top of page

YEL, TOZ, PORTRELER: Nejad Melih Devrim

Kütüphanesinde yer alan sanatçı portreleri, fotoğraflar, davetiye, desen gibi görsel malzemeleri tekrar elden geçiren Necmi Sönmez, daha önce yayınlanmamış olan bu malzemeler üzerine YEL, TOZ, PORTRELER başlığı altında hazırladığı yazılara devam ediyor. Serinin bu haftaki yazısının odağında bugün 101. yaş gününü kutladığımız Nejad Melih Devrim var


Yazı: Necmi Sönmez


Nejad Devrim Çin'de Çay Toplayanlarla, 1960'lar


1 Temmuz 1923’te Büyükada’da doğan Nejad Melih Devrim’in 101. doğum günü, onun sıra dışı resimleriyle örmüş olduğu imge ağına tekrar bakmak için önemli bir fırsat. Türkiye’de 1945 sonrasında şekillenen “çağdaşlaşma” eğilimlerinde Nejad’ın son derece önemli olmasına rağmen yeterince bilinmeyen, hak ettiği kadar gündeme gelmemiş ayrıcalıklı bir konumu var. Onu kuşağının diğer üyelerinden (Avni Arbaş’tan Leyla Gamsız’a, Nedim Günsür’den Tiraje Dikmen’e) ayırıp tekil bir konuma getiren Nejad’ın kesin kez tanımlanması mümkün olmayan heyecanıyla daima yaşadığı zamanın ötesine, ileriye işaret eden imgeleri ortaya çıkaran olağanüstü yeteneğidir. Kolay değil bu yeteneği kavrayabilmek. Çünkü Nejad’ın dünyanın dört bir yanına dağılmış olan resimlerini bir araya getiren kapsamlı bir yayın bugüne kadar hazırlanamadığı gibi, çalışmalarının akibeti, nerede oldukları bilinmiyor. Retrospektif sergisi hazırlanmadığı gibi, ne biyografisindeki önemli detayları, ne de onun elinde fırsatları birleştirmesine rağmen neden bir “dünya sanatçısı” ol(a)madığınının nedenlerini de bilemiyoruz.


Şakir Paşa ailesinin üyesi olarak Büyükada’da doğan Nejad’ı resim sanatına yakınlaştıran annesi Fahrelnissa Zeid ve babası İzzet Melih Devrim onun destekçisi olmuştu. Şirin Devrim kendisiyle yaptığım konuşmalarda ağabeyinin annesinin ilgisini çekmek, daha çok onun yanında olabilmek için resim yapmaya yöneldiğini birçok kez belirtmişti. Ana oğul arasında yakınlaşma daha sonra rekabete dönmüştür. Elli yıldan fazla birbirlerine küs kalabilecek kadar birbirlerinden uzak duran bu iki sanatçı arasındaki yakınlaşma ve uzaklaşma noktaları bir romana konu olabilecek kadar çeşitlidir. 


Nejad’ın sanatını ve oldukça hareketli geçen hayatını üç döneme ayırarak incelemek yanlış olmaz. 


Nejad ve Fahrelnissa, 1940'lar, İstanbul


⚜️I. dönem: 1923-1945


1923-35: Büyükada Şakir Paşa Konağındaki kozmopolit kültür ortamı

1935-38: Berlin, Fransız Lisesi 

1938-41: Galatasaray Lisesi

1941-45: İstanbul Akademisi, Léopold Lévy Atölyesi, Bizans Sanatı uzmanı ve koleksiyoner Prof. Thomas Whiteemore’la tanışıp Ayasofya ve Kariye Camii’lerini konu alan bir dizi resim yapması 

