Kökler ve b(ağ)lantılar

Aslı Narin’in Bir Başkası İçin Ben başlıklı sergisi Senkron - Eş Zamanlı Video Sergileri kapsamında KRANK Art Gallery’de sanatseverlerle buluştu. Doğayla ilişki kurmanın yollarını araştıran ve bireyin iç dünyasındaki farklı iklimlerin izini sürme temalarını sıkça işleyen sanatçı, yeni sergisinde insanın doğa ile arasındaki tanıdıklıkların resimsel bir kaydını alıyor


Yazı: Ceylan Önalp




Aslı Narin, Sinyaller ve Değiş Tokuşlar, 2021, 22x9x 30,5 cm Suluboya kağıdına cyanotype baskı


Gözlerinizi kapatın ve bir ormanda yürüdüğünüzü hayal edin. Yeşil renginin bütün tonlarını görebildiğiniz, çok farklı çeşit bitki ve ağacın birlikte ahenk içinde olduğu bir sahnedesiniz. Bu resimde yeşil ve canlı ağaçlar kadar toprağın üzerinde kendini rahat hissettiği bir yerlerde birbirine değişik formlarda sarılmış dalları da görüyorsunuz. Birbirine dolanmış dallar aslında ağaçların kendi dünyalarında aynı anda hem bireysel hem de birlikte olabileceklerinin göstergesi.


Öte yandan, ağaçlar dışarıdan gözüktükleri kadar sabit ve alakasız değiller; uzun yıllardır British Columbia Üniversitesi Ormancılık Fakültesinde çalışmalarını sürdüren Prof. Suzanne Simard 2016 yılında yaptığı TED konuşmasında bitkilerin toprağın altında birbirleriyle sürekli iletişim halinde olduklarından bahseder. Prof. Simard’a göre bitkiler dünyası ya da başka bir deyişle ormanlar, aynı bugün milyonlarca insanın birbirine bağlanmasına yardımcı olan İnternet ağı gibi mikorizal bir ağ sistemiyle birbirine bağlıdır ve bitmeyen bir iletişim halindedir. İngilizcedeki adı the wood wide web olan bu ağ, ormanda hem yerin altından hem de üzerinden geçen uçsuz bucaksız bir mantar ağından oluşan günlük hayatlarımızda evlerimizde kullandığımız fiber optik İnternet bağlantısını anımsatan bir sisteme sahiptir.



Aslı Narin, Aşağıda ve Ötede, 2021, 14x21,6 cm (her biri), Suluboya kağıdına cyanotype baskı


Tam bu noktada, Senkron - Eş Zamanlı Video Sergileri kapsamında Krank Art Gallery’de izleyiciyle buluşturulan Bir Başkası İçin Ben isimli Aslı Narin sergisinden bahsedebiliriz. Narin, yurt dışına taşındıktan sonra yaptığı çalışmalarından oluşturduğu bu sergide bireysellik ve yalnızlık temalarını uzun doğa yürüyüşlerinden ilhamla orman ve birbirine dolanmış dallar üzerinden inceliyor. Serginin oluşum sürecinde ülke değiştirmenin getirdiği yabancılaşma, adaptasyon, bağlanma ve köklenme gibi bir çok süreçten geçen sanatçı, her bir sürecin iyileşme ve iyileştirme durumlarını cynatope baskı ile ürettiği işlerine yansıtmayı başarmış. Cyanotype, adını baskı üretiminde kullanılan mavi renkli solüsyondan alan bir baskı tekniği. Sanatçı aynı tekniği Kasım 2018’de Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde açtığı bir diğer kişisel sergisi olan Carpe Noctem kapsamında da izleyiciyle buluşturmuştu. Burada iki sergi arasında kurulacak bir bağ oluşuyor; cyanotype baskıda elde edilen cyan mavi tonu insanı şimdi ile zamansız bir yer arasında bırakırken, sanatçının içinden geçtiği süreci ifade etmesi için adeta bir projeksiyon görevi görüyor.


Zira sanatçı, son bir seneden uzun süredir içinden geçmekte olduğumuz salgın sürecinde bireylerin ekran ve ekran ışığıyla olan yoğun ilişkisinden ilham alıp doğanın kendi içindeki akışkanlığını yansıtmayı hedeflemiş. Salgın sürecinde bireyselliğin normalden daha da ön plana çıktığı bir kültürde yaşamına devam eden sanatçı, bağ kurma ve temas etme gibi kavramların sadece dijital ağlar üzerinden oluşumunu aynı ağaçların dalları gibi insanların da adeta birbirlerine ilaç olurcasına tutunduklarını Sinyaller ve Değiş Tokuşlar adını verdiği bir seriyle gözler önüne seriyor. Dijital platformlar üzerinden birbiriyle iletişim ağı ve bağı oluşturan öğrencilerinin aslında normal hayatlarındaki bireysellikleri de bir bakıma yine doğanın içinde var olan ortak mikorizal ağ bağlantılarıyla mantarların ve köklerinin ormanda kilometrelerce uzaklıktaki bir mesafeyle nasıl iletişim kurabildiğinin farklı bir formda canlandırması sayılabilir.



Aslı Narin, Sinyaller ve Değiş Tokuşlar, 2021, 22x9x 30,5 cm Suluboya kağıdına cyanotype baskı



Serginin bir diğer serisi olan Aşağıda ve Ötede, Narin’in çektiği binlerce kök fotoğrafından seçtiği karelerin yuvarlak formda basılarak doğanın kendi akışındaki sonsuz döngüye gönderme yapıyor. Bu serinin oluşum sürecinde sanatçı, kendi kökleriyle olan ilişkisini doğanın köklerinden ve bağlanma şekilleri üzerinden sorgularken yine mikorizal ağda olduğu gibi hem bilinçaltı hem de yaşanan anın belleği arasında da bir ağ oluşturuyor. Senkron - Eş Zamanlı Video Sergileri kapsamında gösterilen Bir Arada Varolmanın Kırılganlığı isimli video çalışması ise sanatçının ormanda yaptığı yürüyüşlerde karşılaştığı ve onu derinden etkileyen figürlerden ortaya çıkıyor. Cyanotype serilerinde irdelediği birbirini tanımayan insanların İnternet ağı üzerinden bağ kurması ve salgın sürecinde kimsenin eskiden olduğunu kadar fiziksel temasta bulunamayışına eşlik eden bir tavırla ağaçların birbirleriyle olan iletişimini tıpkı bir dans performansı gibi sahneliyor. Bunu yaparken, doğada onu en çok etkileyen görüntülerden birini temel alıyor; birbirinden uzak duran iki ağacın upuzun bir dalla bağlanması. Bu sahneden etkilenerek yola çıkan Narin, çevresindeki farklı insanlardan bu ağacın bağlanma şeklini taklit ederek el ele tutuşma, elleme ve dokunma kavramlarını kolektif bir bağlanma, dokunma seansına ya da performansa dönüşmesini sağlamış. Bütün bunları Le Méridien otelinin giriş katında yer alan mekânsal olarak küçük sayılacak bir alanda yapmış olması, aslında alan kullanımı açısından da çok önemli bir yer taşıyor. Narin, sergi mekânında kendine ait bir alan yaratırken, bir oda büyüklüğündeki galeri alanını izleyiciyle arasında sonsuz bir bağ kurmasını sağlayacak bir modem arayüzü gibi kurgulayışıyla sergiye hoş bir dokunuş daha ekliyor.



Sergiyi 3B olarak buradan ziyaret edebilir, videoyu izleyebilirsiniz.