Hafızayı taşımak: Galerist’in 25 yılı
Kuruluşundan bu yana Türkiye güncel sanatının hafızasını ve dilini şekillendiren Galerist, 25. yılını 50’ye yakın sanatçının üretimlerini bir araya getiren Gönül İşi sergisiyle kutluyor. 16 Eylül - 7 Kasım 2026 tarihleri arasında devam edecek sergi ortak bağların, görünmez emeğin, kolektif gücün ve uzun soluklu yol arkadaşlıklarının izini sürerken çeyrek asırdır devam eden galeri tarihini sanatçı pratikleri üzerinden bugüne ve yarına bağlıyor
Hazırlayanlar: Merve Akar Akgün & Berfin Küçükaçar

Galerist, Fotoğraf: Barış Özçetin
Gece yarısı kararnameleriyle sıfırlanan birikimlerden rantın yuttuğu kentsel hafızaya, tek manşetle yerle bir edilen itibarlardan, sabahın ilk ışığıyla karanlığa gömülen liyakatli kariyerlerden ansızın değiştirilen sokak hatta köprü isimlerine, hayata dair nice şey bir gecede yok olabilir. Kurumlar, binalar, ağaçlar, insanlar... Süreklilik bedelini her gün yeniden ödememiz gereken bir ayrıcalık gibi geliyor. Batı merkezli kurumsal yapıların, yüzyıllık vakıf desteklerinin ve devlet sübvansiyonlarının kanatları altında oluşan sanat ortamlarında 25 yıl, çoğu zaman yalnızca kurumsal bir olgunlaşma evresine işaret ederken bizim coğrafyamızda geçen aynı süre dilimi bir varoluş mücadelesini, bir meydan okumayı ve hatta, hadi biraz da abartayım, çölün ortasında bir vaha kurma ısrarını ifade edebilir. Türkiye gibi politik, ekonomik ve fiziksel fay hatlarının sürekli hareket halinde olduğu bir ülkede geçen 25 yıl, unutuşa ve belirsizliğe karşı durmadan oynanan bir inat provası olabilir.
Galerist’in 2001 yılında kapılarını açtığı günden bugüne kat ettiği yol Türkiye çağdaş sanatının hem yerel hem de uluslararası arenada kendi dilini inşa ettiği hafıza koridorlarından birini açtı. 2000’lerin başındaki kırılgan ama umutlu atmosferden bugünün zorlu ama dirençli sanat ortamına uzanan bu çeyrek asırda Galerist köklerini daha da derine saldı ve hafızayı, bağımsız düşünceyi ve sanatçının sesini savunarak ısrarla yoluna devam etti.
Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, kültürel üretim alanını incelerken sanatın özerkliğinin ancak ve ancak o alanın kendi faillerinin gösterdiği dirençle korunabileceğini söylüyor. Sermayenin, siyasetin ve günlük krizlerin müdahalesine açık, kamusal desteğin neredeyse yok denecek kadar az olduğu bir ortamda bir sanat galerisi yönetmek, Bourdieu’nün tarif ettiği simgesel sermayeyi hem fiziksel hem de ruhsal olarak, sıfırdan ve her gün yeniden üretmeyi gerektiriyor. Burada sanat piyasasını sadece bir alım-satım mekanizması olarak okumuyorum elbette. Biz de Art Unlimited ile, farklı bir mecra da olsak, aynı şeyi yapmaya çalışıyoruz: Düşünceye, itiraza ve sanatsal üretime alan açıyoruz. Galerist’in 25 yıllık serüveni, Elif Uras’tan Lara Ögel’e, ülkemizin görsel hafızasının kuşaklararası üretimlerden uluslararası diyaloglara uzanan geniş bir yelpazede nasıl ilmek ilmek örüldüğünün de bir tür kanıtı.
Galerist, Beyoğlu’nun, İstanbul’un ve dolayısıyla Türkiye’nin en çalkantılı 25 yılına tanıklık etti. Dönüşen kentsel dokuya, kapanan mekânlara ve tek tipleşen kültür politikalarına inat, sanatçının özgür alanını muhafaza etme kararlılığından ödün vermedi. Bir sanatçının ilk atölye heyecanından uluslararası bir müze sergisine uzanan yolculuğunda kurulan güven bağı, ancak böyle bir inatla var olabilirdi.
