Mazi kalbimde bir yaradır


Maziye Bakma Mevzu Derin başlıklı karma sergi 31 Mayıs’a kadar OMM - Odunpazarı Modern Müze’de devam ediyor. Sergiyle birlikte geçmişe ve bugünün Türkiye’siyle kurduğu münasebete yakından bakıyoruz


Yazı: Murat Alat


Fatma Bucak, Suggested Place For You To See It/And then God Blessed Them, 2013


Mazi çoğu zaman güvenlidir, değiştirilmek istenmez, hatta toplumun türlü aygıtları tarafından yasalarla sıkı sıkıya korunur, değiştirildiğinde ise muhtemeldir ki travma vuku bulur. Nostalji hissinin insanlık tarihini baştan sona kat etmesi belki de bu güvenlik hissi yüzündendir. Geçmiş, tüm giriş çıkışlarının kontrol altında olmasıyla, sağlam bir yuvadır çoğunlukla dönülmek istenilen. Gelecektir asıl korku verici olan. Tüm öngörülemezliği ve kontrol edilemezliği ile gelecek, bir vechesiyle hep cehennemdir. Kıyamet tellallarının da tarihe her daim eşlik etmesi buna bağlanabilir. İşin aslı geçmiş de gelecek de tıpkı zamanın ta kendisi gibi insan aklının bir kurgusudur. Geçmiş değişime her daim açık olduğu gibi gelecek de çok kolay sabitlenebilir. Yeter ki insan niyet etsin. Ama insan ne istediğini iyi bilmeli, yoksa hem gelecek hem geçmiş kabusa dönüşebilir.


 

"Maziye Bakma Mevzu Derin, Türkiye güncel sanatının geçmişle olan sıkı muharebesinin mütevazı bir dökümü. Türkiye’nin çalkantılı yakın tarihi, resmi ideolojinin baskısıyla biçimlenmiş formların ve bu formların taşıdıkları gündelik hayat kodlarının gölgeli varoluşlarının saklandığı karanlık bir orman."

 

Sanat, zamanla oynamak, geçmişe ve geleceğe müdahale etmek için insan evladının geliştirdiği yolların en maharetlilerinden biri. Elbette başka yollar da mevcut ama sanat, tesis ettiği özerkliği ile bu müdahaleyi günümüzde bile hâlâ en çıkarsız yapan aygıt. Sanat eseri geçmişten aldığı formları geleceğe taşımakla mükellef. Neyin taşınıp neyin taşınmayacağını ise ideologlara bırakmak yapısından ötürü modernizmden beri sanatın işine gelmez. Miladını hangi tarih belirlersek belirleyelim, modern sanat resmi ideolojilerin ve kudretli anlatıların üstünü örtmek istediği olayları, bastırmak istediği varoluş formlarını zahirinin alanına, tanımı gereği çıkar kaygısı gütmeden çıkarır. Tüm bu nakliye işini yaparken kanıksanmış, köhneleşmiş formlara ufak müdahalelerde bulunma, onları belli belirsiz metamorfoza uğratma imtiyazına da sahiptir. Bu imtiyaz her ne kadar sanata taşıdığı formları canlı tutması için verilmiş olsa da kök salmış iktidar örüntülerini yerinden oynatmak için de gayet güzel kullanılır. Bu vesileyle varlıklar üzerlerindeki baskıdan kurtulup güneş ışığının altında terütaze parıldar, iyisiyle kötüsüyle mahiyetlerin ortaya serer.


Zeyno Pekünlü, Erkek Erkeğe, 2012


Maziye Bakma Mevzu Derin Türkiye güncel sanatının geçmişle olan sıkı muharebesinin mütevazı bir dökümü. Türkiye’nin çalkantılı yakın tarihi, resmi ideolojinin baskısıyla biçimlenmiş formların ve bu formların taşıdıkları gündelik hayat kodlarının gölgeli varoluşlarının saklandığı karanlık bir orman. Odun Pazarı Modern Müze’nin binasına yayılmış olan 31 sanatçının işleri pek çok farklı araç kullanarak 26-45 doğu meridyenleri ve 36-42 kuzey paralleleri arasında yer alan kara parçasında bir süredir olan gelenlere delici bir bakış atıyor. Her ne kadar her bir sanatçının amaca giden yolda eline aldığı alet farklı olsa da kullanılan strateji büyük oranda ortak. Belirli bir coğrafi konuma ve tarihi döneme yapışık formlar kesilip yerlerinden çıkarılıyor ve bambaşka bir anlatıya, şimdi ve burada olup bitene monte ediliyor. Bu sayede hem mazide kalan hem de güncel olan birbirleriyle münasebetleri dâhilinde sorunsallaştırılıyor.


