top of page

Doğanın, emeğin ve sanatın Temas Bölgesi

Trakya kırsalında disiplinlerarası bir araştırma ve sanat platformu olarak Celine Topsakal kuruculuğunda hayata geçen Barbare Studio, T. Melis Golar küratörlüğündeki ikinci sergisi Temas Bölgesi’ni 14 Haziran’da Barbare Bağları’nda açıyor. T. Melis Golar ve Celine Topsakal ile Barbare Studio’yu ve sanatın yaşayan sistemlere eklemlenme halini konuştuk


Röportaj: Merve Akar Akgün



Yer Duygusu sergi turu, Barbare. Fotoğraf: FatihYilmaz


Barbare Studio’daki küratoryal pratiğinizin organik bir yapı içinde geliştiğini; ilk sergideki makro bakışın (manzara ve sınırlar) yerini bu kez Temas Bölgesi ile mikroskobik bir incelemeye (toprağın altı, organizmalar ve kökler) bıraktığını görüyorum. Üç yıllık rezidans küratörlüğünüz süresince, mekânın kendi içindeki bu katmanlı açılışı sizin sergi kurma pratiğinizi ve arazinin ekolojisiyle kurduğunuz ilişkiyi nasıl etkiledi?

T. Melis Golar
T. Melis Golar

T. Melis Golar: Aslında her şeyin olağan bir akışta gerçekleşmesi benim arzum. Bir serginin konusu diğerini doğursun, sebep olsun, soru sorsun istemiştim başından beri. Bunun sebebi ise; bu arazide çok fazla bilinmezlik olması. Burası insan emeği ile doğanın uyumlandığı açık bir arazi ve en nihayetinde bir işletme. Bu gerçekleri göz önünde bulundurarak, arazinin, toprağın, üzümlerin izin verdiğine uyum sağlamak, onların çizdiği güzergâha saygı duyarak bir pratik geliştirdim. Sanatçıların mekânı ziyaret ederek işleyişi görmeleri bu hedefimi anlatmamda en yardımcı dönemler oluyor. Bazı detaylar küratoryal bir pratikten çok tarımsal bir disipline uymayı gerektiriyor, burada da benim yerime bağ çalışanlarının sözü geçerli oluyor. Bunu kabul ederek ilerlemek hepimiz için sergi kurma pratiğini önceki deneyimlerimizden farklı kıldı.


Basın bülteni, canlı ve cansız ayrımını ortadan kaldıran Gaia Hipotezi’ni merkeze alıyor. Temas Bölgesi kavramının etnografik anlamda içerdiği karşılaşma, sürtüşme ve birbirini dönüştürme dinamiklerini de göz önüne aldığımızda, davetli sanatçılar toprağın altındaki gerilimi ve ilişkileri kendi üretim pratiklerine nasıl tercüme ettiler? Belki tek tek olmasa da kullanılan bir metot sezdin mi? İlgini çeken bir şekil oldu mu?

T.M.G: Geçtiğimiz dönem yaptığımız Yer Duygusu sergisinde fark ettiğim bir konu sanatçıların daimi olarak manzaraya, bağın dışına veya sınırlarının ötesine geçme arzusuydu. Buradan yola çıkarak bu kez etkileşimi içeride aramayı öneriyorum. Gözle görünür olmayan temasların açığa çıkışını hayal ederek bir metin hazırladım. Sanatçıların bir kısmı için işler bağın bir mekân olarak varlığıyla ve ihtiva ettiği canlı ve cansız nesnelerle ilişkilenmesiyle ortaya çıktı. Bir grup sanatçı kayıt tutma, listeleme ve ölçme fikrini benimsedi. Kimisi ise meseleye daha kavramsal yaklaşarak toprağın ve işçilerin görünmez emeğini veya günümüzde insanın dünya ile ilişkisini manevi ve ekolojik anlamlarıyla ele aldılar. Mikroskobu metnin içinde bir alegori olarak kullanmış olsam da, gerçek anlamda temel bilimleri üretiminin bir aracı olarak benimseyen ve buralardan sorular soran çalışmalarla da karşılacağız



