Varoluşun yapay doğası: Philippe Parreno


Fransız sanatçı Philippe Parreno’nun, gerçeklik ve kurgu gibi unsurlarla algı ve bedenleri etkileyen duyumlar ürettigi Echo2 başlıklı sergisi Bourse de Commerce’de devam ediyor. Sergiyle birlikte diğer zekâ, iletişim ve zaman biçimlerini düşünmeye davet ediliyoruz


Yazı: Zeynep Gülçur


Philippe Parreno


Philippe Parreno, Bourse de Commerce’in kubbesini zamansallıkların ve farklı iklimlerin bir arada var olduğu yeni bir alana dönüştürüyor. Echo2 sergisiyle geçmiş, şimdi, gelecek, gerçeklik, kurgu, ses ve iklim gibi unsurlarla ziyaretçilerin algılarını ve bedenlerini etkileyen duyumlar üreten sanatçı, hassas ve şiirsel inceliğin içinde, bilimsel ve teknolojik öğelere bağlı olan “çok katmanlı” bir sanat formu sunuyor.


Serginin merkezinde, bir anime karakteri olan Annlee'nin kendi kurgusal karakterinin ve yaratılışının farkına vardığı, Parreno’nun en ünlü videolarından Anywhere Out of the World'ün (2000) dev bir LED ekranındaki projeksiyonu var.

Annlee sanat tarihinde özel bir duruma sahip. Bir anime karakteri olan mor saçlı bu genç kız, Philippe Parreno ve Pierre Huyghe tarafından 1999 yılında bu alanda uzmanlaşmış bir Japon şirketinin kataloğundan satın alındı. Herhangi bir biyografisi, süper güçleri, ayırt edici özellikleri olmayan ve Japon animasyon endüstrisinde "giriş seviyesi" bir karakter. No Ghost Just a Shell (1999–2002) projesinin bir parçası olarak, Huyghe ve Parreno, Annlee’nin başrolde olduğu bir eser yaratmak için üç yıllık bir süre boyunca 18 sanatçıyla çalışıp Anlee’yi somutlaştırdı. Hikayesini anlatırken video boyunca kendi kurgusal durumunu ve varoluşunun yapay doğasını sorguluyan Annelee, Anywhere Out of The World (2000) eseriyle sesine kavuştu.


Sergiyi ziyaret ederken Annlee dev bir ekranda beliriyor. Sonrasında, geleneksel sanat-seyirci ilişkilerine meydan okuyan sanatçı Tino Sehgal'in aracılığıyla genç performans sanatçılarının bedenlerinde canlanıyor Annlee ve bir monolog boyunca kendi durumunu daha iyi yansıtmak ve bir diyalog yaratmak için sergi alanına girerek izleyiciyi gerçeklik ve kurgu arasındaki sınırı bulanıklaştıran bir etkileşime sokuyor.


Ziyaretçilerle “oynayan” ve tek insan olmayan sadece Annlee değil. Bir biyoreaktör, kubbeye giren güneş ışınlarını, sergi alanındaki sesleri ve hareketleri kontrol ederek yeni algı ve yaşam biçimlerine yol açıyor. Daha önce Tate Modern'de (2016) ve Gropius Bau'da (2018) gösterilen bu biyoreaktör, evrimi ve eylemleri, sıcaklık, gürültü, nem, ışık gibi dışarıda yakalanan verilerle koşullandırılan kendine ait bir “beyne” sahip. Biyoreaktörü besleyen, heyecanlandıran veya nemlendiren de aslında mikroskobik tek hücreli mantarlar.


Philippe Parreno, Echo2, 2022


Aynı şekilde, müzisyen Arca, ses tasarımcısı Nicolas Becker ve Bronze şirketi tarafından yapay zeka ile birlikte tasarlanan ve ilk olarak 2019'da MoMA için üretilen Echo (Danny in the Street) cihazı, sergi alanına yayılıyor. Arca'nın kompozisyonu, müze içinde ve dışında toplanan biyometrik ve iklimsel verilerle beslenen yapay zekâ tarafından sürekli olarak değiştiriliyor. Mimar Tadao Ando’nun delikli beton duvarlarına yerleştirilen heliostatlar, güneş ışığını toplayarak yeniden Bourse de Commerce’in kubbesine yansıtıyor. Bunun yanında yerde bulunan yapay kar yığını izleyiciye bir serinlik hissi yaratıyor.

Bu bütünsel çevrede, sergi; insan olmayan bir kuklanın oyuncağı, ziyaretçi ise insan olmayan aktörler tarafından formüle edilen eylemlerin alıcısı oluyor. Filozof Anna Longo'nun sergi kataloğunda dediği gibi, “Bir sanat eseri, fiziksel sonsuzluğun değil, sonsuzluğunun kehanetidir; zaten var olmayan ama asla sona ermeyen olay, sıradan zamanın akışından bağımsız bir hakikat olarak zihinde ebediyen üretilecek ve bir kader olarak sunulacaktır.”