Pencere, ışık ve kör noktalar


Samuel Laurence Cunnane’in Bir göz sana bakar bir göz seni arar başlıklı sergisi 18 Aralık tarihine kadar Öktem Aykut’ta devam ediyor. Sergiyi “pencere”nin sunduğu yeni görme potansiyelleri üzerinden değerlendirdik


Yazı: Hüseyin Gökçe


Samuel Laurence Cunnane, The Lane Channel I & II, 2021, İki kanallı video yerleştirmesi, 14’06”, Ed. 1/3+1


Pencere, ciddi anlamda görme problemi yaşayan albino bir insan için gözleri ışığa duyarlı olmasına rağmen sunduğu ışıkla o kişinin okuma edimine inanılmaz katkı sağlayabilir. Bu durumda ışık kitabın üzerine düşmelidir. Sol elinde tuttuğu kitabı okurken, ışığı engellemek için diğer elinin başparmak ve diğer parmaklarını oval bir şekilde birleştirip gözüne götürmelidir. Göz bebeğini sabitleyip oluşan boşluktan okuma arzusunu diri tutabilir. Pencereden gelen ışık döndükçe o da odanın içinde dönebilir. Kitabın açtığı düşsel ve düşünsel uzam genişleyebilir. Sadece onun için mi? Herkes için pencere bulunmaz olanaklar alanıdır. Pencere sadece ona değil, bu dünya karşısında herkesin direncini artırabilir. Bu mümkündür.


Pencere, dışarısı dediğimiz dünyayla da karşılaşma yeridir. Her şeyin yerli yerinde olmasıyla alışkanlık kazandırmaya meyleden evin düzenini bozar. Tıka basa dolu evden pencere sayesinde boşluğa atlarız. Ama ev hep içimizdedir. Avangard sanatçı John Cage’in sözleriyle ifade edersek; “Ama aslında salyangozlardan farklı olarak hepimiz evimizi içimizde taşırız.” Pencere, içeriden çıkmadan dışarının sunulduğu, bazen içeride olduğunu unuttuğun büyülü anlara da tanıklık eder. İçerisi ile dışarısı arasında bir ara yüz. İçeriden kaçıp yine içeride sığınabileceğimiz ender bir yer. Eğer kendimizi Rönesans perspektifi gibi bir özne konumuna getirmiyorsak, yani neyin uzakta neyin yakında olduğuna göre kendimizi konumlandırmıyorsak pencereden dolayı olasılıklar ve farklı bakış açılarının içine yerleşebiliriz. Bazen dalmanın, unutmanın, savrulmanın ve taşmanın hallerini bedenlerde duyumsatır. Bir müddet özerkliğin ve özgürlüğün yaşandığı bir alandır. Tabii burada şunu da vurgulamak gerekir: Bodrum katta oturan birinin, penceresinden baktığı uzamla, daha yüksek katlarda veya kentin görece iyi semtlerinde yaşayan insanlara pencerenin sundukları arasında farklar vardır. Tersi de olabilir. Şeylerin kendini nasıl gösterdiği zamansal ve mekânsal olarak bir aralık meselesidir.


Samuel Laurence Cunnane, Tile, 2021, Arşivsel fotoğraf kağıdı üzerine C-type el baskısı

17,3x21,8 cm, 28,6x34,5 cm (çerçeveli), Ed. 1/3+1


Berlin ve İrlanda Kerry'de yaşayan ve çalışan Samuel Laurence Cunnane'in Öktem Aykut'ta açtığı Bir göz sana bakar bir göz seni arar adlı serginin pencerenin imkânları hakkında birçok şeye işaret ettiği söylenebilir. Cunnane’in iki kanallı video çalışmasında ev geride kalmıştır. Açık bir pencereden dolayı önümüzde uzanan bir yol var. Yolda gelip geçenler, duraklayanlar, çocuklar ara ara bir görünüp kayboluyor. Bizim dışımızda var olan ve bizim de bakarak dâhil olduğumuz bir sınırda olma haliyle hareket ediyoruz. Fotoğraf makinesinin bakışından çıkıp veya onun içine giren figürler hayatın fragmanlara ayrılmış hali gibi. Ne kadar bakış sabitlense de dışarıda belli bir süreklilik hali yok.


 

"Samuel Laurence Cunnane, bir pencere aracılığıyla uzam ve zamanda meydana gelen değişiklikleri ve farkları duyumsamamızı sağlıyor. Bir meydanda, caddede veya sokaktaki kör noktaları da bir pencereden baktığımız gibi görebileceğimizi içten içe fısıldıyor."

 

Yolun iki taraflı etrafı ağaçlarla çeviri. Yol bir yerden sonra kıvrılıyor gibi. Ama tam olarak seçilmiyor. Ağaçların yapraklarından hangi mevsimin yaşandığına dair bir ipucu edinilebilir. Bir videoda sonbaharın sararan ve dökülen yaprakları görünürken, diğerinde yeşil ağaçların kısmen de olsa yolu kapadığı fark ediliyor. Renkler, ışıltılar, dokuların nasıl bir uzam yarattığı deneyimlenebilir. Tabii bütün bunlar bir süreliğine de olsa bakış oraya kaydırıldığı içindir. Bütün bunları veya bir kısmını fark etmek için belki de bir müddet durmak gerekiyor. İşte pencere bir durma ve bakma yeri olarak bu türden dünyaları ve onun içinde gelişen olayları ve farkları gösterebilmesi açısından büyük bir öneme sahip.

