top of page

Genç sanatçılar dosyası: Berk Kır

Genç sanatçılar dosyası kapsamında Berk Kır ile sanata bakışı ve kendi pratiği üzerine konuştuk


Berk Kır, Fotoğraf: Ozan Tezvaran


Berk Kır, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nden 2019 yılında mezun oldu. Sanat tarihçi olarak, Milliyet Gazetesi Kültür ve Sanat Departmanı, Rahmi Koç Müzesi Koleksiyon Yönetimi, Sinop Balatlar Kilisesi Kazısı, Konya Kubadabad Saray Kazısı, Ayasofya Müzesi, Genç Sanat Dergisi, Müze Kart ve 16. İstanbul Bienali gibi çeşitli ekiplerde yer aldı. İstanbul Mimarlık ve Şehircilik Araştırmaları Merkezi ve İsveç Araştırma Enstitüsü’nde (SRII) bağımsız araştırmacı olarak çalıştı. Bir süredir Kadir Has Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma Programı Yüksek Lisans Programı kapsamında kent tarihi, fotoğraf&gündelik hayat ilişkisi ve kültür rotaları üzerine çalışmalarını yürütüyor. Kavramsal düşünceler, imge teorisi, dil-nesne ilişkisi ve cinsiyet Berk’in ilgilendiği konu başlıkları arasında. Güncel olarak Unlimited Publications’ın fotoğraf editörlüğünü ve Samsung Türkiye’nin marka elçiliğini üstleniyor. 


Sanatı nasıl tanımlıyorsunuz?


Sanatı keskin bir biçimde tanımlamıyorum. Kişisel yaklaşımıma dayanarak sesini kendinde taşıyan bir düşünce ve mesele akışı demem mümkün olabilir.


Sanatla ne zaman karşılaştınız ve sanat hayatınıza nasıl dahil oldu?


Bu fiziki karşılaşmanın tarihi kaydı ilkokul yıllarıma karşılık gelebilir. Tam anlamıyla bir şeylerin kırılması lisenin ilk yılında fotoğrafçılık kulübüyle gerçekleşti sanıyorum.


Berk Kır, Kendilik Yemeği, 2021


İşlerinizde ne tür medyumlar kullanıyorsunuz ve bunları tercih etme sebepleriniz nelerdir?


Lens tabanlı çalışıyorum. Fotoğrafın yeni yapma potansiyelleri ve idrak biçimleriyle ilgileniyorum. Ortaya konulan görseller bütününde bir sürecin belirli bir anını temsil etmek, belirli bir fikri açmak, bir fikre ait ortamları tanımlamayı kolaylaştırmak gibi ideallerden farklı olarak, bulunduğu mekânı dönüştürücü bir kuvvet olarak tasarlayan karşılaşmaları yakalayacak düşünce birliklerinin peşinden gidiyorum. Bu noktada fotoğraf-yerleştirme fikri gündeme geliyor. Genel anlamda bir süreci ortaya koyduğumu düşünüyorum. Fotoğrafı bitmiş bir şey olarak görmediğim için hayatta yaşadığım deneyimler, karşılaştığım toplumsal olaylar ve benzeri durumlar aracılığıyla önceden üretmiş olduğum bir fotoğrafa ek bir katman olarak sürekli yeni şeyler ekleyebilen bakışa sahip olduğumu söylemek isterim. Tüm bunlar olurken fotoğraf hayatımda oldukça biyografik bir yerde, kendim aracılığıyla fotoğrafı, fotoğraf aracılığıyla kendimi keşfettiğim bir dengede duruyor.


Sizi besleyen, ilham veren konular, isimler ve medyumlar nelerdir? Bunlar çalışmalarınıza nasıl yansıyor?


Çağdaş sanat olarak tanımlayabileceğimiz düşünce birliklerinden heyecan duyuyorum. Alicja Kwade’i oldukça beğeniyorum. Son zamanlarda yoğunlukla nesne yönelimli ontoloji üzerine okuyorum. Yürümek aracılığıyla çevremde karşılaştığım her şey beni besleyebiliyor. Kütlelerden heyecan duyuyorum. Bir işgal yüzey olarak fotoğrafın kendi nesnesine dair inşa etme potansiyellerini araştırıyorum. Söylediklerim arasında böyle bir nedensellik kurulabilir.


Berk Kır, Başımın Üstünde Yerin Var serisinden, 2021, Kasa Galeri Dünyanın Ağırlığı sergisinden yerleştirme görüntüsü, 250*350 cm


 

İşlerin ortaya çıkarken taşıdıkları anlamlar, bulundukları yerin de aracılığıyla, kat edileceği öngörülmeyen mesafeleri zamanla alabiliyor.

 

Sanatınızı aktarma sürecinde ve sonrasında nelerle karşılaşıyorsunuz? İşlerinizin ortaya çıkış sürecinde ve kişisel olarak veya grup içinde işlerinizi sergilerken ne tür olumlu ve olumsuz durumlarla karşılaşıyorsunuz? Bu süreçteki deneyimlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?


İşlerin ortaya çıkarken taşıdıkları anlamlar, bulundukları yerin de aracılığıyla, kat edileceği öngörülmeyen mesafeleri zamanla alabiliyor. Duns Scotus bir şeyin haecceitas’ından, işte-bu’luğundan, bahseder. İşte-bu’luk nesnel olarak dışarıdan empoze edilemeyeceği için bunu dışarı çıkmaya hazır bir şekilde duran potansiyel olarak düşünürüm. Misal Adnan Yıldız’ın Kasa Galeri’de gerçekleştirdiği Dünyanın Ağırlığı başlıklı grup sergisinde galerinin giriş kapısı üzerinde yaklaşık 3 metre boyunda bir işim yer alıyordu. Başımın Üstünde Yerin Var adını verdiğim serinin bir parçası olan bu iş, bulunduğu mekânı kendini tamamlamak için kullanır gibiydi. Başının üzerinde çaydanlık taşıyan figür, hemen karşısında bulunan çay dükkânı iskemlelerinden oturularak izlenebiliyordu. Bu deneyimlerin tümünü işin bir parçası olarak görmek gerekir. Grup sergilerinde olumlu bulduğum dinamik, diğer sanatçıların işleriyle konuşmaya başlayan ve yeni anlam örüntüleriyle işlenen bir dil ile tanışma potansiyeli.


Sanatı parasal anlamda değerli kılan unsurlar neler olabilir? Genç bir sanatçı olarak çağdaş sanat piyasasına dair eleştirileriniz nelerdir?


Çağdaş sanatın samimiyet istediği düşüncesindeyim. Yapma eylemini sürekli kılmak, belirli bir süreden sonra bir alt başlıkla, kendini parasal ölçeğiyle işleyen bir yapıya dönüştürüyor. Parasal bir cazibeden ziyade çağdaş sanat piyasasının öncelikle genç sanatçılar için erken dönem destekçilerini yaratmasını beklerim.


Yakın zamanda gerçekleştireceğiniz sanatsal etkinlikler, üretmeyi planladığınız yeni bir seri, katılacağınız sergiler yahut başka planlarınız var mı?


Son dönemlerde fotoğrafın kendi nesnesini inşa etme potansiyelleri ve ses ile olan ilişkisi üzerine çalışıyorum. 2024 yılının ocak ayında Merdiven Art Space’de gerçekleşecek olan kişisel sergime hazırlanıyorum.


Commentaires


bottom of page