Galerist’in bu dosyamızda bir araya getirdiğimiz kilometre taşları ve sanatçıların tanıklıkları, yaşama tutunma ve birbirimizi anlama biçimi olduğuna inandığımız, estetiği politik olandan, sevgiyi emekten ayırmayan herkes için çok şey söylüyor. Rakamların, bütçelerin ve piyasa dinamiklerinin ötesinde bir galeriyi, ya da bir sanat pratiğini, 25 yıl boyunca ayakta tutan gerçekten bir “gönül işi” mi? Peki, bu ortak hafızayı var eden sanatçılar için görünmeyen bağ nerede başlıyor? Hazırladığımız dosyada sözü, Galerist’ın 25. yıl sergisi Gönül İşi’nin sanatçılarına sorduk: “Bir galeriyi ya da bir sanat pratiğini 25 yıl boyunca ayakta tutan Gönül İşi meselesi sizin için hangi malzemede, hangi jestte veya hangi ilişkide gizli?”
Galerist, 2001 yılında Murat Pilevneli tarafından Nişantaşı’ndaki Berna Apartmanı’nda kuruldu. Galeri, 20 Eylül 2001’de açılan Simon Periton’ın New Works sergisiyle faaliyetlerine başladı. Sergi 27 Ekim 2001’e kadar devam etti.Galerist’in ilk beş yılında temsil ettiği sanatçılar arasında Haluk Akakçe, Ergin Çavuşoğlu, Leylâ Gediz, Seza Paker, Ayşe Erkmen, Taner Ceylan, Hussein Chalayan, Serkan Özkaya, Erinç Seymen, Elif Uras ve Yeşim Akdeniz gibi isimler yer aldı.İlk uluslararası fuar katılımı, 14-20 Haziran 2004 tarihlerinde Haluk Akakçe, Ergin Çavuşoğlu, Leyla Gediz ve Ebru Özseçen’in eserleriyle Liste Art Fair Basel’de gerçekleşti.2004’te Liste Art Fair Basel ile başlayan uluslararası fuar programı, aynı yıl Haluk Akakçe ve Ayşe Erkmen’in işleriyle Art Cologne’a uzandı. Liste’nin 2005 edisyonunda Haluk Akakçe, Taner Ceylan, Leyla Gediz, Evren Tekinoktay, Elif Uras ve Yeşim Akdeniz’i bir araya getiren Galerist, ertesi yıl Avrupa’daki varlığını ARCOmadrid’de Leyla Gediz; Art Rotterdam’da Haluk Akakçe, Taner Ceylan, Erinç Seymen ve Yeşim Akdeniz’le genişletti. 2007 ise belirgin bir dönüm noktasıydı. Haluk Akakçe, Taner Ceylan, Ayşe Erkmen, Leyla Gediz, Güçlü Öztekin, Jorgen Evil Ekvoll ve Evren Tekinoktay’la ilk kez Art Basel’e kabul edilen galeri, aynı yıl The Armory Show’a Haluk Akakçe, Taner Ceylan, Ayşe Erkmen, Leyla Gediz, Serkan Özkaya ve Elif Uras’la girdi; Art Basel Miami Beach’te de 2010’a dek sürecek dört yıllık bir dönem başladı. Art Basel’deki varlığı 2008-2011 arasında kesintisiz sürerken 2018 ve 2020’de yeniden devam etti; The Armory Show ise 2011 ve 2015’in ardından 2024 ve 2025’te Galeri Nev’le ortak katılımlarla, 2026’da da Galerist’in programında karşılık buldu. Coğrafyanın genişlediği bir başka eşik, 2010’da Haluk Akakçe, Anton Henning, Mustafa Hulusi, Bae Joonsung, Youssef Nabil, Julian Opie ve Evren Tekinoktay’la Art Hong Kong’a yapılan ilk katılım oldu; galeri 2011’de hem Hong Kong’a hem de Art Basel’e döndü. 2014’te Art Brussels ve Art Dubai, 2015’te The Armory Show ve Art International programı çeşitlendirirken, 2017- 2019 aralığında Abu Dhabi Art, Art Dubai, Frieze Masters, Paris Photo ve Frieze New York gibi farklı uzmanlık ve koleksiyoner ağlarına sahip fuarlar öne çıktı. Bu dönemin dikkat çekici sunumları arasında 2018’de Nil Yalter’in Art Basel’de, Semiha Berksoy’un Vigo Gallery ile birlikte Frieze Masters’ta gösterilmesi ve 2019’da Yüksel Arslan’ın Galeri Nev’le birlikte Frieze New York’un Spotlight bölümüne taşınması bulunuyor.Sanatçı programının genişlemesinde 2011’de Nil Yalter’in temsili önemli bir eşik oluştururken, 2014’te Semiha Berksoy’la galerinin ilk sanatçı mirası (Estate) temsili başladı. 