Yanılsamanın ardındaki kırılgan maddesellik
- Merve Akar Akgün

- 33 dakika önce
- 6 dakikada okunur
Huo Rf'nin düzenlediği Vanilya, Çimen, Badem sergisi, sanatçı kitabını malzeme, hafıza ve müdahale üzerinden yeniden düşünmeye açan sanatçıları Kendi Collection'da bir araya getirdi. Serginin sanatçılarından Antonia Breme ile sanatçı kitabının açtığı düşünsel alan, algının yönlendirilme biçimleri ve değerin nasıl inşa edildiği üzerine konuştuk
Röportaj: Merve Akar Akgün

Antonia Breme, 2026. Fotoğraf: Elif Kahveci
Heykel üretmeyi, hızlı tempolu ve dijitalleşmiş tüketim kültürümüze karşı dokunsal ve topraklamavari bir direnç olarak çerçeveleyen Antonia Breme, insan algısının ticari olarak sömürülmesini araştırıyor. 6 Nisan ile 28 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul’daki Kendi Koleksiyonu’nda, Huo Rf küratörlüğünde 24 sanatçıyı bir araya getiren Vanilya, Çimen, Badem sergisinin bir parçası olan Antonia Breme, mekânsal müdahalelerini ve sanatçı kitaplarını tartışırken arzu ve değerin yapay biçimde inşasını yapısökümüne uğratıyor. Mağaza vitrinlerinin yarattığı illüzyonun kırılgan materyelliğini açığa çıkaracak şekilde en yalın haliyle sunulduğu bu söyleşide sanatçı, gündelik yaşamlarımızın sosyo-ekonomik altyapısını ve “bizzat orada olmanın” ne kadar elzem olduğunu değerlendiriyor.
Antonia Breme, Fluidity Unwrapped. Fotoğraf: Barış Özçetin
Heykel üretim sürecinizi bir düşünme ve ifade biçimi olarak tanımlıyorsunuz. Günlük deneyimlerimizin giderek daha fazla dijitalleştiği ve hızlandığı bir dönemde, malzemelerle çalışmak ve mekânsal formlar üzerinden düşünmek sizi nasıl bir yere konumlandırıyor?
Malzemelerle çalışmak, heykel üretim sürecimin ve fikirlerimin gelişiminin temel bir parçası. Bunu “malzemeyi odağa alarak düşünme” süreci olarak tanımlamayı seviyorum. Malzemelerle fiziksel olarak uğraşırken, algımın nasıl değiştiğine dikkat etmeye çalışıyorum. Bu süreçte fikirlerim şekilleniyor ve bu doğrudan heykel çalışmalarımı besliyor. Süreç odaklı, çoğu zaman fiziksel çalışma biçimi, hızla değişen ve giderek dijitalleşerek dikkatimizin sürekli sınandığı dünyamızda bana bir tür sabitlik ve olduğum yere tutunma hissi veriyor. Kendi ellerimle, ve çoğu zaman kendi fiziksel gücümün sınırları içerisinde çalışmak, algım etrafında şekillenen, bizzat tüm fiziksel varlığımla orada olabildiğim bir an yaratıyor diyebilirim. Bu “bizzat orada olma” hali, heykelsi sorular yöneltmeme ve mekânın koşullarını keşfetmeme olanak tanıyan bir yoğunlaşma anı sunuyor. Mekân içinde fiziksel olarak hareket ederken ve nesneleri konumlandırırken (ister atölyemde ister sergi kurulumunda), işlerimin farklı unsurlarının birbirleriyle, ve umarım ki izleyiciyle de, diyaloğa girdiği ağlar oluşturduğumu düşünüyorum. Aynı zamanda bu pratik odaklı yaklaşım, fikirlerimi oldukça doğrudan bir şekilde fiziksel ve mekânsal formlara çevirmeme olanak tanıyor. Tabii ki bu da bana belirli bir özgürlük tanıyor.
İşleriniz, algımızın ticari odaklar ile araştırılması ve çoğu zaman sömürülmesiyle ilgileniyor. Fiziksel deneyimler yaratan bir sanatçı olarak, izleyicinin dikkatini yakalayarak derin bir heykelsi karşılaşma yaratmak ile eleştirdiğiniz tüketim kültürünün manipülatif mekanizmalarını taklit etmek arasındaki ince çizgiyi nasıl gözetiyorsunuz?