Sam Nicholson, Boyutlar Arası İstila I., II., ve III., (devredışı) Dağınık Kafanın IV. Gözlemlendiği Üzere, 2024, Alüminyum, yumuşak çelik, dökme demir ve Tekirdağ ve Londra’da toplanmış geri dönüşüm ve buluntu malzemeler, karışık teknik, değişen ölçüler, Fotograf: Fatih Yılmaz, Yer Duygusu, 2024


Güncel sanatın beyaz küpün sterilliğinden sıyrılarak bağlar, kırsal araziler veya endüstriyel kalıntılar gibi nefes alan ekosistemlerle bütünleşmesi dünya genelinde de giderek derinleşen bir pratik. Barbare Bağları deneyiminden yola çıkarsak; sanatın yaşayan sistemlere entegre olma durumunda eserin izleyiciyle kurduğu ilişki değişiyor mu?

T.M.G: Sanatçıyla kurduğu ilişki değiştiği için elbette izleyici ile de değişiyor. Bir kere farklı disiplinlerden yararlanmayı zorunlu kılıyor. Bu da çeşidi, çözümü ve pratiği değiştiriyor. Alışılagelmiş bir yöntem yerine hem uyum sağlayan hem de alternatif üreten bir yapıyı sunuyor. Nitekim bu, muazzam ihtimaller içeren bir deneyim demek. Ayrıca bilindik kurumsal yapılar, mimariler ve yönetimler yerine alışılmışın dışına çıkan bir zihinsel egzersiz de gerektiriyor. Bağda üzüm toplayan insanların yanında onlardan bir şeyler öğrenirken üretim yapma fırsatı az bulunur bir öğrenme biçimi. Hayatınızda yolunuzun düşmeyeceği eski bir fabrikanın içinde yeni bir üretim habitatının oluşması da benzer. Ayrıca o mekâna dair kimi hafızayı tutmak, arşivlemek ve yeni kullanım alanları bulmak açısından da verimli bir fırsat.


Barbare Studio kırsal ve kentsel deneyimler arasında bir köprü kurmayı hedefliyor. Kırsalın mevsimlere ve iklime bağlı döngüsel ve yavaş zamanı ile güncel sanatın genellikle kente ait, hızlı dinamikleri bu “temas bölgesinde” nasıl bir diyalog kuruyor?

T.M.G: Her dönem farklı bir ortamla karşı karşıyayız. Aslında bizim deneyimlediğimiz üretim, tarımsal faaliyetler yapanların üretimiyle benzer hale geliyor. Geçen sefer sergiyi eylül ayında bağbozumu sırasında yapmıştık. Bu yıl ise haziran ortasında gerçekleştiriyoruz. Her seferinde farklı bir bitki örtüsü, renk tonu, ekolojik çeşitlilik bizi karşılıyor. Bu durum sanatçıların üretimlerine de elbet yansıyor. Buradaki koşullar yavaş ve döngüsel bile olsa şartlar daha sert ve sınırları zorluyor. Bu durum özellikle yapıtların kurulumları sırasında bazı beklenmedik sonuçları ortaya çıkarabiliyor. Bir rüzgâr esiyor ve her şey onun dediği gibi oluveriyor.

Öte yandan Barbare Studio’nun kurucusu olan Celine Topsakal’ın yerel üreticilerle yakın etkileşimde olma isteği bu dinamikleri hızlandırma potansiyeli taşıyor. Geçtiğimiz eylül ayında Kayda Değer başlığı altında Barın Han’da bir kamusal program hazırladık. Bu programda ilk sergide sorduğumuz soruları farklı deneyimlere sahip olan konuşmacılarla paylaştık, ilham aldığımız kitap ve makalelerden bir kütüphane oluşturduk, referans noktalarımızı genişletip diyaloğa herkesi dahil etmek ve araştırmalarımızı veya elde ettiklerimizi birlikte tartışmak üzere bir platform yaratmak istedik. Kısacası temas noktalarını fikirler üzerinden de genişletmek asıl hedefim.