2026’da Margaret R. Thompson’ın programa katılması ise uzun bir aradan sonra temsil edilen ilk yabancı sanatçıyla yeni bir döneme işaret etti.Galerinin sanatçılarla kurduğu uzun soluklu ilişkilerin erken örneklerinden biri, 2002-2012 yılları arasında temsil ettiği Haluk Akakçe. Elif Uras’la 2005’te başlayan birliktelik bugün de devam ederken, Ayça Telgeren 2011’den bu yana galerinin sanatçı programında yer alıyor. Yeşim Akdeniz’le sürdürülen temsil ilişkisi ise 2013’te başlayan ikinci dönemiyle devam ediyor.Galerist’in uluslararası alandaki gelişimine, temsil ettiği sanatçıların farklı coğrafyalardaki kurumsal görünürlüğü de eşlik etti. 2005 Venedik Bienali, Hussein Chalayan’ın Türkiye Pavyonu’ndaki temsili ve Semiha Berksoy’un katılımıyla bu sürecin erken dönemdeki önemli duraklarından biri oldu. Berksoy’un sonraki yıllardaki Şangay Bienali (2012), Sharjah Bienali (2019) ve Lyon Bienali (2022) katılımları, 2024’te yeniden Venedik Bienali’yle devam etti. Nil Yalter’in 2013 İstanbul Bienali’nden 2022 Berlin ve 2023 Sharjah bienallerine uzanan çizgisini 2024 Venedik Bienali ve 2026 Manifesta izledi. Elif Uras 2012 Şangay Bienali ve 2026 Çağdaş Seramik Bienali’nde, Hüseyin Bahri Alptekin ise 2021 Autostrada Bienali’nde yer aldı.Bir galeriyi ya da bir sanat pratiğini 25 yıl boyunca ayakta tutan Gönül İşi meselesi sizin için hangi malzemede, hangi jestte veya hangi ilişkide gizli?
Seza Paker
GALERIST, 2 kere 10 yıl Sanat Hayatımın ,
Pek tabii , en önemli anlarına eşlik etti
5 solo sergi Ve 1 kitap ile …
Sanırım , sanatçının ve galeri nin
En kalp atışları nı çoğaltan , beraber elele hazırladığımız proje lerdir , baskıdan çıkan bir art unlimited dergisi ,bir kitap ,bir katalog onlara eşlik eder ;
Onları gün ışığına sunacağımız a na
Kadar ….
Ekip işidir ;
yoğun çalışma lar ,
Saat saymadan , ilerler ……!
Arşivler , işler , herkes seferberlik içinde hızlanır !
Bu sayede ,
Kamuflaj 2002 ,
Untitled ( how are you ?) architectural Colors 2006
Sea of tranquility 2012
ABSINTHE 2015
Ve
Passing By 2019
Sergi leri için emeklerinize teşekkür ederim ..
Ve ,
Réflexive fluidities kitabım için
Öncü hareketi için de Melkan Gürsel e ,
Ve o sırada çalışma ekibimize ,
Ayrıca …!
Sevgiler
Lara Ögel
Bence gönül işi, her şeyden önce kendinle kurduğun ilişkide gizli. Kendine sadık kalmak, öz sesine güvenmek, gönlünün razı olduğu yerde bulunmak ve kendi ifade biçimine inanarak devam etmekle ilgili. Benim dünya ile kurduğum ilişki merakla başlıyor; merak beni bazen takıntıya, oradan da anlamlandırma arzusuna götürüyor. Hayatta bazı şeyler bana sıçrıyor ve ben onlarla ilişkilenmeye, onların benim için ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyorum. Şüphe, yorgunluk ve hayal kırıklıkları da bu sürecin parçası. Ama belki bir pratiği, bir ilişkiyi ya da bir yapıyı uzun süre ayakta tutan şey, bütün bunların içinden geçerken merakı, dikkati ve özeni kaybetmemek. Günün sonunda gönül işi, sürekli dönüşüm halinde olan kendinle ve dünyayla ilişki içinde kalabilmek.
