top of page

Uçurumu sahnelemek: Sanat eseri*

Yazı: İlker Cihan Biner


0. Prolog

Bir sanat eseriyle karşılaşma süreci uzun ve dikkate değer tartışmaları hak ediyor. Kimi “teknolojinin katkılarıyla birlikte eserle alımlayıcı arasındaki fark yok olacak,” dese de buna itiraz etmek lazım.

Sanat eserlerinde örülen imkânlara bakabilmek, estetik pratiklerden doğan meseleleri kovalamak, kaydetmek, tartışmak, biz sanat eleştirmenleri/ yazarları için hayati önemde.

Öte yandan sanat eseri üzerine düşünürken “sonsuz yorum” yoktur. Bu sorunu çeşitli yoldaş metinlere göndermeler yaparak tartışmak istiyorum.


1. Konum

Eserle karşılaşıldığında neler yaşandığı/yaşanacağı konusunda açık tartışmalara ihtiyacımız var. Bu noktada nesnel pozisyonların ihtiyacı devreye giriyor.

Estetik pratiklere dair “yorumlar sonsuzdur” demek bizi yanıltabilir. Sa - nat eserinde mutlaka olmayan, barınmayan öğeler vardır. Bir estetik pratik “her şeyi” kapsamaz. Bu da sanat eseri hakkında farklı detayları gündeme getirir. Nurdan Gürbilek verdiği bir röportajda Tanpınar’a gönderme yaparak “Eleştiri yapıtla konuşmadır.” dediğinde bahsettiğim pozisyonun altını çizer.¹

Eserin ortaya çıkışı, sahnelenmesi, yönü izleyicileri, seyircileri, okuyucuları yaratır. Bu eylemler olmazsa bir sanatsal çalışmadan bahsedilemez.

Estetik pratiğin pozisyonu/yönünün olması beraberinde tarihsel, dilbilimsel, psikanalitik vb. yaklaşımları getirir. Fakat konumu ele almadan, tetiklediği meseleleri görmeden, geliştirilecek politik, mitolojik, psikolojik, bilimsel herhangi bir yorum duvara toslar.

Filozoflardan, bilim insanlarından alınan kavramsal malzemeleri doğrudan çalışmanın üzerine boca etmek günümüzde güncel sanat ortamında yaygın görülen bir davranış. Oysa her kelimeyi, figürü, sahneyi, enstrümanı ya da görsel düzenlemelerdeki renklerin, tonlamaların nasıl ele alındığı, tarihsel koşullarının hangi alanlarda üretildiği önemli.

Önce eserin ortaya çıkış koşulları incelenerek, metodolojik olarak nasıl yapılandırıldığına bakılarak açıklama gerçekleşir. Çalışma onu alımlayana rehberlik eder. Gerçekleşen diyalog, konuşma, tartışma ya da hayal gücü bir noktada sınırlar yaratsa da mutlaka hareket alanı vardır. Hiçbir sanat eseri alımlayıcılar karşısında sabit bir biçimde konumlanmaz.

Hatta estetik pratik içine çekerek tedirginlik yaratabilir. Bu zaman zaman acıya, rahatsız ediciliğe yol açar. Bazı filmlerin, resimlerin, fotoğrafların ya da müzikal çalışmaların vb. kurgusal düzlemleri hukuki yaptırımlara, toplumsal linçlere sebep olur.

“Etki” sanat eserinin temel özelliklerinden olmakla beraber bir ara yüz oluşturur. Bu, sanatın oyunsu karakterinin toposuna karşılık gelir.

Böylelikle edebiyat, sanat ve müzik eleştirmenleri bizzat kendilerinin antropologları olarak hareket ederler. Bir yandan eserleri alımlama diğer yandan da bu konumun oyunsu karakterinin herkese açık, erişilebilir ya da saklı kalmış öğelerini açıklamak, eleştirmek için imkânlar doğar.


