top of page

Malzemenin düşünce üretme potansiyeli


Ömer Emre Yavuz'un Interactions isimli kişisel sergisi 2 Aralık 2023 tarihine kadar Art On Istanbul’da devam ediyor. Sanatçının mekâna özgü üretimlerini izleyiciyle buluşturan sergide, mekânla kurulan ilişkiyi ve sunduğu deneyimi ele alıyoruz


Yazı: Emre Akaltın


"Çakıltaşları gibi sessiz ve durgun olsaydık da, edilginliğimiz bile bir eylem olurdu."

-Jean-Paul Sartre




Ömre Emre Yavuz, Interactions sergisinden yerleştirme fotoğrafı, Art On Pera


Ömre Emre Yavuz’un Art On Pera’da 11 Kasım’da açılan Interactions (Etkileşimler) başlıklı sergisi 2 Aralık’a kadar devam ediyor. Sergide, Yavuz’un kil ve porselen üretimleri cam ve ahşap gibi materyaller ve hazır nesnelerle bir araya geliyor.


Sergi, Yavuz’un heykellerinin sergilenmesinden ibaret demek, yanlış olacaktır. Sergi, heykellerin başka nesnelerle ilişki içerisinde bir deneyim alanı yaratacak şekilde kurgulanmış. Ömer Emre Yavuz’un Interactions’ını galeri mekânında yer alan değil, galeri mekânını kuran ve deneyim alanına dönüştüren çalışmalardan oluşan bir çalışma olarak ele almak önemli bir nokta gibi görünüyor.


Sanatçının sergideki çalışmaları, cam, ahşap ve buluntu nesnelerle birlikte ezilmiş, bükülmüş, kıvrılmış şekillerde görülüyor. Kimi zaman da tavandan aşağıya sarkıtılarak tutturulmuş olan kil ve porselen çalışmalar sergileme anlamında güçlü, izleyicinin takibini keyifli hale getiren bir ritim oluşturuyor. Ritim, çünkü uzamda uzanan, uzayan, kıvrılan, bükülen nesneler, içinde bulunulan zamanı ister istemez çağırıyor.


Ömre Emre Yavuz, Interactions sergisinden yerleştirme fotoğrafı, Art On Pera


Sanatçının kil ve porselen çalışmalarının bu şekilde sergilenmesi, ilk olarak etkin ve edilgen olma halleri üzerine düşünmemi sağlıyor. Etkin ve edilgen olanın birbirine karıştığı bu ortam, izleyiciye muğlak olanı sezmek için alan açıyor. Ben hangi nesnenin etkileyen hangisinin etkilenen olduğunu düşünürken doğa-insan-kültür etkileşiminden uygarlığın huzursuzluğuna doğru bir yolculuk yaptım. Sonuçta dönüp dolaşıp sanatçının malzemeyle ilişkisine vardım. Gerçekten de basit görünen, üzerinde durulduğunda, en karmaşık olana kapılar açabiliyor. Edilgen olan etkisini derinden hissettirebiliyor.


Etkilenmek güzel şeydir, diyorum kendi kendime. Etkilenmeden etki yaratacak malzemen olmaz. Etkilenme duygulanım yaratır. Bu birçok durumda yeni düşünsel süreçlerin malzemesidir, diye düşünüyorum. Spinoza’nın conatus’u aklıma geliyor. Bir yandan da geçenlerde önüme düşen o Turgut Uyar şiirinin dizesi: "Her insan bir uyumsuzluktur ölü olmadıkça"


Sadece insanlar mı? Doğada her şey bir müzakere ortamı içinde varlığını sürdürüyor. Bu müzakere ortamı, insan elinin doğaya müdahil oluşuyla karmaşıklaşıyor. Bu karmaşık ortamın yarattığı gerilim belki de zihnimde birçok kapıyı art arda açan şey. Uygarlık, önce doğal, ardından da çok çeşitli toplumsal dinamiklerin içkin olarak barındırdığı gerilimlerin süregiden çatışmasından doğmuş/doğuyor değil midir?


Ömre Emre Yavuz, Interactions sergisinden yerleştirme fotoğrafı, Art On Pera


Ömer Emre Yavuz’un heykellerini sergileme biçimindeki ilk bakışta etkinlik-edilgenlik bağlamında öne çıkan karşıtlık, kil gibi çok primitif bir materyalin cam ve buluntu nesnelerle bir araya gelmesiyle daha da derinleşiyor. Sanatçının müdahalesiyle kurgulanan mekân, bu karşıtlıkların mücadele ve müzakere alanı olarak izlenmeye açık.


Sergi alanının arka tarafından, aşağı kattan kuş sesleri geliyor. Oraya doğru yöneliyorum ve üç kil heykelin duvarda konumlandığını görüyorum. Sanıyorum ortadakinin içinde bir hoparlör var ve ses ordan geliyor. Bu heykeller biçimsel olarak hiçbir şekilde kuş yuvasını andırmıyor. Onlara bu yakıştırmayı ancak içlerindeki hoparlörden gelen kuş sesleriyle yapabiliyoruz. Ömer Emre Yavuz’un ‘’kuş yuvaları’’ ham materyal ile insan eliyle işlenmiş olan arasındaki uçurumu ve yakınlığı da aynı anda sezdiriyor.


Ömre Emre Yavuz, Interactions sergisinden yerleştirme fotoğrafı, Art On Pera


Yavuz’un heykelleri, kendisinin ham malzemeye duyduğu ilgi ve merakla şekilleniyor. Çok temel bir materyal olan kilin “etki altında kalmış’’ görünümleri sanatçının heykellerinde sıkça karşımıza çıkıyor. Bu noktada belirtmek gerekir ki, sanatçı heykellerini malzemeye olabilecek en az müdahale ile yapıyor. Çalışmalarında, malzemenin kendi yapısından ve dış dünyanın etkilerinden yararlanarak sınırsız olasılığa yer açan sanatçı, en az insan etkisi ile malzemenin verebileceği en yüksek tepkiyi görmek istiyor, demek mümkün. Ayrıca sanatçı bu şekilde, malzemenin de her şey gibi geçici olduğunu, dönüşen doğasını görüyor ve göstermek istiyor.


Sanatçının mekândaki mütevazı dokunuşlarına karşılık derin bir etki yaratmaya aday şekilde kurduğu bu sergi, her şeyi yan yana koyduğumuzda malzemenin düşünce üretme potansiyeli üzerine çok boyutlu bir yeniden değerlendirme vaat ediyor.


Comentários


bottom of page