Soldan sağa; Merve İşeri, Vessel, 2026
Ayça Telgeren, Pause, 2026 Murat Şahinler, Untitled, 2015
Leyla Gediz
Kulağa masal gibi gelecek ama yaratıcılığımın özü, çocuk kalbimde gizli. Yapmam gereken tek şey orayı beslemek. Kendimi doğayla, kedi köpekle, beni seven insanlarla, ince dil ve zekâyla çevrelediğimde güvende hissederim. Böyle olduğunda hayâl gücüm canlanır, gardımı düşürüp zamanın dışına çıkabilirim. İstesem de ofis işi yapamazdım, yırtınsam da bir eğitim kurumunda eğitmen olamazdım ve olmadım da. Beyin yapım ve hayat deneyimim neye müsaade ediyorsa onu yaşıyorum ve kendimden başka kimseyle yarışmıyorum. Bir atölye kurabildiğim sürece, her yerde ışıldarım. En azından teoride bu böyle! Çünkü elbette atölyenin duvarları geçirgen ve elbette kapı önünde fırtınalar kopuyor. Hayatın bizleri sınamadığı bir tek gün var mıdır? Aile hayatından, ülke ve dünya meselelerine anlaşmazlıklar ve çözümsüzlükler içinde evrilip deviniyoruz. Kaçacak delik olmadığına göre, ben de kendi payıma düşeni kucaklıyorum ve deniyorum -elimden geldiğince- geri vermeyi, dönüştürmeyi, anlam yakıştırmayı ya da özüne vâkıf olmayı, yıkılan hayâllerimden yeni dünyalar kurmayı, her sabah yeni baştan kendi kabımı doldurmayı; öğreniyorum. Kariyerim 25 yıla yayılabildiyse, bunu daha yolun başından beni destekleyen anneme, öğretmenlerime, beni yalnız bırakmayan dostlarıma, eleştirilerini eksik etmeyen sevgili meslektaşlarıma, cesur koleksiyonerlerime ve sanat dünyasının her kademesinde beraber çalıştığım birbirinden özverili, yeri doldurulmaz iş ortaklarıma borçluyum.
Merve İşeri
Aklıma gelen bazı kelimeler dinlemek, merak, cesaret, içgörü, özen ve azim. Sanırım kendini yaptığın her neyse ona adadığında, onun için göğsünde bir ev yaratıyorsun. Onla o yerden ilişkilenmeye başlıyorsun hem beslediğin hem de seni besleyen bir şeye dönüşüyor. Benim için bir pratiği uzun soluklu kılan da bu. Mesele her zaman nereye gittiğini bilmek ya da işlerin beklendiği gibi ilerlemesi değil, açık ve seni oraya ilk getiren şeye sadık kalmak. Özellikle işler zorlaştığında dinlemeye devam etmekte bir tür cesaret var. Zamanla bu ilişki hem bir dayanıklılık hem de bir neşe kaynağına dönüşüyor; değişmeye devam ederken bir yandan da kök salan bir ilişkiye.
Yeşim Akdeniz
Bazen ne işe yarayacağını bilmeden bir şeyin peşinden gitmek, üretim sürecinin bir parçası. 25 yıl boyunca ayakta kalmak belki de büyük bir karardan çok, her gün yeniden merak duyabilmek ve devam edebilmekle ilgili.
Ayça Telgeren
Ben gönül işini parçası olduğum bir saç örgüsüne benzetiyorum. Kendine has kabiliyetleri ve ilgileriyle değer üreten insanların birlikte bir armoni ile hareket etmesi, hafıza üretmesi, ürettiğine sahip çıkması ve bu yüzden değiştirici, dönüştürücü olabilmesi saç beliklerin hareketine benziyor. Güçlü, şefkatli, devamlı ve dişil bir form.
Murat Şahinler
Benim için gönül işi, her şeyden önce bir ilişki kurma meselesi. Güncel sanatın ve sanatçıların kurumsal yapılar içinde bugünkü kadar rahat karşılık bulmadığı bir dönemde Murat Pilevneli’nin sanatçılara alan açması ve onlarla doğrudan bir ilişki kurması çok önemliydi. O dönemlerde ben, Haluk Akakçe, Leyla Gediz, Hüseyin Çağlayan gibi sanatçılarla kurulan bu bağ, Galerist’in güncel sanatta yerini de şekillendirdi.