2. Hayal gücü

Esere bakışımızda onun işaret ettiği anlam alanına gideriz. Çalışmaya doğru yoğunlaştığımızda hayal gücümüze verilen şey; onun yönüdür.

Şöyle bir soru sorulabilir: Sanat eseri karşısında hayal gücü, hayal edemediğimiz şeylerin ortaya çıkması mıdır?

Hayal gücü olgulardan bağımsız şeylerden oluşmaz. Bir resme ya da fotoğrafa baktığımızda topyekün bütüncül dünyalar kurmayız. Çünkü hayal gücümüzü kullanma nedenimiz, baktığımız, okuduğumuz, dinlediğimiz işitsel, görsel ya da yazılı eserlerin sunduğu konumlardır.

İşte Locke, Hume, Berkeley üçlüsüyle ya da klasik ampirizmle karşılaşıyoruz. Bu üç filozofla anılan yaklaşıma göre deneyimlerimizin unsurlarını duyularımızdan alırız. Benimsediğimiz atomik düşünceler çekirdek bir katmana demir atar. Zihin bu modelle işler.

Böyle bir anlayış; gerçekliğin reddine yol açar. Fikirler atomik boyutlardaki temel çekirdeğe dayanmaz. Aksine gerçekliği kazıdığımızda çok boyutluluğuyla ortaya çıkar. Yanılabilir, değişebilir tutumların hakikatiyle beraber bu gerçekliğin epistemolojik kipsel² bir kategori olduğunu gösterir.

Sanat eserinin kurgu olması onun gerçekliğiyle ilgilidir. Çalışmada gezinen olgulardır bizi etkileyen.

Estetik pratiklerin analizi, sanatçıların deneyimlerini değerlendirme, röportajlarını/katalog metinlerini okuma, izleme, dinleme ve sanat tarihinden çeşitli örneklerle köprüler kurarak görme ve politikanın, bilimin dinamikleriyle kesişen konumlarının ihtimalleriyle eleştiri meselesine geliyoruz.


3. Epilog: Sanat eleştirmeni

Italo Calvino’nun eseri olan Ağaca Tüneyen Baron³ ütopik bir roman. Kitapta on iki yaşında olan, aristokrat aileden gelen Cosimo babasına isyan eder. Karaya ya da yeryüzüne küsen, bir daha ayak basmayacağını söyleyen karakter tüm ömrünü ağaçların üstünde geçirmeye karar verir. Orada temizlenen, yemek yiyen, aşık olan, okumalar yapan ve bir nevi kuralların dışında, babasının otoritesinden uzaktan yaşayan Cosimo ilginç bir biçimde insanlarla beraber hareket etmekten geri durmaz. Kalabalıkların yaşamlarına katılmayı ihmal etmez. Evet, Cosimo dünyayı değiştiremez. Fakat anlamaya, çözmeye çalışır. Pür dikkat yaşananları gözlemler, değerlendirir, eleştirir. Yaratıcı zihne sahiptir. Başkaldırmaktan vazgeçmez.

Yoksa “eleştirmenin” konumu Cosimo gibi midir?

Şimdilik bana ayrılan yerin sonuna geldim.

Eleştiri, eleştirmen meselesini bir sonraki yazıda tartışacağım.


*Bu yazı Mırıldanmalar adıyla başladığım serinin ikinci bölümü. Giriş bölümü Art Unlimited’ın Mart-Nisan 2025, 86. sayısında yayımlandı.

1. Nurdan Gürbilek edebi eserler bağlamında bu cümleleri sarf eder. Dolayısıyla görsel sanatlardaki eleştiri bir sonraki yazının konusu: https://www.metiskitap.com/catalog/interview/2978

2. “Kipsel” köken itibariyle Antik Yunan’da kýpsis kelimesinden gelir, bu da “oyuk” anlamına gelir. Bu kökeni gerçeklikle beraber incelikli bir şekilde ele alınmış bir yüzey veya kabuk olarak ele alabiliriz.

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page