Boşluğa giriş: Y O L O


Senkron Eş Zamanlı Video Sergileri’nin ikinci edisyonu kapsamında gerçekleşen YOLO sergisi Mixer Arts’ta seyirciyle buluştu. Ozan Atalan ve Ekmel Ertan’ın ortak projesi olan sergi, bizleri gerçek ile varsayılan arasındaki çizgide bir lunapark yolculuğuna çıkartıyor


Yazı: Ceylan Önalp


Ekmel Ertan & Ozan Atalan, YOLO, 2022, Videodan ekran görüntüsü


29. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında, gece yarısı çılgınlığı seçkisinde gösterilen üç filmden biri yapıtlarıyla izleyicinin hem aklını karıştıran hem de düşündüren Gaspar Noé’nin Enter the Void isimli filmiydi.


Bütün dünyada ses getiren filmi Irreversible’daki senaryo ve kurgu performansından sonra Noé’den beklenen kendine has teknikleri, ana karakterlerin yüzlerinin neredeyse hiç gözükmeyişi, çoğu sekansın ana karakterin arkasından çekilmiş oluşu ve yan karakterlerin olduğu sahnelerin de genelde havadan yapılmış çekimlere sahip olması, aslında lunaparkta sürekli hareket halinde olan bütün aletleri hatırlatan bir tavırda.


Ekmel Ertan & Ozan Atalan, YOLO, 2022, Videodan ekran görüntüsü


Görsel altyapı olarak da, çekim yeri olan Tokyo’nun renklerine has halüsinatif boyutunun rahatlıkla deneyimlendiği bir yapıya sahip olan film bu bakımdan da lunaparkın sürekli yanıp sönen, kâh göz yakan kâh insanın denge ve gerçeklik algısıyla oynayan neon ve çeşitli ışık yerleştirmeleriyle benzer bir his yaratıyor. Ozan Atalan ve Ekmel Ertan’ın Senkron Eş Zamanlı Video Sergileri için özel olarak hazırladıkları YOLO video performansının çekimleri de tıpkı Noé’nin filmindeki gibi tek mekânda çekiliyor. İzmir’in en eski lunaparklarından birinde yapılan çekimler sırasında hava çekimleri için bir drone, diğer çekimler içinse birkaç farklı taşınabilir kamera kullanılıyor. Projede yer alan genç oyuncu sadece bedensel performansıyla diyalogsuz, aralarda histerik kahkahalar atarak ortamın gerçek ile gerçek dışı arasında durduğu ince çizgiye hacim katıyor.


Ekmel Ertan & Ozan Atalan, YOLO, 2022, Videodan ekran görüntüsü


Bu yazı alışılan sanat yazılarının düz yazı formatından farklı olarak hem usta yönetmen Gaspar Noé’ye hem de İngilizcede son yıllarda sıkça kullanılan You Only Live Once (YOLO) deyişine bir gönderme özelliği taşıyor. Bir kurgu formatındaki bu göndermeyle hayatlarımızdaki gerçek ile varsayılan arasında duran zamansız ve mekânsız boşluğa da tekrar bakabiliriz. Boşlukta ne göreceğimiz ise hayal gücümüze ve gerçeklik algımıza kalmış.


Ekmel Ertan & Ozan Atalan, YOLO, 2022, Videodan ekran görüntüsü


[ENTER]


Proje Fikir ve Kurgu: Ekmel Ertan, Ozan Atalan

Görüntü Yönetmeni / Drone Operatörü: Ömer Gümüşer

Lunapark Oyuncak Operatörü: Mithat Turak

Oyuncu: Koray Doğan

Mekân: Lunapark

Galerideki Kurgu: Mixer küçük sergileme odası, Simsiyah duvarlara asimetrik olarak asılan ekranlar ve bir duvara yansıtılan projeksiyon

Yerleştirme Fotoğrafı: Nazlı Erdemirel


Ekmel Ertan & Ozan Atalan, YOLO, 2022, Videodan ekran görüntüsü


Sahne 1: Lunaparka giriş (Drone ile havadan çekim, gece)


Boş bir lunaparkta kendi kendine dönen atlı karınca ve dönme dolap. Kamera yaklaştıkça alanın terk edilmiş ve var ile yok arasındaki hali fark edilmeye başlanıyor. Aletlere yavaşça yaklaşan kamera lunaparkta turlayıp, ikinci sahnede yer alan çarpışan arabalara geçiyor.


Sahne 2: Çarpışan Arabalar (Oyuncu, diyalog yok, ara sıra kaydın sesi açıldığında cızırtılar duyuluyor, gece)


Oyuncu çalışmayan çarpışan arabalara doğru geliyor. Girişi kapalı alana gizlice girdikten sonra, çarpışan arabaları adeta zorlarcasına iterek çalıştırmaya çabalıyor. Ardından arabalardan bir tanesine oturup, çalışıyormuşçasına kullanıyor. Bunu yaparken histerik kahkahalar atıyor. Çekimde ses yok. Sadece rastgele seçilen bazı kahkaha sahnelerinde fonda televizyon bozulduğunda ekrandaki siyah boşlukta çıkan cızırtıları duyuyoruz.


Ekmel Ertan & Ozan Atalan, YOLO, 2022, Videodan ekran görüntüsü


Sahne 3: Balerin ve Atlı Karınca (Oyuncu, diyalog yok, ara sıra kaydın sesi açıldığında cızırtılar duyuluyor, gündüz)


Önce durağan haldeki balerine ve ardından atlı karıncaya binen oyuncunun histerik beden dili ve yüzündeki yapmacık mutluluk ile ürkek mimikler aslında dışarıdan görünenin her zaman gerçek olmadığına işaret ediyor. Öte yandan, oyuncunun tek kişilik diyalogsuz bir performans sergilediği çekimlerde durmadan çalışmayan aletlere binip sürekli çalıştıklarını varsayması ise robotikleşen hayatlarımızın akışının aslında ne kadarını kendimiz için ve ne kadarını düşünmeden sırf görev gereği yerine getirdiğimizi sembolize ediyor.


Sahne 4: Lunaparktan çıkış (drone ile havadan çekim, gece)


Kamera havadan lunaparktaki ilk çekim sahnesine geçiyor. Boş bir lunaparkta kendi kendine dönen atlı karınca ve dönme dolap. Yavaşça havaya doğru yön değiştiren kamera kapanıyor. Karanlık. Her yer simsiyah.


[THE VOID]