Bienallerin ve yurt dışı sergilerinin dışında, güncel sanata alan açan ve gönül veren bir galeri fikri benim için burada başlıyor. Sanatçıya, yeni olana ve henüz karşılığı tam olarak görülmemiş bir pratiğe güvenmek ve sanatçılarla beraber büyümek.
Soldan sağa; Defne Tesal, Otoportre, 2026, Tuval üzerine akrilik boya, 75 x 85 cm. Fotoğraf: Barış Özçetin, Sanatçının ve Galerist’in izniyle
Ergin Çavuşoğlu, İsimsiz, 2002, Tuval üzerine yağlı boya, 60 x 91 cm. Sanatçının izniyle İpek Duben, Portre, 1994, Kağıt üzerine kolaj, akrilik boya, modelleme macunu, parşömen kağıdı (vellum) üzerine fotoğraf baskı, 39,5 x 30,5 cm. Fotoğraf: Barış Özçetin, Sanatçının ve Galerist’in izniyle
Defne Tesal
Bence hem bir galeri hem de bir sanat pratiği için gönül işi, yerine başka hiçbir şeyin geçememesiyle ilgili. Bir şeyi kendinden ayrı tutamamak, onun senin bir parçan haline gelmesi. Devamlı bir merak ve heyecan; sürekli bakmak, denemek, keşfetmek istemek.
Ergin Çavuşoğlu
Benim için gönül işi, sanatçı ile galeri arasındaki hassas ve çoğu zaman görünmeyen ilişkide, uzun vadeli güven, diyalog, ortak ilgi alanları ve birlikte ilerleme, pratiği sürdürme iradesinde şekillenir. Sanatçı açısından galeri ve sanatçı birbirine bağlıdır, ancak konumları ve temel öncelikleri birbirinden farklıdır. Galeri, sanatçının beklentilerini ve kariyer hedeflerini anlamalı ve desteklemeli, aynı zamanda kendi kurumsal ve ticari hedefleri doğrultusunda da ilerlemelidir.
Bu durum, sanatçı, galeri ve izleyici/koleksiyoner arasında sürekli gözetilmesi gereken bir üçgen oluşturur. Bu özen gerektiren denge, sanatçının pratiği ve içinde bulunduğu daha geniş küresel bağlam doğrultusunda sürekli gelişmelidir. Galerinin ticari rolü, sanatçıya ve eserlerine değer ve görünürlük kazandıran kurumsal katkısıyla ayrılmaz biçimde iç içedir. Bu anlamda, sanatta kurumsal eleştiri kavramının da sürekli yeniden düşünülmesi gerekir.
Arslan Sükan
Benim için gönül işi, bir şeyi uzun süre aynı biçimde sürdürmekten çok, ona her defasında yeniden bakabilme isteğinde gizli. Sanat pratiğinde malzeme bazen fotoğraf, bazen çelik olabilir; ama asıl malzeme çoğu zaman zaman ve dikkattir. Bir galeriyi ayakta tutan da benzer bir şey: sanatçıyla kurulan ilişkinin yalnızca sergilere, dönemlere ya da piyasa koşullarına bağlı kalmaması; yıllar içinde dönüşebilmesi ve yeniden karşılaşmalara alan açması. Belki de en önemli jest, bir sanatçının değişmesine izin verirken onunla kurulan bağı koruyabilmek. Yıllar sonra aynı çatı altında yeniden buluşabilmek de bu ilişkinin sergilerden daha uzun ömürlü olduğunu hatırlatıyor.
