:mentalKLINIK sunar: HYPERMOODY


Sanatçı ikilisi :mentalKLINIK’in HYPERMOODY başlıklı sergisi 19 Şubat-26 Mart 2022 tarihleri arasında Madrid’de bulunan Sabrina Amrani Gallery’de izleyiciyle buluşuyor


Yasemin Baydar ve Birol Demir’den oluşan :mentalKLINIK’in İspanya’daki ilk kişisel sergisi olma özelliği taşıyan HYPERMOODY, geleneksel “resim” kavramını tartışmaya açarken, gerçekte yaşadığımız ve Instagram gibi platformlarda sunduğumuz yaşamlar arasındaki ayrımın altını çiziyor.

Sanatçıların “gösteriş resimleri” olarak tarif ettikleri duvara asılmış bu nesneler, bir yandan alaycı bir yaklaşımla onlarca yıllık soyut resim tekniklerinin küçük varyasyonlarını çağrıştırırken diğer yandan da sanat piyasasındaki klişelere ve meta algısına birer eleştiri niteliği taşıyor.


Sergiyle ilgili Christian Viveros-Fauné’nin kaleme aldığı metine yer veriyoruz:

Sanat HYPERMOODY: :mentalKLINIK’e göre Dünya

Çeviri: Ayşe Draz


Gerçek yeterince doğru olmadığında sanat nasıl yalan söyleyebilir?

—:mentalKLINIK



Sanatın finansal sermayenin hizmetçisi olmasından bıktıysanız elinizi kaldırın.

Medicilerin - ve kara vebanın - döneminden bu yana sanat, tarihsel olarak bir zenginlik, himaye ve sosyal tabakalaşma alanı olarak işlev gördü. Aynı zamanda, sermayenin taleplerinden ayrı olarak fikirler, çatışmalar ve deneyler için alternatif alanlar da kurdu. Ancak yakın zamana kadar, yani, sanatın yüksek ve alternatif finans tarafından kültürel olarak özümsenmesinin görünüşte kaçınılmaz olsa da tamamlanmamış sürecinin radikal bir şekilde aşırı yüklendiği zamana kadar.


2021'de dünya Kovid-19'un ölümcül etkilerinden kurtulmak için savaşırken, açgözlüleşen yeni bir araçsal mantık devreye girdi. Başkan Joe Biden'in küresel bir "krizler çağlayanı" olarak adlandırdığı şeyin gölgesinde sanat, saf meta statüsüne (kripto para birimi olarak) daha da yaklaştı, Sotheby's sadece bir yılda 7,3 milyar dolarlık lüks mal satışıyla tüm zamanların rekorunu kırdı ve - annus horribilis’in (felaketlerle dolu bir yıl) sonuna yaklaştıkça - Melania Trump ilk NFT'sini (Melania's Vision başlıklı, kendi dolandırıcı bakışının dijital "suluboyası" 150 dolardan satıyor) piyasaya sürdü. Eleştirmen James Rushing Daniel'in sözleriyle, herkes uyurken, on binlerce "bankacı, finansör, serbest yatırım fonu yöneticisi, kripto kankisi, girişimci, koleksiyoner ve zaman zaman sanatçıların kendileri agresif bir şekilde sanatın politik projelerini terk etti, onu emekten soyutladı ve ticaret ve spekülasyon için ideal bir formata dönüştürdü.” Bu gelişmelerin önemli bir yan etkisi: çağdaş sanat artık- pek çok sanatçının aleni siyasi eleştirisine ve mesajlarına rağmen- yalnızca parayı değil, açgözlülüğü daha da benzersiz bir şekilde temsil ediyor.



Türkiye doğumlu, Brüksel merkezli sanatçı ikilisi Yasemin Baydar ve Birol Demir, namı diğer :mentalKLINIK işte tam da burada devreye giriyor. 1998'den beri ikili, aynı zamanda bilgi ıvır zıvırının davranışsal ekonomisti Herbert A. Simon'ın vaftiz ettiği “dikkat ekonomisi”ne benzersiz bir şekilde uyum sağlarken, finans dünyasının sanatı sorunsuz metalara dönüştürme arzusunu uzun süre takip etti. İkilinin işi en iyi açık laboratuvar süreci olarak tanımlanabilir. Prodüksiyon, sunum ve yazarlık, özellikle projeler ek yaratıcılar veya düşünürler içerdiğinde değişip dönüşüyor. Süperküratör Jerome Sans'a göre, grubun tuhaf lakabı " :mental’in zihne, KLINIK'in pratiğe atıfta bulunduğu gibi, pratik ve teorinin bir arada var olduğu laboratuvarı" ima ediyor. Sanatçılara dönersek, onlar artık kendilerini (ve işbirlikçilerini) daha sapık ve haylaz bir şey olarak, “karşı-işbirlikçiler” olarak algılamayı öğrendiklerini söylüyorlar.