Solda: Sinan Tuncay, El Bagajım Var (detay), 2019

Sağda: Sinan Tuncay, Gayrimeşru, Mahrem i Umumi serisinden, 2015


Kes yapıştır olarak addedilebilecek bu taktik, sergide en hakiki yansımasını Sinan Tuncay’ın El Bagajım Var işinde buluyor. Tuncay kağıt bebekleri değişik toplumsal rollere sokacak şekilde giydirmek üzere üretilen kağıttan kostümlerin bir varyasyonunu imal etmiş. Tam da kesilip yapıştırılarak oynanan bu oyunda kostümler alışılageldik olan rollerin ironik bir uca taşınmasıyla sünnet kostümü, gelinlik gibi coğrafi olarak belirlenmiş heteronormatif cinsiyet kodlarını taşıyor. Böylece hem belirli bir zaman aralığında yetişmiş her çocuğun geçmişinde yeri olan bu oyun masumluğunu kaybediyor hem de cinsel kimliklerle özdeşleşmiş formlar absürtleşiyor.


İhsan Oturmak, Yeni Kent Sakinleri, 2019


Kes yapıştır taktiği başka sanatçılarda başka şekillerde tezahür ediyor. Fatma Bucak Suggested Place For You To See It / And then God Blessed Them adlı çift kanallı videosunda iki hattı bir arada çalıştırıyor. Bir yandan And then God Blessed Them’de semavi dinlerin yaratılış mitini canlandıran bir performans gerçekleştirirken öte yandan Suggested Place For You To See It’te bu performansa şahit olan yöre halkının tepkilerini kayda alıyor. İlk videoda mitolojik bir anlatı güncel olanın içinde tekrardan can bulup sorgulamaya açılırken ikinci video da sanatın ortamına ait bir eylem gündelik hayatın içine sokulduğunda açığa çıkan tepki kendine yer buluyor. İki video yan yana geldiklerinde birbirlerini sürekli olarak çapraz sorgulamaya tutan, hakikatlerini muğlaklaşatıran bir işlev kazanıyor.


Can İncekara, Üçlü, 2018


Nostalji hissi serginin köşe bucağına sinmiş olsa da çoğu zaman sorgulayıcı bir bakışın altında eziliyor. İzleyici karşısına çıkan formaların içinde bir tatlı huzur aramaya yeltendiği anda mazinin aslında o kadar da masum olmadığı sanatçılar tarafından hatırlatılıyor. Lakin Can İncekara’nın Üçlü adlı işi tüm bu sorgulamaların yarattığı kaygıyı bir anlığına da olsa dindiriyor. Rokoko bir üçlü koltuğun suluboya çiziminden ibaret olan bu iş geçmişe duyulan özlemin en net ifadesi. Anne veya anneanne evlerinin ruhunu sergi salonuna çağırıyor ve etrafa hoş rahiyalar salıyor. Elbette kuşkucu bir göz bu koltuğun formunun beraberinde taşıdığı toplumsal dinamikleri görmezden gelemeyebilir tıpkı İncekere ile benzer bir hamleyi yapan Antonio Cosentino’nun Banliyö Treni işinde olduğu gibi. Cosentino da pek çok İstanbullu için nostaljik bir önemi olan banliyö treninin ucuz, atık metallerden yaptığı maketini gözler önüne sunarak izleyicinin anılarını bir nebze gıdıklıyor ama trenle gerçekleşen ulaşım altyapısının getirdiği toplumsal tabakalanmayı da gözler önüne seriyor.


Canan, Nazar Değdi Dünyama, 2011


Maziye Bakma Mevzu Derin Türkiye’nin derin tarihinin 21. yüzyıl’dan sorgulanmasını mümkün kılan bir derleme. Her bir işin geçmiş ve şimdi, burası ve orası arasında kurduğu bağlantılar sayesinde sergi gayet kapsamlı bir antolojiye evriliyor, tam da ağızlara sakız olmuş “eski güzel Türkiye” nutuklarını delerek geçmişin de pek de güzel olmadığını hatta günümüzün müsebbibinin tam da geçmişte karanlıkta yattığını gösteriyor.