Soldan sağa; Margaret R. Thompson, Köpek Yıldızı’nın Akşamı, 2026, Keten üzerine yağlı boya, toprak ve doğal pigment, 122 x 102 cm. Sanatçının ve Galerist’in izniyle Hussein Chalayan, Airmail Dress - Silver Transmission, 2026 Francesco Albano, Study on Garrincha, In the Fall, He Longed for an Outstretched Hand, 2022, Ahşap ve demir, 85 x 57 x 50 cm. Fotoğraf: Barış Özçetin, Sanatçının ve Öktem Aykut’un izniyle
İpek Duben
Bir kurumu yıllar içinde ayakta tutan maddi kazanç dışında gerçekten kurumun amacına gönül vermekten geçiyor. Hele kurum bir sanat galerisi ise gönül vermek işin merkezinde yer alıyor. Sanatın kendisi bir gönül işi. Gerçek sanatçılar karşılık beklemeden, zengin veya ünlü olmanın peşine düşmeden yıllarca çalışıp üretirken, sanatı vazgeçilmez bir değer olarak gören kurumlar onların destekçisi, dostudurlar. Sanat insan aklını ve ruhunu açan, toplumu zenginleştiren ender bir değerdir. İyi ve kötü her koşulda, yıllarca sanata ve sanatçıya değer veren, saygı gösteren her kurum toplum için vazgeçilmez öneme sahiptir. Galerist’i böyle bir yerde görüyorum. Beni temsil ettikleri için mutluyum.
Margaret Thompson
Sanatsal bir pratiğin merkezinde atan kalp, biz ona verdikçe bize karşılığını verir. Kendini adama hâlinde karşılıklı bir alışveriş vardır. Bu bağlılığı 25 yıl boyunca beslemek ve sürdürmek, bir bahçenin tohumdan filizlenmesine, 25 baharı ve 25 hasadı geride bırakmasına tanıklık etmeye benzer. Bitkiler boy verir, toprak zenginleşir, kökler derinleşir. Yıllar boyunca sürdürülen bu adanmışlık, bizi anlamın, umudun ve çoğu zaman güzelliğin mimarlarına dönüştürür.
Erinç Seymen
Çeşitli malzemelerle çalışmakla beraber son yirmi yıldır üretimimin büyük kısmı yoğun emek taşıyan resimlerden oluşuyor. Tek bir imgenin ortaya çıkışı için gereken belirsiz bir takvime teslim olmak seyircinin verebileceği olumsuz tepkiyi göğüsleme ihtimalini de içeriyor, dolayısıyla “ben bir ölümlüyüm, bu resim için altı ay çalışmaya değer mi” sorusunu ikna edici biçimde yanıtlamadan yola çıkamam. Aylarca dar bir kadrajda hareket etmek dışarıdan zulüm gibi görünse de sergileme ve satışa sunma telaşından uzak, dallanıp budaklanan okuma ve dinlemelerin eşlik ettiği, tamamlanma süresine resmin karar verdiği bir çalışma disiplini benim hayatta sahip olduğum ve korumakla görevli olduğum en büyük özgürlük. Gönül işi benim için, sınırlı ömrümden ayırdığım zamanı neyin hak ettiğine karar verme özgürlüğünde gizli.
Evren Tekinoktay
Çoğu zaman kendini dayatan ve tekrar tekrar karşıma çıkan bir şeyle çalışıyorum. Bu bir renk, bir form, bir malzeme, bir imge ya da bir fikir olabiliyor. Ona neden geri döndüğümü her zaman bilmiyorum. Yalnızca ne zaman peşinden gitmem gerektiğini biliyorum. Bir şeyi, sırf ne yapacağınızı ve nasıl yapacağınızı bildiğiniz, uzun zamandır da yapıyor olduğunuz için sürdürmeye inanmıyorum. Benim için hâlâ gerekli hissettirmesi gerekiyor.
Artık öyle hissettirmediğinde ise onu bırakabilmek ve yoluna devam edebilmek gerek. Benim için bu da meraklı olmanın, hayata karşı iştah duymanın ve onun akışına açık kalmanın bir parçası.
Sezgisel çalışıyorum ama yaptığım işi son derece ciddiye alıyorum. Bir şeye inandığımda, onu yarım yamalak yapmakta zorlanıyorum. Bu hem sanat hem de hayat için geçerli. Belki de Gönül İşi benim için tam olarak budur: Söyleyecek bir şeyi olduğu sürece sizi tekrar tekrar kendine çeken şeyin peşinden gitmeye devam etmek ve artık söyleyecek bir şeyi kalmadığında onu geride bırakacak cesareti göstermek.
Viron Erol Vert
Gönül işi, adanmışlıktan doğan ve yalnızca fayda, karşılık ya da üretkenlik ölçütleriyle değerlendirilmeyen bir çalışma biçimini ifade eder. Labour ile Love arasındaki gerilimde emek, zaman, malzeme ve süreklilik; dikkat, bağlılık, özen ve kişisel katılımla buluşur. Bu ikisinin arasında sanat yer alır: yapma, düşünme ve bağ kurma pratiği olarak.