Celine Topsakal
Celine Topsakal

Celine Topsakal: Melis’in dediği gibi arazinin bilinmezleri başta bizi sınadı; ama sonra akışa direnmemeyi, onunla beraber şekillenmeyi öğrendik. Karşımıza çıkan engellere yaratıcı sürece yön veren sunular olarak bakmaya başladık.

Kayda Değer kamu programı kapsamında Melis ile kurguladığımız Emek konuşmasında da insanın doğayla kurduğu dönüştürücü ilişkiyi ve emeğin günümüze nasıl tesir ettiğini sorguladık. Barbare’nin hem sanat hem de tarım alanı olması, bu iki emek biçimini yan yana görmemizi sağladı. Zihinsel, fiziksel, tarımsal ve görünmez emeğin birleşiminden doğan farklı zaman deneyimini konuştuk. Bahsettiğiniz hızlı dinamikler aslında emekle birlikte bir süzgeçten geçiyor. Farklı perspektiflerle, bu araziyle kurduğumuz karşılıklı anlaşma ve ortaklaşma sürecini paylaştık ve kutladık. Yakında bu konuşmaları daha erişilebilir kılmak için YouTube’da da yayınlayacağız.


Barbare Studio, yerel bilgiyi odağına alarak geleneksel zanaat pratiklerini sanatla yeniden canlandırma ve kolektif üretim biçimlerine alan açıyor. Temas Bölgesi’nin birbirinden oldukça farklı disiplin ve pratiklerden gelen bir sanatçı listesi olduğunu düşünerek soruyorum; arazinin sahip olduğu yerel hafıza ile güncel sanatın araştırma odaklı yaklaşımları nasıl etkileşimlere girdi?

T.M.G: Yukarıda bahsettiğim Kayda Değer programı aslında bu etkileşimi arttırmak maksadı ile yapılmıştı. Buradan aldığımız yolla sanatçılara yönlendirmeler yapmak, referansları paylaşmak, yerel hafıza ile ilgili kayıtlar tutmak ve bunları paylaşmayı hedefledik. Sanatçılardan aldığımız izinler doğrultusunda her birinin yaptığı araştırmayı sergi sonrasında kamusal hale getirdiğimiz bir sistem düşündüm. Bu arşiv benden sonraki küratörlere ve araştırma yapmak isteyen herkese bir veri tabanı olarak kalacak. Her yaptığımız etkinlik bu zihinsel haritayı daha detaylı hale getirecek. Ayrıca Kayda Değer programı sırasında Gözgöründü isminde Trakya merkezli bir açık çağrı ile sergi yaptık. Burada da amaç, Trakya bölgesinde sanatçıları tanımak, genç sanatçılardan oluşan yine bir veri tabanı oluşturmak gelecekte olası iş birliği ihtimallerini çoğaltmaktı. Celine aynı zamanda Trakya odaklı bir koleksiyon yapmaya başladı bile. Kısacası bu proje Trakya’da üzüm bağlarında bir sergi yapmanın çok ötesinde kendi içinde birbirine bağlanan yüreklendirici projeler barındırıyor. Bu anlamda Celine ile benzer vizyonlarda olmamız bizi yan yana tutuyor.

C.T: Tekirdağ’da yerel bir kültürel kapıya dönüşmek benim için çok kıymetli. Melis ile yaptığımız bu çalışmaları yerel zeminle kurduğumuz köklü bir bağ olarak görüyorum. Geçen sene Gözgöründü kapsamında Melis ve Deniz Erbaş’ın OddART SPACE’te gerçekleştirdiği portfolyo günleri, oradaki genç sanatçılarla kurulan bilgi değişimi bunun en somut örneğiydi. Melis ile kurulumdan itibaren bizzat sahada, bu ekosistemin içinde olmamız işin omurgasını oluşturuyor. Araştırma her zaman metinsel bir çıktıya dönüşmek zorunda değil; yerel bilgiye ayırdığımız zaman, onu dinleme biçimimiz ve karşılıklı olarak birbirimize kattıklarımız zaten yaşayan bir araştırma süreci. Kütüphanemiz sahada biriktirdiğimiz fikir alışverişleri ve insanla, toprakla kurduğumuz diyaloglardan ibaret.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page