Reklam kültüründe algı, çoğu zaman aşırı uyarılmış bir ortamda dikkatimizi yakalamak ve ticari ürüne yönlendirmek için araştırılıyor. Genelde de duyusal algımızın dinamiklerine dayanan pazarlama stratejileri aracılığıyla gerçekleşiyor. Benim de işlerimin odağında algı var, ancak amacım dikkati algının ta kendisine yöneltmek. Bunu yaparken, hangi malzeme, dekoratif unsur ve teşhir kurulumlarının seçildiği ve nasıl kullanıldığı gibi tüketim kültürüne ait yöntem ve araçlardan yararlanıyorum. Gerçekten de burada ince bir çizgi tutturduğumu düşünüyorum, hem sürekli olarak zorlandığımı hissediyorum, hem de ilham verici bir gerilim hattında buluyorum kendimi. İşte tam da burası maruz kaldığımız mekanizmalar ve tüketim kültürü üzerine düşünmeye imkân tanıyabilecek heykelsi deneyimler yaratma potansiyelini barındırıyor.
Bu gerilim hattı, Eylül 2023’te İstanbul’da Viable’da açılan Fluidity Unwrapped sergimde oldukça görünür hale geldi diyebilirim. Sergi mekânı ve bağlamı, Cihangir’de İttihad ve Sigortalar Pasajı’nda bulunan eski bir dükkân vitrini olduğu için, döner teşhir panelleri gibi reklam unsurlarıyla çalıştım. Bu panellerin üzerindeki her şeyi soyup reklam görsellerini çıkardıktan sonra, yerine ışığı ve etrafını dönerek yansıtması için çikolata paketinden çıkan parlak bir alüminyum folyo yerleştirdim. Bir diğer panel ise yukarı aşağı hafifçe hareket ediyordu. Böylece ben de izleyicinin dikkatini çekmeye çalışırken, bakışını yakalama biçimleriyle oynadım.
Burada yararlandığım dinamikler, duyusal algımıza dokunarak dikkati uyaran ve “yukarıdan-aşağıya” olarak tanımlanan odaklı/hedefli dikkat üretimi ile “aşağıdan-yukarıya” olarak tanımlanan pasif/uyarana-dayalı dikkat üretimi arasındaki bir pazarlama stratejisine referans veriyor. Ancak ben bir stratejiyi uygulamadığımdan, gerçekten duyusal bir deneyimden bahsedebiliriz. Bu deneyim, genellikle arka planda işleyen formal reklam unsurları üzerinden şekilleniyorken, bu sergide motorları ve kabloları da dahil olmak üzere, en küçük parçasına kadar ayrılmış bir şekilde görünür kılındı.
Dolayısıyla amacım, algımızı zorlayan çok katmanlı ve duyusal bir deneyim yaratmak ve aynı zamanda burada sergilenenler ile tüketim kültürünün mekanizmaları üzerine düşünme alanı açmak.
Antonia Breme, Shop Window Shopping
Pratiğiniz, tasarımın süreçlerinin bazı yönleriyle kesişiyor. Atfedilen arzu ve değerin, sunum biçimleri aracılığıyla yapay bir şekilde inşa edildiğini açığa çıkarıyor. Tıpkı sanatçı kitabınız Shop Window Shopping’de olduğu gibi. Bu modern ve durmadan devam eden arzu inşasının, daha derin bir insani boşluğu doldurma girişimi olduğunu düşünüyor musunuz? Sizce sanat başka bir arzu nesnesine dönüşme tuzağına düşmeden bu tür kurgulara nasıl ışık tutabilir?
Pratiğimde sıklıkla tasarım süreçlerinden yararlandığımı söyleyebiliriz. Özellikle ticari teşhir bağlamına özgü tasarım perspektifinin, sanatsal pratiğim için zenginleştirici olduğunu ve türlü içgörüler edinmeme olanak sağladığını düşünüyorum. Aynı zamanda bir nesnenin özgünlüğüne yakından bakmak için de önemli. Burada özellikle ilgimi çeken şey, belirli bir işlevsellik barındıran ve sunum biçimleri aracılığıyla değer ve arzu üretimine katkıda bulunan kurgular ve sistemler.