Sanatsal pratiğim açısından gönül işi, sanatı ilişkiler üzerine sürdürülen sürekli bir çalışma olarak görme biçimidir. Malzemeler, renkler, mekânlar, anılar ve kültürel deneyimler sanatsal süreç aracılığıyla birbirleriyle ilişki kurar. Bir eserin gerektirdiği zaman yalnızca üretimin bir aracı değil, aynı zamanda eserin anlamının bir parçasıdır.
Bir galerinin çalışmasını da gönül işi olarak görüyorum: sanatçılar, koleksiyonerler, izleyiciler ve kurumlar arasında ilişkilerin kurulduğu ve geliştiği bir alan. Galeri yalnızca görünürlük ve ekonomik değer üretmez; aynı zamanda değişim, güven, sorumluluk ve uzun soluklu iş birliği için bir geçiş ve karşılaşma mekânı yaratır.
Hussein Chalayan
Benim için gönül işini her şeyden önce merak ayakta tutuyor: Bir projenin başka neye dönüşebileceğini, bir fikrin ne kadar ileri götürülebileceğini ve ondan hangi yeni konuşmaların doğabileceğini sormaya devam etme merakı.
Bence bu merak, süreklilik taşıyan bir sanat pratiği için olduğu kadar sanatçı ile galeri arasındaki ilişki için de önemli. Mesele, bugüne kadar yapılmış olanın ötesine bakmayı sürdürmek; risk almak, yeni bir yön açmak ya da yalnızca başka bir soru sormak. Sanatçı ile galeri arasındaki ilişki de ancak her iki tarafta, projelerin ve konuşmaların zaten bilineni tekrarlamak yerine gelişmesine imkân verecek kadar güven ve merak olduğunda anlam kazanıyor.
Belki de 25 yıl boyunca hem bir sanat pratiğini hem de bir galeriyi canlı tutan tam olarak bu süreklilik gösteren meraktır: işe, birbirine ve mümkün olabilecek şeylere duyulan merak.
Francesco Albano
“Evvel zaman içinde, çok uzun zaman önce… Ortodoks bir manastırda Pamve adında yaşlı bir keşiş yaşarmış. Bir gün, bir dağın yamacına kurumuş bir ağaç dikmiş (...). Sonra genç öğrencisi, Ioann Kolov adındaki keşişe, ağaç yeniden canlanana kadar onu her gün sulamasını söylemiş. (...) Ioann bir kovayı suyla doldurmuş (...), dağa çıkıp kurumuş ağacı sulamış (...). Bunu üç yıl boyunca sürdürmüş. Derken bir gün dağa çıktığında ağacın baştan aşağı çiçeklerle kaplandığını görmüş! (...) Biliyor musun, bazen kendi kendime şöyle diyorum: İnsan her gün, saat tam aynı anı gösterdiğinde, tek bir eylemi bir ritüel gibi, hiç değiştirmeden, düzenli bir biçimde tekrarlasa (...), dünya değişirdi.”
Andrei Tarkovski, Kurban, 1986
Benim için gönül işi, koşulsuz sevgi ve inancın pratiğin kendisinde vücut bulan ısrarı ve sürekliliğidir.
Taner Ceylan
Benim için “gönül işi”, bir kurumun kesintisiz biçimde ayakta kalmasından çok, zaman içinde kurduğu ilişkilerde bıraktığı izde saklı. Çünkü 25 yıl boyunca aynı galeriden söz etmiyoruz aslında; el değiştiren, yönetimleri ve sanatçıları değişen, kimi bağları koparan, yenilerini kuran bir yapıdan söz ediyoruz. Belki de Galerist’i bugün hâlâ var eden şey tam olarak bu dönüşebilme ve yeniden başlayabilme kapasitesi.
Benim Galerist’le ilişkim 2002’de başladı ve uzun yıllar hayatımın, sanatımın önemli bir parçası oldu. O dönemin arkasında insanların tutkusu, emeği, dostlukları, çatışmaları ve cesareti vardı. Gönül işi benim için bir markadan ya da kurumdan çok, bütün değişimlere rağmen hafızada kalan bu insan ilişkilerinde gizli.





Yorumlar