1 içinde 3

Tuğberk Selçuk’un The Bodrum EDITION’da Ağustos ayında açılan 1 İÇİNDE 3 adlı kişisel sergisi Ayvalık’ta yeni açılan bir sanatçı konuk evinde sergilenmeye devam ediyor. Selçuk’un kurşungeçirmez camdan ürettiği yerleştirmeden hareketle gerçeklik, zihin ve algı gibi konuları konuştuk


Röportaj: Ece Naz Demirkale



The Bodrum EDITION’da Ağustos ayında açılan 1 İÇİNDE 3 adlı kişisel sergininiz bugün Ayvalık’ta yeni açılan bir sanatçı konuk evinde sergileniyor. Kurşungeçirmez camdan ürettiğiniz gerçeklik, zihin ve algı gibi konuları sorgulatan işler yer alıyor. Biraz bu fikrin bağlamı üzerine konuşabilir miyiz?

1 İÇİNDE 3 kendi benliğimdeki üç farklı karakter yapısını temsil ediyor. Yani içimdeki diğer kişiliklerle süregelen savaşımı anlatıyor. Kendi yansımamı camın üzerinde görüyorum ve ona o ben olduğum için rahatça kızmak istiyorum ama tamamen yok olmasını da istemiyorum. Cam kırılgan bir malzemedir, tıpkı bizler gibi onun için bu eylemi kurşungeçirmez cam üzerinde yapıyorum. Bu sayede kişiliklerime savaş açıyorum ama onları da tamamen yok etmiş olmuyorum. Bu fikir psikanalitik bir yolculuğa başlamamla gelişti. Psikanalize başladım ve içsel çatışmalarımı bu şekilde aktarıyorum.


Yeni serginizi sanatçının çeşitli kişilikleri arasındaki savaşa dayandırıyorsunuz. Kurşun geçirmez cam üzerinde çalışmaya nasıl karar verdiniz? Bu kararın kendi deneyimlerinize dayandığını söyleyebilir misiniz?

Kurşungeçirmez cam hikayem oldukça ilginç. Ankaralı Savunma Sanayi şirketi ASGARD’ın sahibi Aşkın Çalışkan’a teşekkür ederek başlamak istiyorum. Pandemi dönemindeydik, işlerimin üretimi için internetten rastgele kurşungeçirmez cam firmalarını araştırıyordum. Asgard’a denk geldik ve direkt aradım. Telefondaki ses hem çok yardımsever hem de ne yapmak istediğim konusunda beni anlıyordu. Randevulaştık ve Ankara’ya gittik. Asgard yurt dışında birçok özel ve devlet bünyesinde savunmaya ihtiyaç duyan her mecrayı özellikle binaların dış cephelerini savunma yöntemleriyle emniyetli hale getiriyor. Bomba, füze ve silah gibi her türlü darbeye karşı dayanıklı hale getiriyor. Aşkın Bey bizi Ankara’daki fabrikasında ağırladı ve kafamdaki işleri ona anlattım. Daha sonra bir önemli kişi daha eklendi hikayeye o da atış antrenörüm Murat Yılmaz. Murat Bey sayesinde keskin bir nişancı oldum diyebilirim. Bu işleri onların desteğiyle ürettim. Kurşungeçirmez cam hem teorik olarak işlerimin alt metniyle özdeşleşen tek malzeme hem de beni çok iyi kalplİ duyarlı insanlarla tanışmama vesile oldu. Onun için kurşungeçirmez camın bendeki yeri apayrı.





Üretimlerinizi İstanbul Galata’daki atölyenizde devam ettiriyor olmanız işlerinize ne ölçüde şekil veriyor?

Galata’daki atölyemden çıktım, tekrar Nişantaşı’na taşıdım. Galata’yı arkadaşlarıma bıraktım ama hala bir elim orda çok sevdiğim bir arkadaşım olan dövme sanatçısı Okan Akgöl’ü de anmak isterim yakın zaman önce vefat etti ve onunla Galata’daki atölyemde çok fazla vakit geçirdik. Hatıraları hala hafızamda onu çok özlüyorum ışıklar içinde uyusun. Onun orada emeği çok.


Sanat pratiğinizi galeri sınırlarının ötesine taşımanızla biliniyorsunuz. Pandemi süresinin belirsizliğini koruduğu göz önüne alındığında, işlerinize nasıl devam etmeyi planlıyorsunuz? Yenin projelerinizden bahsedebilir miyiz?

