top of page

Devam ediyor, daha bitmedi

Nilbar Güreş’in Kadife Bakış isimli sergisi 11 Eylül 2025 - 10 Mayıs 2026 tarihleri arasında, Emre Baykal küratörlüğünde Arter’de gerçekleşiyor. Sergiyi, işleri birbirine teyelleyen geçişler ve dönüşen anlamlar üzerinden sergiyi ele alıyoruz


Yazı: Alp Esin



Nilbar Güreş, MAYZU: Hindistancevizi ve Muz Veren Ağaç, detay, 2022, Karışık teknik, 400 x 640 x 200 cm


Nilbar Güreş’in Türkiye'deki ilk kurumsal kişisel sergisi Kadife Bakış, Arter’de devam ediyor. Küratörlüğünü Emre Baykal’ın yaptığı bu sergi, sanatçının 25 yıllık pratiğinin fragmanlarını kronolojik olmayan bir şekilde, eserleri birbirine teyelleyerek bize sunuyor. “Teyellemek” ifadesini işlerin kendi içinde de gördüğümüz kırılganlığa, “devam ediyor, daha bitmedi” hissine işaret etmek için seçtim. Kumaş, dokuma ve örgülerle ilgili tekrar bu terzilik meselesine geri döneceğim.


Bu serginin iki girişi var diyebilirim, Arter’in ikinci katına direkt asansörle çıkarsanız hemen sağınızda sizi dev bir monstera karşılar. Bu kollarını açmış işgalci canavar; pullu payetli, şıkır şıkır yapraklarıyla sizi oyalarken bir yandan da parlak sarı hava kökleriyle evin kedisinin yemeğine musallat olur. Burada küçük bir sapmayla kedinin ismini öğreniriz: Daisy.



Nilbar Güreş, Monstera, 2025, Bakır, çömlek, kumaş, seramik, Değişken boyutlar


Bu şiddetli giriş size ilk anahtarı verir, tabii yanılıp benim yaptığım gibi ikinci kata asansörle çıkarsanız. Unutmayın, bir canavarı sadece canavarların varlığına inanan biri tanıyabilir.¹


Diğer girişe, yani belki asıl girişe geçmeden monsteranın karşısındaki duvarda özgün baskıların içinde kedinin maceralarını izlemek ve zamansal olarak bu iki işin iki uçtan birbirlerine selamlamalarındaki devamlılığa ve hacim değişikliğine tanıklık etmek, biraz sonra göreceklerinizin birbiriyle nasıl konuştuklarını ve ayrı durabildiklerini anlamak için önemli. 



Nilbar Güreş, Kadife Bakış, Sergiden görünüm, 2025, Arter. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz


Monstera aslında serginin sonu mu? Yoksa bu kuyruğunu kovalayan bir sergi mi? Belki her ikisi de.


Sergide önerilen kullanım şekline uyduğunuzdaysa her şey tıkır tıkır işliyor ve Arter’in mimari planı sizi bir yürüyüş hattına yönlendiriyor. Bunun için zemin kattan asansöre binip sergi salonlarının başlangıç noktası dördüncü kata çıkmanız yeterli. Mekânın sizi yönlendirdiği merdivenleri kullanıp yürüyerek aşağı inebilir böylece hiçbir şeyi kaçırmamış olabilirsiniz. Bu şekilde sergiler arasındaki ilişkiselliği de kaçırmamış olursunuz. Bunu böyle yapmayı üçüncü denememde akıl etmem olaylara yaklaşımımda bazı aksamaları açıklıyor olabilir ama bu pırıltılı hayat da benim sonuçta.


Üst kattan aşağı doğru yöneldiğinizde, Nilbar Güreş’in sergisine Hera Büyüktaşcıyan’ın Hayalet Kuartet isimli kişisel sergisini bitirdikten sonra merdivenlerden inerek ulaşıyorsunuz. İlk bakıştaki kontrast sizi sarsıyor. Büyüktaşcıyan’ın kırık şehir parçalarından oluşan ruhani, tekinsiz düzenlemesi benzersiz bir zamansızlıkta akarken, siz oluşan yas havasıyla tütsülenmiş hâlde merdivenlerden inip Nilbar Güreş’in sergiye ismini veren işi Kadife Bakış’la karşılaşıyorsunuz ve o size tam olarak “Ne var, niye geldin ki sen?” diyor. İşte, Kadife Bakış sizi böyle aşağıdan yukarı süzerek karşılıyor.



