500K | Gülşah Mursaloğlu


Sanatçıların kişisel tarihlerinde, sanat pratiklerini şekillendirirlerken öne çıktığını, diğerlerinden bir yerde ayrıştığını düşündükleri bir yapıtı kendi kelimeleriyle ifade ettikleri; kendi serüvenleriyle yapıtlarının kesiştiği seri 500K Nazlı Yayla’ya anlatılan, 500 kelimeden oluşan ve her ayın ilk Çarşamba günü unlimitedrag.com üzerinde mekân bulacak metinler aracılığıyla geleceğe dönük bir arşiv oluşturmayı hedefliyor. 500K bu hafta Gülşah Mursaloğlu’nun Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler başlıklı yerleştirmesiyle devam ediyor


Dosya: Nazlı Yayla

Gülşah Mursaloğlu, Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler, 2016, Diş macunu, ay çekirdekleri, pirinç zil, ahşap, kağıt hamuru, buz kalıpları, cam, yün, su ve akrilik boya, Değişken boyutlar, Fotoğraflar: Jared Powell

Gülşah Mursaloğlu, Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler ile zamanı işaretlemenin çok yönlü yollarını, bedenimizle hergün temas eden diş macunu üzerinden araştırıyor. Sergi süresi boyunca gözlemlenen değişimler, insanların ve diğer türlerin zamanla kurduğu ilişkileri ve çeşitli zamansallıklara dair anlayışları sorguluyor. Mursaloğlu bu işle birlikte pratiğinin odağını birçok malzemenin birleşme biçimlerinden oluşan sistemlerden uzun soluklu araştırma ve ilişkiyi temel alarak malzemenin zamansallığına çeviriyor.


Gülşah Mursaloğlu, Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler, 2016, Diş macunu, ay çekirdekleri, pirinç zil, ahşap, kağıt hamuru, buz kalıpları, cam, yün, su ve akrilik boya, Değişken boyutlar, Fotoğraflar: Jared Powell


Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler (2016), yüksek lisansımı tamamladıktan sonra yaptığım ilk işti. Şikago’daki Hyde Park Art Center’da düzenlenen, Ground Floor Biennial başlıklı bir bienal kapsamında üretmiştim bu yerleştirmeyi. Bu iş o zamana kadarki pratiğimden birkaç şekilde ayrı düşüyordu. O dönem ürettiğim işlerin içeriği birçok farklı malzemenin bir araya geliş şekillerinden oluşuyordu. Yine gündelik hayatımızda işlemeyen sistemlerle, fonksiyonla kurduğumuz ilişkilerle ilgileniyordum ama malzemelerin tekil olarak kendilerinden ziyade birleşme biçimleri bunu imliyordu. Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler’da ise anlam ve içeriğin kaynağı malzemelerin kendisi olmaya başladı; onlar üzerinden kavramsal çerçevemi oluşturmaya başladım. Önceki işlerimde pek çok buluntu malzemeyle “işlevsiz sistemler” olarak adlandırdığım sistemler kuruyordum. Bu düzeneklerin bir fonksiyonu olmasa dahi bir sistem oldukları anlaşılıyor, işlev illüzyonu taşıyorlardı. Sonraki işlerimde de olduğu gibi bu yerleştirmelerde de geçici, bakılması gereken (su eklenmesi, değiştirilmesi), zamanın etkisini görünür kılan öğeler vardı ama bunlar daha ziyade ikinci plandaydı. Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler ile ise zamana dair meseleler, sorular pratiğimin merkezine oturdu.


Gülşah Mursaloğlu, Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler, 2016, Diş macunu, ay çekirdekleri, pirinç zil, ahşap, kağıt hamuru, buz kalıpları, cam, yün, su ve akrilik boya, Değişken boyutlar, Fotoğraflar: Jared Powell


Bu iş şöyle basit bir sorudan yola çıkmıştı: 1960’tan beri kullandığımız Eşgüdümlü Evrensel Zaman (UTC) sistemi olmadan zamanı nasıl ölçebiliriz? Saatlere bağlı kalmadan zamanın akışını nasıl hesaplayabiliriz? Bu sorunun cevabını ararken tuhaf bir biçimde diş macununa geldim. Diş macunu, günün başında ve sonunda sanki bir parantez oluşturur gibi dişlerimize değdirdiğimiz bir şey; öte yandan bu şey hakkında çok az bilgiye sahibiz. Diş macunuyla çalışmak hem sürekli temas ettiğim bu malzeme hakkında daha fazla şey öğrenmemi sağladı, hem de davranışlarıyla farklı bir zamansallıkla ilişkilenmeme izin verdi. Sergi alanına girildiğinde, bana verilen kısmın sekiz metre yükseklikteki tavanından yere kadar uzanan üç adet turkuaz çizgi görülüyordu. Bu çizgilerin her biri benim buz kalıplarından döktüğüm diş macunu parçalarından oluşuyordu. Tabii bir de bu çizgilerin yanı sıra bütün mekâna yayılan kesif bir nane kokusu mevcuttu. Bunlara biri masayı andıran diğeri ise daha organik bir formda olan iki ahşap heykel eşlik ediyordu. Bu formların belli kısımları, sayfiye yerlerinde bir zaman geçirme, tüketme aktivitesi olarak kullanıldığı için zamanın geçişiyle çok özdeşleştirdiğim ay çekirdekleri tarafından istila edilmişti. Ay çekirdekleri adeta bu bahsettiğim formların etrafında büyüyormuşçasına üzerlerine yerleşmişti. Daha büyükçe olan heykele işin üretim sürecinden parçalar da dahildi: kullandığım buz kalıpları, kalıpların dibinde kalan diş macunu artıkları. Ve yine zamanla ve zamanı işaretlemekle, ölçmekle özdeşleştirdiğim bir diğer nesne, ziller de işin parçasıydı. İçleri boşaltılmış, tokmakları çıkarılmış, fonksiyonsuzlaştırılmış iki adet zil.


Gülşah Mursaloğlu, Ubiquitous Notes for a Fellow Traveler, 2016, Diş macunu, ay çekirdekleri, pirinç zil, ahşap, kağıt hamuru, buz kalıpları, cam, yün, su ve akrilik boya, Değişken boyutlar, Fotoğraflar: Jared Powell


Diş macunundan oluşan bu çizgiler serginin başında çok daha yumuşaklardı ve turkuaz renktelerdi. Bir buçuk ayın sonunda mekândaki nane kokusu kaybolmuş, açık yeşile dönüp taş gibi olmuşlardı. Ubiqutious Notes for a Fellow Traveler, malzemenin ana aktör olduğu ve dönüşümünün bu ölçekte ve bu kadar belirgin olduğu ilk işim olarak diğerlerinden ayrılıyordu. Önceki işlerimde çok daha rastlantısal bir biçimde etrafımızdaki şeylerin düzenini araştırıyordum, bu süreçte karşıma çıkan herhangi bir buluntu malzeme işlerime dahil olabiliyordu. Bu noktadan sonra çalıştığım malzemelerle ise uzun süreli iş birlikleri kurmaya başladım; atölyede deneyip yanılarak, hareketlerini, davranışlarını öğrenerek, gözlemleyerek. Bu uzun soluklu araştırmalardan, deneylerden yola çıkarak yerleştirmeleri kurguladığım, zamana dair soruların öne çıktığı ve işlerimin daimî bir devinim ve dönüşüm içinde olduğu bir pratik oluşturmaya başladım.”