Madrid'in Sabrina Amrani galerisinde ikili, her şeyden önce bitmeyen bir heterojen ve alışılmamış malzeme akışını önemseyen yeni estetik nesneler ve deneyimler sunarak, süregiden uyumsuzluk kampanyasına devam ediyor. Bunu hedefleyerek sanatçılar, meta fetişizmini uyarmak için insanlığın ışıltılı ve baştan çıkarıcı yüzeylere yönelik aşağılık cazibesine -tılsımlar gibi üretilmiş nesnelerin kutsal veya doğaüstü güçlere sahip olduğu fikri- odaklanırken, aynı zamanda gezegenin yaygın iPhone zeitgeist'inin altını çiziyor: İçinde bulunduğumuz çağı karakterize eden, veriye dayalı tüketim ve sermaye birikiminin kaygan, ışıltılı, aynalı yüzeyi. İkili aynı zamanda Heykeltıraş Richard Serra'nın çokça alıntılanan ancak nadiren kabul gören şu sözüyle özetlenen türden sembolik deneyimler konusunda da uzmanlaşmış: "Ücretsizse, ürün sizsiniz." Nixon döneminden kalma kısa film Television Delivers People’ın özeti olan Serra'nın alıntısı, :mentalKLINIK'in külliyatı gibi, az ve öz olarak uyumsuz kültürel evrenler sunar.


Oksimoron içeren başlıklı son sergileri HYPERMOODY’de :mentalKLINIK, yaşanılan ve reklamı yapılan yaşam arasındaki ayrımın altını çizmek için diğer malzemelerin yanı sıra, temperli cam, cilalı alüminyum paneller, su bazlı emülsiyon, gümüş konfeti, robot elektrikli süpürgeler, slime ASMR’den (terim, " sıkıştırılarak ezilen" şeylerin çıkardığı seslerden türetilen istemsiz karıncalanma veya "otonom duyusal meridyen tepkisi" anlamına gelir) esinlenilen ses tasarımı ve yüksek-konseptli moleküler parfümeri Aether ile ürettikleri şampanya kokulu özler saçan hava difüzörleri kullanıyor. Büyük lüks markaların sanatı kendi amaçlarına alet etme durumunu - Jay-Z ve Beyoncé'nin Tiffany için Basquiat'ın Equals Pi'sinin (1982) önünde poz verdiğini ve cilt bakım devi La Prairie'nin sanat fuarları için yerleştirmeler tasarlaması için Fransız sanatçı Maotik'i görevlendirdiğini hatırlayın - terse çevirmenin yanı sıra, :mentalKLINIK, nesne yüklü, dijital destekli, galeri çapında bir duyu merkezi oluşturmak için bunları ve diğer öğeleri seferber ediyor. Ortamın görünürdeki yükü: Aslında hiç de (geleneksel) resim olmayan düzinelerce resim.


Sanatçıların "gösteriş resimleri" olarak adlandırdığı dört köşeli duvara asılan nesnelerden oluşan her seri, medyumunu asırlık bir radikal métier (meslek) olarak değil, -alaycı bir şekilde onlarca yıllık soyut resim stillerini canlandıran küçük varyasyonları çağrıştırırken- bir sanat piyasası metasının klişesi olarak sunuyor. Wet Paintings”/“Islak Tablolar (temperli cam levhaların üzerine dökülmüş şeffaf reçine), Soft Paintings/Yumuşak Resimler (tuval üzerine monte edilmiş veya kendi taşıyıcısını oluşturan polyester dokuma kumaş), Dirty Mirror Paintings/Kirli/Müstehcen Ayna Resimleri (Mark Rothko benzeri ufukların üzerine baskıldığı ve/ya aynalandığı cam yüzeyler), Hyper-Chromatic Madness Paintings/Hiper-Kromatik Çılgınlık Resimleri (buruşmuş metal gibi görünmek üzere bükülmüş polyester solar film) ve sonuncusu ama en önemlisi, Disgustingly Awful Paintings/Tiksindirici Berbat Resimler (alüminyum üzerinde reçine ve pırıltı ile yapılan herşey-ve-mutfak-lavabosu kompoziyonlar). Yavan finansallaştırılmış aşırılıkların altın çağımıza parmak basmak için son bir süs olarak sanatçılar, birkaç kilo konfeti dağıtıyor - ya karnavalın sonunu ya da daha salakça (The Velvet Underground & Nico'yu işaret ediyor), tüm yarının partilerine dikkat çekmek üzere.

Birlikte ele alındığında, serginin tamamı Xanadu benzeri bir zevk sarayını andırıyor; pırıl pırıl showroom zemini o kadar ayrıcalıklı ki bir Maserati bayisini ya da Art Basel Miami Beach -sanatın sonu ve sanat piyasasının başlangıcını tetikleyen ticari gösteri- gibi süper rağbet gören bir sanat fuarını andırıyor. :mentalKLINIK'in bu ve benzeri satış platformlarını yansıtmaya çalışması tesadüf değil: sonuçta bu platformlar sanatın eğlence, ünlü, ekran kültürü ve yüksek ve alternatif finans tarafından benimsenmesi için sahne alanı olmaya devam ediyor. Kovid-19 pandemisinden hemen önce, Nikita Gale adlı genç bir Amerikalı sanatçı ABMB'yi, çok tesadüfi olmayan bir şekilde :mentalKLINIK sergisini de mükemmel bir şekilde tanımlayan şu sözlerle tasvir etti bu: “Instagram'ın içinde olmak gibi. . . Her şey tuhaf bir şekilde sıkıştırılmış gibi geliyor. Sanat, ticaret, kapitalizm, ünlü kültürü, plaj kültürü, parti kültürü. Oldukça gerçeküstü."


Christian Viveros-Fauné, Brooklyn 2021