Alt/Üst: Yeniden kurulan bir kesit
- Unlimited

- 9 Nis
- 4 dakikada okunur
Eda Soylu’nun 3 - 30 Nisan 2026 tarihleri arasında Merdiven Art Space’te gerçekleşen Alt/Üst isimli kişisel sergisi, sanatçının ev, hafıza ve nesne etrafında şekillenen üretim hattına geri dönerek bu birikimi yeniden okumaya açıyor

Eda Soylu, Alt/Üst, Sergiden görünüm, Merdiven Art Space, 2026
Eda Soylu’nun yedinci kişisel sergisi Alt/Üst, 3 - 30 Nisan 2026 tarihleri arasında Merdiven Art Space’te gerçekleşiyor. Sanatçının 2012’den bu yana ev ve yer etme etrafında geliştirdiği üretim, Ve evin yüzü burkuldu isimli seri kapsamında bu sergide bir araya geliyor.
Soylu’nun 2013’ten bu yana sürdürdüğü bu seri, adını Metin Altıok’un Yıkıcılar Geldiler şiirinin bir dizesinden alıyor ve bir evin yıkım sürecinden hareketle içsel ve dışsal çözülme biçimlerini birlikte düşünmeye açıyor. Sanatçının pratiğinde şiir, biçime dönüşmeden önce var olan bir duygu alanı olarak ortaya çıkıyor; kayıp ile kalıcılık, yıkım ile hatırlama arasındaki gerilim bu hatta eşlik ediyor.

Bu hattın erken kesitlerinden biri olan ve 2014 yılında Berlin Art Project'te gerçekleşen Unutulmuyor Ne Tuhaf, sanatçının kişisel deneyimlerinden ve tanıklıklarından yola çıkarak yıkımın izlerini hem bireysel hem toplumsal bir düzlemde ele aldığı bir eşik olarak beliriyordu. Farklı biçimlerde ortaya çıkan baskı ve bastırılma hâllerinin izini süren bu üretimler, belleğin nasıl taşındığına ve hangi izlerin kalıcı olduğuna odaklanıyordu.

2016 yılında Kadir Has Üniversitesi'nde yer alan Galeri Khas'da, Hasan Bülent Kahraman küratörlüğünde gerçekleşen Evi Yeniden Kurmak, bu hattı mekânsal ölçekte genişleterek, farklı evlerin yıkımından geriye kalan yapı malzemeleriyle sanatçının kendi evinden sökülerek taşınan mimari unsurları bir araya getiriyordu. Yaklaşık 300 metrekarelik bu yerleştirmede ev, deneyimle ve hafızayla şekillenen bir alan olarak düşünülüyordu.

