Etik ufuk ve çapraşık yüzeyler
- İlker Cihan Biner
- 2 Mar
- 3 dakikada okunur
Yazı: İlker Cihan Biner

Can Akgümüş, Flaming Joe III, 2026, 40x40cm, Arşivsel pigment baskı
Gülsüm Postacı’ya
0.
Yeryüzü esnek bir sıvı zarını (okyanusu) destekler. Bu akışkan konumuyla beraber kemikli, mineral çekirdeğe sahiptir. “Canlılık” minerallerin çalkalanması, biriktirilmesi, karıştırılması ve kas, kıkırdak, tendon, diş gibi az veya çok dokuya dönüştürülmesi sürecinden meydana gelir.
Kemikleri katı ya da sabit, hassas olarak düşünebiliriz. Ama esneyen kolajen lifleriyle, kalsiyum bağlarıyla varolurlar. İç kısımlarında jöle kıvamında ilik bulunur. Kemiklere esneklik sağlar. Ayrıca kaslar gibi genişleyen, daralan, gözenekli, içine katlanmış dokuma katmanlarıdır.
Kemikler için sanat eserleri diyebiliriz.
Fakat insan bedeniyle ilgili bilgileri sadece bu örüntülerden ibaret olarak göremeyiz.
1.
Uzun zamandır fotoğraflara düşünen görüntüler dememin sebepleri var. Özellikle “anın dondurulması” eleştirisine karşı görsel formların sabit/durağan olmadığını ifade etmeye gayret ediyorum. Fotoğraflar karmaşık düzenekler.
Yüzeylerinde oluşan başkalıklar aynı nesneleri dahi pek çok açıdan farklı gösterebilir. Bakanın gözünde duygu açısından çeşitli etkileşimlere sebep olur. Ortaya çıkan, belirginleşen görsellerin çoğul ve değişken olması, yaşadığımız hayat alanlarının sabit olmadığının da bir göstergesi.
2.
Can Akgümüş’ün Flaming Joe adlı fotoğraf serisi tarihsel konumlara sahip.
Sanatçı 2022’deki Great Dream sergisinde beden dinamikleri, toplumsal cinsiyet eleştirisi gibi mevzuları işlemişti. Etkinlikteki eserlerde göze çarpan fotoğraflardaki temalar varoluşlarımızdaki direnç/kırılganlık ilişkisiydi. Görseller, çeşitli iktidar pratiklerinin/hiyerarşilerin bıraktığı yaralarla ve onlarla baş etme yöntemlerine ilişkin çalışmalar olma özelliği taşıyordu.
Flaming Joe, Great Dream ile diyalog halinde olmasına rağmen o fotoğraflardan ayrıldığı yerler var. Sanatçı bedeni hafıza ile beraber görerek başka türlü bir esnekliği gündeme getiriyor. Akgümüş fotoğraflarda geçmişin geçip gitmeyeceğini ve zihne kazınan olay örgülerinin derinliğini ortaya koyarken formlardaki hareketlilik göze çarpar pozisyonda.
Eserlerde bütün beden yok. Yalnızca parçalar var. Her bir organa sızmış gibi görünen ufak, göz alıcı, koyu sarıya kaçan renkler söz konusu.
Sanatçının siyah zemin üzerindeki beden parçalarının belirli yerlerini yakmasıyla bu formlar ortaya çıkıyor. Görülen kara delikler, koyu sarıya kaçan renkler göğüs bölgesine doğru, fraktallaşan izler biçiminde karın bölgesinde ve kemiklerin üstündeymişçesine konumlanmış.
Eserlere dikkatli bakış, hafızanın insan zihninde bir koordinasyon yarattığı gerçeğiyle bizleri baş başa bırakıyor. Seslerin, görüntülerin, hareketlerin, ilişkilerin odağında insan belleği varoluşunun olmazsa olmazlarından.
Great Dream ile Flaming Joe serileri bedenin direnci mevzusunda kesişebiliyorlar.
Flaming Joe kırılma yaratarak Akgümüş’ün hem sanat hem de politik yolculuğuna yeni bir katman ekleyerek kayıt altına almanın önemini vurguluyor.
