Günümüz insanına tanıklık


Ressam Claire Arkas’ın 12’nci kişisel sergisi Yaşam Döngüsü 23 Ekim-13 Kasım tarihlerinde IMOGA Art Space’de izleyiciyle buluştu. Arkas’la son sergisi üzerinden sanat pratiğini ve insan doğasıyla kurduğu ilişkiyi konuştuk


Röportaj: Evrim Altuğ


Claire Arkas, Günbatımı, Kağıt üzeri akrilik, 70x100 cm, 2021


Ressam Claire Arkas’ın 12’nci kişisel sergisi, Yaşam Döngüsü başlığı ile 23 Ekim’de İstanbul Kuzguncuk’taki IMOGA - İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi bünyesinde bulunan IMOGA Art Space’de açıldı. Kariyerinde taş baskı, suluboya ve akrilik gibi farklı tekniklerle kendini ifade yolu bulan Arkas’ın sergisi insan doğası ve doğadaki insanın izleri üzerine renkler, grafik ve psikolojik ifadeler ve yaşamda gizlenen alternatif manzaralar üzerine cömert bir seri kompozisyon vadediyor. Sergisinde oto-portreler eşliğinde yakın çevreden edindiği sosyal kimlik portrelerini de ölümsüzleştiren Arkas, etkinlikte yurtdışında şövalesi ile çıktığı peyzaj ve kent yorumlarına da yer veriyor. Özellikle sanat tarihindeki belli akımlara da saygı duruşuyla hareket eden ressamla, İstanbul’daki altıncı kişisel sergisi vesilesiyle bıraktığı bu anlamlı izler üzerinden sohbet edebilme fırsatını bulduk.


Yaşam Döngüsü serisindeki kimi işleriniz, günümüz insanının sürekli maruz kaldığı uçucu iç ve dış hakikati yeniden gündeme getirmesi adına ajandaları güncelliyor. Fotoğrafın ve resmin ifade kabiliyeti, bu yeni seriye hangi katkılarda bulundu size göre?


Bu sergideki işlerimde, “uçucu” anlardan söz edilebilir. Anlık, günün belirgin saatlerinde camdan yansıyan iç ve dış mekânın kesişmesini konu aldım. Yine su yüzeyinden, anlık ışık titreşimleri ve yansımalar, bu sefer deniz temasıyla tekrarlandı. Fotoğraf bu anları belgelemenin en güzel yolu; ben de kendi izlenimci tarzımda ve gerçekliliğimde, bu anları belgeledim. İnsan figürlerinde de, anlık duygu durumunu ve duygusallığı ön planda tuttum. Sergide fotografik bir anlayış söz konusu, fakat resimsel olarak devinim ve hareketin hissedildiği katmanlı bir plastik ifade de var.


Sanat tarihine yönelik üslûbunuzda bariz bir dönemsel sadakatten söz edilebilir mi ? Yoksa izlenimcilik sonrası akımın üstatlarına duyduğunuz hayranlığın plastik sanat kimliğinizin biçimlenmesi hususunda özellikle ifade etmek istedikleriniz var mı?


Kendi tarzım izlenimci, post-empresyonist, kimi zaman ekspresyonist izler taşısa da, aslında sanat tarihinde bu tarzın dışındaki sanatçılara da çok ilgi duyuyorum. Zamanla oluşmuş bu görsel hafıza ve birikim kendi resmimde karşıma çıkabiliyor.


Claire Arkas, Boyalık Plajı’nda Çocuklar, Kağıt üzeri akrilik, 56x76 cm, 2020


Resim ile izleyicinin baş başa kaldığı anın mahremiyeti ile, ressam olarak sizin düş evreninizden dış dünyaya yaptığınız naklin mahremiyeti birbirine ne kadar yakın olabilir?


Ben de bir izleyici olarak, resimlerimi oluşturuyorum ve seçtiğim kadrajla beni etkileyeni vurguluyorum. Figürlü kompozisyonlarda bir mahremiyet anına, farkedilmeden bir tanıklık söz konusu. Resme bakan izleyicinin hissettiği ile benim o anki hissiyatımın çok paralel ve şeffaf olduğuna inanıyorum, çünkü onlar da benim açtığım pencereden izliyorlar.


Gündelik yalnızlık portreleriyle de dikkat çeken bir seri ile karşı karşıyayız. 21'nci asır portre resimlerindeki sosyal ve sınıfsal dönüşüm sizi ne düzeyde cezbediyor olabilir?


21. yüzyıl portre anlayışında Hope Gangloff çok sevdiğim bir sanatçı. Yakınlarını, kendi yaşam bakışı ve çemberi içerisinde konu alıyor. Ben ise portre çalışmalarımda gündelik yaşamda herkesin görünebildiği ve hissedebildiği temel duygular içinde, yakınımdaki insanları konu alıyorum.


