500K | İnci Furni

Sanatçıların kişisel tarihlerinde, sanat pratiklerini şekillendirirlerken öne çıktığını, diğerlerinden bir yerde ayrıştığını düşündükleri bir yapıtı kendi kelimeleriyle ifade ettikleri; kendi serüvenleriyle yapıtlarının kesiştiği seri 500K Nazlı Yayla’ya anlatılan, 500 kelimeden oluşan ve her ayın ilk Çarşamba günü unlimitedrag.com üzerinde mekân bulacak metinler aracılığıyla geleceğe dönük bir arşiv oluşturmayı hedefliyor. 500K bu hafta İnci Furni’nin VOL.1 başlıklı yerleştirmesiyle devam ediyor


Dosya: Nazlı Yayla



İnci Furni, VOL.1, 2014, Polistar. Buluntu nesne, kağıt üzerine suluboya desen, meyve kasaları, karışık teknik, ©Ege Kanar


"2013 yılı, Gezi Parkı olaylarının yaşandığı, benim için iyice küçüldüğüm, atölyemi farklı insanlarla paylaştığım, yeniden başlamışçasına, özgürleştiren, görece ağırlıklardan kurtulduğum bir yıldı. Büyük ölçekli bir galeri sergisinden sonra 2014 yılının Eylül ayında, Kristina Kramer’in Tophane’de açtığı Polistar’da VOL.1 başlıklı sergimi yaptım. O zaman sergiye hacim ve ses anlamına gelen Volume ismini verdim. Hacim 1, Ses 1… Bütünün tek bir iş olduğu, mekâna yayılan, sürece odaklanmış bir natürmort sergisiydi. VOL.1’in içerdiği soru ve önermeler aynı zamanda Gezi Parkı’nda dillendirilen konulardan bazılarıydı. Paylaşmak, mülksüzleşme, güvencesizlik, armağan, birlikte daha başka nasıl yaşarız. Bu bağlamda sanat yapıtının mülkleştirilmesine dair önemli bir önerisi vardı serginin: Ödünç sanat yapıtı kütüphanesi. Özerk mülk haline getirilmiş yapıtlar yerine paylaşıma açık bir yönteme dair bir öneriydi bu.


İnci Furni, VOL.1, 2014, Polistar. Buluntu nesne, kağıt üzerine suluboya desen, meyve kasaları, karışık teknik, ©Ege Kanar


Başlangıçta resim yerleşik bir kültürün değerlerinin tartışmasıdır, Avrupa yerleşik kültürünün bir ürünü. İçinde bulunduğum coğrafyada ise aslında hiçbir zaman yerleşik bir kültüre sahip değiliz, olamadık. Kaldırımların bile devamlı değiştiği bir zemindeyiz. Bu nedenle ben de bu değişmekte ve geçici olanla hemhâl oluyorum. Kayıt dışı, buluntu nesneler, önemsizleştirilmiş, gözden çıkarılmış oluşlar, gelip geçici, yaşanmış anlar ve bunların desenleri… Üst üste, yan yana, iç içe istiflenmiş formlar. Bir akşam eve yürürken köşedeki manavın atmak üzere sokağa çıkardığı, atölyemde bir süre sonra kendi yerlerini bulan ahşap meyve sandıkları, yaptığım desenler ve kimi nesneler bu şekilde döndü dolandı, birbirinin içine girdi çıktı. Benim bilinçle kurmadığım yan yana gelişler, tesadüfler ve anlamları tıpkı atölyemdeki gibi VOL.1’de de yavaşça bir döngü içerisinde, Polistar’ın mekânına göre değişerek nihai yerlerini buldular. O yerleşme de mutlak bir yerleşme değil, ihtimallerden biri. Bir sergi milyonlarca ihtimalden sadece bir tanesi aslında.


İnci Furni, VOL.1, 2014, Polistar. Buluntu nesne, kağıt üzerine suluboya desen, meyve kasaları, karışık teknik, ©Ege Kanar


Ben tekrarları farklı biçimlerde yapan biriyim. Düşünceyi farklı biçimlerde tekrar edip o düşünceyle yeniden uğraşmaya devam ediyorum. Değişiklikler olsa da sergi aracılığıyla kendime sorular soruyorum; bu sergiler aynı zamanda benim kendime de sorduğum soruları içeriyor. Bütün bu süreç aslında nesneler üzerinden bir değer tartışmasıydı. Bir çeşit genre resmi; gündelik hayatın içinden olup bitenleri tasvirlerini, kaydını tutan, anını paylaşan… Polistar’daki sergi, varyasyonlardan oluşan bu sürecin ilki. Sonra ikincisini, üçüncüsünü, dördüncüsünü ve nihayet Arter’de beşincisini yaptım. Aynı konunun devamı niteliğinde, 2021’de Viyana’da Krinzinger Galeri’deki sergim ise yapaylıklar üzerine kurulu. Yapaylıklardan kastım doğal ve doğal olmayan diye ayırdığımız hayat elemanları ve imajları ve renkleri. Aynı konuyu yeniden ele alırken içerik ve teknik biçimi belirliyor, değiştirip farklar oluşturuyor.


VOL.1, duruşu, oluşu, zamanı ve süreçleriyle, nüve olarak kıymetli bir sergi. Sergi yapmanın nedenlerinden biri nerede olduğunu kontrol etme isteğidir aslında. VOL.1 benim o sırada gitmek istediğim yönü gösterdi; yapmak istediğim şeyle yüzleşmeme ilk fırsatı verdi."

İlgili Yazılar