3.
Flaming Joe serisinde sabitleşmiş bir madde ve yapı ile karşılaşmıyoruz. Fotoğraflarda beden parçaları dağınık. Eserlerdeki çatlaklar, yanık izleri, sıcak renklerin varlığı algılama, bilme biçimleri yaratır konumda. Öyle ki; içinde yaşadığımız, bedenlerden ayrı bir yer olmayan doğanın çalkantılı, fraktal örüntüleriyle, sanatçının yarattığı kesik bedenlerindeki kusurlar, çapraşık yüzeyler birbiriyle örtüşerek sanatsal bir eylemlilik kazanıyor.
O halde Akgümüş’ün fotoğrafları bir beden fikri ortaya koyuyor. Birinci fragmandaki görsel formların “düşüncelilik” tartışması bu açıdan değerli.
4.
Sanatçının ortaya koyduğu estetik formlara katkı sağlamak adına eleştirel sorgulamaya girişmek şart.
Fotoğraflarda bir ontolojik mit ya da öz işaret edilmiyor. Görsellerde perdeyi kaldırma, örtüyü açma gibi metafizik konumlardan söz edemeyiz.. Sanatçı gerek direnişi gerekse de hafızayı kökensel bir yerden görmüyor. Akgümüş “Beden kayıt tutar.” cümlesini iktidar pratiklerinin gözden kaçırdığı, direnen ve hatta yaratıcılığa sebep olan olay örgülerini saptamak için kullanıyor. Yani tarihsel bir perspektifle kıvrılan, bükülen ve kendine has duruş sergileyen bedenler görünürlüğün ötesine geçerek nasıl düşünülebilir?
Böylece çalışmalarla ilgili “etik” mevzusunu tartışabiliriz.
5.
Yaşadığımız çağın problemleri derin. Kâr saplantısı, fosil yakıtlar, iklim değişikliği, soykırımlar... Var olmaya devam ederken bu sorunları düşünmemek elde değil.
Emek politikası ve sınıf mücadelesi ise günümüzde unutulmuş gibi gözüküyor. Sanatsal performansların, fotoğrafların ya da farklı estetik pratiklerin ortaya konması aşamasında emek her zaman güçlü bir pozisyonda. “Beden” diyoruz ama onu emekten ayrı olarak düşünemeyiz.
Öte yandan etik, her ne kadar insandan başlasa da mutlaka genişlemesi/ genişletilmesi gerekir. Çehresi ya da bedensel olmayan türlerin yok olduğu bir çağda yaşıyoruz.
Elbette söz konusu nasıl yaşamamız gerektiğiyle ilgili metafizik iddialardan oluşmuyor.
Kolektif mücadelede sabit bir “biz” yok. Doğayı başka göksel varlıklar tarafından dikte edilen konumlarda düşünmek bizleri yanıltabilir. Evrensel, ahlaki biçimlerin varlığından da söz edemeyiz.
Değişen, çeşitlenen, yayılan, yanılmalarla ve çatışmayla biçimlenen tarihsel faaliyetler var. Sanat ile politikanın kesiştiği noktalarda çıkacak şeyler önemli.
Mesele nasıl öleceğimiz ya da yaşayacağımızdan daha fazlası. “Ne yapıyoruz?” “Neredeyiz?” sorusu maddi süreçlerin altyapısıyla ilgilenen içkin etiğin sahası.
Unlimited’ta yayınlanan ilk yazımın adı Bedenin Sırları¹ idi. Aradan on yıl geçmiş. O metinde Milo Moiré’nin performanslarının izini sürmüştüm.
Şimdi karşımda kıvrılan, bükülen, sorgulayan, hatırlayan bedenlerin yayıldığı, Can Akgümüş tarafından yaratılan fotoğraflar üzerine bir sorgulama metni kaleme alıyorum.
Sıfırda duran fragmanda göze çarpan noktaya geri dönelim: Enerji akışı. Dahası yeryüzündeki minerallerin varlığı, dokuma katmanları olan kemiklerin fraktal örüntüleri…
Sahiden yaşadığımız gezegen bedenden ibaret değilse, neye benziyor?




Yorumlar