Nilbar Güreş, Kadife Bakış, Sergiden görünüm, 2025, Arter. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz Önde: Nilbar Güreş, Kadife Bakış, 2020, Kumaş, makrame, 366 x 340 cm


İki sanatçının kültürel katmanlar, kimlik meseleleri, görünürlük ve yas üzerine yaklaşımları, görünmeyeni göstermek ama aynı zamanda temsilin kendisini problem etmek üzerine olan projeksiyonları birbirleriyle rekabet etmeden birlikte yükseliyor. İki serginin aynı zamana denk gelmesi büyük şans olmuş.


Bu sefer doğru yönden olduğunu düşündüğüm bu sergi girişi yine farklı zamanlardan gelen işlerin iç seslerine doğru izleyiciyi (beni) çekiyor, kendine teyelliyor. Yazının bu noktasında işleri tek tek konuşmaya devam etmeyeceğim, bu imkânsız ve aynı derecede gereksiz bir çaba.


Nilbar Güreş’in her türlü ruhaniliği reddeden tavrı sizi farklı yönlerden sarıyor, size dil çıkarıyor, meydan okuyor, bakışınıza dolaşıp size çelme takıyor. Yoruluyorsunuz; karşınızda Haka dansı yapan, yorulmayan, bağıran, sesi kısılan, tam kavgayı kabul ettiğiniz anda sizi kucaklayan biri var.


O sizinle değil temsille kavga ediyor, siz üstünüze alınıyor ve bir anda anlıyorsunuz; ortada kavga yok temsilin silinmesi var, gördüğünüz şey bildiğiniz dünyadan geriye kalanlar. Onun işlerinde güneş size nanik yapıyor, bir dil çerçeveyi aşağı itiyor ya da sergi salonunun ortasında size bir selfie penceresi açıyor ve kendi bakışının içine çekiyor.



Nilbar Güreş, MAYZU: Hindistancevizi ve Muz Veren Ağaç, detay, 2022, Karışık teknik, 400 x 640 x 200 cm


Bir noktada bu serginin yüzde kaçı kumaş işlerden oluşuyor diye düşünüyorum, içimdeki zayıf sayısalcı “çoktur herhalde” diyor, teyeller konusuya yeniden göz gözeyim. Önce söylemem lazım, teyel çocukluğumdan bildiğim ama kendim katılamayacağım bir şey. O, bir kadın işi. Annemin masa üstüne yaydığı kumaşlara eğri cetvellerle (“riga” deniyor, o kadarını biliyorum tabii) kuru sabunla çizdiği çizgilere iğne iplikle attığı aralıklı dikiş, ön dikiş, teyel. Nilbar Güreş bu “kadın işi”ni yaptığı bütün kumaş, dokuma ve örgü malzeme işlere kesintisiz bir biçimde teyelliyor; daha güçlü bir şekilde dikilmek üzere işaretliyor ya da zihnimizde tamamlamamız için bize bırakıyor.


Nilbar Güreş; Türkiye’de kimlik, görünürlük ve birlikte yaşama meselelerinin yeniden tartışıldığı bir dönemin duyarlılığını, şiddeti, politikayı, aslanın ceylanla arkadaşlığını, bitmeyen oyunu ve oyunun içindekini görmek için zamana yayılan bu maceraya işaret ediyor. Bunu bulunduğu yerden, sanatın içinden yapıyor. Bizler bu sergi sayesinde onun işlerindeki bakışı izleyebiliyoruz.


Ben yaygın kanının aksine bu serginin bir retrospektif olduğunu düşünmüyorum; daha çok Nilbar Güreş’in sanat pratiğinin görülmesi için yapılmış bir kolaj ve bu haliyle de güncel bir iş.


Kadife Bakış sergisi Venedik Bienali öncesi orada bizi nasıl bir projeksiyonun beklediğini söylüyor olabilir. Yeni serginin adını bu sergiden sonra öğreniyoruz, bir sonraki sergiye teyelleniyoruz.²



Nilbar Güreş, Kadife Bakış, Sergiden görünüm, 2025, Arter. Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz



1. Hal Hartley’in 2001 yılı yapımı No SuchThing filminden bir replik. Biraz spoiler vereyim, film bir canavarla ilgili.


2. 9 Mayıs - 22 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi’nde, Türkiye Pavyonu’nda Nilbar Güreş yer alıyor. Gözlerinizden Öperim isimli serginin küratörlüğünü Başak Doğa Temür üsteniyor. Sanatçının Arter’de devam eden sergisi ise 10 Mayıs 2026 tarihine dek açık.


Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page