top of page

Mutfağın ütopyası olur mu?

TUNCA'nın Muhatabı Olmayan Mutfak isimli sergisi 6 Nisan'a kadar İMALAT-HANE'de devam ediyor. Sergi kapsamında gerçekleştirilen ilk performans üzerinden sanatçının pratiğini ele alıyoruz


Yazı: Berfin Küçükaçar


TUNCA, Muhatabı Olmayan Mutfak


TUNCA, 6 Ocak'ta İMALAT-HANE'de açılan Muhatabı Olmayan Mutfak isimli sergisinde, çalışmalarında önemli yer tutan yemek pişirme pratiği üzerinden 20. yüzyıl ütopyalarını tartışıyor.

Sergi boyunca  farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla belirli aralıklarla düzenleyeceği yemek performanslarında, pişirilen yemekler eşzamanlı olarak izleyiciye servis ediliyor. Performans serisinin ilki Ece Pazarcıbaşı ve Okan Tapan eşliğinde gerçekleşiyor.


Serginin odak noktasını Jorela Karriqi iş birliğiyle mekâna özgü tasarlanan bir mutfak oluşturuyor. Bu mutfak gri ve soğuk, yuvarlak hatlı ama keskin bu alan herhangi bir mutfakta rastlanabilecek konfordan ya da sıcaklıktan uzak. TUNCA bu mutfağı anlatırken çizgi filmlerde görülen roketlerden Tesla'ya kadar çeşitli tasarımlara referans veriyor. Tasarımıyla çevresindekileri neredeyse kendinden uzaklaştıran mutfak, çevresindeki stoollarda yemek yiyenleri diken üstünde tutuyor. İMALAT-HANE’nin üst katının tam ortasına kurulu bu alan TUNCA’nın performansı sırasında mutfak ve yemek masası arasında kararsızca gidip geliyor. Mutfak konumunda TUNCA misafirlerine pratiğine dair detayları anlatırken ve yemek servis ederken bir anda sanatçının anlattıkları üzerine tartışılan, demokratik bir yemek masasına dönüşüyor. Mutfağın dairesel hali iletişime ve sanatçının oluşmasını umduğunu tartışma ortamına teşvik ediyor. Bu dairenin ortasında da üretenler var: TUNCA, Ece Pazarcıbaşı ve Okan Tapan.


TUNCA, Muhatabı Olmayan Mutfak, Tüpler ve Küpler performansından görüntüler


Yemek kitaplarını tarihi birer belge niteliğinde ele alıyor TUNCA. Konuşmasına adabımuaşeret kurallarını konu edinen ve gümüş takımlarla sunumların örnek olarak gösterildiği kitaplara referans vererek ve yemeğin kültürel boyutundan bahsederek başlıyor. Halka "Sunum böyle yapılır" diye öğreten kitaplardaki anlatımı "ütopik bir düş" olarak adlandırıyor sanatçı. Bu kitaplardaki idealize edilmiş yemek portreleri üzerinden kendine "Mutfağın ütopyası nedir?" ya da "Ütopyanın mutfağı nedir?" sorularını soruyor. Muhatabı olmayan mutfak, bu noktada, hem TUNCA ve birlikte çalıştığı küratörler, sanatçılar, şefler için hem de sergi ve performans izleyicileri için bir cevap bulma değil soru sorma alanı. Sanatçı, mutfak ekseninde yürüttüğü çalışmalarına çeşitli uzmanlık alanlarından birçok kişiyi dahil ederek disiplinlerarası alanlar yaratıp yeni sorular yaratmaya devam ediyor. En sağlıklı olanın ulaşılabilirliği nasıldır, en ideal mutfak nedir, günümüzdeki vegan mutfak hareketlerinin derininde yatanlar nelerdir…


TUNCA’nın Muhatabı Olmayan Mutfak kapsamındaki ilk performansı küratör Ece Pazarcıbaşı ve şef Okan Tapan eşliğinde gerçekleşiyor. Field Kitchen Academy’nin de kurucusu olan Ece ile performansın menüsünü oluşturuyorlar.