1941: Liman Sergisi / Yeniler Grubu kurucu üyesi

1942: Taksim Belediye Gazinosu’nda İstanbul ilk kişisel sergisi

1943: Dayısı Cevat Şakir’i Bodrum’da ziyareti ve Bodrum 


Nejad Melih Devrim, Büyükada İskelesi, 1941 Yazarın Arşivi

Nejad’ın sanat eğitimini şekillendiren Fransız sanatçısı Léopold Lévy ona ilk gençliğinden itibaren Akademizm'in tuzaklarından uzak duracak şekilde doğayı inceleyip çalışmalarına konu etme eğilimi kazandırmıştı. Kendisi de tutkulu bir açık hava ressamı olan Lévy, Fransızca olarak anlaştığı bu öğrencisine doğadaki soyut formları gözlemleme alışkanlığını kazandırmıştı. O yüzden Nejad’ın sanatında peyzaj, doğa karşısında çalışma bir leitmotive olarak karşımıza çıkar. İster 14, isterse 64 yaşında olsun Nejad yanından hiç ayırmadığı desen ve suluboya malzemeleriyle sürekli olarak doğayı izlemiş, uzun yolculuklarında da gözlemlerini resimlerine konu ederek bakışını genç kılmayı başarmıştı. Onun ilk dönem resimlerinde Bizans Sanatı’nı, mozaiklerini inceleyerek edindiği bakış açısı hiçbir Türk ressamında görülmeyecek kadar Hıristiyan İkonografisinin izlerini taşır. Onun gençlik çalışmalarını ayrıcalıklı bir yere taşıyan bu eğilim, Nejad’ın formlardan çok renklerle ilgilenmesine neden olduğu için, en güzel ifadesini yazmalarda, dokumalarda, tekstillerde bulan Türk renkleri onun resimlerine belki de sezgisel olarak girmiş ve uzun süren sanat yaşamı boyunca "renksel ifade" bütünlüğü olarak çalışmalarına eşlik etmiştir. 


Nejad yaşadığı zamanın değil, yakın geleceğin resmini yapan öncü bir ressam olduğu için, d grubuna tepki olarak kurulan Yeniler Grubu’na katılan en genç ressam olarak figür-soyutlama-soyut üçgenlerinden ilerleyen bir ifade biçimini geliştirdiği için tekil bir konuma sahiptir. 


Léopold Lévy'den Nejad Devrim'e tebrik katı, 1948, Yazarın Arşivi


⚜️II. dönem: 1946-1960


1946: Paris'e kesin göç, Alice B. Toklas’la tanışma

1947: Paris'te ilk kişisel sergisi, sanat çevrelerinde Blond Turc olarak isim yapması, Sonia Delaunay, Michel Seuphor'la yakınlaşması

1952: Paul Éluard'ın şiir kitabına illüstrasyon, Maria Tarlowska ile evlenme

1952: Paris'te genç sanatçıların katıldığı Salon d'Octobre'u kurması

1953: Tristan Tzara şiir kitabına illüstrasyon

1955: Leo Castelli tarafından New York'ta Amerikan-Avrupa sanatı bağlamında çalışmasının sergilenmesi

1960: Varşavo’da bir yıl kalış, Moskova, Orta Asya Yolculuğu, Taşkent, Semerkant, Buhara, Alma-Ata…

Nejad Melih Devrim, Soyut Kompozisyon, 1946, Yazarın Arşivi

Nejad II. Dünya Savaşı biter bitmez, Akademi bitirme sınavına girmeden kendi kararıyla Paris’in yolunu tutar. Dünyanın dört bir yanında bu kente gelerek yeni sanatsal gelişmeleri takip eden genç sanatçılar ordusunun üyesi olarak kendini göstermeyi başarır. Ömrü boyunca faydasını göreceği Alice B. Toklas/Gertrude Stein çevresindeki ilişkiler ağını kullanarak ilk kişisel sergisini 1947’de açmayı başarması Nejad’ın önemli başarıları arasındadır. Bu sergiden alınan resimleri Fransız Devlet koleksiyonuna girer. Jacques Lassaigne’den Charles Estienne’e dönemin tüm önemli eleştirmenlerinin Nouvelle École de Paris akımının üyesi olarak selamladıkları genç Nejad’ın Paris’te 1946-56 arasındaki etkinlikleri kelimenin tam anlamıyla baş döndürücüdür. Onu bu denli ön plana çıkaran, Düssedorf’ta, Madrid’te, Londra’daki önemli Güncel Fransız Sanatı sergilerinde Paris’li sanatçı olarak gösterilmesini sağlayan geliştirmiş olduğu senteze dayalı resim dilidir. Soyut sanatı Doğu ve Batı kültürlerinin özelliklerini harmanlayarak yorumlaması Nejad’ın önünü açtığı gibi onu Paris’te şekillenen Art Informel akımının önemli temsilcilerinden biri haline getirir. 


