vardır ama aynı zamanda güçlü bir dayanışma da bulunur.

Ayrıca balıkçılıktan elde ettikleri gelir onlara belirli bir ekonomik bağımsızlık sağlar. Ancak bunu romantize etmemek gerekir. Ama’ların bir anaerkil toplum oluşturduğunu söylemek doğru değildir. Yine de bir ama ile evlenmek iyi bir yaşamın garantisi sayılırdı. Köylerde iyi bir konuma sahip oldukları söylenir; hatta kocalarını kendileri seçebildikleri ve kayınvalidelerine karşı durabildikleri anlatılır.



Kusukazu Uraguchi, Shima no Ama, Sergiden görünüm, Küratör: Sonia Voss, 2025, Huis Marseille, Museum for Photography


Dalış öncesinde gerçekleştirdikleri ritüeller ve inançları hakkında biraz daha anlatabilir misiniz?

Başlangıçta Yamatohime-no-Mikoto adlı prensesin miti vardır. Efsaneye göre Shima yakınlarında Amaterasu’ya adanmış bir tapınak kurmuştur. Yolculuğu sırasında bir ama ile karşılaşır ve ondan Ise Büyük Tapınağı için bir abalone sunusu hazırlamasını ister.

Bugün Ise Büyük Tapınağı Japonya’nın en önemli Şinto merkezlerinden biridir ve Shima bölgesindeki ama’lar bu ritüel geleneğini sürdürmeye devam eder.

Uraguchi’nin fotoğraflarında ama’lar dalıştan önce dua eder ve üzerinde koruyucu yazılar bulunan baş örtüleri takarlar. Düzenli olarak tapınaklara gidip adaklar sunarlar. Mesleklerinin taşıdığı riskler düşünüldüğünde bu ritüellerin anlamı daha da belirginleşir.


Arles’den Amsterdam’a taşınırken sergi nasıl değişti?

Huis Marseille’nin senograf ekibiyle birlikte amagoya’nın atmosferini yeniden kuran bir mekân tasarladık. Bunlar sahil yakınlarında bulunan, tatami ile kaplı metal barınaklardır. Bu alanda Adrien Lhoste’nin hazırladığı kısa bir filmi gösteriyoruz; böylece baskı olarak sergilenmeyen bazı fotoğrafları da gösterebiliyoruz.

Ayrıca sergiyi Huis Marseille’nin mimarisine uyarlamak için birkaç yeni baskı ekledik. Arles’deki Montmajour Manastırı’nın uzun refektoryumu yatay bir mekândı; burada ise sergi farklı katlara yayılıyor.



Kusukazu Uraguchi, Shima no Ama, Sergiden görünüm, Küratör: Sonia Voss, 2025, Huis Marseille, Museum for Photography


Restore edilmiş ahşap panellerle çalışmak sizin için ne ifade etti?

Bu projedeki zorluklardan biri Uraguchi’nin arşivinde neredeyse hiç dönem baskısının bulunmamasıydı. O dönemde fotoğrafların dolaşımı çoğunlukla basılı yayınlar aracılığıyla gerçekleşirdi.

Bu paneller yalnızca estetik açıdan değil, Uraguchi’nin baskı tercihlerini anlamak açısından da önemli. Kontrast kullanımı ve sergileme biçimi dönemin fotoğraf pratiğini açıkça gösteriyor. Bir küratör olarak mümkün olduğunda izleyicinin sanatçının gözetiminde üretilmiş nesnelerle karşılaşmasını önemsiyorum. Orijinalin aurası hâlâ benzersiz.


Bu proje sizin arşivlerle çalışma pratiğinizi nasıl etkiledi?

Bir fotoğrafçının çok sayıda fotoğrafıyla ya da tüm üretimiyle çalışmak onun bakışının zaman içindeki dönüşümünü anlamayı mümkün kılar. Tamamlanmış işler kadar kenarda bırakılmış fotoğraflar da son derece öğretici olabilir.

Aradan elli yıl geçtikten sonra bu tür bir işi sunarken fotoğrafçının kendi dönemindeki yaklaşımından farklı yöntemler benimsemek mümkün. Ancak bunu yaparken eserin ruhuna sadık kalmak ve izleyiciye karşı şeffaf olmak gerekir.

Uraguchi söz konusu olduğunda sergide oldukça mütevazı bir fotoğrafçının özgün yaklaşımını görünür kılma isteği de vardı. Onun temel amacı ama’ların yaşamını belgelemek ve mümkün olduğunca çok insana anlatmaktı.



Kusukazu Uraguchi, Shima no Ama, Sergiden görünüm, Küratör: Sonia Voss, 2025, Huis Marseille, Museum for Photography


Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page