Vitrin düzenleme deneyimimi de içeren heykelsi perspektifime dayanarak, duyusallık, arzu ve duygu üretme strateji ve tekniklerini araştırıyorum. Bu araştırma, sanatçı kitabım Shop Window Shopping’de de yer alıyor. Bu kitapta heykel ve yerleştirmelerimi, kişisel arşivimden ve vitrin düzenleyicilere yönelik tarihsel ticaret dergilerinden seçtiğim fotoğraflarla birlikte sunuyorum. Aynı zamanda ayrıntılara odaklanan ve vitrinlerin yarattığı yanılsamanın ardındaki kırılgan maddeselliği açığa çıkarmaya çalıştığım yüksek lisans tez araştırmamdan da yararlanıyorum.
Aslında pazarlama stratejileri aracılığıyla arzularımızın inşası, aynı zamanda bu arzuları tatmin etmeyi ve muhtemelen kendisi de inşa edilmiş olan bir boşluğu doldurmayı hedefler. Her ne kadar bu deneyimler bir vitrin camındaki yansımamız kadar geçici olsa da, buna karşılık bir sanat eserinin daha derin bir deneyim ve daha kapsamlı bir gerçeklik sunma potansiyeline sahip olduğuna inanıyorum.
Ticari teşhir bağlamlarına özgü arzu inşası stratejilerini alıp, sanatsal pratiğime entegre ederek ve/ya dönüştürerek; kırılganlık, gerilim ve yumuşaklık gibi nitelikleri dokunulur kılan işler üretmek istiyorum. Arzu nesnesi olmanın ötesine geçen, özüne referans veren kurgusu ve malzemeyle kurduğum ilişki sayesinde derinleşen; heykelsi ve duyusal deneyimlere açık işler…
Antonia Breme, Fluidity Unwrapped, Sergiden görünüm, 2023, YAYA/Viable Istanbul. Fotoğraf: Zeynep Fırat
İstanbul’da, Depo’daki kültürel değişim programına katılımınız ve Viable’da Fluidity Unwrapped serginizi gerçekleştirmeniz, farklı kültürel ve sosyo-ekonomik bağlamlar arasında hareket etmenize işaret ediyor. Berlin ile İstanbul arasında gidip gelmek, pratiğinizin yerelle ilişkilenmesini ve konumlanmasını nasıl etkiledi?
2023 yılında küratör T. Melis Golar ve Viable'ı yöneten Eline Tsvetkova ile Kerim Zapsu tarafından İstanbul’da bir sergi açmaya davet edildiğimde, bir hayalim gerçek oldu diyebilirim. Daha önce birkaç kez ziyaret etme fırsatı bulduğum, çalıştığım ve sergiler açtığım Boğaz kıyısındaki bu şehre geri döneceğim için çok mutlu oldum. Bunun ötesinde, Viable’ın sergi mekânı ve bağlamı, işlerimi göstermek için çok uygun bir fırsat sundu.
Sonuç olarak Fluidity Unwrapped, sanatsal vizyonumu keskinleştiren ve sonraki projeler için yol açan önemli bir sergi oldu; bu süreç nihayetinde 2025 yılında Berlin Senatosu ve Depo işbirliğiyle gerçekleşen kültürel değişim programı kapsamında İstanbul’da bulunmama da zemin hazırladı.
Her iki ziyaretimde de niyetim şehre kendimi bırakmak ve etrafımla ilişki kurmaya çalışmaktı. İstanbul’un sokakları, bu şehirde yaşayan, hareket halinde veya çalışan insanlar ile kentsel dokuyu şekillendiren çeşitli malzeme ve altyapıların arasında olmak farklı anlamlarda beni zenginleştiren bir deneyime dönüştü.
Son ziyaretimde araştırmam, kamusal alandaki altyapılara odaklandı. Bu altyapılar, işlev, malzeme ve biçim bakımından sosyo-ekonomik koşullar tarafından şekillenerek İstanbul’un sokaklarından pazarlarına kadar her yerde karşımıza çıkıyor. Bu altyapıların kuruluş amacı, satıcıların ürünlerini sergilemesine hizmet ediyor. Bazen farklılaşsallar da bunları çoğu merdiveni andırıyor. Her biri adeta sahiplerinin esnekliğinin, uyum sağlama becerisinin ve malzeme ile mekânla kurdukları ilişkinin bir göstergesi. Bunu bir tür dayanıklılık olarak yorumluyorum. Usta Sercan’ın da desteğiyle, bu tür teşhir kurulumlarına soyut düzeyde referans veren iki modüler heykel ürettim.