2018 yılında Mixer'de gerçekleşen Anneannemin Evinden Kalanlar ise bu araştırmayı daha gündelik ve kırılgan izler üzerinden derinleştiriyordu. Gidenin ardında oluşan boşluk, ev, eşyalar ve gölgeler aracılığıyla düşünülürken; erimiş perdeler, çatlamış tabaklar, seloteyple onarılmış vazolar ya da yüzeyinden soyulmuş duvar kâğıtları gibi nesneler, kaybın ve sürekliliğin taşıyıcılarına dönüşüyordu. Ev, burada hem çökmeyi önceden sezen hem de içinde yaşayanla birlikte dönüşen bir varlık olarak beliriyordu.
Solda: Çiçekli Gaz Kapsülleri, (Korktum projesinin ilk işlerinden) 2013, Fotoğraf: Ekmel Ertan
Sağda: Temizlik Katı, Sesli yerleştirme, 2013, Fotoğraf: Ekmel Ertan
Sanatçının nesneler ve hafıza etrafında geliştirdiği üretim, Bellek Nesneleri başlıklı sergide de farklı bir bağlamda görünürlük kazanmıştı. Ekmel Ertan küratörlüğünde Goethe-Institut İstanbul’da gerçekleşen sergi, Soylu’nun farklı zamanlarda ve bağlamlarda ürettiği işlerini bir araya getirerek hafızanın katmanlı yapısını mekân üzerinden yeniden kuruyordu. Sergi üzerine Ceylân Önalp’in Soylu ve Ertan ile gerçekleştirdiği röportaj, bu üretim hattını bireysel deneyim ile toplumsal hafızanın kesiştiği bir düzlemde ele alıyordu.
“Yaşanmışlıkların üstüne başka yaşanmışlıklar eklendiğinde en altta kalanın hakikaten canı çıkıyor ve yokmuş, hiç yaşanmamış muamelesi görebiliyor. Bu sergi en altta kalanı, bir üstte yatanı, onun üstünde duranı ve diğerlerini gözler önüne seriyor ve hak ettikleri önemi vererek önce görsel bellekte, ardından hafızanın derinliklerinde bir yere konumlandırıyor. Buluntu objelerin kullanımı görsel bellek için önemli. Buluntu objeler, gerçeği yansıttıklarından, hafızada açık ve açıkta olan bir yaraya tuz basıyor.”
-Eda Soylu
Solda: Balığın Karnında, Sergiden görünüm
Sağda: Eda Soylu, Buluşmanın İzinde serisinden, Ebru ve ebruli bazlama, 2025
Soylu’nun pratiğinde şiirle kurulan ilişki ise, daha yakın tarihli işlerinde kendini gösteriyor. Sanatçının Hatice Utkan ile birlikte gerçekleştirdiği Balığın Karnında başlıklı sergi, 8 Mayıs - 19 Temmuz 2025 tarihleri arasında Barın Han’da izleyiciyle buluşmuştu. Sergi kapsamında Barış Baykan, Mert Onur, Esra Özkalkan, Nur Soylu, Berke Cem Sönmez, Gözde Tolan ve Kaan Urgancıoğlu gibi farklı disiplinlerden isimlerin katkılarıyla şekillenen kolektif üretim, şiir, ses ve yerleştirme arasında kurulan ilişkiyi genişletiyordu. Resim, yerleştirme ve şiirin bir araya geldiği bu sergide, kelime ile imge arasında kurulan ilişki mekâna yayılırken, farklı disiplinlerden üretimler ortak bir ifade alanında buluşuyordu. Sergi üzerine Ceylân Önalp’in kaleme aldığı yazı, bu çok katmanlı yapıyı şiir ve görsel sanatlar arasındaki geçişler üzerinden ele alıyordu.
“Sergi gezilirken insana bir halin, bir titreşimin peşinde olduğu hissini veriyor. Eda Soylu’nun işleri bu kelimeleri yalnız bırakmıyor; onlara biçim, doku ve bazen bir tür yankı veriyor. Nesnelerin konumları, aralarındaki mesafe, izleyicinin zorlanmadan ama farkında olarak yavaşlamasını sağlıyor. Bu yavaşlık hali, şiir okuma ritmini mekânsal bir deneyime dönüştürüyor. Adeta sergi, bir şiiri yüksek sesle değil, içinden okuyormuş hissi veriyor.”
-Ceylân Önalp
Eda Soylu, Alt/Üst, Sergiden görünüm, Merdiven Art Space, 2026
Merdiven Art Space’te gerçekleşen Alt/Üst, bu üretim hattına geri dönerek özellikle Evi Yeniden Kurmak sergisini bugünden tekrar okuyor. On yıl önce yaklaşık 300 metrekarelik bir yerleştirme olarak kurgulanan bu iş, bu kez bir kesit olarak yeniden kuruluyor. Duvarın zemine indiği, zeminin ise izleyicinin adımlarıyla çözülerek dağıldığı bu yerleştirmede, sabit olduğu varsayılan zemin kırılganlaşıyor; yüzey ise başka bir düzlemde yeniden kuruluyor.
Sanatçının daha önce farklı sergilerde ele aldığı ev, hafıza ve nesne ilişkisi bu kez hem mekânsal bir yeniden kurma hem de katmanları açığa çıkarma biçimi olarak beliriyor. Unutulmuyor Ne Tuhaf ile başlayan ve yıkımla hatırlama arasındaki gerilimi izleyen üretim hattı, Evi Yeniden Kurmak ile mekâna, Anneannemin Evinden Kalanlar ile gündelik nesnelere ve kırılgan izlere, Bellek Nesneleri ile bireysel ve toplumsal hafızanın kesiştiği katmanlara, Balığın Karnında ile ise kolektif üretim biçimlerine ve çok katmanlı bir ifade alanına işaret ediyor. Bu süreklilik içinde Alt/Üst, hem bu birikimi geri çağıran hem de onu bugünün koşulları içinde yeniden konumlandıran bir kesit olarak ortaya çıkıyor.
Eda Soylu, Alt/Üst, Sergiden görünüm, Merdiven Art Space, 2026
Soylu’nun röportajında da vurguladığı üzere, hafıza üst üste binen, bazı katmanları görünür kalırken bazılarının silikleştiği bir süreç. Bu nedenle sanatçının üretiminde nesneler, hatırlamayı tetikleyen ve unutmanın izlerini görünür kılan araçlar olarak yer alıyor. Alt/Üst de bu yaklaşımı mekâna taşıyarak, izleyiciyi hem fiziksel hem de belleksel bir çözülme ve yeniden kurma deneyiminin içine yerleştiriyor.
Temel ile yüzey arasındaki ayrımın kesinliğini yitirdiği bu düzlemde Soylu, zamana yayılan dönüşümü kişisel olan ile toplumsal olanın iç içe geçtiği bir alan olarak ele alıyor. Alt/Üst, bu anlamda hem geçmiş üretimlere geri dönen hem de onları bugünün koşulları içinde yeniden konumlandıran bir kesit sunuyor.
Sergi, 30 Nisan 2026 tarihine kadar Merdiven Art Space’te ziyaret edilebilir.





















Yorumlar