top of page

Güncel sanatta arşiv itkisi

Aksak, tarihin pürüzlü ve eksik doğasını sanat pratikleri aracılığıyla sorguluyor. Serinin ilk yazısında “arşiv itkisi” kavramı üzerinden belgenin eksiklik, kesinti ve suskunlukla kurduğu ilişkiyi tartışıyoruz


Yazı: Ateş Alpar



Ayça Telgeren, Kaf, 2023, Asitsiz kâğıt, ebru kağıdı, elle kesim, toz allık, göz farı


Yazıya başlamadan önce tüm okuyuculara öncelikle merhaba demek ve Aksak köşesinden kısaca bahsetmek isterim. 2026 yılından itibaren burada görsel sanatlar, edebiyat, tarih ve gündelik hayat üzerine düşünen, soran ve iz süren metinler kaleme alacağım. Bu yazıların ortak zeminini, aynı zamanda sanat pratiğimin de kurucu eksenlerinden birini, tarihin yalnızca gerçekleşmiş olayların ardışık bir toplamı olmadığı; kaydın yapısal olarak seçici, hafızanın ise eksilme, kırılma ve yeniden inşa süreçleriyle şekillenen bir hatırlama pratiği olarak ele alınması fikri oluşturuyor. Köşenin ismi de bu bakış açısını yansıtan bir noktadan doğdu. Bu bağlamda Aksak, tarihin pürüzsüz ve çizgisel akmadığını ima eder bu nedenle kusurlu, tamamlanmamış, yan yollara sapan anlatıları sahiplenir ve dipten gelen mırıltılara kulak kabartır.


Tarihin bu kesintili ve seçici yapısı, görsel sanatlarda belgenin nasıl üretildiği ve ne tür anlamlar taşıdığı sorusunu da kaçınılmaz olarak gündeme getirir. Eleştirel sanat tarihi yaklaşımlarında belge, nesnel bir kanıt olmaktan ziyade seçilmiş, kesintiye uğramış ve yeniden çerçevelenmiş bir tarih anlatısının taşıyıcısı olarak belirir. Bu yazıda tarihin çizgisel olmayan bu kavranışını odağıma alarak görsel sanatlarda belgeye atfedilen işlev üzerine düşünmek istiyorum. Belgenin sanatta merkezi bir rol üstlenmesi, 1960’lı yıllardan itibaren kavramsal sanat, performans ve süreç odaklı pratiklerle eşzamanlı biçimde görünürlük kazanarak yaygın bir estetik strateji hâline gelir. Bu süreçte sanatçılar tamamlanmış ve tutarlı anlatılar kurmaktan ziyade, kayıtların eksikliği ve hafızanın parçalı doğası üzerinde durur. Arşiv, bu anlamda, yalnızca kayıt altına alınanların değil alınmayanların da alanı olarak düşünülür. Görsel kayıtların üretim yöntemleri ve sanat tarihi yazımının yerleşik öncelikleri sorgulanır; “hangi toplumsal grupların tarihi yazılmaya değerdir?” sorusu gündeme gelir.


Zabel Yesayan, Frantz Fanon, Michel Foucault, Audre Lorde, Jacques Derrida, Hal Foster, Enzo Traverso ve Sara Ahmed gibi yazarların, toplumsal güç ilişkilerinde arşivin konumuna dair geliştirdikleri yaklaşımlar sanat alanında kolonyalizm, iktidar, hegemonya, cinsiyet, cinsel yönelim, adalet, biyo-politika ve göç gibi temalar etrafında şekillenen arşiv temelli üretimler için önemli bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Örneğin Foucault, resmî kayıtların bilgi üretme, sınıflandırma ve dolaşıma sokma biçimleriyle iktidarın toplumu düzenleme ve disipline etme pratiklerinin iç içe geçtiğini ortaya koyar. Foster’ın sözünü ettiği “arşiv itkisi” ise, Foucault’nun işaret ettiği bu sistematik dışlama mekanizmalarına karşı arşivdeki boşlukların, kesintilerin ve suskunlukların karşı-üretim pratikleri aracılığıyla yeniden ele alınmasına yönelir. Dolayısıyla arşiv temelli sanat, var olan veriyi düzenlemekten çok belirsizlikle çalışır; geçmişi kapatmak yerine onu yeniden açarak şimdiyi ve geleceği düşünmeye odaklanır.


Özellikle 2000’lerden itibaren artan arşiv sergileri aidiyet, kimlik, hafıza gibi temaları işler. Örneğin Okwui Enwezor’un küratörlüğünü üstlendiği tartışmalı Archive Fever: Uses of the Document in Contemporary Art (2008) sergisinin kataloğunda belirtildiği gibi, arşiv tek bir tanımla açıklanamayacak kadar karmaşık bir kavramdır. Foucault’nun da işaret ettiği gibi arşiv, yaygın biçimde düşünüldüğü üzere yalnızca eski belgelerle dolu, durağan ve tozlu bir depo olarak görülmemelidir. Tersine bilgiyi düzenleyen, sınırlayan ve dolaşıma sokan etkin bir söylemsel sistemdir; güncel sanatçıların ilgisini çeken de bu dinamik arşiv anlayışıdır.


Türkiye güncel sanatında, kişisel ve kolektif düzeyde farklı teknik ve mecralarla üretilen arşiv temelli çalışmalar kent hafızasından kimlik politikalarına, şiddet pratiklerinden toplumsal hareket deneyimlerine uzanan meseleleri karşı-arşiv yöntemleriyle görünür kılmayı amaçlar.


Tarafsızlığın mümkün olup olmadığını düşündüren ve kişisel deneyimlere yer veren çok sayıda çalışmanın toplumsal belleğin yeniden şekillenmesine politik/estetik değer kattığı açıktır. Bu yaklaşımın Türkiye bağlamındaki kurumsal örnekleri arasında 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı ile SALT’ın dijital ve basılı arşivi sayılabilir. Traverso’nun tarih, bellek ve politika arasında kurduğu bağlamdan yola çıkarak söylersek, 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, tarih ile bellek arasındaki ilişkinin doğrusal olmadığını; tarihsel ve belleksel zamansallıkların birbiriyle eşzamanlı olmayan, kimi zaman çatışmalı biçimlerde var olabileceğini gösteren müstesna bir örnektir. Kurum, sergi, atölye ve söyleşi gibi etkinlikler aracılığıyla resmî tarih anlatılarının dışında bırakılmış tanıklıkları ve kişisel arşivleri bir araya getirerek, toplumsal hafızada eksik bırakılan parçalar üzerinden çoğul bir düşünme alanı önerir. SALT ise, arşivi yalnızca korunan ve sınıflandırılan bir veri bütünü olarak ele almayan yaklaşımıyla araştırma, yeniden okuma ve eleştirel üretime katkı sağlar. Kurumun dijital-basılı arşivleri, sanat, mimarlık, tasarım ve toplumsal tarih alanlarında yürütülen çalışmaları görünür kılarken sergi ve yayın programları aracılığıyla arşivin durağanlığını bozar, sürekli yeniden anlamlandırılan canlı bir yapı olduğunu ortaya koyar.


Sonuç olarak, güncel sanatta arşivle kurulan ilişki, geçmişi sabitleyen ya da tamamlayan bir bellek rejiminden ziyade, onu sürekli olarak açan ve yeniden inşa eden eleştirel bir düşünme alanı önerir. “Arşiv itkisi” ise eksikliğin kendisini politik ve estetik bir imkân olarak ele alır.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page