top of page

YEL, TOZ, PORTRELER: Murat Sinkil

Kütüphanesinde yer alan sanatçı portreleri, fotoğraflar, davetiye, desen gibi görsel malzemeleri tekrar elden geçiren Necmi Sönmez, daha önce yayınlanmamış olan bu malzemeler üzerine YEL, TOZ, PORTRELER başlığı altında hazırladığı yazılara devam ediyor. Serinin bu haftaki yazısının odağında vefatının ardından, geçtiğimiz günlerde Lebriz Art212’de sergisi açılan Murat Sinkil var


Yazı: Necmi Sönmez


Murat Sinkil


1985’lerde İstanbul kültür-sanat ortamındaki sessizlik, hareketsizlik inanılmaz derecede can sıkıcı bir karaktere sahipti. 12 Eylül Darbesi’nin ağırlığı, özgü düşünce üzerindeki baskılar, hapishanelerdeki kitleler, aydınların huzursuzluğu her türlü yaratıcı eylemin karanlıkta ilerlemesini gerekli kıldığı gibi, etkinliklerin de yok denecek kadar azalmasına neden olmuştu. Güven Turan’ın bugüne kadar pek dikkat edilmemiş olan şiir kitabı PEŞ (Yazko Yayınları, 1982) sanat çevrelerindeki ruh halini aktaran önemli bir belgedir. Bu kitaptaki Biliciler şiirine kulak vermek gerekir:


PEŞ, Güven Turan, Yazko Yayınları, 1982

“Ölüm korkusu dolaşmıyor

Ağulu otlar arasında

Engereğin dişinde

Titrek kuyruğunda akrebin

İlaç diye kullanırız bunarı

Yaraya basarız

Ağrı keseriz

Deliliği deliliklerle sağaltırız

Daha ne kadar süreceğini

Sorduk

Bu anlı şanlı yaşamın

Bilicilere gidin dediler

Ocaklılara

Dikilip duruyoruz işte burada”





1982’de yayınlanan bu şiiri 25 Mart-8 Nisan 2024 tarihleri arasında Lebriz Art212’de ziyaret edilebilecek Murat Sinkil’in Ardından isimli sergiyle yan yana getirmemin nedeni, 1980’lerin ikinci yarısında ismini duyuran, gençlere önkoşulsuz destek veren Sinkil’in, çok, ama çok uzun süre sonra, İstanbul’da beklenilmeyen bir sergisinin açılması. 2018’de kaybettiğimiz bu değerli sanatçı, 1979’da başladığı sanat serüveninde, yaşamak zorunda kaldığı tecrübeler nedeniyle, 1990’larda resme küserek üretimini durdurmuştu. 1998’de Antalya’ya yerleşip burada öğrenci yetiştirme yolunu seçmişti. Eğer yanılmıyorsam 1990’da Galerie BM’de Beral Madra tarafından düzenlenen son kişisel sergisinden sonra, yani 34 yıl sonra, İstanbul’da tekrar Murat’ın resimleri sergileniyor. Sanatçının ablası ve yakın arkadaşları tarafından düzenlenen bu alçakgönüllü sergi, onun özeleştiri süzgecinden geçirdikten sonra ayırdığı resimlerinden oluşuyor.


Murat Sinkil, Pano 14


Murat Sinkil’in resimlerinin Çağdaş Türk Sanatı’nın 1980’lerdeki panoramasında durduğu nokta elbette sanat tarihçileri tarafından detaylı olarak incelenecektir. Burada belirtilmesi gereken, Murat’ın, atölye hocası ve arkadaş olarak etrafındaki gençlere, arayış içinde olanlara vermiş olduğu önkoşulsuz destektir. Mehmet Güleryüz’ün Bilsak’taki atölyesinde tanıdığım Murat’la 1985-1989 arasında ayrıcalıklı bir yakınlaşmam olmuştu. Onun benim gibi yolunu arayanlara verdiği destek sadece resim atölyesindeki hocalıkla sınırlı kalmıyordu. Hayat karşısında neyin eğri neyin doğru olduğunu adeta ders vermeden etrafındakilere duyumsatan Murat, bizim için sanatçının nasıl olduğu ya da olması gerektiği konusunda bir rol modeliydi.


Murat Sinkil, Pano 8.3

Murat Sinkil, Pano 7


Murat’ın resimlerinin 1980’lerin bağlamında nerede durduğu hakkında dikkatli davranmamız gerekiyor. Lebriz Art212’deki sergi belki daha sonra daha farklı çerçevelerde yapılacağını düşündüğümüz sergilerin başlangıcı olduğu için son derece önemli. 1980’li yıllara ait değerlendirmelerde dikkati çeken, araştırmacıların bir şeyleri keşfetmek uğruna performans, yerleştirme gibi tekniklere eğilerek bu yılların ana izleğinde olan Yeni Dışavurumcu resmi ikinci plana itmeleri. Murat her şeyden önce sürekli olarak “ikinci plana” itilen ressamlar kuşağının önemli temsilcilerinden biri. 1986’da Berk Sanat Galerisi’nde ilk kişisel sergisini defalarca birlikte gezdiğimiz için onun, resimlerinin üzerine adeta bir bebek gibi titreyen tavrını yakından görme şansım olmuştu. 1989’da İstanbul’dan ayrılmadan önceki ziyaretlerimde onun insan figürünü alt üst eden fırça darbeleriyle son derece özgün bir figür yorumu geliştirmeye başladığını gözlemlemiştim. Her ne kadar görüşelim diye ayrıldıksa da bir daha Murat’tan haber almadığım gibi sanata küstüğünü, İstanbul’dan ayrılarak Antalya’ya ailesinin yanına gittiğini duymamıştım.


Murat Sinkil, Pano 9.1


Lebriz Art212’de açılan bu anı sergisini arkeolojik kazılarda olduğu gibi toprağın üzerindeki ilk katmanı olarak kabul etmekte fayda var. Bu sergide, taşıdıkları Dışavurumcu öğelerle ele alınması gereken resimler, Türk Sanatı’nda uzun bir süre etkili olmuş Batı-Avrupa çıkışlı Neue Wilden, Transavanguardia, Figuration Libre akımlarının sentezi olarak değerlendirilebilecek bir özelliğe sahip. Sergide gösterilen çalışmalar Murat’ın bu etkileri kendi potasında nasıl eriterek sonuçlarına ulaştığını gündeme getirdiği için önemli.


Murat Sinkil’in Ardından sergi görüntüleri, Fotoğraf: Osman Sirel


Murat Sinkil’in Ardından, 8 Nisan’a kadar Lebriz Art212’de görülebilir.


Коментарі


bottom of page