Yeni Türkiye Sineması'ndan manzaralar: Nazlı Elif Durlu


Türkiye'deki yeni sinemacıların filmleri ve kişisel hikâyeleri odağında şekillenen röportaj serimiz Yeni Türkiye Sineması'ndan manzaralar, sinema dünyasındaki sanatsal, kültürel ve politik gelişmeleri kayıt altına almayı ve yeni sinemacıların sesini daha fazla duyurmayı amaçlıyor. Serinin sıradaki konuğu bu sene İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma kategorisinde gösterilen Zuhal filminin yönetmeni Nazlı Elif Durlu


Röportaj: Çağnur Öztürk


Nazlı Elif Durlu


Nazlı Elif Durlu, 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’ndaki tek kadın yönetmendi. Durlu; orta sınıf kentli bir kadın olan Zuhal’in hikâyesine odaklandığı Zuhal filmiyle festivalde dikkatleri üzerine topladı. Zuhal’i canlandıran Nihal Yalçın ise festivalden en iyi kadın oyuncu ödülünü alarak dönmüştü. Zuhal, 8-19 Nisan arasında 41. kez düzenlenen İstanbul Film Festivali’nde de Ulusal Yarışma kategorisinde finalde yer alan filmlerden. Nazlı Elif Durlu’yla kedi sesinden yola çıkarak yazdığı ilk filmi Zuhal’i konuştuk.


Öncelikle Altın Portakal’dan sonra 41. İstanbul film festivalinde de finalistleren birisiniz neler hissediyorsunuz? Hem finalist olmak hem de festivalin sizdeki yeri ile ilgili?


İstanbul Film Festivali senelerdir takip ettiğim ve hep bir parçası olmayı hayal ettiğim bir festival. O yüzden tabii, heyecanlıyım diyebiliriz.


Nazlı Elif Durlu yönetmenliğindeki Zuhal filminden bir kare


Zuhal’in çıkış hikâyesi nedir ve yazım süreci nasıl gelişti?


Zuhal’e benim tanıştığım bir kadın ve onun bana anlattığı hikâye ilham oldu. Bir kedi sesi duyuyordu ama kediyi bulamıyordu ve bana çevresindeki insanların artık akıl sağlığında şüphe etmeye başladığını anlattı. Hemen o gece bu hikâye üzerinde çalışmaya başladım. Kısa bir süre sonra da Ziya Demirel bana katıldı. Senaryo yazım süreci boyunca çıkış noktası hep aynı kaldı ama karakterimizin nasıl bir kadın olacağı, hayatının nasıl olacağı, veya hikâyenin gelişim şekli üzerine çok tartıştık ve birkaç denememiz oldu. Sonuç olarak karakterin kim olduğuna karar verdikten sonra hikâye gelişimi üzerine çalışmaya başladık. Burada da birkaç versiyondan sonra filmin çekim senaryosuna ulaştığımızı söyleyebilirim.


Zuhal apartmanda sürekli bir kedi sesi duyuyor ve film boyunca Zuhal’in bunu gerçekten duyup duymadığını sorguluyoruz, aklını kaçırıp kaçırmadığını düşünüyoruz. "Kedi" neyin metaforu hikâyede, şehirli ve orta sınıf kentli-modern bir kadının hapsolmuşluğu, hayatın ve toplumun tekdüzeliği karşısındaki çaresizliklerinin, anlam arayışının dışavurumu olarak okuyabilir miyiz? Nasıl konumlandırmak istediniz? Zuhal aslında kaybettiği neyi arıyor?


Doğrusu filmin ne anlattığını açıklamak pek içime sinmiyor. Kediyi bir metafor olarak kullanmak ilk çıkış noktam değildi. Daha çok, duyduğum bu hikâyenin bende yarattığı his beni harekete geçirdi ama tabii metafor olarak görülebileceğini biliyorduk ve senaryo yazım sürecinde de o boyutta da nasıl anlamlar ifade edebileceği üzerinde düşündük. Bahsettiğiniz konulara da kesinlikle değindiğini söyleyebilirim.


Nazlı Elif Durlu yönetmenliğindeki Zuhal filminden bir kare


Zuhal ve diğer apartman sakinleri arasında bir kadın dayanışması var. Bu, hikâyede nasıl gelişti ve konumlandı?


Ben kadın hikâyesi anlatacağım veya kadın dayanışması üzerine bir film yapacağım diye de yola çıkmadım. Biraz bunlar kendiliğinden gelişen şeyler. Yani belki benim hayat tecrübelerimle veya ilham aldığım konularla alakalıdır diyebiliriz. Yani dışarıdan bir tema veya mesaj kaygısıyla değil de, karakterlerin ve hikâyenin bizi götürdüğü yer orası oldu diye düşünüyorum.


Filme aslında tek mekân filmi diyebiliriz, tek bir apartmanda geçiyor… Bu biçimsel olarak sizi zorladı mı?


Bu senaryo aşamasında aldığımız bilinçli bir karardı. Hikâyenin böylece daha kompakt ve konsantre olacağını düşündük. Bunu dışında senaryo aşamasından apartmanın içerisinde gördüğümüz her dairenin kendine özgü bir dünyası olması gerektiğine ve içinde yaşayan insanlara dair bir şeyler anlatması gerektiğine karar verdik. Çekim sırasında da sanat yönetmenimiz Osman Özcan ve görüntü yönetmenimiz Sebastian Weber ile bu dünyaları beraber yarattık.


Nazlı Elif Durlu yönetmenliğindeki Zuhal filmi kamera arkası, Nihal Yalçın ve Nur Sürer


Nihal Yalçın ödüllü performansıyla çok başarılı bir Zuhal karakteri sergiliyor. Nihal Yalçın’ın Zuhal olmasına nasıl karar verdiniz?


Daha senaryo yazım aşamasında karar verdik. Nihal’in hem komedide hem de dramada çok başarılı bir oyuncu olması bu kararda etkili oldu. Nihal de senaryoyu okuduktan sonra çok heyecanlı ve pozitif karşılık verince erken bir aşamada başrol oyuncumuzun Nihal olacağı kararlaştırılmış oldu.


Sinema tarihinde ve Türkiye'de ilham aldığınız kimler var?


Günümüz sinemasından Céline Sciamma ve Maren Ade filmlerini heyecanla takip ettiğim yönetmenler. İlham almak doğru kelime mi bilmiyorum çünkü Zuhal’in onların sinemasına benzediğini söyleyemem ama iki yönetmenin de şu ana kadar yaptıkları bütün filmleri çok etkileyici ve kendine özgü buluyorum. Günümüz Türkiye sinemasından da Belmin Söylemez’in Şimdiki Zaman ve Seren Yüce’nin Çoğunluk filmlerinin bir seyirci olarak çok etkilendiğim filmler olduğunu söyleyebilirim.


Nazlı Elif Durlu yönetmenliğindeki Zuhal filminden bir kare


Gelecek projeleriniz neler? Sanırım yine yapımcınız Anna Maria Aslanoğlu ile projeleriniz var ufukta?


Evet, şu anda yeni bir proje üzerine çalışıyoruz. Henüz senaryo yazım aşamasındayız.