Temür Köran resmi: Bütün mümkünlerin kıyısında

Temür Köran’ın Evin Sanat Galerisi’nde açılan 22. kişisel sergisi Muğlak, renkli alanlarla oluşturduğu katmanlarla arka planda soyutlanmış mekânlarda yer alan figürleri ile “güzelin arkasında görünen ürperticiliği” yansıtmaya ve pandemi gibi çeşitli küresel krizlerin yarattığı belirsiz ruh hallerine odaklanıyor


Yazı: İlkay Canan Okkalı



1989 yılından itibaren kişisel sergiler açan Temür Köran önce minyatürü merak ederek uzun süre Matrakçı Nasuh, Levni gibi Osmanlı nakkaşlarının çalışmaları üzerinde yoğunlaşır ve resimden figürü çıkartma denemeleriyle uğraşır. Nakkaşların peyzaj ve figürü ele alışlarından, hiyerarşik gösterim biçiminden, mekânın iki boyutlu görünümünden etkilenir. Bu süreçte Doğu masalları, hayvan figürleri, topografik doğa görünümleri çizmeye başlar. Ama yine de model ihtiyacından kendine gündelik eşyalardan oluşturduğu primitif bir figür kurgular ve bu figürü resimlerinde kullanmaya başlar. Arkasından gücü temsil eden boynuz imgesiyle devam eder. Bu arada yüzey resmini ve hiyerarşik düzenlemeyi içselleştirir. Daha sonra tekrar natüralist figüre döndüğünde tüm bu süreç resim dilinin zenginleşmesine katkı sağlar.


 

"Köran muğlak hale gelmenin yeni bir yolunu arayıp bulmak ister gibi belirsizliği artıran bir duygu olarak figürlerini tekinsiz bir yolculukta genellikle bazen yıkılmış kentlere, bazen kök salmış ağaçların olduğu karanlık bir ormana, bazen deniz veya karanlık sulara doğru bir bilinmezliğe yürürken betimlemiş."

 

Evin Sanat Galerisi’nde kişisel sergilerini 1997 yılından itibaren açan Köran bugüne dek Çeşitlemeler, Göçebe Bellek, İçerisi ve Dışarısı, Seyir, Ağaç, Göç, Terk başlıklı çeşitli sergilere imza atar. Köran’ın renk ve figür kaygısının ön planda olduğu, gerçekle imge arasında gidip gelen resimlerindeki toplumsal duyarlılığın Ağaç, Göç ve Terk başlıklı sergileriyle iyice belirginlik kazanmaya başladığı aşikâr. Son sergisi Muğlak da bu toplumsal duyarlılığın bir yansıması. "Muğlak" kelime anlamı olarak anlaşılması zor, anlaşılmaz, çapraşık, karışık demek. İki yıldır süren pandeminin bilinmezliğini ve anlaşılması zor bir sürecin hissiyatını yansıtan bir kelime. Sanatçı savaş, salgın, göç gibi insanlığı büyük çapta etkileyen kavramların kendisinde yarattığı hislerden yola çıkarak soyut bir düzlemde resmi pratiğe dökmüş ve çevresinden, anılarından kişileri ve nesneleri model olarak kullanmış.


Evin Sanat Galerisi’nin izniyle

Aynı zamanda mülteciler, krizler gibi küresel konularda başvuru noktası olarak görsel medyadan aldığı imajları da dönüştürmüş. Bu yüzden belki resimlerindeki insanların özelde hiçbirini tanımıyor olsak da kaderlerini bildiğimiz figürler bunlar. Mülteciler, göç edenler, pandeminin doğal giysisine sahip maskeli figürler, parçalanmış mekânlar, fiziksel veya ruhsal mücadele içinde olan, çığlık atan, korkmuş, acı çeken veya ifadesiz insanlar, ürkek ve gergin hayvanlar... Köran’ın resimlerinde bunları yakalamak mümkün. Bu sergide geçen tüm konular küresel bir travmanın yaşandığı, endişelerin, çeşitli krizlerin yol açtığı belirsiz hissettiğimiz bir ruh halini yansıtıyor. Çizgi ve figürler ya da diğer öğeler kompozisyon içerisinde değerlendirildiğinde görülen genel ruh hali bir dramı yansıtmaları.


Evin Sanat Galerisi’nin izniyle


Resimlerine isim vermeyi müdahale olarak gören sanatçı resimlerine isim vermeyerek bunu izleyicinin hayal dünyasına bırakmış. Böylece resmin açık bir yapıt olarak okunmaya devam etmesini istemiş. Köran muğlak hale gelmenin yeni bir yolunu arayıp bulmak ister gibi belirsizliği artıran bir duygu olarak figürlerini tekinsiz bir yolculukta genellikle bazen yıkılmış kentlere, bazen kök salmış ağaçların olduğu karanlık bir ormana, bazen deniz veya karanlık sulara doğru bir bilinmezliğe yürürken betimlemiş. Bu resimler de hareketin dinamizmi hissedilirken izleyiciyi sonu bilinmeyen bir serüvene davet ediyor. Soyut düzenlemeler, geometrik formlar, renk planları, iç hesaplaşmalar, katmanlı ve mekânsal zıtlıklar bu resimlerde sürüp gidiyor. Bir yanıyla gerçekçi, bir yanıyla da o gerçekliği kimi gerçeküstü unsurlarla harmanlayarak, dışlananları, ezilenleri, acı çekenleri, duygusal boşluk içindeki insanları ele alıyor.