Tam da burada sanatçının bu serginin çıkış noktası olarak değerlendirilebilecek bir anısına yer vermek gerekiyor. Bir arkadaşının İrlanda'dayken duyduğu ve halk arasında görme tembelliği olarak bilinen ambliyopi’den muzdarip insanlar için kullanılan bir ifadeden bahsettiğini söylüyor. Sergiye ad olan “bir göz sana bakıyor diğer gözü seni arar” sözünün olumsuz anlamda kullanılsa da, bazı düşünceleri az ve öz bir biçimde ifade ettiğini belirtiyor. Belki de o bulanıklık hali baktığına daha fazla dikkatli bakmanı sağlıyordur. Görüş olup biteni seçmek için daha fazla odaklanıyordur. Bu da görüş alanına girmeyen kimi ayrıntıların yakalanmasını sağlıyor olabilir. Bu marazlık böyle aşılmaya çalışılıyordur.


Samuel Laurence Cunnane, Roadworks II, 2021, Arşivsel fotoğraf kağıdı üzerine C-type el baskısı17,3x21,8 cm, 28,5x34,5 cm (çerçeveli), Ed. 1/3+1


Buradan hareket edip ve pencerenin sunduğu imkânlardan dolayı dışarısıyla ilişki içinde bulunup farklar görülebildiyse yavaş yavaş kente doğru yola çıkılabilir. Karmaşanın, hareketliliğin yoğun bir şekilde yaşandığı kent merkezlerinde bu bakış açısının önemi kendini daha fazla hissettirebilir. Farklılıklar daha fazla olduğu için görüşe giren ve fark edilen şeyler azalabiliyor. Görüş kısıtlanabiliyor. Dikkat çekmek isteyen birçok uyarıcı bu sürede hücum edebiliyor. İşte Samuel Laurence Cunnane bu kısıtlamaya karşı görüş alanını genişletebilecek bakış açılarıyla hareket ediyor. Kendisinin ifade ettiği gibi kör noktaları hafıza ve bilincin çeperlerinden doğan sahnelerle üst üste bindiriyor.

Daha çok inşaat halindeki yapılara odaklanan sanatçı, kaldırımlarda veya kent meydanında bitmek bilmeyen çalışmaları kadrajına alıyor. Ne kadar da tanıdık geliyor değil mi yaşadığımız ülkeye… Sanki hiç bitmeyecek inşaat, kaldırım çalışmaları ve meydan düzenlemesi burada da devam ediyor. Artık o kadar yoğun bir şekilde bu türden çalışmalar yapılmaya başladı ki, bakışımızı oradan kurtarmak istesek de oradaki seslerden kurtulamıyoruz. Bu işleyişin içinde görülebilecek yeni bir şey var mıdır? Emin değilim. Sanırım görülebilecek olan her durumda geçerli bir şeyler arama arzusudur. Bu ister bir pencerede olsun, ister kentin en yoğun yerlerinde olsun isterse tenha bir yerde. Eğer böyle bir arzuyla hareket ediliyorsa tetikte olmak gerekecektir. Gören göz seçmeyi bilir.


Samuel Laurence Cunnane, Sand, 2021, Arşivsel fotoğraf kağıdı üzerine C-type el baskısı, 37,8x27,3 cm, 38x48,5 cm (çerçeveli), Ed. 1/3+1



Örneğin sanatçının bir fotoğrafından yola çıkarak bir şeyler söylersek; bir kent meydanında yapılmış bir kazı çalışması ya da trafik işaretlerinden kentin sembollerinden biri olan bir anıta veya arkasında beliren bir saraya doğru baktığımızda o anıt ve saray tüm cazibesini kaybedebiliyor. Oradaki kazı çalışması mimariyi bozar nitelikte. Bir bakıma şimdiden geçmişe doğru uzandığını hissediyor insan bu fotoğraflara bakınca. Başka fotoğraflarda düz bir arazide yürüyüş halinde olan bir kadının hemen arkasında uzanan yüksek yapılarla karşı karşıya geliniyor. İnşaat halinde henüz bitmemiş yapıların herhangi bir kesiti fark ediliyor. Bütün bunlar gözlerimizin tanıklık etmekte zorlandığı durumlar ve işleyişler olarak yorumlanabilir. Cazip gelen, görme menzilimize giren şeylerin dışındaki ayrıntılar bir tül gibi kaldırılmayı bekliyor. Bütünden ziyade ayrıntılara bakmak, görüş alanını genişletebilir. Olabildiğince ortalık yerde olmasına rağmen saklı ve gizli bir şekilde durduğunu düşündüğümüz şeyler bize bakabilir. Onun için yüzen perspektiflere ihtiyacımız var.


Samuel Laurence Cunnane, Smoke, 2021, Arşivsel fotoğraf kağıdı üzerine C-type el baskısı, 37,8x25 cm, 38x48,5 cm (çerçeveli), Ed. 1/3+1


Samuel Laurence Cunnane, bir pencere aracılığıyla uzam ve zamanda meydana gelen değişiklikleri ve farkları duyumsamamızı sağlıyor. Bir meydanda, caddede veya sokaktaki kör noktaları da bir pencereden baktığımız gibi görebileceğimizi içten içe fısıldıyor. Kulağımızda çınlayacak bir şeyler olduğu gibi gözümüzün menziline girebilecek bir dolu dünya olduğunun altını çiziyor. Denilebilir ki “duyulur” ve “görülürün” paylaşımından başka şeylere odaklandığımızda gürültünün ve imaj bombardımanın içinde dahi duyulabilecek ve görülebilecek birçok şey olduğunu idrak edebiliriz.