Işığın, grafik ritmin ve tekil içinde barınan çoğulluğun altını çizen serginizde suluboya, karakalem ile “yerinde ve zamanında” yaptığınız gözlemleri de izleyiciyle paylaşıyorsunuz. Bu eserlerin tazeliği, bir tür günce duygusu içermesiyle mi ilgili?


Bu çalışmalarım, geri dönüş yapmadığım hızlı, yerinde, meditatif bir anlayışla yaptığım çalışmalar. O anda karşımdaki konu ile kurduğum bağın bir belgesi niteliğinde.


Claire Arkas, Çamlıca Tepesi’nden İstanbul Manzarası, Kağıt üzeri akrilik, 107x124 cm, 2020


Müzikle düşüncelere dalan, kararlı, müzik dinleyen, teslimiyet halindeki bireylere yönelik bu odaklanmanız, gördükleriniz refakatinde, edindiğiniz izlenimin de gözleriniz ve elleriniz üzerinden zamanda sınanması adına önemli bir teşebbüs olarak öne çıkıyor. Resim, eskiye oranla günümüz insanına karşı çok daha fazla sorumluluk, işlev ile mi karşı karşıya size göre?


Bence figür, günümüz insanına tanıklık etmesi gerekliliğini taşıyor. Resimlerimde, bireyin yalnızlığını ve kendisiyle baş başa kaldığı anları konu alıyorum.


Doğanın sahip olduğu düzen ve kaos, yaratıcılık ve fanilik dengesi sanatınızda gerek teknik, gerekse anlam yönünden nasıl bir çıkış noktası tayin ediyor?


Doğanın sahip olduğu düzen ve kaos, çok dinamik ve değişken. Teknik olarak bu hareket ve enerjiyi resmime kendi olanaklarımla aktarıyorum. Bu düzeni ve devinimi doğru bir şekilde aktarmaya önem veriyorum. Bende yarattığı farkındalık, dünyaya, doğaya gözümü açmamı sağlıyor.


Claire Arkas, Cam Ardından Yemek Salonu ve Sanattan Yansımalar, Kağıt üzeri akrilik, 70x100 cm, 2021


Aynı düzlemde sormayı sürdürürken, sanatçı üzerindeki en ağır sorumluluk, yapıtın ölümlülüğü ise bunun devamlılığını üstlenmek, hangi kurumların sorumluluğuna giriyor olabilir size göre? Sanat tarihini yazanların, ona tanıklık edip sahip çıkanların mı, yoksa, eserin varlığına dair deneyimlerini dokümanter hale getiren tüm kesimlerin mi? Bu döngüde sizin en bariz hedef kitleniz kim oluyor ve nasıl bir irtibat kurup, geri dönüşler alıyorsunuz?


Yazılı belgelerin, arşiv tutulmasının, yazılı tanıklığın hepsinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu, şu an daha geniş kitlelere ulaşabilmenin yolu olduğu gibi, gelecek nesillere taşınmanın da yolu. Fakat şahsi düşüncem, eserlerin emin ellerde muhafaza edilmesi, gelecek nesillere taşınması ve yansıtılan duygunun da evrenselliği, bu ayrı bir önem taşıyor...


Eserlerinizi deneyimleyen küçükler ve yaşlıların, aynı imgeden hangi uç sonuçlara doğru yöneldiği düşünülebilir ?


Küçüklerden fark ettiğim, mekânları hafızalarından tanıyıp, heyecan duyabiliyorlar ve bu beni mutlu ediyor. Yaşlılar ise yaşamsal tecrübe ve bilgi birikimleriyle bağ kurup, benimle paylaşıyor ve bakış açımı zenginleştiriyorlar.


Solda: Claire Arkas, Tatlı Uğraş Bozan, Tuval üzeri yağlıboya, 100x80 cm, 2019

Sağda: Claire Arkas, Palmiye Ardından Yaz Vaadi, Tuval üzeri akrilik, yağlıboya, 100x80 cm, 2021


Bu sergi, hangi yeni serilere doğru yönelmenize vesile oldu, niçin?


Uzun süredir cam ardından iç ve dış mekânlar resmettim. Bu yansımalar, ya gece ayna görünümü şeklinde beliriyor, veya detay olarak karşıma çıkıyordu. Bu sergide, mekânların kesişmesinin daha uç noktada görüldüğü kompozisyonlara yöneldim. Mekânların aynı düzlemde iç içe girdiği resimler ortaya çıktı. Bu serilerde, hem figüratif olup, hem de soyutlayıcı, çok parçalı bir anlayış söz konusu. Hem izlenimci ve gerçeğe dayalı olup, hem de çözümlenmesi gereken bir resim üretmek istedim...