Ve müzik hiç durmaz: Bir ve/ya birkaç Komet

Gerçekten de Mallarmé’nin Rimbaud’ya verdiği lakapla bir kuyruklu yıldız, iki yerden, geçmişten ve gelecekten aynı anda geçebilir mi? Bir yerde kaybolduğu vakit, paralel bir memleketten görülebilir mi?


Yazı: Oğulcan Yiğit Özdemir



Komet, Memduh Şevket Esendal, 2018


Ölen bir sanatçıdan nasıl bahsedilebilir? Daha doğrusu, şöyle sormama izin verin; bir sanatçının ölümünden sonra kalan nedir? Eserleri mi? Onları zaten müzeye tıkacağız ve gelecek kuşakların engin -ya da en azından daha engin olduğu düşünülen- iç görüsüyle, çağımızca da mahkûm edeceğiz. Enine boyuna konuşup, analiz tezgâhından geçirip otopsisi çıkmış kurbağaya benzeteceğiz. Amma soru baki, aynı bir bukalemun misali kalemgâhımıza renk ve meşrep değiştirerek takılan cinsten; şimdi ölen gerçekten ne?



Komet, 2019, Fotoğraf: Elif Kahveci


Bir kuyrukluyıldızdan artakalan nedir?


Bay Güleryüz ismin Bill Haley and the Comets isimli rock and roll grubundan geldiğini itiraf ediyor nehir söyleşisinde. Peki ama, Komet göstereninde bir kuyrukluyıldızdan fazla olan parlaklık nereden geliyor? Onunla ve/ya sanatıyla ilgili bölük pörçük anılardan mı ibaret yoksa bir kara delikten püsküren ışık demeti mi? Daha da önemlisi, hadi itiraf edeyim, bireysel olarak hafızamı -hani şu güncel sanatın epeyce epritilen teması olan, Arapça hfz (hafız, hıfzı gibi gibi) kökünden gelen sözcük- zorlayan şey tam olarak ne bu isimde?


İsimle ilk temasımda bile, güncel kabullerimi zorlayan bir fazlalık var, pek yücelttiğim bireyselliğimin kronolojik -işte şu sene doğdum ve şu yaştayım, gibi- alanına konduramadığım bir yük. Sanıyorum bu, biraz da başka bir zaman tüneline kancayı atmakla ilgili bir şey. Aynı Komet adı altında bastırdığı şiirlerinden birinde Gürkan Coşkun’un ifade ettiği gibi, madde aynı anda iki yerde var olur mu hiç? Artık, diyordu ki o, “olsa da olur, olmasa da”. Soru ilginçliğini, pratik önemini yitirmiştir. Bir ihtimal olarak öyledir belki, gerçi, bununla ne yapılır bilinmez.

Gerçekten de Mallarmé’nin Rimbaud’ya verdiği lakapla bir kuyruklu yıldız, iki yerden, geçmişten ve gelecekten aynı anda geçebilir mi? Bir yerde kaybolduğu vakit, paralel bir memleketten görünebilir mi? Çünkü biliyoruz ki Komet ve sanatı, seyirciler nezdinde ve sanat tezgâhınca uzun bir zamandır güncel olarak ifade ettiklerinden çok, “bir zamanlar” ifade etmiş oldukları için önemliydi.



Komet, Uzun İnce Bir Yoldayım, 3'19", 2011


Gerçi bu oyunu da Dolapdere’de açtığı dev sergiyle bozmamış mıydı “ihtiyar”? Gerçi ben onu hep genç hatırlıyorum. Nereden hatırlıyorum, bilmiyorum.


Sanırım bu ayraç, bugün pek çok sanatçı için geçerli. Sanat tarihine atılan neo-liberal parantezin ve piyasa fotosentezinin sonucudur belki, belki kaderi az kederi bol bir ülkenin sanatının, tarihçiliğinin cilvesidir, krizidir…


Önemli olan şu ki, Komet, Baudrillard’ın Sartre için söylediği gibi “gelecekte hatırlanacaktır”, tam da aynı anda pek çok yerde olduğundan, gerçi o bunu o an için önemsemese de. Son sergisinde sürdüğü kara tonlar Agamben’i yankılıyor “çağdaş çağının karanlığına gözlerini diken kişidir.”


Cézanne’ı geç, kübistleri de, yeni-figürü de; göğe bakalım.



Komet, 1990’lı yıllar, Tuval üzerinde yağlı boya, 102x82cm