Nejad Devrim, Otoportre, 1949, Roma, Yazarın Arşivi

Unutulmaması gereken, o yıllardaki öncü sanatın savunuculuğunu yapan galericilerle çalışmasına rağmen Nejad’ın karakterinden kaynaklanan bir özellikle belli bir galeriye bağlı olmak yerine bağımsız olmayı tercih etmesidir. Savaş sonrası Paris’te yeniden şekillenen sanat piyasasında galericiler sanatçılara belli aylık ödemeler karşılığında kontratlar önermekte ve onların üretim biçimlerini sınırlayıp şekillendirerek belli bir algı yönlendirmesi yapıyorlardı. Bu numaralar karşısında Nejad her zaman bağımsız olmayı tercih ettiği için 1950'lerin sonunda yalnızlığa bürünür. Hem sanat ortamı değişim içindedir, hem de onun iyi yürümeyen evliliği farklı adımlar atmasını gerekli kılar. İşte bu yıllarda Varşovalı bir ressamla atölyesini, evini değiştirerek Polonya başkentinde geçirdiği bir yıl, Nejad’a Slav dünyasının kapılarını aralar. Son derece az parayla ucuz bir şekilde yaşama ve üretme olanakları sanatçıyı cezp ettiği gibi etrafında Fransızca konuşan yeni dostlar belirir. Bu dostlar ona Asya kıtasının en ucuna, Çin’e kadar uzanacak olan yeni yolculukların kapılarını aralar. Nejad Ürdün Kraliyet ailesinin damgasını taşıyan diplomatik pasaportu ve sayısız bavullarıyla yolculuğa çıktığında kendi mutlu dünyasının sınırlarını çizer.


⚜️III. dönem: 1962-1995


1962: 1. Çin yolculuğu

1964: 2. Çin yolculuğu

1967: Orta Doğu yolculuğu, Amman, Şam, Bağdat

1968: Paris'ten Varşova'ya taşınma

1969: Janina Paluch’la evlilik

1972: Varşova'dan Nowy Sącz'a taşınma

1975: Michel Tapié’nin kurduğu Centre d'Esthétique, Torino’da çalışmalarının sergilenmesi

1980: New York’ta kardeşi Şirin Devrim’in davetlisi olarak üç ay kalış

1982: Tiglat Sanat Galerisi’nde kişisel sergisi nedeniyle son İstanbul yolculuğu

1995: Nowy Sącz’da vefat


Leo Castelli'nin Mektubu, Yazarın Arşivi


1960 sonrasında kendi isteğiyle Paris’ten ayrılıp önce Varşova’ya sonra da ikinci eşinin ailesinin yaşadığı küçük Nowy Sącz kentine göç eden Nejad giderek içine kapanır. İki önemli Çin yolculuğuna eklenen Orta Doğu seyahatleri sonrasında gerçekleştirdiği son derece ilginç resimler sanatçının eski başarılarını sürdüremediğinin de kanıtıdır. Artık önemli galeri ve müze sergilerinin dışında kalan sanatçının kendi sanat serüvenin en gözü pek, en cesaretli deneylerine bu yıllarda girmesi de kolayca açıklanabilecek bir özellik değildir. Danimarka’da renkli resimleriyle tanınması, çalışmalarının ilgi görmesi ona Polonya’da daha rahat yaşama olanağı tanır. Burada unutulmaması gereken Nejad’ın son döneminde kendisinden hiç kimsenin beklediği olgunlukta resimlere imza atmasıdır. 


1970 ve 1980’li yıllarda Nejad giderek artan sağlık sorunlarıyla boğuşurken, ilk eşi Maria son derece zorda olsa Paris’te resimlerini sergileyerek onun 1950’lerdeki etkinliklerinin unutulmamasına çaba gösterir. 1990’ların ilk yarısında Nejad’ın çalışması sansar uykusunda uyanan Türk resim tacirlerinin iştahını kabartır. Kolilerle, dosyalarla, rulolarla İstanbul’a getirilen resimleri alıcı bulmaya başlar. Ancak Nejad çalışmalarının karşılığını göremeden Nowy Sącz’da bu dünyaya gözlerini kapar.


Bir ressam düşünün ki arkasında hiçbir destek olmadan, sadece kendisine olan büyük inançla yirmili yaşlarında Paris’e gidiyor. Orada Alice B. Toklas’tan Sonia Delaunay’e, Virgil Thomson’tan Michel Seuphor’a kadar önemli yaratıcılarla yakın dostluk kurduğu gibi resimleri önemli dünya müzeleri koleksiyonlarına kabul ediliyor. Ancak ressam olgunluk yıllarını sayısız bavullarıyla seyahat ederek, adeta kendisinden de kaçar bir şekilde “yollarda” geçiriyor. Nejad hiç kuşkusuz yakın zamanlarda örnek kişiliğiyle keşfedilecek ressamlar arasında yer alıyor. 


Doğum gününüz kutlu olsun Nejad Bey! 


Комментарии


bottom of page