TUNCA, Muhatabı Olmayan Mutfak, Tüpler ve Küpler performansından görüntüler


TUNCA’nın ilk performansının menüsü Neil Armstrong’un Apollo 11’de geçirdiği ilk günün menüsünün bir yorumlaması. Önümüze mutfak kadar soğuk, gri bir tepside yiyecekler geliyor. Neredeyse her şey vakumlu ve tek lokmada yenecek şekilde hazırlanmış. Bedenin ihtiyacı gözetilerek hazırlanan bu menüde tüm porsiyonlar, büyük porsiyonların uzayda mideye ağırlık yapması nedeniyle, çok küçük. Menüde mısır çorbası, tavuklu sandviç, gravy soslu biftek, kuru et küpleri, kuru meyve küpleri, fıstık ezmeli kurabiye, kakaolu kokteyl ve ananas greyfurt kokteyli var. Tepsideki her şeyin paketli olması nedeniyle yemeklerin yanında çatalın alışık olduğumuz eşlikçisi bıçak yerine makas var.


Bu performanstan aklımda kalan tek sahne olsa sanırım o tepsiyle karşılaştığım an olurdu. Yemek bir alışkanlık meselesi mi tartışılır ama vakumlanmış soslu bifteği bıçakla paketinden çıkarmak kesinlikle alışılmadık. Armstrong’un Apollo 11'de yediği menüyü yemek, tarihsel bir belge yiyormuş hissi uyandırıyor. Yemeğin belleği var kuşkusuz ama önümüzdeki yemeklerin tek özelliği, o önemli günün menüsü olması değil. Bu tepsi bir yandan da ideal olana referans veriyor. İdeal kalori, ideal yağ oranı, ideal enerji… Bu küçük yemek paketlerinde, daha fazlasına erişiminizin olmadığı fakat stabil ve ideal durumda kalabilmek için hepsini tüketmeniz gereken yemekler var. Bu ütopik durum biraz üzerine düşünce benim için bir distopyaya dönüşüyor. Her gün, her insanın böyle beslendiği bir gezegende bütün istek kelimeleri anlamsızlaşır, muhtemelen sadece ihtiyaçlar konuşulur.


TUNCA, Muhatabı Olmayan Mutfak sergisinden görüntüler


TUNCA’nın pratiğinde yemek ve sanat ilişkisinin ilk tohumlarını 2014 yılında Art On İstanbul’da gerçekleştirdiği Desire isimli sergisinde görüyoruz. Sergi alanının bulunduğu katta yer alan İMALAT-HANE ofisinde o sergiden birkaç iş var. Sergi alanında Desire’dan önce üretilmiş, hiç sergilenmeyen dört resim ve sanatçının Desire’da gerçekleştirdiği performansın tek kanallı bir videosu bulunuyor. İMALAT-HANE’nin üst katındaki sergi alanına merdivenle çıkarken bizi bu resimlerden ilki karşılıyor: Nikita Khrushchev, Leonid Brezhnev, Gherman Titov ve Yuri Gagarin Bir Yemek Masasını Alkışlarken. Sergi alanında Hitler’in Yemek Odası, Churchill ve Stalin isimli üç resim daha görüyoruz.


TUNCA, bu alanda bulunan, füzenle yapılmış işlerinde lider portresi kavramını ve bunun akla ilk getirdiklerini ele alıyor. Liderlerin yemek yerken fotoğraflarını çekmenin yasak olduğu zamanlardan tarihi belgeleri yeniden üretiyor ve bunu yaparken çelişkilerden besleniyor. Bir sahne tarifleniyor bu resimlerde: Ağzı açık, köpek dişleri görünür ve göz bebekleri küçülmüş halde bir siyasi figür... TUNCA'nın, benim de bu sahneye en uygun olduğunu düşündüğüm tanımıyla, animalistik. Sanat tarihinde genellikle bir "simge" olarak karşımıza çıkmış yemek, sanatçının resimlerinde aynı konumda değil. Her bir resim, yemekten çok, yemeğin karşısında insanın konumu üzerine düşündürüyor; istek, haz, ihtiyaç, mahrem, aleni ve daha birçok kavram bu resimlere baktıkça izleyicinin zihninde bulanıklaşıyor.


TUNCA, Desire serisi; TUNCA, Desire serisinden, Roosevelt, Grafit


Muhatabı Olmayan Mutfak, 6 Nisan'a kadar İMALAT-HANE'de ziyaret edilebilir.



 

Sergiye eşlik eden performanslar


13 Ocak 2024: Ece Pazarbaşı (Küratör) – Okan Tapan (Şef)

3 Şubat 2024: Vedat Ozan (Parfümör/Koku Uzmanı/Yazar) – Arzu Acurol (Şef/Yazar)

17 Şubat 2024: Zeynep Sayın (Yazınbilimci/Sanat Kuramcısı/Öğretim Üyesi) – Tayfun Gökşin (Şef)

9 Mart 2024: Antonio Cosentino (Sanatçı) – Melike Zeytinci (Şef)


 

Comments


bottom of page