 

"Kırılgan bir zemin ya da tam anlamıyla belirsiz bir mekânda yer alan sınırları bulanık siyah-beyaz figürler sonu bilinmeyen insanları gösterirken en tuhaf ve en acımasız sorunlar karşısında bile hayatta kalmanın, yaşamın canlılığını renkli alanlarda görebiliyoruz."

 

Resim her şeyden ve bir hikâye anlatmadan önce renkten ve biçimden oluşan bir yüzeydir. Renk, çizgi, açık-koyu, desen, hareket, ritim, armoni tüm bu unsurlar resmin plastik dilini oluşturan öğelerdir. Temür Köran’ın resimlerinde transparan katmanlar ve renk vazgeçilmez öğelerden. Rengin kromasının şiddetini resmin taşıyıcı unsuru olarak kullanarak açık-koyu, ritim, hareketle resminin plastik dilini oluşturmuş. Renk kısmında daha çok yüzey espasından, açık-koyu kullanırken klasik espastan yararlanmış. Rengi geometrik formlarla birlikte katmanlı bir görsellik unsuru olarak kullanmaya devam etmiş. Resimlerde ilk dikkati çeken de soyut mekân etkisi yaratan bu renkli katmanlar oluyor. Bu katmanlar bir espas ihtiyacından kaynaklanan plastik bir dilin ürünü olsalar da dramatik etkiye sahip. Kırılgan bir zemin ya da tam anlamıyla belirsiz bir mekânda yer alan sınırları bulanık siyah-beyaz figürler sonu bilinmeyen insanları gösterirken en tuhaf ve en acımasız sorunlar karşısında bile hayatta kalmanın, yaşamın canlılığını renkli alanlarda görebiliyoruz.


Evin Sanat Galerisi’nin izniyle


Kâğıt üzerine mürekkep çalışmalarındaki figürlerin hüzünlü çaresizliklerine de yağlıboya çalışmalarında kullandığı siyah-beyaz fragmanlar halinde yerleşen ikili, üçlü grupların mücadelelerine de kayıtsız kalamıyoruz. Bu resimlerde dünyanın başlangıcından itibaren var olan iyi-kötü mücadelesine tanıklık ediyoruz. Temür Köran mücadelenin sonucunu biz izleyiciye bırakmış ve izleyicinin algısına göre iyinin ve kötünün her an yer değiştirebileceğini anlatıyor. Her şeyin göründüğü gibi olmadığı düşüncesi resimlerinin bir motivasyonu haline gelmiş. İyi ve kötü perinin bir su kenarında buluşup suya girmeleri ve sonrasında birbirlerinin giysilerini giyerek kimlik değiştirip insanlar arasına karışmaları metaforu sanatçı için hayatı anlamlandırmada iyi-kötü üzerine düşüncelerinde önemli bir rol oynamış. Temür Köran’ın figürleri de her an yeni bir renkle, çizgiyle, hareketle farklı bir kimliğe bürünebilirler.


Evin Sanat Galerisi’nin izniyle


Akademik eğitimden kaynaklanan bir görme biçimiyle sanat tarihinden edindiği bilgiler pek çok sanatçının resim anlayışını benimsemesine olanak tanımış. Resmin plastik dilini öğrenmenin ancak geçmişteki ustaları tanıyarak ve uygulayarak mümkün olacağını düşünen sanatçı örneğin Sigmar Polke’den malzemenin kontrastını ve tamamlayıcılığını, Rembrandt’tan açık koyuyu, Matisse’den renk espasını, soyut geometrik ressamlardan düzenleme konusunda öğrendiklerini resimlerine aktarabilmiş.


Evin Sanat Galerisi’nin izniyle


Resimlerinin oluşmasında resmin karşısında düşünerek geçirilen saatlerin ve malzemenin getirdiği imkânların önemini de vurguluyor. Resim yapma eylemi gerek plastik anlamda gerekse fikirler silsilesinde bir düşünceye varmaktır. Resim tamamlanmış olsa da resmin bitmediğini düşünerek üretimine devam ediyor. Bir sürekliliği koruyarak sonu olmayan bir serüvenin göstergesi olarak resimlerini üretiyor. Örneğin, bir önceki Terk sergisi Göç sergisinin özde devam eden bir uzantısıdır. Bu ruh hali “gitme eylemi” üzerine kurulu bir temanın sonucu. Muğlak’da da bu gitme eyleminin etkileri devam ediyor.


Evin Sanat Galerisi’nin izniyle


Sanat tarihinden önemli ressamlardan referanslar kullanan Temür Köran bu sergide de çok iyi bildiğimiz resimlerden Manet’nin Kırda Öğle Yemeği resmini kâğıt üzerine asetat kalemiyle yaptığı bir çalışmasında alıntılamış. Kumsalda uzanmış yalnızlıkları vurgulanmış üç figürden biri teselliyi Manet’nin tablosunu izlemekte buluyor. Bireyin ruhunu, ruhsal dalgalanmalarını, iç dünyasını, yalnızlığını, yok sayılmasını gösterdiği bu resimler içinde hüzün barındırsa da her resim farklı bir okumaya da açık. Bu figürler için hem her şey mümkün hem de imkânsız. 19 Nisan-28 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen Muğlak sergisi izleyiciye her şeyin göründüğü gibi olmadığı, her türlü çağrışıma açık tüm mümkünlerin kıyısındaki insanları barındıran resimleri göstermişti.