Daha sonra, Selin Ünsel ile beraber, bu modüler heykelleri stüdyo dairemin çatısında İstanbul ve Boğaz manzarasına karşı yeniden kurarak, malzemelerini ve formlarını, mekânla ilişkilerini inceledim ve esnekliklerini test ettim, formlarının içerdiği olasılıkları anlamaya çalıştım.
Berlin’den İstanbul’a gelip, bu şehirde zaman geçirebilmenin sanatsal pratiğim üzerinde kesinlikle bir etkisi oldu. Bu etkiyi en çok buraya ayak uydurmaya ve buradaki bağlam içinde pratiğimi oturtmaya çalışırken gördüm. Aynı zamanda, hemen yanı başımızda olan bitenler ve yerel dinamiklerle nasıl ilişkilendiğim üzerindeki etkisini de görüyorum. Tabii ki bunun Viable ve Depo gibi mekânların şekillendirdiği sosyal bağlamdan beslendiğini söylemek de mümkün.
Fluidity Unwrapped projemde de kamusal alanda herkes için erişilebilir olan bir sergi mekânıyla çalışarak sosyo-politik dinamiklere değindiğimi düşünüyorum. Bu tür bir mekân, sanat deneyimlemenin yanı sıra toplumsal ve kültürel hayata katılımın demokratikleşmesi için çaba harcıyor.
Fiziksel sergi mekânının ötesinde, üzerine çalıştığınız kavramları sanatçı kitaplarına da taşıyorsunuz. Bu kitaplar Kendi Koleksiyonu’ndaki Vanilya, Çimen, Badem sergisinin de bir parçası olacak. Kitabı mecra olarak ele alırsak, yani daha mahrem, daha kalıcı ve izleyicinin kendi hızında deneyimleyebileceği bir sunum biçimi olduğu hususunda anlaşırsak, heykelsi yerleştirmelerinizi nasıl tamamladığını düşünüyorsunuz? Bu kitapların, fikirlerinizle farklı bir ritimde ilişki kurmaya davet ettiğini söyleyebilir miyiz?
Mecra olarak sanatçı kitabı üretmeye çalışmak, sanatsal araştırmamın bir parçası. Bu mecra üzerinden, pratiğimi farklı bir düzlemde ve farklı bir hızda düşünmek için bir alan yaratıyorum. Bir sanatçı kitabı üzerinde çalışırken, imgeler, metin ve mekân arasında, işimin yeni katmanlarını görünür kılan ve umarım izleyici için de erişilebilir hale gelen düzenlemeler kurmaya çalışıyorum.
Sanatçı kitabı gerçekten de daha kalıcı bir sunum biçimi ve bağımsız bir eser olarak da hayatına devam ediyor. Hatta kendi içinde her an yeniden ziyaret edilmeye müsait, zengin ve çok katmanlı bir dünya sunduğunu söyleyebilirim. Örneğin Shop Window Shopping adlı sanatçı kitabımın yaratım süreci uzun bir zaman dilimine yayılmıştı ve süreç-bazlı yaklaşımıma dair ipuçları da barındırıyordu. Böylelikle sanatsal araştırmam ve bağlamı hakkında kapsamlı bir içgörü sunarken, yeni keşiflere de olanak tanıdığımı düşünüyorum.
Kendi Koleksiyonu’ndaki sergide yer alan Fluidity Unwrapped adlı sanatçı kitabım ise 2023 yılında Viable’daki sergime atıfta bulunurken sadece bir belgeleme işlevi görmekle kalmıyor; serginin kavramsal çerçevesini de kitabın formu ve yerleşimi aracılığıyla yeniden yorumluyor. Bunun, kitabın sunum biçimine de yansıdığını söylemek mümkün. Böylece, arzu inşası ve ticari mekanizmalar üzerine düşünmeyi teşvik eden bir alan yaratmayı amaçladım. Bu alan, sergiye referans verirken aynı zamanda kendi kurgusu ve biçimi içinde yeni özerk katmanların açığa çıkmasına olanak sağlıyor.































Yorumlar