Biz her zaman için üretmeye devam ediyoruz. Üreterek besleniyoruz. Zihnimde biriktirdiğim birçok yeni iş ve kavram üzerine düşünüyorum. Şu an sergi süresince Ayvalık’tayım, dönünce yeni işler üzerine çalışmaya devam edeceğim. Pandemi üretimi engelleyemedi, ve düşündüğümüz yurt içi projelerini de ertelemedi çünkü biz bu sergileri hep fikir olarak pandemi pas verdiği için yapabildik, ‘sadece eczanelerde’ olduğu gibi. Ama yurt dışında söz verilmiş fakat gerçekleştiremediğim birçok sergim pandemiden dolayı ertelendi umarım yakın zamanda onlarla da buluşuruz.


Karantina süreci boyunca evinizde ürettiğiniz heykelleri dört gün boyunca eczanelerde sergilediğiniz SADECE ECZANELERDE projesini geliştirdiniz. Proje süresince neler deneyimlediniz? Proje sonrasındaki süreç üretimlerinizi nasıl etkiledi?

SADECE ECZANELERDE projesi çok ilgi gördü. En önemli deneyimim eczacıların ve sanatçıların aslında farklı işler yapıyormuş gibi gözükseler de aynı dili konuşmaları oldu. Pandemide çok sıkıldık çok sıkıştık. Bir reklamda ‘sadece eczanelerde’ yazısını gördüm ve oradan aklıma bu fikir geldi çünkü bir tek süpermarketler ve eczaneler açıktı. Biz de Şişli’ye bağlı birçok eczaneyle iletişim kurduk, konuyu anlattık ve sağolsunlar bize mekan sağladılar. Bu proje sonrasında birçok farklı semtten eczaneler bizle iletişim kurdu, projeyi devam etmemizi istedi. Bakalım belli olmaz, umarım ki de olmaz ama belki bir sonraki sokağa çıkma yasağında bu sefer marketlerde yaparız.





Covid-19 krizi özellikle sizin gibi açılması planlanan sergilerinden mahrum kalan sanatçıları etkiledi. Son birkaç aydır sürdürmek zorunda olduğunuz duyguları ve mücadeleleri bizimle paylaşabilir misiniz?

Zorlanıyoruz tabii ama Covid-19’dan, devletten veya açılması planlanıp açılamayan sergilerden değil. Daha çok bir şey yapmaya çalışırken sizi aşağıya çekmeye çalışan yakın veya uzak insanlardan zorlanıyoruz ama neyse ki sadece hasetle bakmayan insanlar da var aramızda.


Bulgaristan’da ve İsviçre’de açılması planlanan iki serginiz de Covid-19 sebebiyle ertelendi. Şu an Ayvalık’ta devam etmekte olan kişisel serginiz 1 İÇİNDE 3, 18 Eylül’e kadar devam ediyor. Ayvalık sergisi nasıl gelişti?

Koleksiyoner Murat Çetintürk Ayvalık aşığı bir finansçı. Ayvalık merkezde deve damı olarak tabir edilen bir mekan satın aldı, restore etti ve sanata resmen hibe etti. Üst katında iki kişilik bir yaşam alanı alt katta ise bir sergileme alanı bulunan mekanın henüz ismi yok. Fakat hem sanatçı konuk evi hem de sergileme alanı olarak kullanılacak ben ise ilk misafiriyim. Üretimleri her ne kadar Ankara’da yapmış olsak da, The Bodrum EDITION sonrası sergiyi Ayvalık’a taşıdık ve bu küçük ilçede çok güzel ağırlandık. Sergiye Ayvalık’ta ikamet eden güncel sanatın önemli isimleri geldi, Gülsün Karamustafa ve Beral Madra bunlardan beni en çok heycanlandıranlardı. Onların işlerim hakkında söyledikleri o güzel cümleler özellikle Beral Madra’nın “Bu devirde resim işte böyle yapılır” demesi benim her sabah daha güzel uyanmama sebep oluyor. Sergiye gönüllü sponsor olan Ayvalık’ın en lezzetli mezelerini yapan Tamam Meyhane’ye ve sahibi Volkan Ertan’a ve bir de dostum Ahmet Ağaoğlu’na da destegi için teşekkür ediyorum.

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon